EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

​Mini Portföy ​Bünyamin Derman​

Baumit Sponsorluğunda

1965 yılında Konya Eregli’de dogdu. 1989’da Yıldız Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. 1988-1996 yılları arasında aynı üniversitesinin, 1999-2004 yıllarında Istanbul Kültür Üniversitesi ‘nin mimari tasarım atölyelerinde dersler verdi. Çesitli dönemlerde İTÜ, Bursa Uludag Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde proje jürilerinde bulundu, konferanslar verdi. 1995 yılında Dilek Topuz Derman ile db Mimarlık ve Danısmanlık Ltd. Sti.’ni kurdu. Halen mesleki çalısmalarına kendi bürosunda devam etmektedir. 1990 ‘ların basından bugüne kadar girdigi ulusal ve uluslararası çok sayıda yarısmadan 8 ‘i birincilik olmak üzere çok sayıda ödül ve mansiyon kazanmıs, jüri üyelikleri yapmıstır.

BOMONTİ APARTMANLARI

Şişli’nin çok eskilere dayanan kent yaşantısını bugüne uyarlayan Bomonti Evleri

Şişli Bomonti’de inşa edilen ‘Bomonti Evleri’ kent içinde, çevre referansları ile biçimlenmiş bir konut kompleksidir.  Projenin ana konseptini, Bomonti’nin yıllar içinde şekillenmiş kent hizaları, sokakları, ağaçları, duvarları, avluları, çevre yapıları, bunların gabarileri, özetle kent yaşantısı belirler. 

Bomonti Evleri; rasyonel kurgusu, modern, yalın mimari dili ve çevresi ile kurduğu ölçülü, saygılı ilişki ile Şişli’nin çok eskilere dayanan kent –yaşantısını- kültürünü bugüne uyarlamıştır. 

Yapı kütlesi, mevcut kent hizalarını devam ettirerek, arsa çeperlerinde, sokaklar boyunca bir çizgi oluşturur. Yapı, sokağa bakan cephesinde kentle, sokakla ilişki kurarken, bu çizgisinin içinde kalan geniş iç boşlukta –avluda- kendi sakin ve mahrem yaşantısını kurgular. Komşusu olan Notre Dame de Kourdes Gürcü Katolik Kilisesi, bahçe duvarı ve gabarisi ile hem yapı kütlesinin biçimlenişinde önemli bir tasarım verisi, hem de avlunun, peyzaj içinde yönlendiği çok özel bir panorama olmuştur.

Proje Yeri:İstanbul – Şişli
Proje Yılı:  2009 – 2012
Proje Alanı: 17.125 m2
İşveren  : Tekfen Emlak Geliştirme Yatırım ve Tic. A. Ş.

Arsanın paralel sokakları Kazım Orbay caddesi ve Fırın sokak farklı kotlarda olmalarına rağmen yapının her iki sokakla da ilişkisi sağlanmış ve bir pasaj geçiş ile iki sokak avluya bağlanmıştır. 

Avludaki peyzaj, yapının çatı katlarında da devam eder. Geniş terasların yeraldığı bu katlar, kullanıcıları için keyifli mekanlar olmanın yanı sıra, kütle algısının sürekliliğini kırarak, mimariyi de dinamik ve keyifli kılar.

DLP No. 1 OFİS

Dolapdere Ofis; mevcut dokunun az katlı ve kaotik yapısına atıfta bulunur.

‘Modem kent yalnızca bir yer değildir. Kendi içinde bir imgeler dizisi, bir iletiler ağıdır. Bir kent; görünümleri, cepheleri ve planıyla öğretir ve koşullandırır’ der Berger. İstanbul’un eski semtlerinden Dolapdere kentsel yenileme çalışmaları ile bugün yeniden hayat bulmaktadır. Dolapdere Ofis yapısının mimari ve mekansal özellikleri ile içinde yer aldığı bu çevreye olumlu katkılarda bulunması amaçlanmaktadır. 

Bilgi Üniversitesi Kampüsü yanında yer alan Dolapdere Ofis mevcut dokunun az katlı ve kaotik yapısına atıfta bulunur. Yığılma teması ile birbiri üstünde kayarak yükselen ofis katlarının biri diğerine gölgelik ya da balkon olur. Zemin üstü altı kattan oluşan yapı arsanın formuna uyarak yatayda gelişir. Zemin katta ofis girişinden bağımsız tasarlanan kafe ve restoranlarla sokak yaşantısını canlandırmak amaçlanmıştır. 

Proje Yeri:İstanbul – Dolapdere
Proje Yılı:  2012 - 2015
Proje Alanı: 24.000 m2   
İşveren  : Kapital Gayrimenkul

Ofis hacimleri bir atriumda buluşan iki kütlede yer alır. Atnum katlar boyunca iki kütleyi birbirine bağlar. Aynı zamanda çalışanların bir araya geldikleri bir dinlenme mekanı ve balkona dönüştüğü katlarda da çevredeki tarihi yapıların görülebildiği seyir teraslarıdır. 

Yapı cephesinin endüstriyel bir görünümde olması tercih edilmiştir. Cephede koyu renkler ve gri metal güneş camlar kullanılmıştır. Arsanın ön ve arka cephesi arasındaki kat farkı yapının arka cephesine fon oluşturan zengin bir iç bahçe ile değerlendirilmiştir.

İSTANBLOOM

O, kenti anlatmak ve anlamak için yapılmış bir yapıdır.

Kentin üst üste yığılmış kütlesel ifadesidir. İstanbul’un zengin tarihi geçmişi ve dünden bugüne süregelen kültürel çeşitliliği, yapının katları boyunca katman katman yükselir ve İstanbul sahne alır.

Yapı, konumu itibariyle Karadeniz’den Marmara’ya, tarihi yarımadadan Üsküdar’a dek geniş bir panoramaya açılmaktadır. İstanbloom sunduğu eşsiz İstanbul panoraması kadar, bu eşsiz peyzaj içinde, nasıl bir siluet etkisi bıraktığı ile de ilgilenir.

Kütlesel biçimleniş özelliğiyle, çevresindeki mevcut yapı ve dokularla da ölçekli bir ilişki kurabilmektedir. Kule yükselirken, çevre  yapılar arasından sıyrıldığı noktada, gökyüzünde, boşlukta salınıyormuş duygusu vermektedir. Çift cidarlı tasarlanan yapı fasadı, içerdeki kullanıma ve günışığının mevsime ve günün saatlerine göre değişen efektlerine bağlı olarak sürekli bir devinim içerir.

Proje Yeri: İstanbul - Zincirlikuyu
Proje Yılı: 2009 - 2014
Proje Alanı: 79.571 m2 
İşveren  : Esin Yapı

Kulenin konut girişi- + 0.00, ofis girişi - 4.20 kotlarından olup iki ayrı meydandandır. Ofis hacimleri geniş avlularla parçalanmıştır. Bu avlular, kullanım alanlarının doğal ışık ihtiyacını karşılarken, kullanıcıları için de peyzaj unsurları ile dizayn edilmiş keyifli açık alanlardır. Ofis katının meydan cephesi ile ilişkili hacimleri kamuya açık alanlardır. Kule çekirdeğinin konumlanışı konutlarda  yatayda ve düşeyde farklı plan seçenekleri oluşturabilme imkanları sunmaktadır. Kulenin sosyal tesisleri; havuz, fitnes, cafeler, katlar arasındaki teraslar konut kullanıcılarının bir araya gelebilecekleri, sportif ve rekreatif kullanıma imkan veren , ortak mekanlardır.

Yapı çevresindeki mevcut peyzaj, yapının ofis ve konut girişlerinin yeraldığı meydanlarda, alt avlularda, katlardaki teraslarda ve konutların kendi özel bahçelerinde yatayda ve düşeyde devam eder. Dikey park bir yandan doğal iklimlendirmeyi sağlarken, diğer yandan yapının iç ve dış mekan algısına yeşilin efektlerini, rengini ve yaşantısını taşır.

İSTANBUL TİCARET ODASI SİRKECİ KOMPLEKSİ  

Hiç kuşkusuz içinde bulunduğumuz zamanın ihtiyaçları ve gelişen teknolojinin sunduğu imkanlar doğrultusunda pek çok şey gibi kentler de değişir, dönüşürler. Bu süreçte kentsel süreklilik ve kentsel hafızanın korunması için gösterilecek hassasiyet çok önemlidir. Zira bir kentin kimliği onu diğerlerinden ayıran, özel kılan en öncelikli hususiyetidir.

İstanbul, kuruluşu Roma Uygarlığı’na tarihlenen çok eski bir yerleşimdir. Roma, Bizans ve Osmanlı kültürlerinden bugüne ulaşan pek çok yapının yer aldığı tarihi sokakları bir açık hava müzesi gibidir. İçinde İstanbul Ticaret Odası Binası’nın da bulunduğu Eminönü ve Sirkeci meydanları arasındaki yapı adasının bir kültür merkezi olarak dönüştürüldüğü ve Saray Burnu’ndan İstanbul Ticaret Üniversitesi’ne dek uzanan kıyı şeridinin ve arkasındaki etkileşim alanlarının yeniden ele alındığı projeye yaklaşımımız bir anlamda kentsel belleğin izlerinden bugünün İstanbul’una uzanan bir yolculuk gibidir.  

Proje Adı:  İstanbul Ticaret Odası Sirkeci Kompleksi,  
Davetli Yarışma Projesi. 1.ÖDÜL
Proje Yeri: Sirkeci, Eminönü, İstanbul
Proje Yılı: 2013
Proje Alanı: 31.155 m2 
İşveren: İstanbul Ticaret Odası

Kentsel kararlar

Ulaşım – Kente ve Kıyıya (Araç, Toplu Taşıma, Yaya Sirkülasyonu) 
Yarışma alanı kentin en eski liman ve ticaret bölgesidir. Bizans Dönemi’nde gelen malların depolandığı büyük hangarların, tüccarların konakladığı hanların, gemideki mürettabatın alış veriş yaptığı dükkanların yeraldığı  Neorion Limanı’dır. Osmanlı Dönemin’de de önemini korur ancak adı değişir. Burada yeralan Gümrük Eminliği’nden dolayı adı Eminönü olur. Galata Köprüsü yapılana dek Galata ile bağlantısı kayıklarla sağlanan İstanbul’un bu liman bölgesi, zaman içinde yapılan köprülerle araç trafiğinin arttığı bir transfer noktası haline gelmiştir. Sirkeci Garı, arabalı vapur iskelesi, dört şeritli sahil yolu derken meydanların, çarşının kıyı ile bağlantısı kesilmiş ve yayanın denize ulaşması başlı başına bir problem haline gelmiştir. İnsanların kıyı ile ilişkisini kurmak için yolun altında ya da üstünde geçitler inşa edilmiştir.

Bu projede öncelikle kıyı ile meydanlar ve çarşı arasındaki yaya hareketinin kesintisiz ve hemzemin olarak sağlanmasının imkanları araştırılmıştır. İlk olarak kıyı ile meydanları birbirinden koparan yoğun araç sirkulasyonunun olduğu İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden başlayarak Saray Burnu’na kadar devam eden yol yeraltına alınmış, kıyı boyunca kesintisiz bir yaya promenadı tasarlanmıştır. Zeminde Galata Köprüsü’’den itibaren kıyı boyunca korunan tramvay hattının yanı sıra iki şeride düşürülerek yavaşlatılmış araç trafiği önerilmiştir. Toplu taşımanın desteklendiği yaklaşımda vapur iskeleleri korunarak metro ön plana çıkarılmıştır. Meydanların altında kapalı otopark alanları önerilmiş, yaya geçitleri ortadan kaldırılmıştır. 

Araç geçişinin yavaşlatılmasıyla meydanlardan, sokaklardan, Gülhane Parkı’ndan kıyıya hemzemin ulaşım sağlanmıştır.

Kent Peyzajı – Yeşilin Sürekliliği  

Kent peyzajı yapı kütleleri ya da yollar arasına sıkışıp kalmış yeşil boşluklar olmanın çok ötesinde kentin coğrafi ve tarihi geçmişine tanıklık eden kentsel hafıza izleridir. Parklar salt kentin nefes aldığı alanlar değildir, onlar anlamsal ve kurgusal yorumlanışlarının gösterdiği incelikle kentsel yaşam kültürünü yansıtan unsurlardır.

Hızlı araç trafiğinin bir tünelle yeraltına alınması, Saray peyzajının bir parçası olan Gülhane Parkı yeşil dokusunun denizle buluşmasını sağlar. Yeşil doku (koru), kıyı promenadı boyunca çeşitli rekreatif aktivite alanlarıyla devam ederek, Unkapanı istikametinde Kent Parkı ile finallenir. Park, Pervitich haritalarındaki imar izlerinin şekillendirdiği peyzajıyla kentsel belleğe atıfta bulunur. 

Korunan Doku ve Yapılar

Eminönü, Mısır Çarşısı ve Sirkeci Meydanları’nın kıyıyla olan fiziksel ve görsel ilişkileri yeniden tanımlanmış, Mısır Çarşısı, Yeni Cami, Sirkeci Garı gibi tarihi binaların sakin bir peyzaj ve çevre düzenlemesiyle ön plana çıkarılması amaçlanmıştır. 

Sirkeci Garı ve çevresi, tren istasyonu, tamir bakım atölyeleri ve depolarıyla bir endüstriyel sit alanıdır. Proje kapsamında Sirkeci Garı’nın ulaşım müzesi, diğer yapıların ise sanat galerileri, performans alanları ve atölyeler olarak yeniden işlevlendirilerek restore edilmesi önerilmektedir.

Sirkeci arabalı vapur iskelesinin Yenikapı transfer merkezine taşınması önerilmektedir. Böylece eski liman tarihi gemilerin, teknelerin sergilendiği bir açık hava müzesi olarak yeniden düzenlenecektir. Sepetçiler Kasrı bu açık müzenin kapalı alanı olarak kullanılacaktır.

Yapı Adası – Kültür Merkezi

‘Bir çevresel gerçekliği bir yere dönüştürmek, onun gizil varlık potansiyelini görünür kılmakla mümkündür’ der Heidegger. Başka bir ifadeyle, tasarlanan yapı hep oradaymış gibi olduğunda, oraya ait olduğunda, kendi olur.

Proje konusu yapı adasının kültür merkezi olma yolundaki dönüşümü, yakın çevre okumaları (konum, kent dokusunun sürekliliği, kent hizaları, deniz açılımları, siluet devamlılığı vs.) ile yapı programı ve panorama üzerinden gerçekleştirilmiştir. 

Mevcut (korunacak) yapılarla birlikte yapı adasının çeperlerinde yer alan öneri yapılar, yapı adasının sınırlarını vurgularken aynı zamanda kent hizalarını tanımlarlar. Bir tür doku tamiri olarak nitelendireceğimiz bu yaklaşımla siluet sürekliliğini de sağlamak mümkün olmuştur.

Mevcut dokunun, yapı adaları içinde yatay ve dikey konumlanmış parçalı örgüsünün proje alanında da devam ettirilmesiyle kent dokusunun sürekliliği sağlanmıştır. Tek ve büyük bir kütle yerine ölçekli bir bütünsellik elde edilmiştir. Bu parçalı kurgu ile mevcut kent dokusunun sokak sürekliliği yapı adasında da devam ettirilerek sokaklar kıyıya bağlanmış, yayanın denizle bağlantısı güçlendirilmiştir.  Kültür Merkezi’nin zemin katları ve çatıları kamusal alan olarak değerlendirilmiş, iç sirkülasyondan bağımsız olarak ziyaretçilerin çatıya ulaşımı sağlanmıştır. Buralarda sergi, müze, kültür ve sanat performans alanları, cafe ve restoranlar, dükkanlar, çatıda açık hava sergileri, seyir amfileri, rekreasyon ve gösteri alanları gibi pek çok aktivite alanı oluşturulmuştur. Çatının kamusal alana açılmasıyla bir anlamda zemin kullanımı arttırılmış ve İstanbul panoramasına 360 derecelik bir bakış imkanı sağlanmıştır. Merkezin birinci katlarında eğitim alanları ve kütüphane gibi mekanlar yer alır.

780 kişilik büyük salon ve küçük salon kütlelerinin ortak fuayesi kente açılan büyük bir pencere gibidir. Yönetim Binası korunurken, han otel olarak restore edilmiştir. Yapı adasının çeperlerindeki diğer yapılar farklı büyüklüklerde, esnek kullanımlı kütlelerdir. Farklı yükseklikte ve kurgudaki bu hacimler çok amaçlı performanslara uygun olarak tasarlanmışlardır. Bu kütleler yatayda ve düşeyde farklı iç mekan kullanımlarına olanak vermektedirler.

Bazaları (zemin ve birinci katları) betonarme, üst katları çelik olarak tasarlanmış yapılar birbirleriyle farklı kotlarda sirkülasyon köprüleri ile bağlanırlar. Zemin kattaki kamusal kullanımda tercih edilen transparan kütle anlayışı üst katlarda ikinci bir fasadla kaplanarak, tülle örtülmüş hissi veren yarı geçirgen bir hal alır.

Yapı adasındaki irili ufaklı eski (mevcut), yeni yapıların arasındaki avlu bir kentsel aralık oluşturur. Çevredeki sokaklardan kıyıya yönelen yaya hareketi, yapılar arasındaki dar sokaklardan geçerken bu kent aralığında soluklanır ve yine dar sokaklardan geçerek kıyıyla buluşur. Bu geçiş ve soluklanma alanı aynı zamanda yapı adasındaki tüm yapıların sirkülasyon elemanlarının yeraldığı devingen bir geçiş alanıdır. 

Urban Landinstitute ‘çevreye eklenen her yapının teslim aldığı arsayı eski durumundan daha iyi durumda devretmesini öngörür. Bu, aslında bir neslin kendi zamanıyla sınırlı olmayan ve gelecek nesillere dek uzanan toplumsal sorumluluğudur. Bu çalışma, tüm bu hassasiyetler üzerinden geliştirilmiştir.  

V.K.V. KOÇ ÖZEL LİSESİ HAVUZU

Öğrencilere; toplayıcı, bir araya getirici büyük saçağın altında transparan bir dünya sunan bir mekan.

V.K.V. Koç Özel İlköğretim Okulu ve Lisesi Kurtköy Kampüsü içinde yer alan havuz, master plan içinde spor zonu olarak belirlenmiş alanda lise ve ilköğretim binalarının arasında konumlandırılmıştır. Böylelikle yapı iki binanın kullanıcıları için önemli bir buluşma ve toplanma noktası olmuştur.

Proje Yeri: İstanbul -Tuzla
Proje Yılı: 2011 -2013
Proje Alanı: 6.000 m2  
İşveren  : V.K.V. Koç Özel Lisesi İktisadi İşletmesi

Havuzun yerleşke içindeki konumlanışında en büyük özelliği, çevresi ve peyzajla kurduğu güçlü ilişki, sade ve rasyonel mimari dilinin yanı sıra, zengin ve keyifli mekan kurgusudur. Toplayıcı, bir araya getirici büyük saçağın altında transparan bir dünya sunulur öğrencilere. Yarı olimpik havuzla birlikte bir eğitim havuzunun da yeraldığı kapalı havuz mekanı açık havuzlara ve koru peyzajına bakar. Kafeterya ve üst kattaki fitness salonu ile havuz arasında görsel ilişki vardır. Yapı konstrüksüyonu, brüt beton kolonlar ve çelik çatıdan oluşur. Saydam cephe yapıyı kütlesel olarak hafifletirken, iç ve dış ortamı birbiriyle ilişkili kılar. Yapının üst girişindeki merdivenler aynı zamanda açık spor alanlarının seyir amfisidir. Soyunma odaları, antrenman salonları havuzla aynı kotta olup, kendi özel koridorlarından gerekli hijyen şartları gözetilerek havuzla ilişkilendirilmiştir.



Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)