EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Çocuğu Büyüten Bir Köydür...

Yücel Gürsel, Mimar

Mimar Yücel Gürsel yaklaşık 10 yıl önce Tepekent’te uygulanabilecek bir proje tasarladı. Projenin başlığı “Çocuklar ve yaşlılar için Tepekent’te yaşam”. Projede amaç, çocukların eğitiminde yaşlılarla ortak bir yaşam alanı oluşturarak eğitimin çok yönlü gelişimini sağlamak. Eğitim konusunda çeşitli araştırmalar yapan Gürsel, eğitim konusunun çok fazla uzmanlıkla bağdaştırılmaması gerektiğini düşünüyor ve ekliyor, “Çünkü bir olay uzmanlık alanına indirgendiğinde başka bir deformasyona neden oluyor. En sonunda onu tasarlayanın kafası bir metoda, yönteme takılır”. Projede aslında komşuluk dayanışması ve organizasyonu içinde, okul öncesi çocukların, yaşlıların ve engellilerin, sosyal çevrelerinden kopmaksızın yaşama ve üretime katılmaları, ticari kaygıya endeksli olmayan, ideal bir eğitim ve yaşam alanı yaratılması amaçlandı.

“Çocuklar ve yaşlılar için Tepekent’te yaşam”

Tepekent’te hayata geçirilmesi için tasarlanan proje, çocuk evleri (kreş), yaşlılar evi, sosyal kültürel tesisler ve bazı sağlık tesislerini bir arada düzenlemek ve entegre hale getirme amacını kapsıyordu. Bu sayede hem çocuklar hayat tecrübesi olan insanlarla ilişki içinde bir şeyler öğrenecek hem de toplumdan soyutlanma boyutuna gelen yaşlılar da çocuklarla hem fonksiyonel hem de sembolik bağlar kurarak yeni hayat bağları oluşturacaklardı. Kreşlerde izole eğitim gören ve toplumsal çeşitlilikten soyutlanan çocuklar için sosyal hayatın, ekolojik ve yapılı çevrenin içinde tecrübe edinmesi ve bu tecrübelerini de yanlarında bulunan yetişkinler tarafından anlamlandırılması açısından önemli bir proje. Aynı zamanda yaşlılar için de yeni bir yaşam amacı oluşturuyor.

“Modernleşmeyle birlikte farklı eğitim sistemleri ortaya çıktı ama en olumsuz tarafı ezberci bir sistemin oluşması. Çocuk okulda okuma yazma öğrendikten sonra ezberlemeye başlıyor. Bunun sonucunda da kalıp düşünceler oluşuyor, özgür düşünceye ulaşması yıllar alıyor. Çocuk gidecek kenti görecek, tanıyacak, yapılı çevre ile tanışmış olacak. Fakat bizde mimarlık öğrencisi üniversiteye gelince binaya bakmaya başlıyor” diyor Yücel Gürsel ve çevre esaslı eğitimin önemini belirtiyor. Doğayla tanışmanın hayatı ve dünyayı tanımak olduğunu belirten Gürsel, ilkokulda çocuklara tarih ya da coğrafya dersi vermektense doğayı öğretmek gerektiğinin altını çiziyor. Bu durumda o doğayla ilişkide olabileceği bir mekân ihtiyacı çıkıyor ortaya. Bu mekandan çocuğun insan bedenini, doğal ve yapılı çevreyi yaşayarak öğrenmesi gerekiyor.

Aslında bazı ülkeler benzer projeleri hayata geçirmeye çalışmış. Örneğin Yugoslavya’da bir örnek uygulama yapılmış. Küçük çocukların olduğu sınıflar, deneyimli üst sınıf öğrencileri ile karıştırılmış. Üst sınıflardaki öğrencilerin yaşam tecrübesiyle derslerde öğretilenlerin pekiştirilmesi amaçlanmış. Projede çocukların sokağın tecrübesini de paylaşmaları hedeflenmiş. “Bir çocuğun sokağa çıkmaması büyük bir felakettir. Fakat sokağa çıktığı zaman da tanımadığı bir insanla nasıl ilişki kurması gerektiğini bilmesi gerekir. Bu anlamda sokağın eğitimi, anne ve babanın eğitiminden daha ileri bir durumdur. Ekolojik çevre insanın doğayla ilişkili bilgilerinin kaynağıdır. Yani çocuk daha yürümeye başladığı andan itibaren doğa bilgisini öğrenmelidir” diyen Gürsel, çocukların biyoloji dersi altında her şeyi okulda öğrenemeyeceğinin altını çiziyor.

“Ticari kaygı ön plana çıkmamalı”

On sene önce Tepekent’te uygulanması için tasarlanan projeye belediyelerin neden sahip çıkmadığı sorusunu yöneltiyoruz Yücel Gürsel’e. Aldığımız yanıt, günümüzde sadece ekolojik yaklaşımlar çerçevesinde karşılaşılan bir sorundan öte bütün konularda karşılaşılan bir sorunu ortaya çıkartıyor, yani “ticari kaygı”yı.

“Böyle bir projenin öncünsün kim olması gerektiği konusu ilk başta ön plana çıkan konu. İşin içinde sadece kar odaklı bir yapılanma olacaksa zaten negatif bir süreç olur. Tabii bu aşamada kàrı göz ardı edemezsin, ticari olması lazım. Fakat burada önemli olan ticaretin kimler arasında olması gerektiği ve projenin salt maddi getirisi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği.”

Gürsel, yapılı çevrenin doğru örgütlenmesi ile uzun vadede oluşabilecek toplumsal sorunların ortadan kaldırılabileceğini savunuyor. Gereksinimlerin nasıl çözüleceğinden çok, bu gereksinimlerin aslında hiç oluşmayabileceğinin altını çiziyor.

Çocuğa temel eğitim sürecinde sağlıklı bir etkileşim alanı öneren ‘Tepekent’ vb. projeler, bu anlamda sorunun kökenine yönelik önemli girişimler olarak dikkat çekiyor.

Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)