EkoYapı Dergisi - Ekolojik Yapılar ve Yerleşim Dergisi

​Çeşmeden Armatüre ​Suyun Yolculuğu

E.C.A. Serel Sponsorluğunda hazırlanmıştır.

Çeşmeler; İnsanların su ihtiyacını belirli günlerde karşıladıkları bir kent ihtiyacı olarak gelişse de zamanla özellikle kadınlar için kentsel öğe kimliğinin yanına kültürel özelliği de eklenerek gündelik yaşam ritüellerinin ayrılmaz parçası haline gelmiştir. 

Suyun insan yerleşmelerine ulaştırılması uygarlık tarihinin önemli aşamalarını yansıtır. Su bulabilmek için toprağın derinlerine uzanan kuyular açılmış, önceleri oldukça zahmetli taşıma yöntemleriyle su kaynakları ve akarsulardan tarım alanları ve yerleşimlere su getirilmiştir. İlerleyen uygarlık basamakları ile yağmur suları dahi değerlendirilerek kanallara akıtılacak; açık ve kapalı sarnıçlarda depolanacak; sular meydan çeşmelerine, dini ve sosyal yapılara ulaşacak; arazi yapısının bu ulaşıma izin vermediği durumlarda da bentler, su kemerleri ortaya çıkacaktır.

Çeşmeler; insanların su ihtiyacını belirli günlerde karşıladıkları bir kent ihtiyacı olarak gelişse de zamanla özellikle kadınlar için kentsel öğe kimliğinin yanına kültürel özelliği de eklenerek gündelik yaşam ritüellerinin ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Öyle ki çeşme başı diye yeni bir alt kültür doğarak ev içerisinde konumlandırılan kadının kentte var oluşunun görünürlüğünü sağlayan bir güç sağlamıştır. Günümüzde de çeşmeler, önemlerini korumakta ve aktif olarak kullanıldıkları takdirde sosyo-kültürel yaşama katkıda bulunmayı sürdürmektedirler.

Yüzyıllar öncesinde Mısır, Mezopotamya, Asur ve Roma uygarlıklarında, çok uzaklardan yerleşim bölgelerine veya kurak bölgelere tarımsal amaçlar için ark ve kanallarla su getirildiği bilinmektedir. Kuyulardan çekilen suların yanı sıra kaynaklardan ve akarsulardan faydalanmak su yolları yaparak mümkün olmuştur. 

Antik çağlardan bu yana su, çeşme ve oluklardan taş çörtenler (Çatıya gelen yağmur ve kar sularını alıp bina duvarlarından uzağa akıtmak üzere ahşap yapılarda tahtadan, kâgir yapılarda taş veya betondan yapılan, dışarı doğru uzanmış oluk biçimli mimari eleman.) vasıtasıyla durmaksızın akıtılmıştır. Çatı sularının toplanmasında da kullanılan çörtenlerin en basit formu, düz bir oluk veya hayvan başı şeklinde olanlarıdır. Tas çörtenlerin yanı sıra, az da olsa, madeni çörtenler de kullanılmıştır.

Osmanlı Döneminde 19.yüzyılın sonlarında başta saray mimarisi olmak üzere Rum ve Ermeni asıllı ustaların ön plana geçmesiyle yapılarda kullanılacak musluklar bu ustaların denetiminde üretilmiştir.

Su yollarının fazla uzak olduğu ve su kaynaklarının az olduğu yerlerde suyun ziyan olmaması için ark ve kanalların yerini taş, tuğla ve horasan harcından yapılmış kanallar almıştır. Çok eskiden beri bilinen diğer bir su yolu olan “su künkleri” ise gerçekte topraktan pişirilerek yapılan ve birbirine eklenen su borularıdır. Su, güzergâhı boyunca su yolları üzerine kurulan küçük kapakçıklarla veya maksem denilen binalarla değişik yönlere yönlendirilmiştir. Ancak bu sistemlerde; suyun istenildiği zaman akıtılmasını, istenildiği zaman kapatılmasını sağlayan bir mekanizma bulunmamaktadır. Bu ihtiyaçtan da  musluk doğmuştur.

Çeşmeler kentsel mekânda, kimi zaman camilerin avlusunda, kimi zaman büyük bir meydanın ortasında kimi zaman ise yolların kesişim noktasında yer bulmuşlardır. Su mimarisinin vazgeçilmez öğelerinden olan çeşmeler, yapıldıkları kentsel mekâna kimlik kazandırmış, sosyal hayatın şekillenmesinde rol oynamış, mahalli kültüre katkıda bulunmuşlardır. Anadolu coğrafyasında bir sosyalleşme aracı görevi gördükleri dönemler dahi olmuştur.

Değişen sanat anlayışı, değişen yaşam biçimiyle iç içe bir görüntü çizerken, özellikle saray ya da konaklara, 19. Yüzyıl’dan itibaren hem sıcak, hem de soğuk suyu akıtmak için çift kollu musluklar konulmuştur. Örneğin; Topkapı Sarayı hamamlarında, soğuk ve sıcak suyu birleştirerek tek ağızdan veya iki kolu birleşerek iki ayrı ağızdan ya da sıcak ve soğuk suyu iki ayrı ağızdan akıtan yan yana iki musluğun yerleştirildiği görülür. 

Cumhuriyet Dönemi’nin, ilk yıllarında Osmanlı sanatının son devrine ait olan Yeni Klasik Üslupta geliştirilmiş motifli muslukların ve çift musluk seklinde olan bataryaların üretimine devam edilmiştir.

Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında musluk ve bataryalar ‘kum dökümü’ metodu ile üretilmiştir. Osmanlı Döneminde 19.yüzyılın sonlarında başta saray mimarisi olmak üzere Rum ve Ermeni asıllı ustaların ön plana geçmesiyle yapılarda kullanılacak musluklar bu ustaların denetiminde üretilmiştir.

Kültürel değerler ve gelenekler, firmaların geliştirdikleri ürünleri farklılaştırıp, yeni ürün ortaya koyabilmeleri için önemli bir ilham kaynağıdır. 

Sade ve yuvarlak hatlı muslukların yerini estetiğe daha fazla önem verilerek üretilen çeşitli formlarda musluklar almış ve özellikle ‘banyo’ termosifonları için bataryalar’ üretilmeye başlanmıştır. Ancak, seri üretim teknolojisi kullanılmayan yerli yapım musluklar kalite olmadığı ve yeterli miktarda üretilemediği için talebi karşılamak üzere musluk ithalatına başlanmıştır.

Kültürel değerler ve gelenekler, firmaların geliştirdikleri ürünleri farklılaştırıp, yeni ürün ortaya koyabilmeleri için önemli bir ilham kaynağıdır. Günümüzde Türkiye’de musluk ve batarya modellerinde modern Batı tasarımının takipçisi bir tasarım anlayışı bulunmaktadır. Kullanıcıların günümüzdeki ve ön görülebilir gelecekteki isteklerinin, ihtiyaçlarının  belirlenmesi ve kullanılacak üründen beklentilerin araştırılmasıyla birlikte, musluk tasarımının tarihsel süreç içinde değişimi göz önüne alınarak geçmişin çizgilerinin bugünün tasarımlarına nasıl bir yön verebileceği belirlenebilir.

Bir çıkış noktasına, tarihsel bir gelişime bağlanıldığı zaman daha sürekliliği olan, insanlar tarafından daha rahat kabullenilebilen ürünlerin ortaya çıktığı belirtilmiştir. Bu anlamda yerel ihtiyaçlar göz önüne alınıp farklı tarzda armatür tasarımlarının yapılması gerektiği vurgulanmıştı.

Musluk üretimi sanayinin başlaması ile ithal ürünlere ihtiyaç duyulmayacak kalite ve miktarda üretim gerçekleştirilmiştir. 1980’li yılların başında iki el ile sıcak-soğuk suyun karışımını sağlayan bataryaların yanı sıra tek el hareketi ile sıcak-soğuk suyun karışımının ve musluğun açılıp kapatılmasını sağlayan küresel ve seramik diskli salmastra gruplu mix seriler devreye girmiştir.

Günümüzde musluk ve bataryaların üretiminde insan sağlığına zarar vermeyen, içinden geçen suya karışmayan ve yıllar içinde kronik metal zehirlenmesine yol açmayan, Avrupa normlarında pirinç bakır alaşımları kullanılmaya devam edilmektedir. Armatürler tarz, model, kaplama özellikleri itibariyle çeşitlilik kazanmış ve insan yaşamına, mekana tarz katan ürünler halini almıştır. Armatürler bir yapıda en çok dikkat çeken ve içindeki canlılarla en çok kontak kuran ürünlerdir. Konut alacak insanların en çok ve ilk etapta baktıkları yapı ürünleri arasında gelir banyo mutfak armatürleri. Dolayısıyla bugün armatürlerden fonksiyonelliği yanında yapıdaki diğer elemanları bütünleyen, konsept oluşturan bir tarz beklenmektedir.

Var olan su kaynaklarının korunması ve azami düzeyde su tasarrufunun sağlanması konusunda  duyarlı bir yaklaşım içerisinde olan firmalar, bu hassas konuya çeşitli teknolojiler ve ürünler geliştirerek destek vermektedir.

Ülkemizde musluk ve batarya üretiminde pek çok firma üretim yapmaktadır. Teknolojileri, sistemleri, tesisleri ve kalitesi ile dünya şirketleri ile boy ölçüşecek ölçeği yakalamış üreticiler mevcuttur.

Var olan su kaynaklarının korunması ve azami düzeyde su tasarrufunun sağlanması konusunda  duyarlı bir yaklaşım içerisinde olan firmalar, bu hassas konuya çeşitli teknolojiler ve ürünler geliştirerek destek vermektedir. Bugünkü ürünlerde su tasarrufu maksimum düzeye ulaşmaktadır. Özellikle havaalanları, alışveriş merkezleri, restoranlar, okullar, hastaneler gibi tüketimin yoğun olduğu yerlerde su ve enerji tasarrufu ön planda tutulmaktadır.

Bugün modern banyolarda ihtiyaç duyulan estetik, ergonomi ve tasarruf kavramlarına cevap verecek armatürler, su ve enerji tasarrufuna imkân tanıyan teknolojiyi tasarımla birleştirmeyi hedeflemektedirler. Kumanda kolları ise ergonomiyi konfora yansıtırken, çeşitleri ile farklı taleplere cevap veriyor. Özellikle toplu kullanım alanlarında hijyen sağlayan fotoselli modeller, ihtiyaç duyulan miktarda su akısına izin vermesiyle su tasarrufu gerçekleştirmektedir. Fiziksel temas olmaksızın suyun akışını-kesilmesini sağlayan fotoselli bataryaları teknolojik açıdan  güçlendirmektedir. Bugün kullanılan bataryaların teknolojik özelliklerinden biri de termostatik olmalarıdır. Bu bataryalar, su sıcaklığını ve debisini sabitleme imkânı yaratarak kullanıcıya kolaylık sağlamaktadır. Ani su miktarı ve ısısı değişimlerinden kullanıcının etkilenmesini ve zarar görmesini engelleyerek güvenli kullanımı desteklemektedir. Bugün armatürlerde mekanik olarak elle yapabildiğimiz sıcaklık ayarını, yakın gelecekte elektronik olarak istenilen sıcaklıkta ayarlayabilen armatürlerin yapması planlanmaktadır.

Armatürler, kullanım şekline göre manüel, zaman ayarlı ve fotoselli otomatik olarak sınıflandırılmaktadır. Ayrıca, yangın musluğu, boşaltma musluğu, şamandıralı musluk, şadırvan musluğu, çamaşır musluğu, taharet musluğu ve laboratuar musluğu gibi pek çok musluk farklı kullanım alanlarına ve kullanım amaçlarına göre üretilmekte ve tanımlanmaktadır. Kullanım suyu musluğu ya da içme suyu musluğu olarak da tanımlanan ve kullanılacak suya göre üretilen musluklar da mevcuttur.

Geçmiş dönemde pirince daha ilkel şekilde şekil verilerek oluşturulan musluklar, günümüzde modern tesislerindeki muhtelif tonajlarda preslerden oluşan pres hattı, otomatik döküm makinelerinden oluşan modern döküm hattı, üniversal ve CNC makinelerden oluşan talaşlı imalat hattı ve otomatik montaj, test, ambalaj hattı ile çok daha modern ve gelişmiş şekillerde üretilebilmektedir.

Gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda pirinç hammadde yanında su dışı kullanımlar için akışkanın kimyasal yapısına uygun olarak endüstriyel plastik ve paslanmaz malzemelerden de musluklar üretilmektedir.

Ülkemizde musluk ve batarya üretiminde pek çok firma üretim yapmaktadır. Teknolojileri, sistemleri, tesisleri ve kalitesi ile dünya şirketleri ile boy ölçüşecek ölçeği yakalamış üreticiler mevcuttur.

1957 yılında E.C.A. Pres döküm Sanayi Limited Şirketi’nin musluk üretimine başlamasıyla 1960’lı yıllarda ithal ürünlere ihtiyaç duyulmayacak kalitede ve miktarda üretim yapan yerli musluk sanayi kurulmuştur.

Armatür ve musluk batarya üretimini arttırırken bir yandan da  vitrifiye elemanlarının gelişimine destek olmuştur. Modern gündelik hayatımızın temel bir parçası olan banyolar, bugün bildiğimiz haliyle (küvet, duş, klozet, lavabo gibi standart vitrifiye elemanları ve uygun tesisat sistemi), sanayileşme süreçlerine bağlı olarak İngiltere ve Kuzey Amerika’da evlere girmiştir.

1900’ lü yıllarda, tesisat ve kanalizasyon sistemleri sayesinde, küvet ve duştan oluşan seyyar banyolar, endüstriyel vitrifiye elemanları ile sabit bir mekân ve pozisyona dönüşerek evlere girmiştir. Banyoda beyazın egemen olduğu yılların ardından, 1930’larda, renkli yüzeylerin ve vitrifiye elemanlarının ortaya çıkmasıyla beraber, banyoda hijyenden sonra, dekorasyon da öne çıkmaya başlamıştır.

İlk Batılı tarzda banyo vitrifiye elemanları 1920’lerde ve 1930’larda, mimarların ev planlarında görülmeye başlamıştır. 1980’lerde, liberal ekonomiye geçiş ve ülkedeki serbest pazar, seramik sağlık gereçleri sektörünün gelişimi banyo vitrifiye elemanlarında ve aksesuarlarında çeşitliliğin artmasına olanak vermiştir.

KAYNAKLAR

- Aysun AYTAÇ, Şebnem TİMUR ÖĞÜT, Journal of Yasar University, 2015.

- Banyo Tasarımına Etki Eden Faktörler, Mete S. Üngür, Bülent Yetiştirici, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2003.

- E.C.A.  Su Armatürleri Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu

- Geçmişten günümüze musluklar, https://emagaza.adell.com/blogs/blog/turkiye-de-muslugun-armaturun-bataryanin-tarihcesi-gecmisten-gunumuze-musluklar.

- http://abihayatsergisi.com/?po...
- http://www.aceser.com.tr/turki...
- http://www.evservis.net/batary...
- https://prezi.com/nn_vctbsbtdm...

- Musluk Tasarımının Tarihsel  Süreç İçinde İncelenmesi ve Güncel Yansımaları, Ayça Sibel AKKAYA, İstanbul  Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü,  2007.

- Türkiye’de Modern Banyonun Değişimi: Dergi Reklamları Üzerinden Bir Değerlendirme,




Yorum yaz...

Teşekkür ederiz. Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Üzgünüm. Yorumunuz gönderilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
  • (Yayınlanmayacak)