EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Ülkemizde Kamu Binalarına Gereken Özen Gösterilmiyor

HAS Mimarlık

Ayşe Hasol Erktin

AKG GazBeton Sponsorluğunda

Kamu yapılarının diğer sivil yapılara, özel sektör yapılarına  örnek olacak özgünlükte, Türk mimarlığını ileriye taşıyacak nitelikte olması gerekiyor. Her bir kamu yapısının bir öncekinden daha ilerici daha çağdaş olması, sürdürülebilirliğe hizmet eden özellikte olması gerekirken kamu yapıları genel olarak özel sektörün bile gerisinde kalıyor. 

Bu sayımızda “Kamu Binaları” konusunu ele alıyoruz. Herkese açık ve erişilebilir olması beklenen kamu binalarının ülkemizdeki durumu hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz? 

Ülkemizde kamu binalarına yeteri kadar özen gösterildiğini düşünmüyorum. Özellikle batılı ülkelerde kamu binalarının mimarisi için yarışma yapılıyor ve yarışmayı kazanan projeler hayata geçiriliyor. Ülkemizde de bu yolla yapılan az sayıda örnek var ve bu örnekleri takdirle karşılamak lazım. Ama çoğu projenin yarışmaya açılmadığını görüyoruz. Yeterince tartışılmayan mimari de, ne kentliler ne de mimarlık çevresi tarafından çok fazla benimsenemiyor. Üstelik kamu binalarının kullanım ve ihtiyaçlarının doğru planlanması açısından da yeterince irdelenmediğini düşünüyorum; dolayısıyla kamu binaları ortak akılla, iyi olanın seçildiği yöntemlerle yapılmadığı takdirde başarısız oluyor.

Günümüzde; teknoloji, tasarım ve mimarideki gelişmelere rağmen ülkemizde yeni inşa edilen kamu binaları birbirini tekrarlıyor. Sizce neden Türkiye’de kamuya ait binalar sıradanlığını korumaya devam ediyor? 

Kamuya ait olan binaların sıradan olmasının iki sebebi var, birincisi yarışmayla seçilmiyor olmaları, ikincisi ise yeterince özen göstererek yapılmıyor olmaları. Bu da büyük olasılıkla mimarın kontrol etmediği yapım yöntemleri, mimarın seçmediği malzemeler, detaylandırmadığı çözümler sebebiyle oluyor. 

İNG BANK, KAHRAMANMARAŞ

Kamu binaları mutlaka iyi olanın kazanacağı yarışma yöntemi ile yapılmalı, daha sonra mimarın kontrolü altında doğru malzeme, doğru detaylar ve yöntemlerle yürütülen bir inşaat çalışması olmalı. Aksi takdirde birkaç kişinin kararı ile ortaya çıkan herhangi bir bina haline geliyor. Kamu yapılarının diğer sivil yapılara, özel sektör yapılarına  örnek olacak özgünlükte, Türk mimarlığını ileriye taşıyacak nitelikte olması gerekiyor. Her bir kamu yapısının bir öncekinden daha ilerici daha çağdaş olması, sürdürülebilirliğe hizmet eden özellikte olması gerekirken kamu yapıları genel olarak özel sektörün bile gerisinde kalıyor.

Bazı belediyelerde yarışma ile projelerin seçildiğini ve çok iyi sonuçların elde edildiğini görüyorum; dolayısıyla yarışmadan korkmak için herhangi bir neden yok diye düşünüyorum

Özellikle okul, hastane, otopark, belediye ve adliye binaları gibi kamusal yapıların mimari tasarımında öncelikli kriterler neler olmalı?

Öncellikle o bölge ve yörenin insanları için doğru ihtiyaç programının ne olduğunun belirlenmesi daha sonra arsa verilerinin iyi irdelenmesi lazım. Biz maalesef tip proje mantığı ile büyüdük, oysa her yörenin ve arsanın ayrı özelliği var ve bu özelliklere uyum sağlamak önemli. Son olarak da doğru mimarinin seçilmesi, bu seçiminde daha önceden söylediğim gibi yarışma ile olması gerekiyor. Özetle bir; doğru ihtiyaç programı, iki; ihtiyaç programının doğru bir şekilde arsaya uygulanması, üçüncüsü de yarışma ile çağdaş, ilerici ve özel sektöre örnek olacak yenilikçi binaların olması lazım. Ancak bu şekilde şu ana kadar şikayet ettiğimiz kamu binaları ile ilgili olumsuz gördüğümüz yönleri giderebiliriz. 

Bazı belediyelerde yarışma ile projelerin seçildiğini ve çok iyi sonuçların elde edildiğini görüyorum; dolayısıyla yarışmadan korkmak için herhangi bir neden yok diye düşünüyorum. 

Kamu yapılarının mutlaka diğer yapılara örnek olması lazım, dolayısıyla kamu yapılarının öncelikle en yeni teknolojileri kullanıyor, yeni akımları öngörüyor OLMASI, sanatsal anlamda ilerici mimarlığa yönelmesi ve teknolojik olanakları zorlaması gerekiyor.

Peki neden az sayıda yarışma yapılıyor?

Bağımsız bir jüri seçim yaptığı için yöneticiler biraz bundan çekiniyor diye düşünüyorum. Yani kendi kontrolleri dışında bir kurul projeyi seçiyor ve o projenin, belki de kendi hoşlarına gitmeyen bir proje olacağı endişesi taşıyorlar. Oysa bunu bir sanat yarışması gibi düşünmek lazım. Önemli olan ihtiyaçların doğru belirlenmesi, idareciler ihtiyaçları doğru tanımladığı müddetçe bu ihtiyaçların çözümünü mimara emanet ediyor ve hangi projenin doğru olduğunu da konunun uzmanlarından oluşan bağımsız bir jüri seçiyor. Bu nedenle sonuca güvenmemek için bir neden görmüyorum. 

BOĞAZİÇİ AR-GE BİNASI

Kamu yapılarının arazi kullanımı, çevre ilişkileri, malzeme, renk ve doku seçimi gibi sürdürülebilirlik kriterlerine yönelik ne gibi çözümler uygulanmalı?

Kamu yapılarının mutlaka diğer yapılara örnek olması lazım, dolayısıyla kamu yapılarının öncelikle en yeni teknolojileri kullanıyor olması, yeni akımları öngörüyor olması, sanatsal anlamda ilerici mimarlığa yönelmesi ve teknolojik olanakları zorlaması gerekiyor. Özel sektör belki maliyet sıkıntısı sebebiyle teknolojik zorlamaları tercih etmeyebilir ama devlet kamu yapılarında yeni teknolojileri denemeli. Bizim ülkemizde inşaat sektörü öncü ve lokomotif bir sektörse o zaman inşaat teknolojilerinde de sürdürülebilirlikte de çevrecilikte de öncü olmamız gerekiyor. Bunun içinde belli bir araştırma geliştirme çalışması olması ve bunda da kamunun öncülük yapması lazım. Kamu bir yatırım yapıyorsa belki o yatırımı biraz daha zorlayıp yenilikçi bir teknoloji araması şart.

Yapılan yeni projeler kamuoyunda maalesef tartışılamadığı için bu projelerden haberdar da değiliz. Yarım yamalak birtakım bilgiler geliyor. 3. Havaalanı için bir kontrol kulesinden bahsedildi ve sadece bir eskiz çizimi olarak gördük, o kadar kapalı çevrelerde sonuçlandırılıyor ki bizler, mimarlık çevresi olarak haberdar olamıyoruz. Oysa bunların ortak akıl çerçevesinde tartışılarak halkla paylaşılması gerekiyor. Batı bu süreçleri gayet aktif olarak yaşıyor, sonucunda da kentliler o projeyi rahatlıkla benimseyebiliyorlar. Bizde maalesef bu işler biraz tepeden inme oluyor, kararlar kapalı çevrelerde alınıyor. 

Son dönem projelerinizden bahsedebilir miyiz?

Son dönemde iki büyük konut projesi yaptık, şu anda Göztepe’de otuz katlı bir konut bloğunun projesi devam ediyor. Her yeni projemizde teknolojiyi zorlama çabası içindeyiz ve bu bize heyecan veriyor. Bunun dışında, Boğaziçi Üniversitesi için bir araştırma geliştirme binası projelendiriyoruz. Kuluçka ve araştırma laboratuvarlarından oluşuyor ve oldukça yenilikçi bir bina. Üniversitenin yenilikçi tavrını merkeze alarak bu yenilikçi tavrı vurgulama gayreti içinde olduk; yani binanın içinde olup bitenleri dışarıya da yansıtmayı amaçladık. 
Veri merkezleri ile ilgili çalışmalarımız da var; bunlardan birini Türk Telekom için yapıyoruz. Veri merkezleri aslında fabrikalar gibi işlevsel yönü öne çıkan alanlar ama içinde insanlar çalışıyor. O insanlara yönelik bir takım farklılıklar, renkler, canlılıklar, yaşam alanları katmak gerekiyor. Bu da zorlayıcı ama güzel bir süreç. Peyzajıyla, cephesiyle, içinde insanların etkileşimini sağlayan yaşam alanları ile binadaki yaşamı canlandırmaya çalışıyoruz. 

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü için bir ofis yaptık, o da heyecan vericiydi; çünkü KEİ Karadeniz etrafındaki ülkeleri bir araya getiren uluslararası bir organizasyon. Orada çeşitli diplomatlar ile çalışmak anlamında da ilginç bir projeydi ve tamamlanmak üzere.


Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)