EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

Yaşanabilir Mimarinin Azami Eşiği: Yeşil Çatılar

BTM Yalıtım Sponsorluğunda hazırlanmıştır. 

Yeşil ve açık alanların gittikçe azaldığı kent ortamında şehir halkının yeşil alanlara olan ihtiyacı, planlanmış çatı ve teras bahçeleri ile belli bir oranda karşılanabilir. Çatı ve teras bahçeleri kent içinde yarattıkları sağlıklı ve kaliteli kentsel çevreler nedeniyle yaşamsal öneme sahiptirler. 

Tarihsel süreç içinde iklimin, coğrafyanın ve kültürün etkileri zengin ve sürdürülebilir mimari yaratmaya yardım etmiştir. Fakat günümüzde mimari tasarımdaki baskın güç,teknolojik gelişmeler ve bunun yarattığı etkilerdir. Yapılar kaynakların kullanımı ile inşa edilirken çevreye yüksek oranda etki ederler. Şehirlerdeki ısı adaları, binlerce insanı öldürebilecek ısı dalgaları tahminleri ile beraber gelen iklim değişimi ile daha da kötü hale gelmektedir. Büyük oranda enerji tüketimi ve çevre kirliliği sonuçlarının ortada olduğu günümüzde bu sorunlar geniş alanlara yayılmaktadır. 

Yeşil ve açık alanların gittikçe azaldığı kent ortamında şehir halkının yeşil alanlara olan ihtiyacı, planlanmış çatı ve teras bahçeleri ile belli bir oranda karşılanabilir. Çatı ve teras bahçeleri kent içinde yarattıkları sağlıklı ve kaliteli kentsel çevreler nedeniyle yaşamsal öneme sahiptirler. Geçmişten günümüze insanlar gerek ekolojik gerekse estetik amaçlarla çatı ve teras bahçelerini tasarlamış ve kullanmışlardır. Dünya üzerinde pek çok ülke kontrolsüz kentleşme ve yok olan habitat sorununa; ekolojik şehirler yaratarak, yeşili ve botaniği imar planlarında kullanarak çözüm bulmuş, tercihinin de ötesinde bir kent politikası olarak benimsemişlerdir. 

Konsept olarak moderniteye kadar coğrafi ve iklimsel etkenler tarafından şekillendirilen çatılar, yapım teknikleri ve malzemeye göre çeşitlilikler gösterirken, günümüzde yaygınlaşan enerji etkin binalarda, yapı kabuğunun enerji etkinliğine katkıda bulunan bir bileşeni olarak düşünülmektedir.
Şehirdeki yaşamsal renkliliği arttırmanın çabası olan yeşil çatılar bugün değerlendirilebilir doğal boşluklar olarak belki de hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir. Gelecek nesillere bırakılacak nadir doğal alanlardan olan yeşil çatılar, bazı uzmanlara göre kentlinin yeni vahası olmaya aday gösterilmektedir. Bu sebeple yeni olanakların geliştirilerek korunması gereken bu boşluklar çağdaş mimarinin de en önemli görevleri arasında yer almakta, özellikle yoğun yapılaşma alanlarında kaybedilen yeşilin mikro klimaya yaptığı olumsuz etkileri dengelemek için ve küresel ısınmaya karşı alınabilecek etkili önlemlerden biri olarak yeşil çatılar güçlü bir yöntemdir.

Çevre dostu çatılarda iki önemli unsur olan fotovoltaik sistemler ve yeşil çatılar birlikte kullanıldığında ise birbirlerinin etkinliklerini arttırmada karşılıklı faydalar sağlamaktadırlar. 

Çim kaplı çatılar yüzyıllar boyunca, İskandinavya, Kanada ve İzlanda gibi kuzey ülkeleri tarafından aşırı soğuklardan korunmak amacıyla inşa edilmiştir. Buna benzer olarak Tanzanya’nın yerli kabileleri de kavurucu sıcaktan korumak amacıyla kulübelerinin üzerini toprakla kaplamışlardır. Avrupa genelinde bu tür toprak çatılar, yalıtım etkilerinden dolayı gerek duyulan yapılarda sıklıkla kullanılmıştır. 1860 yılında, çim kaplı çatılar Münih’teki Yapı İnşa Bölümü’nün başkanı Eduard Rüber tarafından, bugün yeşil çatı savunucuları ile benzer argümanlar kullanılarak çoğaltılmıştır. 

19. yüzyılın sonlarında modernist hareket ile birlikte çatı bahçeleri de Rönesansı yaşamış, bu dönemde yaşanan teras çatı teknolojisindeki gelişmeler, “ışık, hava ve güneş” ihtiyacı için çatı bahçeleri ve teraslar inşa edilmesi fikrini tetiklemiştir. 1930 yılında, Alman peyzaj mimarı Harry Maasz insanların çatılardaki bahçelerin birinden diğerine geçebildiği, çatıların bir bütün olarak kentin üzerini bir bitki cenneti olarak kapladığı bir şehir kehanetinde bulunmuştur. Bu hareketin beyni olarak Le Corbusier, teras çatıların zaferini cesurca beyan etmiş ve modern mimarideki 5 elemandan birini çatı bahçeleri olarak kabul etmiştir. 

İlk çatı bahçesi fikri, M.Ö. 2000 yılında kurulan ve şu anda Irak olarak bilinen antik Sümer şehirlerinden Ur’un büyük ziggurat ve mabetlerinden ortaya çıkmıştır. Mezopotamya’da “Ziggurat Formu” adı verilen bu suni tepeler, Orta Asya’da, yüksek tepelerde dua eden Sümerlerin, düzlük olan Mezopotamya’da geliştirdikleri bir formdur. Asma bahçeleri fikri de esas itibariyle bu Ziggurat formundan gelişmiştir. 

Osmundson’a (1979) göre; gerçek teras bahçesi, 1500 yıl sonra, bugün dünyanın yedinci harikası olarak bilinen, Kral Nebuchaddnezzar’ın başkentinde karısı Semiramis için inşa ettirdiği Babil’in Asma Bahçeleri ile gerçekleştirilmiştir.

1867 Paris Dünya Sergisi çatı peyzajı tasarımında bir dönüm noktası olmuştur, CarI Rabitz adlı bir yapımcı Berlin’deki evinin üstüne düşündüğü çatı bahçesinin alçıdan bir modelini bu vesileyle sergilemiş ve büyük yankılar uyandırmıştı. Corbusier, yüksek binaların hemen yakınlarında dinlenme için daha çok açık alana imkân verdiklerini ve ayrıca düz çatıların bahçe gibi kullanılabilmelerine olanak tanıdıkları şeklindeki görüşü ile çatı peyzajının gelişimine katkıda bulunmuştur. Sonraki dönemde ise çatı bahçeleri hem estetik, hem de fonksiyonel özelliklerinden dolayı sürdürülebilir mimarlık ve ekolojik tasarımlar altında çokça tercih edilmeye başlanmıştır. 

Avrupa kaynaklı modern hareketten bağımsız olarak çatı peyzajının, tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak gelişiminin gerçek öncüsü ise F.L. Wright’tir. Onun, sarılıcı bitkilerle yumuşatılmış balkon çizgileri modem tasarımların en moda motifi haline gelmiştir. Babil’in Asma Bahçeleri’nin yapımından 2500 sene sonra, hakiki anlamda  çatı bahçesi ilk defa 1959 senesinde Kaiser Endüstrileri Şirketi tarafından Oakland, Kaliforniya’da yapılmıştır. Caddeden 6 kat yukarıda ve 12 dönümlük bir alanda kurulmuş olan bu bahçe, Babil’dekine benzer biçimde bitkiler için gelişme ortamının doğrudan doğruya çatıya oturması, caddeden tamamiyle bağımsız olması ve tek bir geniş alanda devamlı bir düzenleme oluşturması gibi özellikleriyle bilinmektedir. 

Yeşil çatılar, 20’inci yüzyılın başlarında birçok binada uygulanmış olsa da teknolojik olarak geliştirilip modern binalarda etkin kullanımı 1960’larda Almanya’da başlamıştır. Günümüzde, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere tüm dünyada popüler hale gelen yeşil çatı uygulamalarının öncüsü olan Almanya’da çatıların yaklaşık %10’unun yeşil çatı olduğu tahmin edilmektedir. Fransa’da, ticari binaların çatılarının belirli bir kısmına bahçe ya da güneş paneli kurulması zorunluluk haline getirilirken, Japonya günümüzde yeşil çatı teknolojisinin merkezi olmuştur. Tokyo, tüm yeni inşaatların en az % 20’sinin çatılarının zorunlu olarak yeşil çatı hale getirildiği ilk şehirdir. 

Türkiye’de ise, 1988 yılında İstanbul Belediyesi tarafından yapılmış olan Küçükçiftlik Otoparkı’nın çatısı ilk uygulamalardandır. 1986 yılından itibaren yapılmış olan turizm yatırımlarında Bitkilendirilmiş Çatılar birçok projede kullanılmıştır.

Yeşil Çatılar ve Avantajları 

Yeşil çatı sistemleri yapıya getirdiği ekonomik ve ekolojik avantajları sayesinde enerji etkin yapı tasarımına önemli ölçüde katkıda bulunur. Yeşil çatılar, birçok kamusal, özel ve tasarıma dayalı fayda sunar. Yeşil çatılar, kentleşmenin bazı olumsuz etkilerini azaltıp, çeşitli bitkilerin ve omurgasızların yetiştirilmesine yardımcı olur ve farklı bitki ve hayvan türleri için yaşam alanları oluştururlar. Barker’a (1997) göre eğer yeterince yeşil çatı oluşturulursa, bu çatılar yeşil bir koridor görevi görüp bir vahşi yasam hareketine de olanak tanırlar.

Faydaları ekolojik açıdan sıralamak gerekirse; Binanın enerji performansını artırması, havadan savrulan partiküllerin filtre edilmesi (toz tutuculuğu), sera gazları ve ağır metallere etkisi, habitat ve biyo-çeşitliliğin korunması, yağmur suyu yönetimi, hava kalitesini iyileştirme, karbon salımını azaltma, kentsel ısı adası etkisini azaltma, gürültü etkisini azaltma, Kentsel tarım alanı yaratma…
Ekonomik anlamda katkılarında ise; çatı ömrünü uzatıcı etkisi, yalıtım ve enerji verimliliği ilk sıralarda yer alıyor. Dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliğin ve kentsel tarımın artmasına katkıda bulunur. Tasarım ve estetik zenginliği yüksek, yeşil ile bütünleşmiş mimari konseptler oluşturur. Yapıyı U.V. ışınlarından, çatıyı ve taşıyıcı konstrüksiyonu mekanik hasarlardan korur. Yapının yangın korunumunu yeşil alanlar ile en üst düzeyde sağlar. Bitkilendirilmiş çatılar ile gün içinde toplanan enerjinin büyük bir bölümü toprak ve bitki içinde tutularak, gün batımı saatlerinde dışa yansımaları önlenebilir. Kamu yararı bakımından bu çatılar; Kentsel yeşilleşme, yapılı çevrenin güzelleştirilmesi ve yatırım fırsatının arttırılması için kolay ve etkili bir strateji olarak teşvik edilmiştir.

Bir binada çatı bahçesinin yapılacağına binanın projelendirme aşamasında karar verilmesi gerekmektedir. Çünkü binanın bulunduğu yerin mikroklimatik koşulları, binanın çatı alanı ve binanın niteliği (otel, ofis, konut v.s.) gibi özellikler, tasarım aşamasında tasarımcıyı yönlendirecek ve tasarımcının, çatının teras mı yoksa eğimli mi olması gerektiğine karar vermesine yardımcı olacaktır. Çatı bahçesi yapılacak binanın çatı tipleri uygulanacak sistemler açısından önem taşımaktadır. Genellikle normal bir kırma çatı, düz bir çatı ve eğimli bir çatıda çatı bahçesi tasarlanabilir. Ancak %36 eğimi asan alanlarda özel önlemler alınması gerekmektedir. Çatı bahçeleri, genellikle %2 eğimli akıntıya sahip, iyi şekilde yalıtılmış düz çatılara uygulanmaktadır. Çatı bahçelerinin tasarımı yapılırken bölgenin makro ve mikro iklim koşulları ( güneş, yağmur, rüzgar, sıcaklık ), çatı bahçesinin bakacağı cephe ( kuzey, güney, doğu, batı ) ve çatı bahçesinin fonksiyonu ve işlevi, çatı bahçesinin kullanım yoğunlukları dikkate alınmalıdır. 

Çatı bahçelerinde bitkisel tasarım açısından iki türlü bitkilendirme tasarımı söz konusudur. Bitkilendirme biçimleri “Entansif bitkilendirme” ve “Ekstansif bitkilendirme” olarak isimlendirilir. Entansif bitkilendirmelerde çim, yer örtücü, ağaççık ve ağaçlardan oluşan bitkilendirme söz konusudur. Entansif, kelime anlamı olarak yoğun anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu tip bitkilendirmeler, sıklık olarak çok yoğun olmasa da toprak kalınlığı, kullanılan bitki türleri ya da kullanılan sistemler olarak yoğundurlar. Ekstansif bitkilendirmelerde ise, yalnız bodur çalılar, tek yıllık ya da çok yıllık yabani otlar ve çayır örtüsü kullanılmaktadır. Ekstansif, kelime anlamı olarak seyrek anlamına gelmektedir. Bu tip bitkilendirmeler, genelde alanı tamamen bitkiyle kaplayacak kadar sık bitkilendirmelerdir. Ekstansif bitkilendirme ile oluşturulan çatı bahçeleri dünyada “yeşil çatı” olarak da adlandırılmaktadırlar. Bu tip bitkilendirmeler son dönemde oldukça rağbet görmektedir.

Yeşil çatılar, LEED ( Leadership in Energy and  Environmental Design) Sertifikası kazanabilmek için binada bulunması gereken önemli bir faktördür. Yeşil çatılar, tasarıma bağlı olarak, LEED bina değerlendirmesi içinde yedi kredi veya daha fazlasını sağlayabilir.

Yeşil çatılar bina sahiplerine, farklı kategorilerdeki LEED sertifikasyonlarının üstesinden gelmelerine yardım edebilirler. Herhangi bir yeşil çatı, binanın değerlendirmede puanının artmasını sağlar. Sürdürülebilir bina değerlendirilmesine yönelik çalışmalar, diğer ülkelerde yaygın hale gelmiş, bir takım protokoller düzenlenmiştir. (BRE, BREEAM, GBTool, LEED,...) Amerika’da ve Avrupa’da pek çok ülkede uygulanan bu protokollerde, yeşil çatılar sertifikasyonda puanlamayı yükseltmeleri ve bulundukları çevreye yeniden yeşili ve doğayı kazandırmaları açısından önemlidirler. Yeşil çatılar birçok açıdan sürdürülebilir binalar için birer “ikon” durlar. Binanın çevresel performansını arttırırlar.

Çatı ve teras bahçeleri kent içindeki aktif ve pasif yeşil alanların yerini alamaz. Ancak kent içindeki binaların yaşanabilir olmasını sağlayarak aynı zamanda kuşlar ve kelebekler için de bir yaşam ortamı oluştururlar. Çatı ve teras bahçelerini sadece bitkilendirilmiş alanlar olarak kabul etmek doğru değildir. Bina düzeyinden kent düzeyine kadar olan yerleşim alanlarında yer alan çatı ve teras bahçeleri kent ortamında sosyal iletişimin de sağlandığı ortak mekânlardır. Ancak çatı bahçeleri hiçbir zaman bir ormanın ya da doğadaki herhangi bir ekosistemin yerini alamaz. Belirtilerini günümüzde gözlemleyebildiğimiz iklim değişikliği, dünyada bilimsel bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir. Bu açıdan yeşil çatılar ekolojik dengenin sürdürülebilirliği açısından büyük önem kazanmaktadır. Yeşil çatılar, şiddetli yağmur ve sel olayları, yüksek kent sıcaklıkları ve atmosfer kirliliği gibi iklim değişikliğine neden olan olaylar karşısında belli bir ölçüde çözüm sunabilirler.


KAYNAKLAR:
- Bitkilendirilmiş Çatılar, Küresel Isınmanın Etkilerini Azaltıyor, http://www.ekoyapidergisi.org/...

- Bitkilendirilmiş Yeşil Çatı Uygulama Kuralları ve Faydaları, http://www.ekoyapidergisi.org/...
- Btm ve Bahçe Çatıları, Orkun ÜRKMEZ, : http://www.ekoyapidergisi.org/...
- Çatı Bahçelerinde Bitkisel Düzenleme Esasları, Nizamettin KOÇ, Gül GÜNEŞ, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü, Mühendislik Bilimleri Dergisi, Ankara, 1998.
- Çatı Bahçelerinin Kent Yaşamına Katkıları, Beste Karakaya ARTİN, Pınar Kısa OVALI, İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi,  2016.
- Çatı Bahçelerinin Kent Yaşamındaki Yeri ve Önemi: İstanbul Kentinden Örnekler, Seda İÇMEK, Yıldız AKSOY, 5. Ulusal Çatı & Cephe Sempozyumu, İzmir,  2010.
- Çatı Bahçelerinin Tarihsel Gelişim, Mehmet TUNBİŞ, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi,  İstanbul, 1987.
- Çevre Dostu Çatılarda Entegre Sistemler, Ayşe MİRAY GEMİ, http://www.ekoyapidergisi.org/...
- Gelecek; Enerji Üreten, Doğaya Uyumlu Yeşil Çatıların Olacak, Adil BAŞTANOĞLU, http://www.ekoyapidergisi.org/...
- http://www.kilsanblog.com/yesi...
- https://greenroofs.org/about-g...
- Ofis Binalarında Yeşil Çatıların Isıtma ve Soğutma Yüklerine Olan Etkilerinin Analizi, İdil AYÇAM, Mine KINALI, Tesisat Mühendisliği, 2013.
- Selda KABULOĞLU KARAOSMAN, Yeşil Çatılar ve Sürdürülebilir Bina Sistemleri Değerlendirmesi, M.S.G.S.Ü. Mimarlık Bölümü, Çevre Çözümlemesi ve Denetimi Bilim Dalı, 
- Sürdürülebilir Peyzaj Tasarım Aracı Olarak Yeşil Çatılar, Nihan TOHUM, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Peyzaj Mimarlığı Programı, 2011.
- Yapısal Perspektiften Yeşil Çatılar, Gülşen CENGİZ, 7.Ulusal Çatı&Cephe Sempozyumu, İstanbul, 2014.
- Yaşayan Çatılar Kent Vahaları, Özlem Bahadır, http://www.ekoyapidergisi.org/...
- Yeşil Çatı Sistemleri ve Çevresel Etkileri, Eyüp Erkul, Yüksek Mimar, 
Abdullah Sönmez, Yrd. Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi, Mimarlık Bölümü, http://www.mimarlikdergisi.com...
- Yeşil Çatılar, Yaşayan Duvarlar, Gary Grant, http://www.ekoyapide
gisi.org/1043-yesil-catilar-yasayan-duvarlar.html 

1. Wenchuan Deprem Müzesi

Afetin şiddetine karşın araziye sessiz  bir konumlanış sağlayan müze, yeşil çatısıyla birlikte peyzajla bütünleşiyor.


2. Becton Dickinson Kampüs Merkezi

Bina sınırları arasındaki keskin hattı bulanıklaştıran ‘Büyük Çim’ köprüsü...


3.Zoku Binası

Kentsel yaşamın içinde gizlenen sera cenneti mikro ölçekteki ekosistem binasının çatısında konumlanmış.


4.  Nanyang Teknoloji Üniversitesi

Pasif kalmayı reddederek yerden çatıya kadar uzanan yeşil peyzaj, bulunduğu ortamın doğal yapısına uyum sağlamak için tasarlanmış.


5.Victoria Desalinasyon Projesi ve Ekolojik Rezerv Alanı

Zamanla değişecek iklim koşullarına karşın kurulan rezerv alanı insan eliyle inşa edilmiş peyzajın doğal peyzaja yönelimini ve gelişmesini planlıyor.



BTM

Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)