<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Dilhan Hız &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/author/dilhan-hiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 21:40:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>Dilhan Hız &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cocopah Müzesi Genişletildi</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/cocopah-muzesi-genisletildi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/cocopah-muzesi-genisletildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[Cocopah Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müze Mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Renovasyon Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84892</guid>

					<description><![CDATA[Arizona’daki Cocopah Müzesi renovasyonu, yerli mimari referansları çağdaş bir dilde yeniden yorumlayarak iç ve dış mekânı kesintisiz bir deneyime dönüştürüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Arizona’daki Cocopah Müzesi renovasyonu, yerli mimari referansları çağdaş bir dilde yeniden yorumlayarak iç ve dış mekânı kesintisiz bir deneyime dönüştürüyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-1024x683.jpg" alt="The Cocopah Museum" class="wp-image-84893" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-1024x683.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-1536x1024.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-696x464.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1-1068x712.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze1.jpg 1800w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Müze genişletmeleri çoğu zaman mevcut yapıya eklenen yeni hacimler üretir. Burada ise yaklaşım farklı. Yeni yapı, ana binaya eklenmek yerine ondan ayrılıyor ve aradaki boşluk asıl deneyim alanına dönüşüyor. Proje, küçük ölçeğine rağmen güçlü bir mekânsal kurgu öneriyor. Yeni galeri, bağımsız bir kütle olarak konumlanıyor ve ziyaret rotası kapalı bir iç mekândan çok, açık alanlar, gölgeli geçişler ve peyzaj üzerinden ilerliyor. Böylece müze deneyimi tek bir yapı içinde değil, parçalı ama süreklilik kuran bir sistem içinde kurgulanıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="768" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-84894" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-1024x768.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-300x225.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-768x576.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-560x420.jpg 560w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-150x113.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-696x522.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-1068x801.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee-265x198.jpg 265w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muzee.jpg 1160w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yerel Yaşama Övgü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tasarımın referans noktası yerel yaşam biçimi. Geleneksel barınak tipolojilerinden izler taşıyan yapı dili, geniş saçaklar ve gölgelik elemanlarla iklime doğrudan yanıt veriyor. Bu sadece estetik bir tercih değil; mekânın nasıl kullanıldığını belirleyen temel bir karar. Malzeme seçimi de bu yaklaşımı destekliyor. Toprak tonlarına yakın yüzeyler, oksitlenmiş metal ve doğal dokular yapıyı bulunduğu coğrafyayla ilişkilendiriyor. Yapı, çevresinden kopan bir nesne gibi değil; onun devamı gibi okunuyor.İç mekânda ise klasik galeri anlayışı geri planda kalıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="768" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-84895" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-1024x768.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-300x225.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-768x576.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-1536x1152.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-560x420.jpg 560w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-150x113.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-696x522.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-1068x801.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2-265x198.jpg 265w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/muze2.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Işık filtreleniyor, yüzeyler nötr olmaktan çıkıyor ve sergi mekânın bir parçası haline geliyor. Yani sergilenen içerik kadar, o içeriğin nasıl deneyimlendiği de tasarımın konusu oluyor. Ortaya çıkan şey bir genişlemeden çok, müzenin sınırlarını yeniden tarif eden bir yaklaşım aslında. Sonuçta mekân bazen duvarlarla değil, aralarındaki boşlukla kuruluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/cocopah-muzesi-genisletildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BIG’den Japonya’da Sıkıştırılmış Toprak Villalar</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/bigden-japonyada-sikistirilmis-toprak-villalar/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/bigden-japonyada-sikistirilmis-toprak-villalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[BIG Mimarlık Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEvre Dostu Yapı Malzemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya Konut Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84884</guid>

					<description><![CDATA[Bjarke Ingels Group’un Japonya’da tamamladığı yeni konut projesi, mimarlıkta uzun süredir “alternatif” olarak konumlanan bir malzemeyi, sıkıştırılmış toprağı merkezine alarak dikkat çekiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bjarke Ingels Group’un Japonya’da tamamladığı yeni konut projesi, mimarlıkta uzun süredir “alternatif” olarak konumlanan bir malzemeyi, sıkıştırılmış toprağı merkezine alarak dikkat çekiyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="526" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big3.jpg" alt="BIG Proje" class="wp-image-84885" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big3.jpg 1000w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big3-300x158.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big3-768x404.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big3-798x420.jpg 798w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big3-150x79.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big3-696x366.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Sıkıştırılmış toprak uzun süre düşük maliyetli, yerel ve sınırlı bir teknik olarak okundu. Bu üç villalık proje ise malzemeyi merkeze alarak bambaşka bir şey öneriyor. Sürdürülebilirlik aslında burada bir yan fayda, asıl mesele mekânsal etki.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="480" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/biggg.jpg" alt="" class="wp-image-84886" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/biggg.jpg 960w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/biggg-300x150.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/biggg-768x384.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/biggg-840x420.jpg 840w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/biggg-150x75.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/biggg-696x348.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Sagishima Adası’nda konumlanan yapılar, kalın ve katmanlı toprak duvarlarıyla güçlü bir kütle hissi yaratıyor. Bu duvarlar sadece taşıyıcı değil; ışığı süzen, mekânın tonunu belirleyen ve yüzeydeki doğal katman izleriyle yapıya neredeyse jeolojik bir karakter kazandıran aktif bir bileşen.Plan kurgusu ise bu ağırlığı kıracak şekilde çalışıyor. Yapılar topografyaya yaslanırken manzaraya doğru açılıyor; yatayda genişleyen ve iç-dış sürekliliğini önemseyen bir yaşam kurgusu kuruluyor. Böylece kapalı, ağır bir malzeme dili; akışkan ve açık bir mekânsal deneyimle dengeleniyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="818" height="654" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big2.jpg" alt="" class="wp-image-84887" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big2.jpg 818w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big2-300x240.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big2-768x614.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big2-525x420.jpg 525w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big2-150x120.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/big2-696x556.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 818px) 100vw, 818px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Burada altı çizilmesi gereken, sıkıştırılmış toprağın bir “alternatif” olmaktan çıkıp bilinçli bir tasarım tercihi haline gelmesi. Lüks de bu noktada yeniden tanımlanıyor. Gösterişli kaplamalar yerine, malzemenin kendi doğası ve dokusu değer üretmeye başlıyor. Yani aslında ortaya çıkan şey yalnızca üç villa değil; malzemenin mimarlıktaki yerini yeniden tartışmaya açan bir öneri.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/bigden-japonyada-sikistirilmis-toprak-villalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi Chambord Şatosu Restorasyona Alınıyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/tarihi-chambord-satosu-restorasyona-aliniyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/tarihi-chambord-satosu-restorasyona-aliniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 08:21:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Chambord Şatosu]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans Mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84903</guid>

					<description><![CDATA[Fransa’nın en önemli tarihi yapılarından Chambord Şatosu, yapısal bozulmalar ve iklim etkileri nedeniyle kapsamlı bir restorasyon sürecine giriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fransa’nın en önemli tarihi yapılarından Chambord Şatosu (Château de Chambord</strong>)<strong>, yapısal bozulmalar ve iklim etkileri nedeniyle kapsamlı bir restorasyon sürecine giriyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="750" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-1024x750.jpg" alt="Château de Chambord" class="wp-image-84904" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-1024x750.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-300x220.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-768x562.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-1536x1124.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-574x420.jpg 574w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-150x110.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-696x509.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu-1068x782.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/chambordsatosu.jpg 1586w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Château de Chambord Rönesans Mimarisi&#8217;nin efsane yapılarından biridir bana sorarsanız. Fransa’nın Loire Vadisi’nde yer alan Chambord Şatosu, yalnızca ölçeğiyle değil, taşıdığı mimari mirasla da zaten Avrupa’nın en önemli yapılardan biri olarak kabul ediliyor. Ancak yapı bugün, görünmeyen ama birikimli bir sorunla karşı karşıya: zaman ve iklimin birlikte yarattığı yapısal yıpranma. 16. yüzyıla tarihlenen şato, karmaşık çatı sistemi, taş taşıyıcıları ve detaylı kule kurgusuyla dikkat çekiyor. Ancak özellikle çatı ve üst örtü sisteminde gözlenen deformasyonlar, su sızmaları ve malzeme aşınmaları, yapının bazı bölümlerinde ciddi riskler oluşturuyor. Bu durum, restorasyonu artık estetik bir müdahale olmaktan çıkarıp yapısal bir zorunluluk haline getiriyor.</p>



<ol start="16" class="wp-block-list"></ol>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sürdürülebilir Yapı</strong> <strong>Tasarımı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Başlatılan kapsamlı restorasyon programı, yalnızca yüzey iyileştirmelerine değil, yapının taşıyıcı sistemine ve detay çözümlerine de odaklanıyor. Çatı elemanlarının yeniden ele alınması, taş yüzeylerin güçlendirilmesi ve suyun yapıdan uzaklaştırılmasına yönelik yeni çözümler, müdahalenin ana başlıklarını oluşturuyor. Bu süreçte dikkat çeken nokta, müdahalenin yalnızca geçmişi korumaya yönelik olmaması. Artık mesele, tarihi yapıları bugünün koşullarına nasıl adapte edileceği. Artan yağış rejimleri, sıcaklık farkları ve çevresel etkiler, geleneksel yapı tekniklerini zorlayan yeni bir gerçeklik yaratıyor. Chambord örneği, restorasyon pratiğinin değişen doğasını da ortaya koyuyor. Tarihi yapılar artık yalnızca korunmuyor; yeniden düşünülüyor, güçlendiriliyor ve geleceğe hazırlanıyor. Arkasındaki soru ise tabii ki şu:<br>Geçmişin yapıları, bugünün iklim koşullarına ne kadar dayanıklı?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/tarihi-chambord-satosu-restorasyona-aliniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IKEA Koleksiyonluk Tasarım Alanını Karıştırıyor!</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/ikea-koleksiyonluk-tasarim-alanini-karistiriyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/ikea-koleksiyonluk-tasarim-alanini-karistiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Ikea Grejsimojs Koleksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ulaşılabilir Tasarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84854</guid>

					<description><![CDATA[IKEA, GREJSIMOJS koleksiyonu ile koleksiyonluk tasarımın mesafeli ve seçkin diline karşı daha erişilebilir, etkileşimli ve oyun temelli bir yaklaşım öneriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>IKEA, GREJSIMOJS koleksiyonu ile koleksiyonluk tasarımın mesafeli ve seçkin diline karşı daha erişilebilir, etkileşimli ve oyun temelli bir yaklaşım öneriyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="751" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-1024x751.jpg" alt="IKEA, GREJSIMOJS koleksiyonu" class="wp-image-84855" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-1024x751.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-300x220.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-768x563.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-573x420.jpg 573w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-150x110.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-696x510.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea-1068x783.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea.jpg 1165w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Koleksiyonluk tasarım dünyası genelde mesafeli bir yer. Nesneyle aranıza bir çizgi koyar, ona bakarsınız ama pek yaklaşamazsınız. IKEA’nın yaptığı hamle ise bu çizgiyi silmek. Üstelik bunu büyük laflarla değil, doğrudan nesnenin kendisi üzerinden yapıyor. Ortaya koyduğu koleksiyon, ilk anda hafif, oyunbaz ve hatta biraz “fazla rahat” görünüyor. Ama mesele zaten tam burada başlıyor. Çünkü bu nesneler sergilenmek için değil, kullanılmak, dokunulmak, hatta biraz da kurcalanmak için var. Tasarımın o steril vitrini bir anda gündelik hayatın içine çekiliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="956" height="689" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2.jpg" alt="" class="wp-image-84856" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2.jpg 956w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2-300x216.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2-768x554.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2-583x420.jpg 583w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2-150x108.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2-696x502.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/ikea2-324x235.jpg 324w" sizes="auto, (max-width: 956px) 100vw, 956px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hayatın İçinde Objeler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aklımıza yazalım, değer artık nadirlikten değil, ilişkiden geliyor. Yani bir objenin ne kadar “uzakta” durduğundan değil, senin hayatına ne kadar dahil olabildiğinden. IKEA bu dengeyi bilinçli şekilde ters çeviriyor. Koleksiyonluk olanı ulaşılmaz kılmak yerine, onu gündelik deneyimin bir parçası haline getiriyor. Burada haliyle tasarımın dili de değişiyor. Daha ciddi, daha mesafeli bir estetik yerine; daha açık, daha temas edilebilir bir yaklaşım öne çıkıyor. Nesneyle kurulan ilişki biraz daha serbest, biraz daha doğal. Hatta kusurlara bile alan açan bir tarafı var.Aslına bakarsanız ortaya çıkan şey bir koleksiyondan çok bir öneri gibi duruyor. Tasarımın sadece bakılan değil, yaşanan bir şey olması gerektiğini hatırlatan bir öneri. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/ikea-koleksiyonluk-tasarim-alanini-karistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İç Mekânda Yeni Parametre Nöroestetik</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekanda-yeni-parametre-noroestetik/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekanda-yeni-parametre-noroestetik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84824</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde iç mekân artık yalnızca estetik bir kurgu değil; ışık, malzeme ve form üzerinden insan zihnini doğrudan etkileyen ölçülebilir bir sistem olarak yeniden tanımlanıyor. Yeni parametre ise nöroestetik.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Günümüzde iç mekân artık yalnızca estetik bir kurgu değil; ışık, malzeme ve form üzerinden insan zihnini doğrudan etkileyen ölçülebilir bir sistem olarak yeniden tanımlanıyor.</strong> <strong>Yeni parametre ise nöroestetik.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="715" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-1024x715.jpg" alt="Nöroestetik" class="wp-image-84825" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-1024x715.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-300x209.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-768x536.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-602x420.jpg 602w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-150x105.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-696x486.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-100x70.jpg 100w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2.jpg 1027w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">İç mimarlık uzun süre “iyi görünen” ile “iyi hissettiren” arasındaki farkı sezgiyle çözmeye çalıştı. Bugün ise bu ayrım giderek daha görünür hale geliyor. Nöroestetik yaklaşımı, mekânın yalnızca nasıl göründüğünü değil, kullanıcı üzerinde nasıl bir etki yarattığını sorgulayan daha net, daha ölçülebilir bir tasarım zeminine işaret ediyor. Mekân artık arka planda kalan bir sahne değil. Işık, ses, doku ve malzeme; insanın odaklanma biçiminden stres düzeyine kadar doğrudan karşılık üreten unsurlar haline geliyor. Bu da iç mekânı yalnızca işlevsel bir düzenleme olmaktan çıkarıp, davranış ve duygu üreten bir sistem olarak yeniden konumlandırıyor. Tasarımın etkisi gözle değil, bedenle ve zihinle ölçülmeye başlıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="686" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-1024x686.jpg" alt="" class="wp-image-84826" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-1024x686.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-300x201.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-768x514.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-627x420.jpg 627w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-696x466.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-1068x715.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1.jpg 1071w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Veri Destekli Seçimler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşım, iç mimarlığın karar alma biçimini de değiştiriyor. Estetik tercihlerin yerini giderek daha fazla veri destekli seçimler alıyor. Bir mekânın amacı artık sadece barındırmak ya da düzenlemek değil; kullanıcıyı sakinleştirmek, odaklanmayı artırmak ya da sosyal etkileşimi güçlendirmek gibi net hedefler üretmek. Tasarım, niyetli bir müdahaleye dönüşüyor. Doğal ışık, organik formlar ve doğayla kurulan temas bu çerçevede yeniden değer kazanıyor. Bunlar artık yalnızca “iyi hissettiren” detaylar değil; insanın sinir sistemiyle doğrudan ilişki kuran bileşenler. Renk geçişleri, yüzey dokuları ve mekânsal akış ise kullanıcı deneyimini yönlendiren aktif araçlara dönüşüyor. Mekânın dili, estetikten çok etki üzerinden okunuyor. Bu dönüşümle birlikte iç mimar da farklı bir rol üstleniyor. Form veren bir tasarımcıdan çok, deneyimi kurgulayan bir stratejiste evriliyor. Eğitim yapılarından ofislere, sağlık mekânlarından konutlara kadar her ölçekte tasarımın performansı artık sadece metrekareyle değil, kullanıcı üzerindeki karşılığıyla değerlendiriliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekanda-yeni-parametre-noroestetik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>National Gallery’de Yeni Kanat: Kengo Kuma</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/national-galleryde-yeni-kanat-kengo-kuma/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/national-galleryde-yeni-kanat-kengo-kuma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 06:11:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Kengo Kuma]]></category>
		<category><![CDATA[National Gallery]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Yapıya Ek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84832</guid>

					<description><![CDATA[Londra’daki National Gallery’nin yeni kanadı için seçilen Kengo Kuma, mevcut yapıyla rekabet etmeyen, ışık ve kamusal alan üzerinden bağ kuran bir mimari öneri sunuyor. Tarihi bir yapıya ek yapmak çoğu zaman iki uç arasında sıkışır: ya tamamen geri çekilmek ya da kendini fazlasıyla görünür kılmak. Bu projede ise daha dengeli bir yaklaşım öne çıkıyor. Yeni [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Londra’daki National Gallery’nin yeni kanadı için seçilen Kengo Kuma, mevcut yapıyla rekabet etmeyen, ışık ve kamusal alan üzerinden bağ kuran bir mimari öneri sunuyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="785" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-1024x785.jpg" alt="Kengo Kuma" class="wp-image-84833" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-1024x785.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-300x230.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-768x589.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-1536x1178.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-2048x1571.jpg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-548x420.jpg 548w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-150x115.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-696x534.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-1068x819.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengo-1920x1473.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihi bir yapıya ek yapmak çoğu zaman iki uç arasında sıkışır: ya tamamen geri çekilmek ya da kendini fazlasıyla görünür kılmak. Bu projede ise daha dengeli bir yaklaşım öne çıkıyor. Yeni öneri, mevcut yapıya eklenen bağımsız bir kütleden çok, onunla ilişki kuran bir ara yüz gibi çalışıyor. Yapı, var olanın dilini taklit etmiyor ama onunla çatışmaya da girmiyor.Yeni kanat, yalnızca alan ihtiyacına cevap veren bir genişleme değil. Asıl mesele, galerinin kapsadığı zaman aralığını ve sergileme biçimini güncellemek. Bu nedenle ek yapı, mevcut koleksiyonun ötesine geçerek daha güncel üretimlere alan açan bir altyapı öneriyor. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="730" height="480" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kuma.webp" alt="Kengo Kuma" class="wp-image-84835" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kuma.webp 730w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kuma-300x197.webp 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kuma-639x420.webp 639w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kuma-150x99.webp 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kuma-696x458.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Böylece yapı, yalnızca fiziksel değil, içerik açısından da genişliyor. Kentsel ölçekte bakıldığında ise proje bir bina eklemekten fazlasını hedefliyor. Mevcut yapı ile arka bölge arasında kurulan bağlantı, iki farklı kentsel akış arasında yeni bir geçiş tanımlıyor. Bu durum, projeyi içe kapalı bir müze genişlemesinden çıkarıp kamusal dolaşımın parçası haline getiriyor. Yapı, yalnızca sergileme mekânı değil, aynı zamanda bir geçiş yüzeyi olarak çalışıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="788" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-1024x788.jpg" alt="" class="wp-image-84834" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-1024x788.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-300x231.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-768x591.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-1536x1182.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-546x420.jpg 546w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-150x115.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-696x535.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma-1068x822.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kengokuma.jpg 1704w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sadeleşme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mimari dilde ise bilinçli bir sadeleşme dikkat çekiyor. Kütle parçalanarak ölçek küçültülüyor, yüzeylerde tercih edilen açık tonlar yapının çevreyle daha yumuşak bir ilişki kurmasını sağlıyor. Işık, burada sadece bir aydınlatma aracı değil; mekânı tanımlayan temel unsur olarak ele alınıyor. İç mekân organizasyonu da bu yaklaşımı destekleyecek şekilde daha akışkan ve süreklilik hissi veren bir kurguya sahip. Projenin en kritik tarafı, kendini geri çekme becerisi. Yeni yapı, var olanın önüne geçmeye çalışmıyor. Aksine, deneyimi genişleten ama dikkatini üzerine toplamayan bir mimari tavır öneriyor. Bu da özellikle tarihsel bağlam içinde yapılan müdahalelerde nadir görülen bir dengeyi işaret ediyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/national-galleryde-yeni-kanat-kengo-kuma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gourmega; Dairesel Kurgu, Akışkan Mekân</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/gourmega-dairesel-kurgu-akiskan-mekan/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/gourmega-dairesel-kurgu-akiskan-mekan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[Gourmega]]></category>
		<category><![CDATA[Mariam Issoufou Architects]]></category>
		<category><![CDATA[Restoran Tasarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84828</guid>

					<description><![CDATA[Mariam Issoufou Architects imzalı Manhattan restoranı Gourmega, lineer planı terk ederek dairesel oturma düzeni ve dönüşebilen mekân kurgusuyla restoran tipolojisini yeniden tartışmaya açıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mariam Issoufou Architects imzalı Manhattan restoranı Gourmega, lineer planı terk ederek dairesel oturma düzeni ve dönüşebilen mekân kurgusuyla restoran tipolojisini yeniden tartışmaya açıyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="778" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1024x778.jpg" alt="Gourmega" class="wp-image-84829" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1024x778.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-300x228.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-768x584.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1536x1167.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-553x420.jpg 553w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-150x114.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-696x529.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1068x811.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1920x1459.jpg 1920w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1.jpg 2036w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Fine dining mekanların hepsi birbirine benzer. Restoran mekânı çoğu zaman aynı senaryoyu tekrar eder. Giriş, servis hattı, sıralı masalar. Burada ise kurgu merkezden başlıyor ve tüm alışkanlıkları sessizce dağıtıyor. Mekânın ortasına yerleşen dairesel masa sistemi, planı organize eden ana omurga haline geliyor. Bu tercih yalnızca biçimsel bir jest değil; kullanıcıların mekânla kurduğu ilişkiyi doğrudan değiştiriyor. Tek yönlü oturma düzeni ortadan kalkıyor, karşılaşmalar çoğalıyor, mekân daha kolektif bir deneyime açılıyor. Bu merkezli kurgu, mekânın gün içindeki kullanımını da esnetiyor. Aynı alan, farklı saatlerde farklı yoğunluklara ve senaryolara uyum sağlayabiliyor. Sabit bir plan yerine dönüşebilen bir düzen öneriliyor. Bu da özellikle sınırlı metrekarelerde çalışan projeler için kritik bir yaklaşım: alan büyümüyor ama kapasite ve deneyim çeşitleniyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-84830" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1024x1024.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-300x300.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-150x150.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-768x768.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1536x1536.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-420x420.jpg 420w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-696x696.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1068x1068.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2.jpg 1577w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Akışkan&#8230;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mutfak ile kullanıcı alanı arasındaki ilişki de bu akışkanlık üzerinden yeniden ele alınıyor. İki alan arasında kesin bir sınır kurmak yerine, açılıp kapanabilen geçirgen bir yüzey tercih ediliyor. Bu sayede mutfak zaman zaman görünür hale geliyor, üretim süreci mekân deneyiminin bir parçasına dönüşüyor. Kapandığında ise mekân kendi içine çekiliyor ve daha kontrollü bir atmosfer kuruluyor. Malzeme dili bu kurguyu destekleyecek şekilde dengeli ilerliyor. Doğal taş yüzeyler, sıcak tonlu ahşap elemanlar ve koyu zemin tercihleri, mekâna yoğun ama abartısız bir karakter veriyor. Işık, yüzeylerde sert kontrastlar yaratmak yerine dağılarak ilerliyor. Bu da mekânın daha sakin, daha derinlikli okunmasını sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Projenin asıl gücü işte tam da burada ortaya çıkıyor. Mekân sabit bir düzen değil, sürekli yeniden kurulan bir sistem olarak ele alınıyor. Kullanıcı, mekân ve işlev arasındaki sınırlar net çizgilerle ayrılmıyor; aksine birbirine karışıyor. Bu yaklaşım, restoran tipolojisini yalnızca estetik açıdan değil, kullanım biçimi üzerinden de yeniden düşünmeye zorluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/gourmega-dairesel-kurgu-akiskan-mekan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nairobi, Pan-African Biennale 2026’ya Hazırlanıyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/nairobi-pan-african-biennale-2026ya-hazirlaniyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/nairobi-pan-african-biennale-2026ya-hazirlaniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık Üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[Pan-African Biennale]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84786</guid>

					<description><![CDATA[1 Eylül 2026’da Nairobi’de açılması planlanan Pan-African Biennale, Afrika genelindeki mimarlık üretimini ortak bir platformda buluşturmayı hedeflerken, daha şimdiden küresel ölçekte tartışma yaratıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>1 Eylül 2026’da Nairobi’de açılması planlanan Pan-African Biennale, Afrika genelindeki mimarlık üretimini ortak bir platformda buluşturmayı hedeflerken, daha şimdiden küresel ölçekte tartışma yaratıyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="805" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-1024x805.jpg" alt="Pan-African Biennale 2026" class="wp-image-84787" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-1024x805.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-300x236.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-768x604.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-1536x1207.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-534x420.jpg 534w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-150x118.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-696x547.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-1068x839.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell-1920x1509.jpg 1920w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bianell.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz gerçekleşmemiş bir etkinliğin bu kadar erken gündeme girmesi aslında pek sık rastlanan bir durum değil. Ancak Pan-African Biennale tam olarak böyle bir etki yaratmış durumda. İlk edisyonu 2026 sonbaharında Nairobi’de düzenlenecek bienal, kıta genelinde mimarlık ve tasarım üretimini bir araya getirmeyi amaçlarken, aynı zamanda bu üretimlerin nasıl temsil edildiğine dair yerleşik kabulleri de sorguluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>54 Ülke</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bienalin en iddialı yönlerinden biri, Afrika’yı küresel mimarlık sahnesine “eklemekten” çok, bu sahnenin nasıl kurulduğunu tartışmaya açması. 54 ülkeyi kapsaması hedeflenen organizasyon, farklı coğrafyalardaki yerel pratikleri tek bir çatı altında toplamak yerine, bu çeşitliliği görünür kılmayı ve kendi bağlamı içinde tartışmayı öneriyor. Bu yaklaşım, uzun süredir Batı merkezli ilerleyen mimarlık anlatısına alternatif bir çerçeve sunma iddiası taşıyor. Son yıllarda Afrika’da öne çıkan projeler, büyük ölçekli simgesel yapılardan çok, yerel malzeme kullanımı, iklimle uyum ve topluluk odaklı çözümler üzerinden şekilleniyor. Ancak bu üretimler çoğu zaman küresel platformlarda sınırlı yer buluyor ya da farklı bir dil üzerinden temsil ediliyor. Bienal, bu aracı dili devre dışı bırakarak doğrudan bir ifade alanı kurmayı hedefliyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="500" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bienal.jpg" alt="" class="wp-image-84788" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bienal.jpg 750w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bienal-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bienal-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bienal-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bienal-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan organizasyonun henüz hazırlık aşamasında olması, beraberinde bazı soru işaretlerini de getiriyor. Bu ölçekte bir etkinliğin nasıl finanse edileceği, küratoryal yapının ne kadar bağımsız olacağı ve “yerel anlatı” iddiasının ne ölçüde korunabileceği, şimdiden tartışılan başlıklar arasında. Yine de Pan-African Biennale’in işaret ettiği yön oldukça net. Mimarlık artık yalnızca nerede üretildiğiyle değil, nereden konuşulduğuyla da tanımlanıyor. Nairobi’de açılması planlanan bu ilk edisyon, gerçekleşmeden önce bile mimarlığın merkezine dair tartışmayı yeniden başlatmış görünüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/nairobi-pan-african-biennale-2026ya-hazirlaniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pasif Evler Gerçekten Daha Az mı Masraflı?</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/pasif-evler-gercekten-daha-az-mi-masrafli/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/pasif-evler-gercekten-daha-az-mi-masrafli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[enerji tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[Pasif Ev]]></category>
		<category><![CDATA[Yalıtım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84644</guid>

					<description><![CDATA[Pasif Ev kategorisindeki yüksek performanslı konutlar, ilk yatırımda pahalı ama kullanım ve bakımda şaşırtıcı derecede düşük maliyetli bir model sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pasif Ev kategorisindeki yüksek performanslı konutlar, ilk yatırımda pahalı ama kullanım ve bakımda şaşırtıcı derecede düşük maliyetli bir model sunuyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-1024x682.jpeg" alt="Pasif Ev" class="wp-image-84645" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-1024x682.jpeg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-300x200.jpeg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-768x512.jpeg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-1536x1024.jpeg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-630x420.jpeg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-150x100.jpeg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-696x464.jpeg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-1068x712.jpeg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev-1920x1280.jpeg 1920w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/pasifev.jpeg 2000w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde adını sık sık duyuyoruz. Pasif evler ilk bakışta pahalı bir tercih gibi görünüyor; daha kalın yalıtım, üçlü camlar ve yüksek hassasiyetli detaylar başlangıç maliyetini yukarı çekiyor. Ancak bu yapıların asıl farkı kullanım sürecinde ortaya çıkıyor. Sistemler, kullanıcı müdahalesine ihtiyaç duymayacak şekilde kurgulanıyor; iç mekân sıcaklığı dengede kalıyor, hava kalitesi sürekli korunuyor ve yapı neredeyse kendi kendine işleyen bir düzene dönüşüyor. Bu yaklaşım, mimarlığı bakım gerektiren parçalı sistemlerden uzaklaştırarak daha bütüncül bir organizma haline getiriyor. Geleneksel yapılarda ayrı ayrı çalışan ısıtma, soğutma ve havalandırma bileşenleri burada tek bir sistemde birleşiyor. Bu da hem arıza riskini azaltıyor hem de bakım ihtiyacını minimum seviyeye indiriyor. Yapı kabuğunun güçlü olması ve malzeme seçimlerinin uzun ömürlü çözümlerden yana yapılması, zaman içinde ortaya çıkabilecek sorunları daha baştan sınırlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yalıtım</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Pasif Ev&#8217;de bakım ihtiyacı tamamen ortadan kalkmıyor ancak oldukça öngörülebilir hale geliyor. Özellikle ısı geri kazanımlı havalandırma sistemlerinde filtre değişimi gibi basit ve periyodik işlemler yeterli oluyor. Büyük onarımlar ya da beklenmedik masraflar, bu yapılarda çok daha nadir görülüyor. Enerji tüketimindeki düşüş de bu tabloyu destekliyor. Pasif evler, standart konutlara kıyasla ciddi oranda daha az enerji kullanıyor; bu da yalnızca faturaları azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda yapı sistemlerinin daha az çalışmasını sağlayarak yıpranmayı da azaltıyor. Böylece maliyetler sadece düşmüyor, aynı zamanda daha öngörülebilir bir yapıya kavuşuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuçta pasif evler, sürdürülebilirliği görünür teknolojilerle değil, doğru çalışan bir sistem kurgusuyla ele alıyor. Başlangıçta daha fazla yatırım gerektirse de, uzun vadede daha az müdahale isteyen, daha stabil ve daha ekonomik bir yaşam alanı sunuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/pasif-evler-gercekten-daha-az-mi-masrafli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konut Yer Değiştirirse: Modüler Sistemler Kalıcılığı Sorguluyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/konut-yer-degistirirse-moduler-sistemler-kaliciligi-sorguluyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/konut-yer-degistirirse-moduler-sistemler-kaliciligi-sorguluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Kolay Monte Edilebilen Bileşenler]]></category>
		<category><![CDATA[Modüler Sistemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84794</guid>

					<description><![CDATA[Parçalı, sökülebilir ve yeniden kurulabilir modüler sistemlerle tasarlanan yeni konut yaklaşımı, yapıyı sabit bir nesne olmaktan çıkarıp değişen koşullara uyumlanan bir yapıya dönüştürüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Parçalı, sökülebilir ve yeniden kurulabilir modüler sistemlerle tasarlanan yeni konut yaklaşımı, yapıyı sabit bir nesne olmaktan çıkarıp değişen koşullara uyumlanan bir yapıya dönüştürüyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-1024x576.jpg" alt="Modüler Sistemler Kalıcılığı Sorguluyor" class="wp-image-84795" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-1024x576.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-300x169.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-768x432.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-1536x864.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-747x420.jpg 747w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-150x84.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-696x392.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111-1068x601.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1111.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yapının en temel özelliği nedir? Yerinde durması mı, yoksa bulunduğu koşullara uyum sağlaması mı? Son dönemde öne çıkan modüler konut projeleri bu soruyu giderek daha yüksek sesle sormaya başladı. Çünkü burada önerilen şey aslında oldukça basit ama alışıldık değil: yapı sabit kalmak zorunda değil. Parçalara ayrılabilen, taşınabilen ve yeniden kurulabilen bir sistemden söz ediyoruz. Bu, konutu yalnızca bir “yer” olmaktan çıkarıp bir tür altyapıya, hatta bir ihtimaller dizisine dönüştürüyor. Kullanıcı değişse de, arsa değişse de, ihtiyaçlar dönüşse de yapı buna uyum sağlayabiliyor. İlk bakışta teknik bir çözüm gibi görünen bu yaklaşım, aslında mimarlığın en köklü reflekslerinden birine dokunuyor: kalıcılık.Çünkü mimarlık uzun süre kendini “orada kalma” üzerinden tanımladı. Oysa burada kalmak değil, hareket edebilmek değerli. Yapı bir kez inşa edilip sabitlenmek yerine, zaman içinde yeniden kurgulanabilecek bir sistem olarak düşünülüyor. Bu da ister istemez şu soruyu getiriyor: Bir yapının ömrü, gerçekten bulunduğu yerle mi sınırlı olmalı?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="636" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-1024x636.jpg" alt="" class="wp-image-84796" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-1024x636.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-300x186.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-768x477.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-676x420.jpg 676w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-150x93.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-696x432.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1-356x220.jpg 356w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1.jpg 1026w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Esnek Ama&#8230;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Malzeme tercihleri de bu fikri destekliyor. Hafif, geri dönüştürülebilir ve kolay monte edilebilir bileşenler, yapının yalnızca fiziksel değil, çevresel anlamda da daha esnek olmasını sağlıyor. Ama burada küçük bir pürüz var. Esneklik her zaman sürdürülebilirlik anlamına gelmiyor. Tam tersine, bazı durumlarda daha hızlı bir tüketim döngüsünü de tetikleyebiliyor. Acaba modülerlik gerçekten daha uzun ömürlü bir mimarlık mı öneriyor, yoksa değiştirilebilir olanı daha kolay vazgeçilebilir hale mi getiriyor? Bu sorunun net bir cevabı yok maalesef. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/konut-yer-degistirirse-moduler-sistemler-kaliciligi-sorguluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
