EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Türkiye’de FSC Belgeli Üretimler

Doğaya daha az zarar vermek için ahşabın kaynağından toplanarak üretim tesisine gelmesi ve nihai kullanıcıya ulaşmasına kadar ki bütün süreçler değerlendirilerek sertifika veriliyor.

Türkiye’de yaşadığınız evin mutfak dolabı ya da ahşap kapısı FSC sertifikalı olabilir mi? Daha doğrusu bunları yapan firma yerli bir firma var mıdır? FSC ya da PEFC gibi kuruluşlardan belgelendirilmişse neden olmasın…

Belgelendirilen ormanlardan elde edilen ürünler, orman malzemelerini işleyen firmalara ulaşıyor. Firmalarda işlemden geçen orman ürünleri de nihai kullanıcıyla, yani müşteriyle buluşuyor. Bütün bu süreç ise dünya genelinde oluşturulmuş FSC ya da PEFC gibi kurumlara bağlı akredite firmalar tarafından belgelendiriliyor. Türkiye’de FSC belgesine sahip firmalardan biri olan Eurodecor da, bir proje teklifi sırasında FSC sertifikası zorunluluğu şartı ile karşılaşınca sertifikayı almak için gerekli başvuruları yapıyor. Son zamanlarda özellikle Avrupa ve Ortadoğu firmaları da projelerinde doğaya az zarar veren sertifikalı ahşap ürünlerini kullanmayı tercih ediyor. Ahşap firmaları bu ihtiyacı karşılamak için yönetim sistemlerini, uluslararası sertifika veren kuruluşlar aracılığı ile düzenliyor. Eurodecor’da Kalite Müdürü olarak görev yapan Lerna Öztürk, gün geçtikçe sadece tüketicilerin değil, aynı zamanda üreticilerin de doğaya karşı bilinçli hareket etmeye başladığını söylüyor.

Üretim Süreci Denetleniyor

Eurodecor firmasının FSC’den sertifika alma süreci, Dubai’den gelen bir proje teklifi ile başlamış. Teklifte, FSC sertifika şartının aranması, firmanın Türkiye’de FSC sertifikasını veren kuruluşlardan biri olan BM Trada ile irtibata geçmesine neden olmuş. FSC sertifikasının alınması, ürünlerin sadece son aşamasının değerlendirmesi ile gerçekleşmiyor. Ahşabın kaynağından toplanarak üretim tesisine gelmesi ve nihai kullanıcıya ulaşmasına kadar ki bütün süreçler değerlendirilerek sertifika veriliyor. Buradaki en önemli nokta da FSC’li ürünlerin izlenebilirliğinin sağlanması. Firma da bunun sağlamak için giriş, ara ve son kalite kontrollerinden etiketlemelerine kadar tüm süreçleri, ERP sisteminde dahil olmak üzere değişiklikler yapmış. Bütün bu değişiklikler, FSC’li bir ürünün fabrikaya giriş yapmasıyla birlikte her adımının izlenebilirliğini sağlıyor. Uygulamalarda en önemli noktalardan bir tanesi; “karışık” veya “saf” olarak sınıflandırılan girdilerin, sisteminizde doğru olarak tanımlanması ve üreteceğiniz ürünün sınıfının belirlenmesi için yapılacak hesaplamaların sisteminiz tarafından doğru yapılması..

Yurt Dışında Tanınması Çok Önemli

Türkiye’de nihai kullanıcıya ulaşan ürünler, şu aşamada yurtdışı sertifika kuruluşları ile belgelendiriliyor. Türkiye’de FSC ya da PEFC niteliğinde sertifikasyon sistemi bulunmuyor. Böyle bir oluşum gerçekleştirilmesi durumunda ise hem orman alanlarının korunması anlamında önemli bir adım atılmış olacak hem de yerli üreticiler yurtdışından sertifika almak zorunda kalmayacak. Fakat Türkiye’de yapılacak bir sertifikasyon sisteminin uluslararası piyasada da tanınıyor olması çok önemli bir konu. Öztürk, “Eğer Türkiye’de sertifikasyon sistemi kurulacak ise, bunu verecek kurumun yurt dışında akreditasyonunun da sağlanması gerekiyor ki biz sertifikayı aldıktan sonra projelere teklif verirken kullanabilelim. Bunun sağlanması için de çok ciddi çalışmalar yapılmalı” diyor. Türkiye’de sertifikasyon sisteminin oluşması için de devletin destek vermesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Gerçekleştirilecek olan teşvikin sadece parasal açıdan olmasının açığı kapatmayacağını söyleyen Öztürk, “Dünyada başı çeken kuruluşların içeriklerini, organizasyonel yapılarını vb. tüm süreçlerini içeren araştırmalar yapmalı, ya da yapılması için uygun zemin hazırlanmalı” diyor.

BREEAM Adaptasyon Süreci

ÇEDBİK, Eylül 2009 tarihinde Breeam ile iyi niyet anlaşması imzalayarak Breem’in Türkiye’ye adaptasyon sürecini başlattı. ÇEDBİK yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre de 2011 senesinde bu adaptasyon tamamlanmış olacak. Tabii bu süreç, orman ürünlerinin sertifikasyonunun da ilgilendiriyor. Kullanıcıların yani tüketicilerin bu tarz girişimlerin uzağında olduğunu hatırlatan Öztürk de, “İnsanlarımız, içinde bulunacakları ve beklide tüm gününü geçirecekleri alanları seçerken henüz bu kriterleri göz önünde bulundurmuyor. Bu sebeple iç piyasaya satış yaparken üreticilere bir zorlama getirmiyor bu durum. İnsanların bilinçlenmesi ile biz üreticilerde piyasa koşullarına adapte olmak için bu tarz oluşumların içerisinde yer alacağız” diyor.

Türkiye’de ahşap üreticilerini kapsayacak olan bir sertifikasyon sistemine ahşap sektörünün adapte olması ise zor görünmüyor. Çünkü sertifikasyon, ağacın işlenme şeklinden çok sertifikalı ürünün takibini gerektiren bir sistem.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)