EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

“Rekreasyon Yeşili ve Kamusallık” Projelerimizin Ortak Dilindeki En Baskın Öğeler

SLASH ARCHITECTS

Şule Ertürk Gaucher & İpek Baycan

NOVAWOOD Sponsorluğunda

Mimarlık zor ve büyük sorumluluk gerektiren bir meslek; kentleri planlıyorsunuz, sosyal ortamları oluşturuyorsunuz, bazen yaşayış biçimine ve alışkanlıklara ayak uyduruyorsunuz bazen de siz yaşayış biçimini yönlendiriyorsunuz.

Tasarlanabilir her konu ve ölçeği girift bir şekilde ele alarak 2013 yılından bu yana farklı ölçeklerde özgün ve nitelikli tasarımlar yapıyorsunuz. Öncelikle sizleri biraz tanıyabilir miyiz?

ŞULE ERTÜRK GAUCHER: Bizim tanışıklığımız 2011 yıllarına dayanıyor. Sosyal bir ortamda tanıştık ve herkesten izole bir şekilde bütün gece sadece mimarlık konuştuk diyebilirim. Ben o dönem Fransa’da yaşıyor ve Atelier Jean Nouvel’de çalışıyordum, İpek ise burada proje bazlı freelance çalışmalar yapıyordu; farklı ofislerle yarışmalara katılıyordu. 

Türkiye’ye döndükten sonra bir süre birlikte yarışmalara katıldık, sonrasında güzel bir proje işi aldık. Yarışmalarda aldığımız ödüller bizi çok motive etmişti, ardından bir de proje alınca hızlı bir şekilde ofisimizi kurduk. İlk projemiz olan Borusan projesi, mimarlığımızı anlatabileceğimiz küçük ölçekli butik bir işti ve müşterimizin farkındalığı, tasarım gücü oldukça yüksekti. 

İPEK BAYCAN: Evet, Ahmet Kocabıyık’ın tasarıma ve sanata çok değer veren bir kişiliği var.  Bu projeyi gerçekleştirme amaçlarından biri “bir sanat vadisi kurgusu içerisinde ikonik bir yapı yapmak” idi. Böyle bir arayışla bizimle iletişime geçmişti ve bizim için çok değerli bir proje oldu; ofis olarak ortaya çıkmamızda ve konsept işlerden uygulamaya geçmemizde büyük rolü oldu diyebiliriz.

MERSİN HYBRID OFİS

Mimarlar olarak sizler, kentleri onyıllarca hatta yüzyıllarca karakterize edecek binalar tasarlıyorsunuz. Bilinmeyen bir gelecek için binalar tasarlamak ne kadar zor?

Ş.E.G: Mimarlık kendi başına zaten çok zor ve büyük sorumluluk gerektiren bir meslek. Kentleri planlıyorsunuz, sosyal ortamları oluşturuyorsunuz, bazen yaşayış biçimine ve alışkanlıklara ayak uyduruyorsunuz bazen de siz yaşayış biçimini yönlendiriyorsunuz…  Geçmişten günümüze mimarlık ciddi anlamda şekil, tarz, stil, biçim vs değiştirdiği için bizim baz aldığımız parametreler günümüzün koşullarına en doğru şekilde ayak uydurmak oluyor.

Bizim tasarımlarımızda baz aldığımız şey, günümüz koşullarını gözetirken kullanımlara ve koşullara artı bir değer katmak üzerine oluyor. Gelecek için şu an yapılan yapıları en fazla elli yıllık vizyonla yapabiliriz çünkü teknoloji çok hızlı ilerliyor ve teknolojinin getirisiyle çok hızlı bir değişim yaşanıyor dünyada, dolayısıyla bizim yaptıklarımız da teknolojinin gelişmesiyle birlikte belli bir yere kadar sınırlı kalabiliyor diyebilirim. Bu değişim; yaşayış biçiminden, zevklerden, şehrin büyüme senaryolarından tutun her şeye etki ediyor çünkü.

İ.B: Şule’nin dediğine ek olarak, farklı coğrafyalarda ve koşullarda çok başka yaklaşımlar olabiliyor elbette. Mesela biz şu anda Irak’ta bir proje yapıyoruz ve o bölgede silinmesi beklenen bir hafıza var. Böyle bir koşul altında orada yaşayanların kullanım alışkanlıklarına adapte olan ama eksikliği de hissedilen kamusal kullanımları çoklayan yaklaşımlar üretme eğilimimiz oluyor.

Yani mimar olarak, kullanıcının tanışmadığı bazı kullanımları sunabilmek gibi çok ciddi dinamikler tarafından şekillendirilen bir planlama üzerine düşünmemiz gerekiyor. 

İkimiz de yüksek lisanslarımızı kentsel tasarım ve gelecek senaryolarının düşünüldüğü bazı tezler üzerinden yaptık. Bu yüzden gelecek projeksiyonundaki kent örtüsü, yoğunluk analizleri, bu konuda yapılmış bir takım araştırmalar ve deneyimleri damıtarak yeni ele aldığımız bölgelere bakmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla projemizde de bölgenin şu anki koşulları ile gelecek projeksiyonları doğrultusunda bir planlama yapıyoruz. 

PERSPECTİVE OFİS

Ş.E.G: Bir bina yada yapı tasarlarken geçmişten, günümüzden ve kültürden aldığımız parametreler oluyor ve ayrıca gelecekte değişeceğini bildiğimiz bazı şeyleri de baz alıyoruz. Örneğin; kentleşme çağında kentlerdeki popülasyon artışı veya beklentilerin gittikçe artması gibi parametrelerin bilincindeyiz ve buna göre planlamalar yapıyoruz. Biz özellikle büyük ölçekte projelerin tasarımlarını yaparken hep esnekliği ön planda tutuyoruz. Gelecek senaryolarına uyum sağlayabilmesi olasılığına göre tasarlamaya calışıyoruz. Konut, ofis, kamusal yapı yani tipoloji ne olursa olsun büyüyebilir, küçülebilir, birleşebilir ve dolayısıyla farklı koşullarda kullanılabilir planlamalar üretmeye çalışıyoruz. 

İ.B: Bazen gelecek senaryolarını çok net bilemediğimiz, ilk etapta öngörülemeyen değişkenlerin olduğu zamanlar oluyor. Bu gibi durumlarda birincil ihtiyaçların göz önünde bulundurulması ve belki de aşama aşama ilerlenilmesi gerekiyor. Bu anlamda mimarlığın katı kurallar dayatması hem yatırımcının hem de kullanıcının önünü tıkayabiliyor, o yüzden mimaride esneklik çok önem kazanıyor. 

Konut, ofis, kamusal yapı yani tipoloji ne olursa olsun büyüyebilir, küçülebilir, birleşebilir ve dolayısıyla farklı koşullarda kullanılabilir planlamalar üretmeye çalışıyoruz

Ş.E.G: Bir başka önemli parametre ise iklim; iklim bile değişiyor, bu sebeple özellikle cephelerde lokal parametreleri kullanıp alternatifli çalışıyoruz. 

Cephelerden konu açılmışken; sizce binaların cephe örgüsü, malzeme dili ve kent dokusu ile kurduğu ilişki nasıl olmalı? 

İ.B: İlkimle kurduğu ilişki, dolaylı hava sirkülasyonlarını sağlayabilmesi, doğramaların ısı kaybıyla olan ilişkisi gibi konular teknik açıdan çözülmesi gereken sorunsallar. Bunlar için alternatif çözümler üretebildiğimiz ölçüde yaratıcı yaklaşımlarda bulunduğumuzu düşündüğümüz projelerimiz oluyor. 

Fiziksel parametreler, doluluk boşluk oranı cephe tasarımı için çok önemli. Yapının türü, ne olduğu, nerede olduğu ve fonksiyonu da çok önemli ama totalde yüzlerce parametre var. Bağlam ise bu anlamda en önemli parametre. Projenin kimliğine göre çevresiyle çok uyumlu bir cephe de tasarlayabiliriz ya da tamamiyle kontrast bir cephe de üretilebilir. Bu anlamda güncel bir tavır sergilemek ve malzemeyi tanımak bizce çok önemli. 

İlk yaptığımız projelerden beri yapının kütlesel kompozisyonu ve iç-dış ilişkisi bizim için çok önemli. Yapıların cephesi ise bu anlamda yegane arayüz. 

Mesela; ilk projemiz olan Hexoffice projesinde gabari ve kütle oranları oldukça kübik olsa da biz bu kütleyi nasıl farklı algılatabiliriz diye düşündük. Bir kısmında yarı geçirgen bir malzeme kullanırken bir tarafında daha solid, çekirdekleri tek tarafta toplayan bir kütle kompozisyonuna entegre cephe çalışması yaptık ve yapıyı çok daha ince uzun algılattık. 


Ş.E.G: Görsel illüzyon diye toparlayabiliriz aslında... Ayrıca projede çekirdeği baz alıp fonksiyona uygun olarak onu cephesine yansıttık, ofis kısımlarını ise daha yarı geçirgen bir mesh malzeme ile vurguladık. Bu malzeme birlikteliği cephede güçlü bir kontrast yaratırken bir yandan da cephenin oranlarını düzenledi. 

İ.B: Güncel malzemelerden metal mesh kullandığımız bu çiftcidar cephe, bazı yerlerde yırtılarak kat bahçeleri oluşturdu. Ofis kısmının yaşayan kullanımını yeşil ile entegre bir şekilde ortaya çıkarttık. Ayrıca cephede kullanılan doku (pattern) ile aslında içerideki işleyişin güneş ışığı parametreleri ve ofis çalışma standartlarına uygun bir şekilde cepheye birebir yansıdığı bir proje diyebiliriz.  

Günümüzde ofis yapıları da bir değişim içinde. İşin tanımı değişiyor, çalışanlar değişiyor, dolayısıyla gelecekte ofis tasarımını etkileyecek unsurlar sizce neler olacak?

İ.B: Özellikle gün geçtikçe artan home-ofis çalışanları için network ağlarının güçlü olduğu sistemlerin kurulması, ortak paydada buluşulan ortamların entegrasyonu ile daha dinamik yapılara hizmet eden yapıların oluşturulması gelecekte ofis tasarımını etkileyecek unsurlardan bazıları diyebilirim. 

Ş.E.G: Her sektörde mobilite çok fazla ön planda dolayısıyla günümüzde; birlikte çalışılabilen ortamlar, tekil çalışan insanlara yönelik disiplinler arası çalışma ortamları, kiralanabilir toplantı odaları, dinlenme/sosyalleşme alanları gibi yerler yapılıyor. Ayrıca mutlu ofis kavramı çok gündemde, bu yüzden biz projelerimizde; her şeyin tek tip olması, plaza yaşamının sıkıntıları gibi sorunları yok etmeye çalışıyoruz. Eski soğuk kurumsal yapıdan uzaklaşarak insanların sosyalleşebileceği, kısa süreli de olsa rahatlayıp dinlenebileceği, eğlenebileceği alanları projelerimize entegre etmeye çalışıyoruz. Böylece çalışanların kendilerini daha mutlu ve özgür hissetmelerini sağlayarak yaratıcılığı arttırmaya yönelik öğeleri projelerimize yerleştirmeye özen gösteriyoruz.   

Şu anda baskın olan nesil Y nesli ama Z kuşağı geliyor. Z kuşağı, Y’den tamamen farklı bir ofis ortamına gerçekten ihtiyaç duyuyor mu? Neden?  

İ.B: Z jenerasyonunun bence en büyük farkı herkesin çok hızlı düşünce akışını yansıttığı sosyal medyanın da ektisiyle çok daha dinamik olması diyebilirim. Yeni nesil; mekanlarda iz bırakabilecekleri  platformlar arıyor, onları aktive edecek, anime edecek mekanlara yöneliyor, aksi takdirde belki de hemen sıkılıyor. Biz de ofis tasarımlarımızda buna dikkat ediyoruz, dinamizmi ve görsel hazıfayı ön planda tutmaya çalışıyoruz. 


Yapı malzemeleri yaşam döngülerinin her evresinde farklı çevresel etkilere sebep olabilir. Bu bağlamda malzeme seçiminde öne çıkan kriterleriniz neler? En çok sevdiğiniz malzeme hangisi?

Ş.E.G: Ağırlıklı olarak doğal malzemeler kullanmaya çalışıyoruz. Özellikle ahşap kullanımımız çok fazla ve en doğal haliyle kullanmayı tercih ediyoruz. Zeminde kullandığımız malzemeleri de organik seçmeye çalışıyoruz. Ayrıca farklı doku ve malzemelerle sürprizler yapmayı çok seviyoruz. 

İ.B: Tüm bunlara ek olarak malzemelerin sürdürülebilirliğine ve organik temelli olmalarına dikkat ediyoruz. Mesh gibi yarı geçirgen malzemeleri, zen ortamı destekleyici doğal malzemeleri ve yeşili çok kullanıyoruz. Ofis projelerinde ve klinik projelerinde çalışanların ve bekleyen insanların kendilerini dingin hissedebileceği ortamlar yaratmaya çalışıyoruz.  Projelerimizin ortak dilindeki en baskın öğelere “rekreasyon yeşili ve kamusallık” diyebiliriz.

Sanırım bütün projelerimize baktığımızda en karakteristik olarak kullanmayı tercih ettiğimiz malzeme doğal ahşap.



Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)