EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Sertifikalar Gösteriş Malzemesi Haline Geldi

Erdinç Boz, Mak. Y. Mühendisi

Erdinç Boz, uzun yıllardır binaların enerjilerini etkin kullanmaları için çalışıyor. Türkiye’nin enerji etkinlikleriyle ön plana çıkan pek çok projesi onun mekanik danışmanlığında uygulanıyor. Ekolojik yapıların önemli bir parametresi olan enerjinin etkin kullanımı ve bunu teşvik eden mekanizmalar olarak Yeşil Bina Değerlendirme Sistemleri hakkında kendisine merak ettiklerimizi sorduk.

Binaları çevresel etkilerine göre değerlendiren sistemler sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. Sizin bu konudaki görüşünüzü öğrenebilir miyiz?

Enerjiyi korumak için sizin önünüzde mutlaka bir rehber olması gerekiyor. Bu rehberler de şu aşamada BREEAM ve LEED. Bana göre sertifika almalı mıyım yoksa almamalı mıyım konusuna bakmadan öncelikle onların tavsiye ettiği kuralları uygulamak lazım. Önemli olan sertifikanın alınıp alınmaması değil, binanın sertifikayı alabilecek şekilde yapılması. Ancak şimdi günümüzde şu anlamda bir sıkıntı var; LEED, BREEAM’ler bir gösteriş amacı haline geldiler. Halbuki biz 2001 senesinde Ashrae’yi kullanarak hangi teklifi veriyorsak şu anda Leed ve Bream aynı teklifi veriyor. Zaten Leed de Breaam de ağırlıklı olarak Ashrae modelini kullanmışlardır. Yani içerik aynı. Bunlar yeni konular değil, binanın enerjisini verimli kullanabilmesi için bunlar zaten bir danışmanın yapması gerekenler.

Bu sistemlere dair en belirgin sıkıntının işletmeye alma sürecinde (commissioning) olduğu söyleniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Evet, özellikle bu süreçle ilgili sıkıntılar var. Şimdi Türkiye’de Leed ya da Bream sertifikasyonunu yapabilecek belgelere sahip insanlar bu uzmanlığın tercümesini bilmiyorlar. İşletmeye alma dediğimiz olay test ve devreye alma diye çevriliyor Türkiye’de. Ama aslında bunun tam çevirisi bu değil. Leed ve Bream’de geçen işletmeye alma görevi dizayn süreciile birlikte başlıyor. Ayrıca işin sonundan sonra da bir on iki ay daha devam ediyor. Siz işletmeye alma uzmanı olarak işin başlangıcından itibaren bulunmak durumundasınız, test ve devreye alma aşamasında değil. İşletmeye alma uzmanı, aynı zamanda mal sahibinin danışmanı olarak da önemli bir rol üstleniyor.

ABD’de Cx Agent vb. bağımsız işletmeye alma uzmanı eğitimleri olduğunu biliyoruz. Bu işi yapabilmek için bu vb. bir sertifikaya mı sahip olmak gerekiyor?

Sertifika için verilen eğitimlerin de faydası vardır tabii ama asıl önemli olan sizin benzer binaları yapmış olmanız, bu alanda birikim ve deneyimleriniz. İşi yapabilmek için illa ki bu sertifikayı alıyor olmanız şart değil. İşletmeye alma uzmanı olabilmeniz için konuyu iyi bilmeniz gerekiyor, A sınıfı bir bina yapılacaksa A sınıfı bir elektrik motorundan, seçilecek pompanın tipine kadar bilginiz olmalı.

Binalarda enerji tüketimini en aza düşürmek için çalışılıyor. Değişen konfor alışkanlıklarımız enerji tüketim artışında sizce ne derece etkili?Konfor alışkanlıkları gerçekten de önemli bir konu. Ben IBM binası için çalışırken, 1988’lerde şantiyede paltolarla oturuyorduk. Bir tane de İngiliz proje müdürü vardı, biz paltolarla üşürken o ceketle toplantıya gelir, toplantının hareretli bir anında ceketi çıkarır ve ince bir kazakla kalır ama üşümezdi. İnsanlar Türkiye’de iç mekanlarda 22 derece sıcaklıkta oturabilirler ve bu en sağlıklı ortamdır. Ama artık Türkiye’de kışın oturulan sıcaklıklar 26 derecenin altında değil. Bence sıcaklıkların belli standartlara oturtulması lazım. 24 derece yaz sıcaklığı, 21 derece kış sıcaklığı çok doğru bir orandır. Diğerleri israftır. “Doğru uygulama, o yer için o seçilen sistemden maksimum verim elde edebileceğinizi bildiğiniz için yapılmış uygulamadır.”

Bugün bazı gökdelenlerin çatılarında rüzgar türbini kullanıldığını görüyoruz. Bu vb. uygulamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul’da Durusu diye bir yer vardır Terkos Gölü’nün yanında. Orada bizim bir arkadaşımız rüzgar türbini değil pervane kullandı ve senelerdir elektrikli eşyalarının bütün enerjisini oradan alıyor. Orası devamlı rüzgar alan bir yer. Bu tip yerlerde bu tip çalışmaları mutlaka yapmak lazım. Ama sadece sertifika sisteminden puan alabilmek için binanın tepesine bir türbin koyarsanız olmaz. Doğru uygulama, o yer için o seçilen sistemden maksimum verim elde edebileceğinizi bildiğiniz için yapılmış uygulamadır. Mesela bir toprak kaynaklı sistem uygulayacaksanız, en iyi verimi elde edebileceğiniz bir sistem uygulamanız lazım. Bu tip bir sistemi yapabilmeniz için toprağın ıslak olması gerekir. Islak toprak iletişimi daha fazla temin ettiği için daha iyi verim alabiliyorsunuz. Öbür türlü kuru toprakta soğutma yaptığınızda toprağı o kadar çabuk ısıtıyorsunuz ki toprak sıcaklığı dış hava sıcaklığını geçtiği zaman sistem hava soğutmalıdan daha kötü çalışıyor. Tek bir parametrenin uygunluğu üzerinden hareket edemezsiniz. Mesela Ankara’da dış sıcaklık 30 derecedir ama ağacın altında oturduğunuzda terlemeden de durabilirsiniz. Rutubeti alınmış 26 derece bir sıcaklık inanılmaz konforlu bir ortamdır. Bilinçli alıcı ve bilinçli insan olmak önemli. Doğru bir işleyiş modeli oluşturup uygulanarak çevresel etkileri en aza indirilmiş bir bina oluşturulduğunda, mal sahibi de daha değerli bir binaya sahip olacaktır. Şu anda bana göre en büyük sıkıntı; “Biz binaya bir Breeam alalım, yarın bir gün satarken daha pahalıya satarız” düşüncesi. Böyle bir düşünceyle Breeam aldığınız zaman bunun enerji tasarrufu açısından da ekonomik açıdan da size çok büyük bir katkısı olmayacaktır.

Bu konuların gelişimi için yasal yaptırımlar kadar teşvikler de önemli. Sizce bu konu ne şekilde ve kim tarafından desteklenebilir, alternatif teşvik mekanizmaları sizce neler olabilir?

Bugün dünya PV panelleri, ödeme kolaylıkları ve vergi indirimleriyle teşvik ediyor. Bence bu Türkiye için henüz erken, ama güneş Türkiye’de gerçekten de kullanılabilir. Mesela bugün trenle Ankara’ya gidin, Polatlı’dan geçerken dikkat edin, bütün evlerin tepesinde güneş kolektörleri var ama yanlış sistem kullanılıyor. Kapalı sistem olması gerekirken açık sistem çalışıyor, bunun sonucunda da enerjiyi tam olarak kullanamıyor, kışın ısınamıyor, sadece sıcak suyla yetiniyorlar. Devlet, bunların doğru uygulamalarını teşvik edip çok önemli bir enerji tasarrufu sağlayabilir. Türkiye’de çok önemli miktarda dışarı atılan, lüzumsuz yere kullanılan enerji var. Bunu önlemek lazım. Bugün şu binalarda kullanılan enerjiyi, pilot bölgelerde ciddi bir uzman ekibin öncülüğünde enerjinin ne kadar düşürülebileceğini ölçerseniz ortaya çıkacak sonuca şaşırırsınız. Herkes 50 ya da 100 lira vererek bu işlemleri yaptırsa, ortaya inanılmaz bir sonuç çıkar.

Sürdürülebilir yapılaşma açısından bakıldığında ÇEDBİK’in bir şemsiye kuruluş niteliği taşıdığı söylenebilir. Çedbik’in bu alanda eksikleri giderme, sorunları çözme sürecinde olası katkısı sizce ne olabilir? Neler önerirsiniz? 

Bu konuda yapılan yanlışları biraz dizginleyebilmek anlamında çok fazla faydası olur. Dürüst, düzgün ve birikimli insanlardan oluşmuş ve menfaatlerden arınmış bir güç olması önemli. Tabii hükümetin bu noktada sivil toplum kuruluşlarını desteklemesi lazım. Örneğin, Ashrae de 1912’lerde kurulmuş bir STK dır ve nasıl bir konuma geldiği ortada. Bizim en büyük sıkıntımız Amerika’nın yüz senede aldığı yolu on senede almak istiyor olmamız. Sabırlı olmalıyız, beklemeliyiz ve sistemi yavaş yavaş oturtmalıyız. Herkesin birden bire size inanmasını bekleyemezsiniz.

Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)