EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Mimari Tasarımın Gelişimini Belirleyen Yönler Ve Kriterler

Cemil Yaman
Erke Tasarım Kurucu Ortağı

ABD’de 58 binden fazla bina kayıtlıyken, Türkiye’de 586 kayıtlı yeşil bina bulunuyor. Türkiye’de yeşil binanın yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel LEED sertifikası maliyetinin yüksek olduğunun düşünülmesidir. Maliyet açısından baktığımızda LEED sertifikasının binalarda işletme maliyetini yüzde 7-8 düşürdüğü yapılan araştırmalarda görülüyor.

LEED sertifikalı binaların avantajları

ABD’de 58 binden fazla bina kayıtlıyken, Türkiye’de 586 kayıtlı yeşil bina bulunuyor. Türkiye’de yeşil binanın yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel LEED sertifikası maliyetinin yüksek olduğunun düşünülmesidir. Maliyet açısından baktığımızda LEED sertifikasının binalarda işletme maliyetini yüzde 7-8 düşürdüğü yapılan araştırmalarda görülüyor.

2007 yılından bu yana yeşil bina sektöründe danışmanlık yapıyorum. Türkiye’de yeşil bina projeleri Siemens’in Gebze’deki tesisiyle başladı. 35 bin metrekare alana sahip Siemens Gebze tesisi Türkiye’de LEED sürecine başlayan ilk binadır. 2009 yılında LEED Altın sertifikasıyla da Türkiye’de bir ilke imza attı. Torrium AVM, Rönesans Mecidiyeköy ofis binası, Method Research Company gibi otel, AVM, çalışma alanları ve üretim tesislerinde yeşil bina örnekleri yaygınlaştı. Daha sonra TED Rönesans Koleji gibi özel okullarla da LEED sertifikası yaygınlaştı. En büyük projemiz ise 750 bin metrekareyle otel, ofis ve AVM’yi içeren Mall of İstanbul. 2007’den bu yana 50’den fazla proje tamamladık, 100’e yakın proje de devam ediyor.

Hem yatırımcılardan hem de mimarlardan “Yeşil malzemeleri nereden tedarik ederiz?” sorusuyla çok fazla karşılaşıyoruz. 

Çevreci, sağlıklı ve ekonomik

Yeşil binayı 3 ana başlık üzerinde konuşuyoruz. Öncelikle çevreci ve sağlıklı olmalı, enerji ve su tasarrufuyla da işletmesel anlamda ekonomik olmalı. İnşaat aktivitelerinden dolayı kirliliğin azaltıldığı, ulaşım kaynaklı karbon emisyonunun azaltıldığı, yerel malzemelerin kullanıldığı, bireysel otomobil kullanımının önüne geçildiği ozon tabakasının delinmesini önleyen, yani çevreci gazların kullanıldığı, enerji tüketiminin azaltıldığı, ışığın amacına yönelik kullanıldığı, atıkların değerlendirildiği binaları yeşil binalar olarak tanımlayabiliriz. Bununla birlikte yeşil alanın çok olduğu, doğal kaynakların, ormanların ve yeraltı su kalitesinin korunduğu binalarda çevreci binalardır. Bu binaların ısıtma, soğutma, havalandırma ve ısı yalıtımında enerji verimli olması, yenilenebilir enerji kullanarak enerji tasarrufu sağlayan binalar olması gereklidir. 

Yeşil binayı 3 ana başlık üzerinde konuşuyoruz. Öncelikle çevreci ve sağlıklı olmalı, enerji ve su tasarrufuyla da işletmesel anlamda ekonomik olmalı.

Su tasarrufu konusunda da bina içinde su tüketimini azaltan, peyzajda da genel iklim şartlarına göre çözümlerin uygulandığı, damlama sulama sisteminin kullanıldığı, yeraltında nem sensörlerinin kullanıldığı genel olarak su tüketimini azaltan sistemler tercih ediliyor. Mümkün olduğu kadar gri su, yağmur suyunun toplanması ve yoğuşma suyunun kullanılması bu stratejiyi olumlu etkiler. İnsanlar zamanının yüzde 90’ını binalarda geçirdiğinden kesinlikle sağlıklı bir ortam sağlanmalıdır. Sağlıklı bir ortam sağlayabilmek için de boyalar, yapıştırıcılar, zemin kaplama malzemelerinde kanserojen madde içermeyen ürünler kullanılmalıdır. 

Gün ışığı ve manzara daha verimli çalışmamızı sağlayan unsurlar arasında yer alıyor. Temiz ve sağlıklı havanın olduğu ortamla birlikte sağlıklı, verimli ve konforlu binalar oluşturabiliriz.

Yeşil binanın performansını belirlemek için uluslararası kriterler geliştirildi. Dünyaca en çok tercih edilen sertifika LEED sertifikasıdır. Türkiye’de yüzde 90’dan fazla LEED sertifikası tercih ediliyor. Çevre, sağlık ve ekonomik açıdan binanın performansını ortaya koyan LEED sertifikasında puanlama 110 üzerinden gerçekleştiriliyor. LEED, LEED Gümüş, LEED Altın ve LEED Platinum olmak üzere 4 seviye bulunuyor. Her türlü binaya LEED sertifikası alınabilir. Mevcut binalara, binanın bir katına veya yeni yapılan binalara ya da mahalle veya şehir bazında da LEED sertifikası alınabilir. Bugün daha çok mahalle bazında LEED’i konuşacağız. Bütünleşik süreç yönetimi, yer seçimi ve ulaşım, sürdürülebilir araziler, su verimliliği, malzemeler, enerji ve atmosfer, tasarımda yenilik ve bölgesel öncelik LEED’in ana konuları arasında yer alıyor.

Sağlıklı malzemelerin kullanılmasıyla binalarda temiz hava kalitesini artırarak çalışanların verimini yükseltiyor, firmanın prestijini artıyor. 

LEED süreci bir değerlendirme toplantısıyla başlıyor, projeyi, lokasyonu bu ana başlıklara göre değerlendiriyoruz. ‘Kaç puan alacağız?’, ‘Sertifika seviyesi nedir?’, ‘Birimlerin sorumlulukları nedir?’ gibi sorulara yanıt arayarak detayları tespit edip projeyi LEED online’a kaydediyoruz. Tasarım aşamasında da tüm birimlerle çalışmalarımıza devam ederek tasarım sürecini sonlandırıyoruz. İnşaat başladıysa inşaat aktivitelerinden dolayı oluşan kirliliği azaltmak için erozyon segmentasyonu kontrol planı hazırlıyoruz, ardından atık yönetimi planıyla devam ediyoruz. Kaba inşaat tamamlandıktan sonra da binanın temizliği, klima kanalları gibi yeşil malzemelerin kullanılmasıyla ilgili detayları da tamamlayarak projeyi Amerikan Yeşil Bina Konseyi’ne ikinci kez gönderiyoruz. 

ABD ile kıyasladığımızda ABD’de 58 binden fazla bina kayıtlıyken, Türkiye’de 586 kayıtlı yeşil bina bulunuyor. Türkiye’de yeşil binanın yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel LEED sertifikası maliyetinin yüksek olduğunun düşünülmesidir. Türkiye’de ilk LEED sertifikası 2009 yılında alındı.

586 binanın 162’si sertifikalandırılmış durumda, ABD’de ise 26 bin bina sertifikalı. Türkiye’deki yeşil bina projelerinin 353’ü yeni bina, 141’i AVM ve ofisler gibi çekirdek ve kabuk olarak, 33’ü iç mekan, 32’si mevcut binalar, 16’sı sağlık kurumu, 11’i okul binası olarak bu süreçte yer aldılar.

Türkiye’de 191 sertifikalı LEED uzmanı bulunurken, ABD’de 200 binden fazla uzman bulunuyor. Bu sayının artması için mimarlık ve yatırım ofislerinde en az bir LEED uzmanının olması gerekiyor. 

Maliyet açısından baktığımızda LEED sertifikalı binalarda işletme maliyetininin yüzde 7 ila 8 arasında düştüğü yapılan araştırmalarda görülüyor. Bizim yönettiğimiz projelerde en az yüzde 20 enerji tasarrufu, en az yüzde 30 su tasarrufu sağlanıyor. Bunun yanı sıra bina değerini artırıyor ve yatırımların geri dönüşünde de katkısı var. Sağlıklı malzemelerin kullanılmasıyla binalarda temiz hava kalitesini artırarak çalışanların verimini yükseltiyor, firmanın prestijini artıyor. 

Bitirmiş olduğumuz 50’den fazla projede ve danışmanlığını yapmış olduğumuz 100’den fazla projede LEED Altın sertifikası alırken normal bina maliyeti ile hiçbir maliyet farkı bulunmuyor. Türkiye’nin ilk LEED sertifikası alan 30 milyon avroluk Siemens Gebze tesisinin bütçesini de biz hazırladık. Bu projede ABD’li bir firmayla çalıştık ve maliyetin sadece yüzde 1 artış göstereceğini tespit ettik. Yüzde 30 enerji tasarrufu, yüzde 70 su tasarrufu sağladık. İnşaat maliyetinin yüzde 40’ı kadar yerel malzeme, yüzde 35’i kadar geri dönüştürülebilir malzeme kullandık. 

Siemens’ten sonra ikinci projemiz Torium AVM’de müşteri ekstra maliyet olmadan sadece LEED sertifikası almak istedi. Çalışmaların ardından proje ekstra maliyet olmadan LEED Gümüş sertifikası alabiliyordu. Projeyi hazırlayıp 2 sene sonunda Amerikan Yeşil Bina Konseyi’ne ilettiğimizde LEED Altın sertifikası alabildiğimizi tespit ettik. Hilton Garden Inn otel projesinde de ek maliyet olmadan çevreci bir bina inşa ettik.




Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)