EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Yeni Dönemde de Ciddi Rekabet ve Fiyat Savaşları Bizi Bekliyor

2016 yılında arz ve talep birbirini neredeyse tam olarak karşıladı ama 2017 yılında rakiplerimiz ve bizimki ile birlikte sektörde 3 yeni hat daha devreye girecek, bu da pazara ek olarak neredeyse %80 gibi kapasite girişi anlamına geliyor. Yeni hatların kapasiteleri çok yüksek oluyor ama pazardaki talebin  bu kadar artmayacağı aşikar ve yeni dönemde de ciddi rekabet ve fiyat savaşları bizi bekliyor olacak gibi.

Çok kısa olarak sizi ve şirketinizi tanıyabilir miyiz?

Eryap Grup, 2001 yılında Gaziantep’te, Türkiye’de bir ilk olan, kendi tescilli markası American Siding ile dış cephe kaplama malzemeleri üretimine başlayarak inşaat malzemeleri sektörüne girmiş bulunmaktadır. Daha sonra yine Gaziantep’te tesis bünyesine kattığı polimer kapı ve pencere üretim hattının ardından, yalıtım sektöründe ısı, su, ses ve yangın yalıtımına yönelik farklı ürünleri üretmek adına İstanbul ve Sakarya’da tesisleşmesine devam etmiştir. Şu an 3 ayrı üretim tesisinde 5 ayrı ürün üretimi ile Türkiye geneline yayılmış bölge müdürlükleri, yaygın bayi ağı ve satış noktaları ile hizmet vermeye devam etmekteyiz.


İlk, orta ve lise öğrenim hayatımı Gaziantep’te tamamladıktan sonra İstanbul’daki cazip iş ve yaşam şartlarını da yaşamak adına bir şehir üniversitesi olarak adlandırabileceğimiz  İstanbul  Bilgi 
Üniversitesi’nde Uluslararası Finans bölümünü okudum. Halen İstanbul Üniversitesi Liderlik ve Küresel girişimcilik MBA programına devam etmekteyim. Çalışma hayatı bizde çok küçük yaşlarda babanızın amcanızın elinin altında çıraklıkla başlar ve ben bunu en iyi değerlendirenlerden biri olduğumu düşünüyorum. Her fırsatta babamın bir adım arkasında bulunmak için küçük yaşlarda oyunlardan, arkadaşlarımdan, eğlencelerden feragat ettim belki ama bugün verdiğim her kararda attığım her adımlarda küçükken aldığım nasihatleri, gözlemlediğim iş yapış şekillerini kullanabildiğimi düşünüyorum. Üniversite hayatım da çocukluğumdan çok farklı geçmedi. Neredeyse okula haftada bir iki gün gidip, zamanımın daha fazlasını şirkette geçirmek daha çok hoşuma gidiyordu. Böylece iş hayatına çoktan atılmış bulmuştum kendimi. Bizde hiçbir zaman görev verilmezdi, o talep edilir alınır yapılır ve daha iyisi yapılması için emek verilirdi. Bunu biliyordum ve elimden geleni her zaman şirketimiz için vermeye çalışıyorum. Şu an şirketteki üretimlerden ve yeni yatırımlardan sorumluyum. Sevdiğim işi yaptığımı düşünüyorum, zaten en büyük hobim yeni üretim tesisleri gezmek, dünyanın bir ucundaki çok farklı bir üretim projesini incelemek diyebilirim. Ve inşallah hayatımın sonuna kadar da hep yeni bir şey meydana getirmek, bir üretim prosesi için yenilikçi düşünmek için çalışmaya devam edeceğim. 

Eryap Grup olarak geçtiğimiz seneyi nasıl geçirdiniz, neler yaptınız?

2016 yılını yeni yatırımlardan ziyade- yapısal altyapılarımızı düzenlediğimiz, organizasyonel yapılarımızı gözden geçirdiğimiz ve özellikle de yeni yatırımlar için ciddi çalışmalar yaptığımız yoğun gündemli bir yıl olarak geçirdik.  Bu süreçte İstanbul Çamlıca’da yaklaşık 2600 m2’lik alana yayılmış yeni yönetim merkezimize taşındık, taş yünü üretimimize ek kapasite yatırım kararı aldık ve organizasyonlarımızın gelişimi için ciddi çalışmalar yaptık. Bu çalışmalarımızın neticelerini 2017 yılından başlayarak 5 yıllık süreçte göreceğimizi ve tüm bu çalışmalarımızın Eryap Grup’ta ciddi gelişime yol açacağını düşünüyoruz.

2017 ve sonrasından beklentilerinizi özetleyebilir misiniz?

Bir önceki soruda bahsettiğim gibi, aldığımız kapasite artırım kararı ile taş yünü ürünümüzdeki pazar payımızı ciddi oranda artıracağımızı düşünüyoruz. Şu an sektördeki neredeyse tüm rakiplerimizin de gerçekleşmiş ve üretime geçecek yeni üretim hatları mevcut, bu artan kapasitelerle beraber sektörde çok ciddi arz fazlası olacak. Ancak buna rağmen sektördeki lider oyunculardan biri olmak, bizi de yatırıma iten etkenlerden en önemlisi oldu.  

Taş yünü gibi diğer ürün gruplarımızda da yeni ürün çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bununla birlikte Ar-Ge çalışmalarımız devam etmekte olup, çalışmalarımızın sonunda ortaya çıkacak sonuçların bir kısmını 2017 yılı içerisinde yatırıma çevirebileceğimize inanıyoruz.

Yeni yatırımınız hakkında bilgi alabilir miyiz? (Ne üzerine, nerede, hangi kapasitelerde, ne tür teknoloji kullanılıyor vs.)

Taş yünü ürünümüze yapacağımız ek kapasite yatırımı olacak. Şu an çalışan hattımızın yatırımını 40 bin ton kapasiteli olarak yapmıştık ancak reelde 30 bin ton üzerine çıkmakta zorlanıyoruz. Yeni hat yatırımımızı da 40 bin tonluk bir hat olarak düşünüyoruz ancak fiiliyatı nasıl olacak göreceğiz. Taş yünü yatırımı ve üretime dönüşü diğer sektörlerde bildiğimiz gibi anahtar teslim şeklinde kurulup hedeflenen günde ve tonajda çok kısa süre içerisinde gerçekleşemiyor. Hatta yapılan kontratlara bu durumlar dipnotlar halinde bile yazılıyor çünkü taş yünü üretimi tecrübe edilmeden öğrenilmeden yapılacak bir iş değil, belirli kapasitelere ulaşmanız için zaman ve tecrübe bunlarla beraber ek yatırımlar ve geliştirme çalışmaları istiyor. 

Bu yatırımı yapmaya sizi ne itti?

Bizim 2011 yılında yaptığımız aslında şu anki yatırım ortamını en iyi anlatan örnek. Çok ciddi fizibilite çalışması yapmış olmamıza ve Avrupa’nın en iyi makine üreticileri ile çalışıp çok ciddi maliyet ve emek harcayarak yatırımı hayata geçirmemize rağmen üretim kapasite kullanımımız ancak 2016 yılında %90’lara ulaştı. Bu bir yatırımcı sanayici için kabul edilebilir bir durum değildir. Yaklaşık 100 Milyon TL’lik yatırım yapıyorsunuz, şu an ülkedeki en gözde sektörlerden birinde bulunuyorsunuz ama arz her zaman talebin önünde gidiyor. Haliyle satış fiyatları düşüyor, fizibiliteniz tutmuyor ve çok ciddi olan yatırım kredi maliyeti yatırım maliyetinin üzerine binmiş oluyor. Özellikle taş yünü üretimi çok ciddi tecrübe, bilgi ve emek isteyen bir üretim. 

Doğadan çıkarttığınız çok agresif bir taşı 1500 derecelerde eritiyorsunuz onu elyafa çeviriyorsunuz çeşitli bağlayıcılarla tekrar bir araya getirip bir yalıtım malzemesi üretiyorsunuz. Agresif bir taş diyorum çünkü üretim prosesinde tüm makine ve ekipmanları aşındıran, rutin bakım ve yenileme çalışması ihtiyacı doğuran bir prosesi var. Bu ilk yatırım sırasında tamamen göz ardı ediliyor, zaten dünyada bu üretim konusunda günün son teknolojisini anahtar teslim size yapıp belirli garanti değerlerinde üretimi sağlayabilen makine üreticisi yok. 

Dünyadaki büyük taş yünü üreticileri kendi teknolojilerini geliştiriyor ve dış dünyaya açılmasını istemiyor. Haliyle bu yönüyle de yatırım yaptıktan sonra çok ciddi çalışmalar ve geliştirme sürecine mecburen siz de giriyorsunuz. Tabi bu süreçte ciddi ek yatırımlar yapmak zorunda kalıyorsunuz, işi öğreniyorsunuz ve tecrübe sahibi olmuş oluyorsunuz. İşte sizin sorunuzun cevabı da burada yatıyor. Geçen 5 yıl içerisinde verdiğimiz emeği, yaptığımız ek yatırımları artık daha fazla kapasite ile beraber güncelleyerek, bu süreçte üretim teknolojimizi de yenileyerek yolumuza devam etmek istiyoruz. Ama şunu da net bir şekilde biliyoruz ki; taş yününe yeni yatırım demek yine çok ciddi ve zor bir sürecin tekrar bizi beklemesi anlamına geliyor. Tabi bir de işin pazar tarafı var; 2016 yılında arz ve talep birbirini neredeyse tam olarak karşıladı ama 2017 yılında rakiplerimiz ve bizimki ile birlikte sektörde 3 yeni hat daha devreye girecek, bu da pazara ek olarak neredeyse %80 gibi kapasite girişi anlamına geliyor. Yeni hatların kapasiteleri çok yüksek oluyor ama pazardaki talebin bu kadar artmayacağı aşikar ve yeni dönemde de ciddi rekabet ve fiyat savaşları bizi bekliyor olacak gibi. Tabi bir de hali hazırda piyasada olan üreticilerin dışında bu ciddi rekabeti ve bu zor üretim şartlarını bilmeden sektöre girmek isteyen yeni oyuncular oluyor. Ne yazık ki bu 5 yıllık süreçte şahit olduğumuz üretime dahi geçemeden kapanan hatta hurdacılara hurda bedeline satılan yatırımlarda olmadı değil. Kısacası taş yünü üretimi gerçekten bir ağır sanayi üretimi ve çok çok ciddi hesaplar planlar yapılarak girilmesi gereken bir iş. Bu işe yıllarını vermiş dünya devleri bile Türkiye’de yatırım yapmak için yıllarca çalışmalar yapıyor ancak piyasadaki oyuncuları, rekabeti ve yerli üreticide olan tecrübeyi görüp yatırım planlarını iptal ederek ülkelerine geri dönüyorlar. Bizler de yıllardır verdiğimiz emeğin ve bedelin karşılığını belki hemen alamasak da, boşa gitmemesi için ve yerli sanayicinin yerli olarak kalmasına devam etmesi için çalışmalarımıza ve yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. 

Ülkemizde yatırımların doğru olarak yapılmadığını mı düşünüyorsunuz?

Ne yazık ki evet… Türkiye’de nedense herkesin gönlünde bir üretim yapma ya da sanayici olma hayali yatıyor gibi. Mesela, sadece taş yünü ürün grubumuz için bahsetmiyorum; ürünlerimizi alıp satan, ürettiğimiz toplam miktarın sadece %5-8’i civarında alıp satan bir müşterimiz bu malzemeyi bu kadar alıp satıyorum neden üretmeyeyim deyip yatırım yapıyor. Tabi ki bu kadar sığ düşününce de neticesi ülkemizin parası atıl durumda olan ithal makinalar için yurt dışına gidiyor. Bu tarz bir yatırım taş yününde olamaz çünkü yatırım bedelleri çok yüksek. Ancak bu sefer de farklı düşüncelerle yanlış fizibiliteler yapılarak yanlış yatırımlar yapılıyor. Ama kaybeden yine bizler oluyoruz yine Türkiye’miz oluyor. Böyle büyük yatırımlar için yurtdışında en az 2-3 yıl çalışma yapılıyor sadece iç pazar için neredeyse hiç yatırım yapılmıyor ama ülkemizde bu şekilde değil. Ciddi büyük yatırımlarda nakit akışları, yatırım sürecinde yaşanacak aksaklıklar, ülkenin içinde olduğu durumlar çok önemli hale geliyor. Yeteri kadar güçlü olmayan olası sorunlarda ayakta duramayacak olan firmalar yatırım yaptığında işler beklediği gibi gitmediğinde ya da ek yatırımlar yapması gerektiğinde bunları gerçekleştiremeyip kapanmak zorunda kalıyor. Biz ilk yatırımımızı tamamladıktan sonra 5 yıl içerisinde 10 Milyon TL’den fazla ek yatırım yapmışızdır. Çünkü ilk yatırım aşamalarında ekipman üreticileri bunu önünüze çıkarmıyor. Atıklarınızı bertaraf etmeniz gerekiyor, verimlilikte rakiplerinizden geri kalıyorsunuz ve ne yazık ki bunu üretime geçmeden öğrenemiyorsunuz. Yatırımcı firmanın gücü de işte bu gibi durumlarda ortaya çıkıyor.   

Söz konusu yatırımın, sektöre ve Eryap Grup ne tür katkıları olacak?

Öncelikle bizim için üretim parkurumuzun yenilenmesi ve kalite seviyemizin daha da artması anlamında direkt katkısı olacağına inanıyorum. Geçen yıl arz konusunda uzun termin sürelerine neden olan problemlerin de aşılacağı ortada. Ancak sektörümüz için aynı olumlu gelişmelerin olmayacağı kanısındayım, çünkü yine önümüzdeki birkaç yıl arz fazlası olacak ve çok ciddi fiyat rekabetleriyle karışılacağız. Taş yünü navlun maliyetinden çok ciddi etkilenen bir ürün olduğundan ihracat pazarı çok kısıtlı. İç pazardaki en küçük yavaşlama ve daralma yeni yatırım sürecindeki tüm rakiplerimizi zorlayacağını düşünüyorum.  

Taş yünü nasıl üretilir?  Çok zor bir proses midir ? Biraz üretim sürecinden bahsedebilir misiniz?

Doğadan çıkarttığınız çok agresif bir taşı çok yüksek sıcaklara çıkan fırınlarda yaklaşık 1500 derecelere ulaştırıp eritiyorsunuz sonra onu elyafa çeviriyorsunuz. Çeşitli bağlayıcılarla işleme sokup bir yalıtım malzemesi haline getiriyorsunuz. Agresif bir taş diyorum çünkü üretim prosesinde tüm makine ve ekipmanları aşındıran, rutin bakım ve yenileme çalışması ihtiyacı doğuran bir prosesi var. Her zaman söylerim; taş yünü üretebilmeniz için çok iyi maden bilgisi edinmelisiniz. Çünkü taş ocağından gelen hiç bir parti taş bir önceki ile aynıözelliklerde gelmez ve bunu tamamen kontrol altına almalısınız. Taşı eritmek için genelde çok yüksek kalorili özel koklaştırılmış kömür kullanılır. Bunun için kömür koklaştırma ve enerji piyasaları hakkında da bilginiz olmalı. Elyaf haline geldikten sonra bunları bir araya getirme aşamasında da ciddi anlamda kimya bilginiz olmalı. Kısacası, tüm bunları birleştirebilmeniz için tüm mühendisliklerin en yetkin olanlarına sahip olmanız gerekmektedir. Taş yünü üretimi bir ağır sanayi işidir ve dünyada geçerli olan ne bir reçetesi vardır ne de aynı şartlarda taş ile aynı şartlarda kömür aynı şartlarda üretim hatları bir araya gelemez. Bunun içindir ki sektörde yıllarını tamamlamış ve hala ayakta kalabilen sayılı üretici çok önemlidir.    

Sürdürülebilirlik, enerji tasarrufu gibi politikalarınız/çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bizim neredeyse ürettiğimiz her ürün; çevre, ekonomi ve enerji tasarrufu için artı değer oluşturan ürünlerdir. Ürettiğimiz polimer grubu ürünler dahi yalıtım odaklı ürünler olduğu için enerji tasarrufu adına direkt katkı sağlamaktadır. Tabi bunların yanında biz de tüm üretim tesislerimizde, üretim süreçlerimizin her adımında daha verimli, daha tasarruflu çalışma ve sıfır atık politikası adına çalışmalar yapıyoruz. Her yıl ciddi bütçelerle tesislerimizi enerji tasarrufuna ve ülke kalkınmamıza katkı sağlar hale getiriyoruz. Tabi ki biz yalıtım malzemeleri odaklı üretim yapan bir firma olduğumuz için enerji tasarrufu bizim üretimlerimizin her alanında ana konumuz ve asli sorumluluklarımızdan biri olmuş oluyor.


Türkiye’deki inşaat sektörünün önemli sorunları nelerdir ve çözüm önerileriniz nedir? Türkiye’de bu sektöre ilişkin nasıl bir projeksiyon çiziyorsunuz?

Bir inşaatın üç temel unsur üzerine kurulduğunu söyleyebiliriz. Bunları; doğru proje, kaliteli ve doğru malzeme ve doğru uygulama şeklinde ifade edebiliriz. Projelendirme konusunda ülkemizde ciddi yol katedildiğini düşünüyorum. Artık çok ciddi çalışmalarla yapılan mimarı ve uygulama projeleri görmekteyiz. Ancak aynı durumun doğru malzeme seçimi ve doğru detay çözümünde doğru malzemeyi kullanma konusunda da geçerli olduğunu söyleyemeyeceğim. Ülkemizde hala yönetmeliklere uymayan, yanlış noktalarda yanlış malzemelerin kullanıldığını görüyoruz. Bununla beraber kalitesiz ürünlerin piyasada bulunması ve denetim eksikliği de cabası. Daha önce de bahsettiğim gibi ciddi rekabet sonucunda ürünler kalitesizleşiyor, standartların dışına çıkıyor ve bunlara talep artarak hiç bir denetim mekanizmasına uğramadan inşaatlarımızda kullanır hale geliyor. Bu sebeple inşaat malzemeleri üreticileri olarak kaliteye, Ar-Ge ve inovasyona odaklanmamız gerekirken standartlar dışında üretim yapan üreticilerle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bu konuda denetimlerin artırılıp standartlara uygun ürünlerin piyasaya ulaşması sağlanmalı. Böylece kaliteli uygulama ile doğru ve kaliteli ürünler sektörle buluşmalıdır.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)