<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Editör &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/author/editor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 13:41:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>Editör &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>MEKANSAL NETLİK: Jeyan Ülkü ile Ofisin Yeniden Tanımı</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/jeyan-ulku-ile-ofisin-yeniden-tanimi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/jeyan-ulku-ile-ofisin-yeniden-tanimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:35:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[iç mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Jeyan Ülkü, Jeyan Ülkü Mimarlık, Mimar Jeyan Ülkü, Söyleşi, Röportaj, COVID 19, Koronavirüs, Mimari, Mimarlık,]]></category>
		<category><![CDATA[Ofis Mimarisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=85190</guid>

					<description><![CDATA[Jeyan Ülkü, Hibrit Çalışma Kültürünü Mekansal Netlik, Esneklik Ve Kullanıcı Odaklı Bir Yaklaşımla Yeniden Tanımlıyor. Mimarlığın yalnızca form üretmekle sınırlı kalmayıp, yaşam ve çalışma biçimlerini yeniden tanımladığı bir eşikteyiz. Bu söyleşide Jeyan Ülkü ile mekânsal netlik, kavramsal yaklaşım ve hibrit çalışma modellerinin ofis tasarımı üzerindeki dönüştürücü etkilerini ele alıyoruz. 2000’li yılların başından bu yana kurumsal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Jeyan Ülkü, Hibrit Çalışma Kültürünü Mekansal Netlik, Esneklik Ve Kullanıcı Odaklı Bir Yaklaşımla Yeniden Tanımlıyor.</h2>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized is-style-default"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="811" height="1024" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-811x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-85208" style="aspect-ratio:0.7917525773195876;width:375px;height:auto" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-811x1024.jpeg 811w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-238x300.jpeg 238w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-768x970.jpeg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-1216x1536.jpeg 1216w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-1621x2048.jpeg 1621w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-333x420.jpeg 333w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-150x189.jpeg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-300x379.jpeg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-696x879.jpeg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-1068x1349.jpeg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-1920x2425.jpeg 1920w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/jeyan_ulku_portre-scaled.jpeg 2027w" sizes="(max-width: 811px) 100vw, 811px" /><figcaption class="wp-element-caption">Jeyan Ülkü</figcaption></figure>



<p>Mimarlığın yalnızca form üretmekle sınırlı kalmayıp, yaşam ve çalışma biçimlerini yeniden tanımladığı bir eşikteyiz. Bu söyleşide <a href="https://jumimarlik.com/" data-type="link" data-id="https://jumimarlik.com/" target="_blank" rel="noopener">Jeyan Ülkü</a> ile mekânsal netlik, kavramsal yaklaşım ve hibrit çalışma modellerinin ofis tasarımı üzerindeki dönüştürücü etkilerini ele alıyoruz. 2000’li yılların başından bu yana kurumsal mekânlar odağında gelişen pratiği; bağlamsal duyarlılığı, kullanıcı deneyimini merkeze alan yaklaşımı ve farklı ölçeklerde ürettiği projeler aracılığıyla uluslararası ölçekte güçlü bir görünürlük kazanmıştır. Söyleşi boyunca, çağdaş ofis mimarlığının mevcut dinamiklerini ve yakın geleceğe dair potansiyel yönelimlerini çok katmanlı bir perspektifle değerlendiriyoruz.</p>



<h6 class="wp-block-heading"><br><strong>2000 yılından bu yana özellikle kurumsal mekânlar üzerine üretim yapıyorsunuz. Bugün Jeyan Ülkü Mimarlık’ın tasarım yaklaşımını nasıl tanımlarsınız? 20. yüzyıl modernizminin işlevsellik ve yalınlık ilkeleri, sizin pratiğinizde nasıl güncel ve çağdaş bir karşılık buluyor?</strong></h6>



<p><strong><br></strong>Pratiğimizi tarif ederken özellikle vurguladığımız temel yaklaşım, tasarım sürecine nasıl başladığımızla ilgilidir. Bizim için bir proje, çizimle değil; dinlemeyle başlar. Kurumu, organizasyonel yapıyı, çalışma biçimlerini, gündelik alışkanlıkları ve beklentileri çok katmanlı bir şekilde anlamadan tasarım üretmeyi doğru bulmuyoruz. Bu nedenle sürecin başlangıcını, analitik bir okuma ve güçlü bir kavrayış zemini olarak ele alıyoruz.</p>



<p>Bu yaklaşım, zaman içinde kendi tasarım dilimizin de doğal olarak şekillenmesini sağladı. Modernizmin işlevsellik ve yalınlık ilkeleri, hâlâ bizim için güçlü bir referans noktasıdır. Ancak bu referansları doğrudan tekrar etmek yerine, günümüzün değişen ihtiyaçları ve çalışma kültürü içinde yeniden yorumluyoruz. İşlevselliği yalnızca teknik bir gereklilik olarak değil, kullanıcı deneyimini güçlendiren ve mekânsal performansı artıran bir araç olarak ele alıyoruz.</p>



<p>Yalınlık ise bizim için bir azaltma pratiğinden öte, özün ortaya çıkarılmasıdır. Gereksiz olanın ayıklanmasıyla birlikte mekân, kendi içsel netliğini ve dengesini doğal olarak kurar. Bu süreç, tasarımın hem kavramsal hem de mekânsal olarak tutarlı ve sürdürülebilir bir bütünlük kazanmasını sağlar.</p>



<h6 class="wp-block-heading"><strong>Sizin için mimarlıkta kavram ile mekansal deneyim arasındaki ilişki nasıl kuruluyor? Soyut bir fikri kullanıcı tarafından sezgisel olarak algılanan bir atmosfere dönüştürme sürecinizi nasıl tarif edersiniz?</strong></h6>



<p>Bizim için kavram çoğu zaman tasarımın başlangıcında tanımlanan sabit bir fikir değil; süreç içinde, kullanıcıyı anlamaya başladıkça ortaya çıkan bir yapı. İnsanların nasıl çalıştığını, nasıl iletişim kurduğunu ve mekandan ne beklediğini gördükçe, o projeye ait “hikaye” kendiliğinden şekilleniyor.</p>



<p>Sonrasında bu hikayeyi mekana çevirirken çok doğrudan anlatımlar yerine daha sezgisel bir dil kurmaya çalışıyoruz. Işık, malzeme, renk ve doku bu noktada devreye giriyor; ama asıl önemli olan, kullanıcının bunu fark etmeden hissetmesi.</p>



<p>Örneğin Good Job Games projesinde çıkış noktamız; klasik ofis kurgusunun ötesine geçen, üniversite kampüsü hissi taşıyan, akışkan ve keşfi teşvik eden bir çalışma ortamıydı. Bu yaklaşımı doğrudan temsil etmek yerine, mekân içinde kurgulanan ana galeriyi bir kampüs içi toplanma alanı, bir “agora” olarak ele aldık. Farklı kotlar arasındaki ilişkiler, karşılaşmaları ve dolaşımı destekleyen geçişler ve mekânsal sürprizler aracılığıyla bu hissi deneyimsel olarak ortaya koyduk.</p>



<p>Yves Rocher ofisinde ise doğa ve bilim arasındaki dengeyi, malzeme seçimleri ve renk paleti üzerinden daha sakin ve rafine bir atmosferle ele aldık. Doğayı birebir temsil etmek yerine, hissini mekana taşıdık.</p>



<p>Aslında bu süreç biraz “görünmeyeni tasarlamak” gibi. Kullanıcının tarif etmese bile doğru hissettiği bir atmosfer yaratmak, kavramın mekânsal deneyime dönüşmesi demek.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/good_job_game_office.jpeg" alt="" class="wp-image-85209"/><figcaption class="wp-element-caption">Good Job Games Ofis Projesi</figcaption></figure>



<h6 class="wp-block-heading"><strong>Projelerinizde dikkat çeken mekansal netlik ve sadelik, günümüzün görsel yoğunluk çağında bilinçli bir tavır gibi görünüyor. Sizin için <em>“okunabilir mekan” </em>ne anlama geliyor? Bu yaklaşım bugün neden daha kritik?</strong></h6>



<p><strong><br></strong>Günümüzün artan görsel ve mekânsal yoğunluğu içinde, sadelik ve netlik artık bir tercih değil; temel bir gereklilik hâline gelmiştir. Tasarım sürecinde bu durumu bilinçli bir yaklaşım olarak ele alıyor, mekânsal kurguyu bu ihtiyaç doğrultusunda şekillendiriyoruz.</p>



<p>Bizim için “okunabilir mekân”, kullanıcının mekânı zorlanmadan kavrayabilmesi anlamına gelir. Yönlenmenin, duraklamanın ve mekânın sunduğu imkânların sezgisel olarak anlaşılabildiği, açık ve anlaşılır bir kurgu hedefliyoruz.</p>



<p>Bugün bu daha da önemli çünkü yaşam biçimlerimiz çok değişti. İş ve özel hayat arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor. Aynı mekan içinde farklı roller üstleniyoruz. Böyle bir ortamda karmaşık ve yorucu alanlar yerine daha sade ve net kurgulara ihtiyaç duyuyoruz.</p>



<p>Biz de tasarım sürecinde plan organizasyonundan malzeme kullanımına kadar her kararı bu netliği destekleyecek şekilde ele alıyoruz. Çünkü sadelik aslında kullanıcıya konfor sağlıyor.</p>



<h6 class="wp-block-heading"><strong>Hibrit çalışma modelleriyle birlikte sabit masalar ve kapalı ofisler geri planda kalıyor. Sizce ofis bugün evin sunamadığı hangi deneyimi sunmalı? Bu dönüşüm mekansal kurguyu nasıl değiştiriyor?</strong></h6>



<p><strong><br></strong>Çalışma biçimlerinin hızla dönüşüm geçirdiği günümüzde, ofisin rolünü yeniden tanımlamak kaçınılmazdır. Artık <a href="https://ekoyapidergisi.org/calisanlar-icin-esnek-ofis-tasarimi-nasil-olmali/" data-type="link" data-id="https://ekoyapidergisi.org/calisanlar-icin-esnek-ofis-tasarimi-nasil-olmali/">ofisi</a> yalnızca bir çalışma mekânı olarak ele almak yeterli değildir.</p>



<p>Bugün ofisin en temel değeri; birlikte üretimi, etkileşimi ve bilgi paylaşımını mümkün kılmasıdır. İnsanların bir araya geldiği, fikir alışverişinde bulunduğu ve spontane karşılaşmaların gerçekleştiği bir ortam oluşturmak, tasarımın ana hedeflerinden biridir.</p>



<h6 class="wp-block-heading">Bu doğrultuda, ofisi statik bir yapıdan ziyade; değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilen, kullanıcıyı destekleyen ve kolektif üretimi teşvik eden dinamik bir sistem olarak ele alıyoruz.<br><strong><br>Tasarım sürecine başlamadan önce kurum kültürünü anlamanın altını çiziyorsunuz. Bir şirketin kültürünü mekansal olarak nasıl “okursunuz”? Bu katman göz ardı edildiğinde ne kaybedilir?</strong></h6>



<p><strong><br></strong>Bir mekânın gerçekten ait olduğu kurumu temsil edebilmesi, çoğu zaman görünmeyen katmanların doğru okunmasıyla mümkündür. Bizim için tasarım süreci de tam olarak bu noktada başlar.</p>



<p>Projeye yaklaşırken yalnızca ihtiyaç programını değil; kurumun çalışma biçimlerini, düşünme şeklini ve gündelik pratiklerini anlamaya odaklanıyoruz. Çünkü kurum kültürü, çoğunlukla yazılı tanımların ötesinde; iletişim biçimlerinde, alışkanlıklarda ve insanların bir araya gelme şekillerinde kendini gösterir.</p>



<p>Örneğin Good Job Games projesinde ekip, bilinçli olarak geleneksel ofis kurgusundan uzaklaşmak istiyordu. Daha enerjik, sosyal ve gündelik hayatla iç içe bir çalışma ortamı tarif ediyorlardı. Bu doğrultuda mekânı, kampüs hissi taşıyan; dolaşımı teşvik eden ve karşılaşmaların doğal olarak gerçekleştiği bir kurgu üzerinden ele aldık.</p>



<p>Benzer şekilde Boston Consulting Group ofisinde, pandemi sonrası değişen çalışma alışkanlıklarına yanıt verebilen daha dengeli ve esnek bir mekânsal yapı kurguladık. Farklı kullanıcı profillerine göre çeşitlenen alanlar, bu yaklaşımın temelini oluşturdu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/brown_foreman.jpeg" alt="" class="wp-image-85210"/><figcaption class="wp-element-caption"><br>Brown Forman Ofis Projesi</figcaption></figure>



<p>Yves Rocher projesinde ise marka kimliği doğrudan tasarımın çıkış noktasıydı. Doğa ve bilim arasındaki dengeyi, mekânsal dile aktararak sakin ve rafine bir atmosfer oluşturmayı hedefledik.</p>



<p>Bu katmanlar göz ardı edildiğinde ortaya çıkan sonuç çoğunlukla teknik olarak doğru, ancak bağlamsal derinliği olmayan mekânlar olur. Oysa bizim yaklaşımımızda tasarımın asıl değeri; mekânın kullanıcıyla kurduğu ilişkide ve deneyimsel karşılığında ortaya çıkar.</p>



<h6 class="wp-block-heading"><strong>__</strong><strong><br></strong><em>Good Job Games Offices projesiniz, kampüs benzeri kurgusu ve sosyal etkileşimi teşvik eden yapısıyla uluslararası platformlarda da dikkat çekti; özellikle World Architecture Festival (WAF) ve IF Design Award gibi prestijli programlarda görünürlük kazandı.</em><strong><br></strong><strong><br></strong><strong>Sizce bu projeyi küresel ölçekte öne çıkaran temel tasarım kararı neydi? Oyun kültürünü mimari dile aktarırken hangi mekansal stratejiler belirleyici oldu? Uluslararası jüri perspektifinden bakıldığında projenin hangi yönü evrensel, hangi yönü yerel?</strong></h6>



<p>Bu projede en baştan aldığımız kritik karar, “ofis” kavramını yeniden düşünmek oldu. Mevcut ofis, ortak iç bahçeye sahip iki müstakil konut yapısından oluşuyordu. Taşınılacak yeni yapı ise 6 metre tavan yüksekliği ve yaklaşık 12 metre iç galeri boşluğu ile tanımlanan, tipolojik olarak oldukça farklı bir ticari hacimdi. Bu iki farklı mekânsal karakteri klasik bir ofis kurgusuna indirgemek yerine, kullanıcıların aidiyet geliştirebileceği, daha gündelik ve yaşanan bir mekânsal organizasyon oluşturmayı hedefledik. Bu doğrultuda projeyi bir ofisten çok, kampüs hissi taşıyan bir yaşam alanı olarak ele aldık.</p>



<p>Girişte kurguladığımız ana galeri alanını bir “sokak” olarak düşünmek, tasarımın temel çıkış noktasıydı. Bu omurga etrafında konumlanan işlevler; kafeterya, sosyal alanlar ve geçiş mekânları; kendi ölçeklerinde tanımlanmış, küçük yapılar gibi ele alındı. Amaç, kullanıcının mekân içinde dolaşırken sürekli değişen deneyimlerle karşılaşması ve keşif duygusunun sürekliliğinin sağlanmasıydı. Bu yaklaşım, oyun dünyasının dinamizmini doğrudan temsil etmek yerine, mekânsal deneyim üzerinden aktarmamıza olanak tanıdı.</p>



<p>Farklı kotlar arasında kurulan ilişkiler; merdivenlerin yalnızca bir sirkülasyon elemanı olmanın ötesine geçerek buluşma ve etkileşim alanlarına dönüşmesi, köprüler ve ara platformlarla kurulan bağlantılar, bu akışkan yapıyı güçlendiren temel unsurlar oldu. Mekânın tekil bir merkezden okunması yerine, parça parça keşfedilen bir deneyim sunması, tasarımın öncelikli hedeflerinden biriydi.</p>



<p>Doğal ışık ve peyzaj unsurları da bu kurgunun ayrılmaz bir parçası olarak ele alındı. İç mekânda “dış mekân” hissini destekleyen yeşil dokular, yarı açık alanlar ve teraslarla birlikte mekânsal süreklilik güçlendirildi. Özellikle girişte konumlanan ağaç etrafında kurgulanan oturma alanı, projenin hem fiziksel hem de sosyal odağı olarak tanımlandı.</p>



<p>Oyun kültürünü mimariye aktarırken doğrudan temsillerden bilinçli olarak kaçındık. Bunun yerine, bu kültürün temel dinamiklerini — esneklik, etkileşim, spontane karşılaşmalar ve bireysel<strong> </strong>ile kolektif üretim arasındaki dengeyi — mekânsal organizasyona yansıttık. Bu doğrultuda, farklı çalışma senaryolarına olanak tanıyan, dönüşebilir ve kullanıcıya seçim özgürlüğü sunan bir sistem kurguladık.</p>



<p>Projenin uluslararası ölçekte karşılık bulmasının temel nedenlerinden birinin bu yaklaşım<strong> </strong>olduğunu düşünüyoruz.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/informa_ofis.jpeg" alt="" class="wp-image-85211"/><figcaption class="wp-element-caption">Informa Ofis Projesi</figcaption></figure>



<h6 class="wp-block-heading"><strong>Akademik paylaşımlarınız ve profesyonel pratiğiniz ışığında, önümüzdeki on yıl içinde ofis tasarımında en belirleyici kırılma noktası ne olacak? Mimarlık pratiği bu dönüşüme bugünden nasıl hazırlanmalı?</strong></h6>



<p>Bugün ofis tasarımına baktığımızda, aslında daha geniş ölçekli bir dönüşümün parçası olduğunu açıkça görüyoruz. Bu durum, yakın geleceğe dair yönelimleri de net biçimde ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde en belirleyici değişimin, fiziksel ve dijital dünyaların giderek daha fazla iç içe geçmesiyle gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Artık yalnızca mekân değil, kullanıcı deneyimini bütüncül olarak ele alan bir tasarım yaklaşımı söz konusu.</p>



<p>Bu dönüşüm, mimarlığın üretim biçimlerini de doğrudan etkiliyor. Tasarım süreçleri; teknoloji, malzeme inovasyonu ve veri odaklı yaklaşımlar doğrultusunda yeniden tanımlanırken, mimarlık farklı disiplinlerle daha entegre çalışan, çok katmanlı bir üretim alanına evriliyor.</p>



<p>Bu bağlamda, yeni araçları ve düşünme biçimlerini benimsemek, disiplinler arası iş birliklerine açık olmak kritik önem taşıyor. Mimarlık giderek bireysel bir üretim pratiğinden uzaklaşarak, teknolojiyle şekillenen kullanıcı alışkanlıkları ve beklentiler doğrultusunda kolektif ve sürekli gelişen bir tasarım alanına dönüşüyor. Bu dönüşüm, mimarlığı yalnızca mekân üretmekten öte, yaşamı kurgulayan bütüncül bir pratiğe taşıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/jeyan-ulku-ile-ofisin-yeniden-tanimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>METEX DESIGN: Sinan Kafadar ile Zamana Karşı Mimarlık Üzerine</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/metex-design-sinan-kafadar/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/metex-design-sinan-kafadar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Metex design]]></category>
		<category><![CDATA[mimari malzeme]]></category>
		<category><![CDATA[sinan kafadar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=85145</guid>

					<description><![CDATA[Sinan Kafadar, Metex Design’ın kurucusu olarak mimarlığı yalnızca yapı üretimi değil, bağlam, malzeme ve zamanla kurulan bir ilişki olarak ele alıyor. Türkiye’den Londra’ya uzanan projeleriyle ofis, çağdaş mimarlığı uzun ömürlü tasarım anlayışıyla buluşturuyor. Bu sayıda Sinan Kafadar ile zamansız mimarlık, sürdürülebilirlik ve tasarımın değişen üretim kültürü üzerine konuştuk. &#8220;Mimarlık zamana karşı direnen yapılar üretilebildiği ölçüde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sinan Kafadar, <a href="https://metexdesign.com" data-type="link" data-id="https://metexdesign.com" target="_blank" rel="noopener">Metex Design</a>’ın kurucusu olarak mimarlığı yalnızca yapı üretimi değil, bağlam, malzeme ve zamanla kurulan bir ilişki olarak ele alıyor.</p>



<p>Türkiye’den Londra’ya uzanan projeleriyle ofis, çağdaş mimarlığı uzun ömürlü tasarım anlayışıyla buluşturuyor. Bu sayıda Sinan Kafadar ile zamansız mimarlık, sürdürülebilirlik ve tasarımın değişen üretim kültürü üzerine konuştuk.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><img decoding="async" width="920" height="1024" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-920x1024.jpg" alt="" class="wp-image-85183" style="aspect-ratio:0.8984432913269088;width:442px;height:auto" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-920x1024.jpg 920w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-270x300.jpg 270w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-768x855.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-377x420.jpg 377w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-150x167.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-300x334.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-696x774.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1-1068x1188.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Sinan_Kafadar_Fotograf_1-1.jpg 1331w" sizes="(max-width: 920px) 100vw, 920px" /><figcaption class="wp-element-caption">Sinan Kafadar</figcaption></figure>
</div>


<p>&#8220;<em>Mimarlık zamana karşı direnen yapılar üretilebildiği ölçüde kalıcıdır.</em>&#8220;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="641" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-1024x641.jpg" alt="" class="wp-image-85150" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-1024x641.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-300x188.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-768x481.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-1536x961.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-2048x1281.jpg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-671x420.jpg 671w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-150x94.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-696x435.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-1068x668.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_londra-1920x1201.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Metex Desgin &#8211; THE NEWMAN HOTEL, AĞUSTOS 2021, 3D GÖRSEL</figcaption></figure>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Metex Design projelerinde sıkça gördüğümüz yalın ama güçlü detay dili, zamansızlıkla nasıl bir ilişki kuruyor? Sizce bir yapının “zamansız” olmasını sağlayan temel unsur nedir?<br></strong></h5>



<p>Bu sorunun cevabı, zihnimde uzun süredir dolaşan bir ikilemi içeriyor. İkilemin ilk tarafı şu: İnsanlık tarihinden günümüze ulaşabilmiş yapıların büyük bir kısmı nitelikli mimarlık örnekleri. Çocukluğumuzdan itibaren çevremizdeki önemli ve tarihî yapılarla tanıştıkça şunu fark ettik: Bir bina zamana direnerek ayakta kalabiliyorsa ve hâlâ etkileyici görünüyorsa, onu tasarlayan mimar yalnızca kendi dönemi için değil, uzun yıllar yaşayacak bir yapı üretmeyi hedeflemiştir. Üniversite yıllarında da bize uzun ömürlü ve kalıcı yapılar tasarlamak öğretilirdi. Bu yaklaşım bugün de benim için çok güçlü bir referans. Tasarım yaparken hâlâ “zamansız olsun” ve mimarisi ya da iç mimari özellikleriyle “kalıcı olsun” düşüncesiyle hareket ediyorum.</p>



<p>İkilemin ikinci tarafı ise yaşadığımız çağın gerçekliği. 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde, görsel zenginliğin adeta bir tufan gibi üzerimizden aktığı bir dünyada yaşıyoruz. Gün içinde tüm iletişim kanalları üzerinden dünyanın dört bir yanındaki tasarımlar gözümüzün önünden büyük bir hızla geçiyor. Bugün beğendiğimiz bir yapının görselini yarın unutabiliyoruz; çünkü yeni gün yeni bir görsel gösteriyle başlıyor. Bu nedenle tasarımın ve hatta mimarlığın zamansızlıkla ilişkisi de sorgulanır hâle geldi. Acaba yapılar gerçekten bizim hissettiğimiz kadar kalıcı mı? Yoksa çağımızın tüketim kültürünün bir parçası olarak “beğendiysen kullan, yenisi çıkınca yenisini yaparız” anlayışına mı teslim oluyoruz? Bugün zamansızlık kavramını tam da bu gerilim içinde yeniden düşünmek gerektiğine inanıyorum.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Son yıllarda sürdürülebilirlik, neredeyse her projede kullanılan bir kavram hâline geldi. Sizce mimarlıkta sürdürülebilirlik, bir “etiket” olmaktan çıkıp ne zaman gerçek bir tasarım kriterine dönüşüyor?</strong></h5>



<p><strong><br></strong>“Sürdürülebilirlik” kavramını üç başlık altında ele alıyorum.</p>



<p>Birincisi, yapının kendisinin sürdürülebilir olmasıdır. Yani binada kullanılan malzemelerin fiziksel koşullardan etkilenmeden, bozulmadan ve mümkün olduğunca uzun süre sağlam kalabilmesi gerekir. Yapının uzun ömürlü olması sürdürülebilirliğin temel şartlarından biridir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="866" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-1024x866.jpg" alt="" class="wp-image-85151" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-1024x866.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-300x254.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-768x649.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-1536x1299.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-2048x1732.jpg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-497x420.jpg 497w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-150x127.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-696x589.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-1068x903.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_the_newman_hotel-1920x1624.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">THE NEWMAN HOTEL, ŞUBAT 2026, AÇILIŞ SONRASI FOTOĞRAFI</figcaption></figure>



<p>İkincisi, kullanılan malzemenin üretim biçimidir. Malzemenin doğayla barışık yöntemlerle üretilmesi; tedariği, işlenmesi ve üretim sürecinin çevresel açıdan sorumlu olması gerekir.</p>



<p>Üçüncüsü ise yapının ömrünü tamamlaması sonrasında ortaya çıkan artığın, yani molozun ya da yapı bileşenlerinin yeniden kullanılabilir olmasıdır. Bir malzemenin ya da yapısal öğenin yaşam döngüsünün sonunda tekrar değerlendirilebilmesi sürdürülebilirliğin en önemli boyutlarından biridir.</p>



<p>Bence sürdürülebilirlik ancak bu üç ölçüt aynı anda düşünülmeye başlandığında bir etiket olmaktan çıkar ve gerçek bir tasarım kriterine dönüşür.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="641" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-1024x641.jpeg" alt="" class="wp-image-85152" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-1024x641.jpeg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-300x188.jpeg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-768x481.jpeg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-1536x961.jpeg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-2048x1281.jpeg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-671x420.jpeg 671w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-150x94.jpeg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-696x435.jpeg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-1068x668.jpeg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_victoria-1920x1201.jpeg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">71 VICTORIA STREET HOTEL PROJECT</figcaption></figure>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Yerel bağlamda üretilen mimarlık ile uluslararası ölçekte konumlanan projeler arasında tasarım kararlarını belirleyen dinamikler sizce nasıl değişiyor? Metex Design bu iki üretim alanı arasında nasıl bir tasarım dili kuruyor?</strong></h5>



<p><strong><br></strong>Bu soruyu Türkiye ve yurt dışı ayrımı üzerinden değil, projenin bulunduğu yerin coğrafi, iklimsel ve kültürel özellikleri üzerinden tanımlamayı daha doğru buluyorum. Bizim için tasarım kararlarını asıl belirleyen unsurlar bunlar. Yapının bulunduğu arsanın fiziksel çevresi, iklim koşulları, kent dokusu, tarihsel arka planı ve kültürel bağlamı tasarımın yönünü belirliyor. Dolayısıyla Metex Design’ın kurduğu dil, yerel olanla uluslararası olan arasında bir karşıtlık kurmaktan çok, her projeyi kendi bağlamı içinde doğru okumaya dayanıyor.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Metex Design’ın Londra’da hayata geçirdiği ve hâlen devam eden projeler hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Bu projelerin, ofisin tasarım yaklaşımını, karar alma süreçlerini ve uluslararası bağlamdaki konumlanmasını nasıl şekillendirdiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></h5>



<p><strong><br></strong>Londra’da mimari projesini üstlendiğimiz Fitzrovia bölgesindeki <a href="https://thenewman.com" data-type="link" data-id="https://thenewman.com" target="_blank" rel="noopener">The Newman Hotel</a>, Şubat 2026 itibarıyla açıldı. Bunun dışında üç farklı mevcut yapının da mimari planlama ve dış cephe tasarım süreçlerini sürdürüyoruz.</p>



<p>Bu yapıların tamamı Londra merkezinde, tarihî yapılarla çevrili alanlarda yer alıyor. Bu nedenle tasarım kurgumuzda temel yaklaşımımız; bulunduğu çevreyle uyumlu, çevresindeki yapılara saygılı ancak aynı zamanda çağdaş ve modern mimari niteliklerini koruyan yapılar üretmek. Londra’daki bu projeler, ofis olarak uluslararası bağlamda nasıl konumlandığımızı daha net görmemizi sağladı. Aynı zamanda karar alma süreçlerimizi de daha hassas, bağlam odaklı ve çok katmanlı bir noktaya taşıdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_brickmakers_hotel.jpg" alt="" class="wp-image-85153"/><figcaption class="wp-element-caption"><br>LONDRA GREAT MARLBOROUGH STREET HOTEL, SOHO LONDON</figcaption></figure>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Projelerinizde malzeme, estetik bir kararın ötesinde yapının performansını ve ömrünü belirleyen bir unsur olarak ele alınıyor. Metex Design için doğru malzemeyi seçmek ne anlama geliyor?</strong></h5>



<p><strong><br></strong>Metex Design için doğru malzeme seçimi yalnızca estetik bir tercih değildir; yapının ömrünü, performansını ve çevresel etkisini belirleyen temel bir karardır. Bu nedenle malzeme seçiminde birkaç ana ilkeye dikkat ediyoruz: Malzeme kalıcı olmalı; yaşlanma biçimi ve uzun dönem performansı bilinmeli; denenmemiş ve zaman içinde nasıl davranacağı öngörülemeyen malzemelere mesafeli yaklaşılmalı. Ayrıca malzemenin, az önce sözünü ettiğim üç anlamda da sürdürülebilir olması gerekiyor. Yani hem uzun ömürlü olacak, hem doğayla barışık üretilecek, hem de kullanım ömrü sonunda yeniden değerlendirilebilir olacak.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="965" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-1024x965.jpeg" alt="" class="wp-image-85176" style="aspect-ratio:1.0611507838791758;width:587px;height:auto" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-1024x965.jpeg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-300x283.jpeg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-768x724.jpeg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-1536x1448.jpeg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-446x420.jpeg 446w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-150x141.jpeg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-696x656.jpeg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george-1068x1007.jpeg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/metex_design_great_george.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><br>Tarihi Ön Cephe</figcaption></figure>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Yapay zekâ ve veri temelli tasarım yaklaşımlarının mimarlık pratiğinde giderek daha belirleyici hâle geldiği bir dönemde, Metex Design bu teknolojileri hangi aşamalarda kullanıyor ve bu araçlar ofisin tasarım kararlarını nasıl yeniden tanımlıyor?</strong></h5>



<p><strong><br></strong><a href="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/yapay-zeka-mimarlik.webp" data-type="attachment" data-id="82273">Yapay zekâ</a> araçlarını ofisimizde kullanıyoruz; ancak bu kullanımın temel ilkesi çok net: Yapay zekâ tasarıma müdahale etmemeli, hiçbir çizgiyi değiştirmemeli. Biz bu teknolojileri tasarım sürecinin yerine geçen bir araç olarak değil; modelleme tamamlandıktan sonra açıların oluşturulması, hızlı ve görsel açıdan güçlü üç boyutlu çıktıların alınması, film ve sunum materyallerinin hazırlanması gibi alanlarda bir yardımcı olarak kullanıyoruz.</p>



<p>Bu nedenle yapay zekâ bizim için doğrudan tasarım kararlarını belirleyen bir unsur değil; daha çok projelendirme, görselleştirme ve sunum hazırlama süreçlerinin hızını ve verimliliğini etkileyen bir araç. Başka bir deyişle, tasarımın özünü değil, tasarımın ifade edilme ve aktarılma biçimini dönüştürüyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/metex-design-sinan-kafadar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUNSTSILO: Bir Endüstriyel Yapının Sanat Müzesine dönüşü</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/kunstsilo-endustriyel-yapidan-sanat-muzesine/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/kunstsilo-endustriyel-yapidan-sanat-muzesine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 07:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MAPEI]]></category>
		<category><![CDATA[mimari miras]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden işlevlendirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=85039</guid>

					<description><![CDATA[Norveç’te tahıl silosu, kamusal programlarla Kunstsilo'ya yani çağdaş sanat müzesine dönüşüp güçlü bir adaptif yeniden kullanım örneği sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><a href="https://www.mapei.com/" target="_blank" rel="noopener">MAPEI</a> </strong> <em>İş Birliğiyle</em></p>



<p>1935 tarihli bir tahıl silosu, Norveç’in Kristiansand kentinde çağdaş bir sanat müzesine dönüşüyor. Kunstsilo, mevcut yapının mekânsal karakterini koruyarak gerçekleştirilen mimari eksiltme ve yeni kamusal programlar aracılığıyla endüstriyel mirasın yeniden yorumlandığı güçlü bir <a href="https://ekoyapidergisi.org/mimaride-yeniden-islevlendirme-nedir/" data-type="link" data-id="https://ekoyapidergisi.org/mimaride-yeniden-islevlendirme-nedir/">yeniden işlevlendirme</a> (adaptive reuse) örneği sunuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="671" height="800" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak.jpg" alt="" class="wp-image-85042" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak.jpg 671w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-252x300.jpg 252w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-352x420.jpg 352w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-150x179.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-300x358.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 671px) 100vw, 671px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf&nbsp;©&nbsp;Alan Williams</figcaption></figure>



<p>Norveç’in Kristiansand kentindeki Odderøya yarımadasında yer alan Kunstsilo, 1935 tarihli bir tahıl silosunun çağdaş bir sanat müzesine dönüştürülmesiyle ortaya çıkan dikkat çekici bir yeniden işlevlendirme (adaptive reuse) projesidir. Yapı, Norveçli fonksiyonalist mimarlar Arne Korsmo ve Sverre Aasland tarafından tasarlanmış ve yaklaşık yetmiş yıl boyunca kentin liman altyapısının bir parçası olarak kullanılmıştır. </p>



<p>2006 yılında tahıl depolama işlevinin sona ermesiyle birlikte yapı atıl kaldı. Ancak güçlü mekânsal karakteri ve kıyı siluetindeki belirleyici konumu, yapının yeni bir kamusal kullanıma dönüştürülme potansiyelini ortaya koyuyordu. </p>



<p>Bu dönüşüm fikri, Kristiansand doğumlu sanat koleksiyoncusu Nicolai Tangen’in girişimiyle gündeme geldi. Kuzey Avrupa modern sanatına odaklanan geniş koleksiyonunu memleketine bağışlamayı öneren Nicolai Tangen, aynı zamanda atıl durumda bekleyen bu tahıl silosunun yeni bir sanat müzesine dönüştürülmesini de gündeme getirdi. Bu önerinin ardından Kristiansand Belediyesi ve Sørlandets Kunstmuseum (SKMU) tarafından 2016 yılında uluslararası bir mimari yarışma düzenlendi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="755" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway.jpg" alt="" class="wp-image-85043" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-300x283.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-768x725.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-445x420.jpg 445w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-150x142.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-696x657.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf&nbsp;©&nbsp;Alan Williams</figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Yarışmanın temel sorusu şuydu:</strong></h3>



<p>“1935 tarihli bir endüstri yapısının mimari miras değerini korurken onu çağdaş bir sanat müzesine dönüştürmek mümkün müydü?”</p>



<p>Yarışma jürisi raporunda ise proje şu sözlerle tanımlandı:</p>



<p>“Kunstsilo önerisi, mevcut bir miras yapısı olan silonun tüm ifade potansiyelini kullanarak mekânsal, programatik ve iklimsel açıdan çeşitlenen çok katmanlı bir kentsel mekân kurgusu oluşturmayı hedefliyor.”</p>



<p><strong>Mimari Ofisler ve Tasarım Yaklaşımı</strong></p>



<p>Yarışmayı Barselona merkezli <a href="https://mestreswage.com" data-type="link" data-id="https://mestreswage.com" target="_blank" rel="noopener">Mestres Wåge Arquitectes</a>, <a href="https://baxstudio.com" data-type="link" data-id="https://baxstudio.com" target="_blank" rel="noopener">BAX</a> ve Mendoza Partida ekipleri kazandı. Tasarım ekipleri projeye yaklaşırken temel hedeflerini, yapının özgün mimari karakterini korurken onu çağdaş bir sanat kurumunun gerektirdiği mekânsal niteliklerle yeniden yorumlamak olarak tanımladı.</p>



<p>Mestres Wåge Arquitectes’in kurucu ortağı Magnus Wåge, projenin temel mimari müdahalesini şu sözlerle açıklıyor:</p>



<p>“Buradaki temel mimari müdahalemiz, mevcut yapıdaki silindirik hacimleri keserek iç mekânı oymak oldu. Böylece siloları yalnızca korunması gereken bir miras unsuru olarak değil, müzenin mekânsal kurgusunun merkezine yerleştirmeyi amaçladık.”</p>



<p>Bu yaklaşım, mevcut endüstriyel strüktürü yalnızca korumakla kalmayan; onu projenin mimari deneyiminin ana aktörü hâline getiren bir tasarım stratejisi ortaya koyar. Böylece silolar, geçmişin izlerini taşıyan pasif elemanlar olmaktan çıkarak müzenin dolaşım ve mekânsal organizasyonunu belirleyen aktif bir mimari unsur hâline gelir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-85046" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-1024x768.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-300x225.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-768x576.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-560x420.jpg 560w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-150x112.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-696x522.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-265x198.jpg 265w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kunstsilo<br>Fotoğraf&nbsp;©&nbsp;Alan Williams</figcaption></figure>



<p><strong>Siloları Mekânın Merkezine Taşımak</strong></p>



<p>Projenin merkezinde, geçmişte yaklaşık 15.000 ton tahıl depolamak için kullanılan 30 silodan oluşan güçlü bir yapı sistemi yer alıyordu. Tasarım ekibi bu endüstriyel strüktürü gizlemek yerine görünür kılmayı tercih etti ve siloları projenin mimari karakterinin temel unsuru hâline getirdi.</p>



<p>Bu doğrultuda mimari müdahalenin temel stratejisi, siloların iç mekânını oyarak onları yeni kamusal mekânın merkezine yerleştirmekti. Yapının 37 metreye ulaşan yüksekliği içinde gerçekleştirilen bu müdahale ile iç mekânda yaklaşık 21 metreye kadar yükselen büyük bir merkezi boşluk oluşturuldu. Bu boşluk, müzenin dolaşım çekirdeğini ve ana kamusal mekânını tanımlayan anıtsal bir atriuma dönüştü.<br><br>Mimar Magnus Wåge bu mekânsal müdahaleyi şu sözlerle açıklıyor: “Bu müdahaleyi, yaklaşık 21 metre yüksekliğe kadar oyulan bir boşluk oluşturarak gerçekleştirdik ve bazilika mekânlarını çağrıştıran bir hacim elde ettik. Bu sayede tavan da mekân içinde heykelsi bir öğe gibi algılanıyor.”<br>Bu müdahale sayesinde daha önce yalnızca depolama işlevi olan silo içleri, gün ışığıyla beslenen güçlü bir kamusal mekâna dönüşmüş oldu.<br></p>



<p><strong>Müze Mekânlarının Kurgulanması</strong></p>



<p>Müzenin mekânsal kurgusu, galerilerin merkezi atriumun çevresinde konumlandırılmasıyla oluşturuldu. Sergi alanlarının önemli bir bölümü ise yapıya eklenen iki yeni hacim içinde yer alıyor. Bu eklerden biri, zaman içinde bozulma nedeniyle yeniden yapılması gereken özgün bir hacmin replikası olarak yeniden inşa edildi.<br><br>Farklı geometrilerle tasarlanan galeriler, ziyaretçilere birbirinden farklı mekânsal deneyimler sunuyor. Buna karşın mimarlar sergi alanlarında bilinçli olarak sade bir estetik dili tercih etti. Magnus Wåge’nin “beyaz-kutu, pasif mimari” olarak tanımladığı bu yaklaşım, sanat eserlerinin ön plana çıkmasını sağlarken yer yer görünür bırakılan beton silolarla güçlü bir karşıtlık oluşturuyor.<br></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="347" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1024x347.jpg" alt="" class="wp-image-85047" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1024x347.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-300x102.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-768x260.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1536x520.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-2048x693.jpg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1241x420.jpg 1241w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-150x51.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-696x236.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1068x361.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1920x650.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kunstsilo<br>Fotoğraf&nbsp;©&nbsp;Alan Williams</figcaption></figure>



<p><strong>Eski ve Yeninin Diyaloğu</strong></p>



<p>Projede eski ve yeni arasındaki ilişkiyi görünür kılmak önemli bir tasarım yaklaşımı olarak ele alındı. Bu doğrultuda mevcut beton yüzeylerde geçmiş müdahalelerin izleri korunarak yapının tarihsel katmanlarının okunabilir olması sağlandı.<br><br>Buna karşılık yeni ekler daha sade bir mimari dille tasarlandı. Böylece eski ve yeni öğeler birbirini taklit etmek yerine kendi kimlikleriyle var olabiliyor; aralarında belirgin ama dengeli bir diyalog kuruluyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuntsilo Endüstriyel Yapıdan Kamusal Mekâna </h2>



<p>Projenin önemli hedeflerinden biri de yapıyı kentle yeniden ilişkilendirmekti. Geçmişte tahıl depolama işlevi nedeniyle kapalı bir endüstriyel alan olan yapı, gerçekleştirilen müdahalelerle kamusal kullanıma açıldı.</p>



<p>Bugün Kunstsilo yalnızca bir müze değil, aynı zamanda Kristiansand’daki yeni kültür bölgesinin önemli bir bileşeni olarak konumlanıyor. Yapı; Kilden Gösteri Sanatları Merkezi ve Knuden Kültür Okulu ile birlikte kentte yeni bir kültürel çekim noktası oluşturuyor.<br></p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuntsilo&#8217;da Malzeme ve Mimari Dil</h2>



<p>Proje boyunca eski ve yeni arasındaki ilişki bilinçli bir kontrast üzerinden kurulmuştur. Mevcut yapının kaba beton yüzeyleri korunurken yeni mimari ekler daha hafif ve sade bir dil benimser.<br><br>Siloların ham beton yüzeyleri, yapının endüstriyel geçmişini görünür kılan temel mimari unsur olarak ele alınır. Yüzeylerde zaman içinde oluşan müdahale izleri, kalıp dokuları ve kullanım patinası özellikle korunarak yapının tarihsel katmanlarının okunabilir olması sağlanır.<br><br>Buna karşılık yeni ekler daha rafine ve nötr bir mimari dil benimser. Doğu cephesindeki yeni hacim, oluklu beyaz alüminyum kaplamasıyla çağdaş bir mimari ifade ortaya koyar. Bu cephe tasarımı, silindirik silo formlarının ritmini çağrıştırırken yeni müdahalenin karakterini açık biçimde ortaya koyar.<br><br>İç mekânda ise sergi alanlarında tercih edilen “beyaz-kutu” yaklaşımı, sanat eserlerinin mekân içinde ön plana çıkmasını sağlar. Bu nötr galeriler ile atriumda görünür kalan beton silolar arasında kurulan karşıtlık, ziyaretçilerin mekânsal deneyimini belirleyen önemli bir tasarım stratejisine dönüşür.<br><br>Çatı katında yer alan teraslar ve kamusal alanlar müze deneyimini dış mekâna taşır. Çatı boyunca yerleştirilen cam silindirler ise siloların düşey ritmini devam ettiren mimari referanslar oluşturarak yapının özgün geometrisine çağdaş bir yorum getirir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="833" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway.jpg" alt="" class="wp-image-85045" style="aspect-ratio:1.200493059649499;width:664px;height:auto" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway.jpg 1000w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-300x250.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-768x640.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-504x420.jpg 504w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-150x125.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-696x580.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf&nbsp;©&nbsp;Alan Williams</figcaption></figure>



<p><strong>Ödüller ve Takdirler</strong><br>Kunstsilo, tamamlanmasının ardından endüstriyel mirasın çağdaş bir kültür yapısına dönüştürülmesine yönelik yaklaşımı ve güçlü mekânsal kurgusu sayesinde uluslararası mimarlık çevrelerinde geniş yankı uyandırmıştır. Proje kısa sürede birçok mimarlık ve tasarım ödülü ile onurlandırılmış, aynı zamanda prestijli uluslararası ödül programlarında adaylık ve kısa liste başarıları elde etmiştir.<br><br>Kunstsilo, Norveç’te Building of the Year 2025 ödülünü kazanırken, Spanish Architecture Award 2025, Concrete Award Norway 2025 ve ADF Design Award 2025 kapsamında da birincilik elde etmiştir.<br><br>Proje ayrıca Avrupa’nın en prestijli mimarlık ödüllerinden biri olan Mies van der Rohe Award 2026 için aday gösterilmiş, RIBA International Awards 2026 kapsamında da kültür ve eğlence kategorisinde kısa listeye girmiştir.<br><br>Uluslararası ölçekte dikkat çeken proje, mimarlık ve tasarım alanında küresel ölçekte verilen Prix Versailles ödülü kapsamında da değerlendirilmiş ve “Dünyanın En Güzel Müzeleri” kategorisinde öne çıkan projeler arasında yer almıştır.<br><br>Mimari niteliği ve kültürel etkisi nedeniyle Kunstsilo, ayrıca TIME dergisinin “World’s Greatest Places 2024” listesinde ve The New York Times’ın “52 Places to Visit in 2025” seçkisinde de yer almıştır.<br><br>Bugün Kunstsilo, yalnızca Kristiansand için değil, tüm İskandinavya için önemli bir kültürel çekim noktası olarak görülmekte ve endüstriyel yapıların yeniden işlevlendirilmesine yönelik güçlü bir mimari referans olarak değerlendirilmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="626" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg.jpg" alt="" class="wp-image-85048" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-300x235.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-768x601.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-537x420.jpg 537w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-150x117.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-696x545.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf&nbsp;©&nbsp;Alan Williams</figcaption></figure>



<p><strong>Proje Künyesi</strong><strong><br></strong>Proje: Kunstsilo Museum<strong><br></strong>Konum: Kristiansand, Norveç<strong><br></strong>İşveren: Kunstsilo Foundation<br>Mimari Tasarım: Mestres Wåge Arquitectes, BAX, Mendoza Partida<strong><br></strong>Yapının İlk İnşası: 1935<strong><br></strong>Orijinal Mimarlar: Arne Korsmo, Sverre Aasland<strong><br></strong>Ana Yüklenici: Backe Sør, Kruse Smith, Ribe Betong AS<br>Program: Sanat müzesi, galeriler, kültür okulu, kamusal alanlar<strong><br></strong>Sergi Alanı: yaklaşık 3.300 m²<strong><br></strong>Silolar: 30 adet beton silo<strong><br></strong>Yapı Yüksekliği: 37 m<strong><br></strong>Merkezi Atrium: yaklaşık 21 m<br>Fotoğraflar: Tomasz Majewski Photography, Alan Williams Photography</p>



<h2 class="wp-block-heading">EKOYAPI YORUMU</h2>



<p>Kunstsilo’nun ortaya koyduğu dönüşüm modeli, endüstriyel mirasın korunmasının yalnızca geçmişe saygı göstermekle ilgili olmadığını; aynı zamanda kentlerin geleceğini şekillendiren güçlü bir mimari strateji olabileceğini gösteriyor. Tahıl depolamak için tasarlanmış kapalı ve yoğun bir endüstriyel yapı, dikkatli bir mimari müdahale sayesinde bugün kamusal bir sanat mekânına dönüşüyor.</p>



<p>Kunstsilo’nun en önemli katkılarından biri, adaptif yeniden kullanımın yalnızca sürdürülebilirlik söylemi içinde ele alınan teknik bir yaklaşım olmadığını; aynı zamanda güçlü bir kültürel ve kentsel strateji olduğunu hatırlatmasıdır.</p>



<p>Bugün Avrupa’da birçok kent, kullanılmayan endüstriyel yapılarını kültür, sanat ve kamusal yaşamın parçası hâline getirerek yeni kentsel kimlikler üretmeye çalışıyor. Özellikle İngiltere ve Kuzey Avrupa’da bu tür dönüşümler, sürdürülebilir mimarlık politikalarının da önemli bir parçası olarak görülüyor.</p>



<p>Türkiye’de ise benzer ölçekte endüstriyel miras dönüşümleri hâlâ sınırlı sayıda örnekle temsil ediliyor. Ancak son yıllarda özellikle liman yapıları, depolar ve sanayi tesislerinin kültür ve sanat programlarıyla yeniden işlevlendirilmesine yönelik ilginin arttığı görülüyor. Bu bağlamda Kunstsilo, endüstriyel mirasın çağdaş mimarlık ve kültür programlarıyla nasıl yeniden yorumlanabileceğine dair güçlü bir uluslararası referans sunuyor.</p>



<p><strong>DÖNÜŞÜMÜN TEKNİK ZORLUKLARI<br><em><a href="https://www.mapei.com/" target="_blank" rel="noopener">MAPEI</a> Teknik Katkıları</em></strong></p>



<p>Endüstriyel bir silonun müzeye dönüştürülmesi, yapının tarihsel karakterini korurken aynı zamanda binlerce ziyaretçiyi ağırlayacak güvenli ve dayanıklı bir mekâna dönüştürülmesini gerektiren karmaşık bir süreçtir.</p>



<p>Mapei Grubu’nun Norveç’teki iştiraki olan Mapei AS, proje kapsamında beton elemanların onarımı, ankraj çalışmaları, yeni beton uygulamaları ve ziyaretçilere açık alanlarda konforlu zeminlerin oluşturulması için kapsamlı çözümler sağlar.&nbsp;</p>



<p>Yüksek dayanımlı Mapefill N-LH ve Nonset 400 harçları beton elemanların restorasyonunda kullanılırken, ankraj uygulamalarında Nonset 120 genleşen harcı tercih edilir. Yüzey kusurlarını gidermek ve beton altlıkları güçlendirmek için Redirep 45 RSF harcı uygulanır.</p>



<p>Yeni beton elemanların üretiminde Dynamon SX-23 süper akışkanlaştırıcı, Mapetard R priz geciktirici ve Mapeair 25 hava sürükleyici katkı gibi özel katkılar kullanılır. Beton yüzeylerin korunması için Mapecure Hardener ile kürleme ve sertleştirme işlemi yapılırken bakım kolaylığı sağlamak amacıyla Mapelux Opaca wax uygulanır.</p>



<p>Bu teknik müdahaleler sayesinde yapının özgün beton strüktürü korunurken çağdaş bir müzenin gerektirdiği dayanıklılık ve uzun ömürlü performans kriterleri de sağlanmış olur.<br><br><strong>Teknik Uygulama Bilgileri<br>MAPEI müdahale dönemi:</strong> 2020–2024<strong><br>Şantiye sorumlusu: </strong>Pål Le Page<strong><br>MAPEI koordinatörleri:</strong> Trond Ueland, Jasmin Sivac (Mapei AS)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="626" data-id="85048" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg.jpg" alt="" class="wp-image-85048" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-300x235.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-768x601.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-537x420.jpg 537w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-150x117.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_merdiven.jpg-696x545.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="347" data-id="85047" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1024x347.jpg" alt="" class="wp-image-85047" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1024x347.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-300x102.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-768x260.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1536x520.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-2048x693.jpg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1241x420.jpg 1241w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-150x51.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-696x236.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1068x361.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-norway2-1920x650.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="85046" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-85046" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-1024x768.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-300x225.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-768x576.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-560x420.jpg 560w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-150x112.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-696x522.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar-265x198.jpg 265w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo_museum_silolar.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="833" data-id="85045" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway.jpg" alt="" class="wp-image-85045" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway.jpg 1000w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-300x250.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-768x640.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-504x420.jpg 504w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-150x125.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-architecture-cultural-norway-696x580.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="755" data-id="85043" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway.jpg" alt="" class="wp-image-85043" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-300x283.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-768x725.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-445x420.jpg 445w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-150x142.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-mestres-wage-arquitectes-norway-696x657.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="671" height="800" data-id="85042" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak.jpg" alt="Beton elemental modern yapı" class="wp-image-85042" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak.jpg 671w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-252x300.jpg 252w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-352x420.jpg 352w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-150x179.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/kunstsilo-art-museum-kapak-300x358.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 671px) 100vw, 671px" /></figure>
</figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/kunstsilo-endustriyel-yapidan-sanat-muzesine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Çatı Katının Dönüşümü: T.27</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/bir-cati-kati-donusumu-t-27/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/bir-cati-kati-donusumu-t-27/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 20:21:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İŞ BİRLİĞİ İÇERİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[Çatı Katı Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gün Işığı Çözümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=85053</guid>

					<description><![CDATA[Gün ışığını bir aydınlatma unsuru olmanın ötesine taşıyan T.27, mekânsal kaliteyi ve kullanıcı deneyimini yeniden tanımlayan bütüncül bir çatı katı dönüşümü sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sınırlı cephe açıklıklarına sahip çatı katlarında <a href="https://ekoyapidergisi.org/gun-isigi-her-yerde-farkli-mekanlar-icin-cati-penceresi-cozumleri/">gün ışığı</a>, çoğu zaman çözülmesi gereken bir problem olarak karşımıza çıkar. T.27 projesi ise bu problemi bir tasarım fırsatına dönüştürerek, çatı pencereleri ve mekânsal kurgu aracılığıyla doğal ışığı iç mekânın belirleyici unsuru hâline getiriyor. Proje, gün ışığının doğru stratejilerle ele alındığında hem mekânsal kaliteyi hem de kullanıcı konforunu nasıl dönüştürebileceğine dair güçlü bir örnek sunuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="533" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_4.jpg" alt="" class="wp-image-85055" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_4.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_4-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_4-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_4-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_4-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_4-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Gün Işığı Çözümü / Bir Çatı Katı Dönüşümü: T.27</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Projenin Çıkış Noktası: Yetersiz Gün&nbsp;Işığı Problemi</strong></h2>



<p>İstanbul Suadiye’de yer alan T.27 çatı katı, mevcut yapı stokunda sıkça karşılaşılan bir sorunu odağına alıyor: Sınırlı cephe açıklıkları nedeniyle yeterince gün ışığı alamayan derin planlı konutlar. R.a.f. studio tarafından gerçekleştirilen bu dönüşüm, doğal ışığı yalnızca mekânı aydınlatan bir unsur olarak değil, tasarımın ana belirleyicilerinden biri olarak ele almasıyla dikkat çekiyor.</p>



<p>Mevcut durumda tek cepheye sahip olan daire, gün ışığının iç mekânın derinliklerine ulaşamaması nedeniyle karanlık ve kopuk bir yaşam kurgusu sunuyordu. Bu durum hem mekânsal algıyı hem de kullanıcı konforunu doğrudan etkileyen temel bir problem olarak ele alındı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="533" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_3.jpg" alt="" class="wp-image-85057" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_3.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_3-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_3-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_3-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_3-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_3-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Gün Işığı Çözümü / Bir Çatı Katı Dönüşümü: T.27</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Gün Işığını Taşıyan Tasarım Stratejisi</strong></h2>



<p>Proje, <a href="https://www.velux.com.tr/" target="_blank" rel="noopener">gün ışığını içeri alma</a>, yönlendirme ve mekân boyunca dağıtma stratejileri üzerine kuruluyor. Bu noktada çatı pencereleri yalnızca bir açıklık elemanı değil, mekânın organizasyonunu şekillendiren aktif bir tasarım aracına dönüşüyor.</p>



<p>Tasarımın en kritik hamlesi, gün ışığını üstten alarak plan derinliği boyunca yayacak bir sistem kurgulamak. Çatı pencerelerinin konumlandırılması, iç mekândaki dolaşım aksları ve mekânsal boşluklarla birlikte düşünülerek ışığın kesintisiz bir şekilde yaşam alanlarına ulaşması sağlanıyor. Bu yaklaşım, yaklaşık 90 metrekarelik çatı katında gün boyunca değişen ışık koşullarının mekân deneyimini sürekli yeniden tanımlamasına olanak tanıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="533" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_140.jpg" alt="" class="wp-image-85058" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_140.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_140-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_140-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_140-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_140-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_140-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption">Gün Işığı Çözümü / Bir Çatı Katı Dönüşümü: T.27</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mekânsal Organizasyon ve Işık İlişkisi</strong></h2>



<p>İç mekân organizasyonu, geliştirilen ışık kurgusunu destekleyecek biçimde ele alınmış. Yaşam alanları gün ışığından maksimum fayda sağlayacak şekilde konumlandırılırken, mekânlar arası geçişler keskin sınırlar yerine akışkan bir süreklilik üzerinden çözülüyor.</p>



<p>Kavisli yüzeyler ve bütünleşik iç kabuk yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda ışığın yumuşatılması, yönlendirilmesi ve mekân içinde dengeli dağılması açısından işlevsel bir rol üstleniyor. Bu yaklaşım, gün ışığını mekânı bölen değil, birleştiren bir unsur hâline getiriyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="533" height="800" data-id="85060" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_2.jpg" alt="" class="wp-image-85060" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_2.jpg 533w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_2-200x300.jpg 200w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_2-280x420.jpg 280w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_2-150x225.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_2-300x450.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 533px) 100vw, 533px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="533" height="800" data-id="85059" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_5.jpg" alt="" class="wp-image-85059" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_5.jpg 533w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_5-200x300.jpg 200w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_5-280x420.jpg 280w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_5-150x225.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/TR-T.27-Attic-Apartment_Ekoyapi_5-300x450.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 533px) 100vw, 533px" /></figure>
</figure>



<p>Bu projede <a href="https://www.velux.com.tr/" target="_blank" rel="noopener">VELUX</a> ürünleri kullanılmıştır.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/bir-cati-kati-donusumu-t-27/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PANORAMA: Strüktür Olarak Mobilya</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/panorama-struktur-olarak-mobilya/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/panorama-struktur-olarak-mobilya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:29:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜRÜN]]></category>
		<category><![CDATA[Strüktür]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Tiptoe Panorama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=85022</guid>

					<description><![CDATA[Fransız Tiptoe’nun PANORAMA koleksiyonu, katlanmış çelik strüktür ve mevsimsel renk paletiyle açık mekân mobilyasını mimari bir sistem olarak yeniden ele alıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Fransız Tiptoe’nun PANORAMA koleksiyonu, katlanmış çelik strüktür ve mevsimsel renk paletiyle açık mekân mobilyasını mimari bir sistem olarak yeniden ele alıyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="704" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-1024x704.jpg" alt="Panoroma Koleksiyonu" class="wp-image-85023" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-1024x704.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-300x206.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-768x528.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-611x420.jpg 611w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-150x103.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-218x150.jpg 218w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-696x479.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-1068x735.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3-100x70.jpg 100w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out3.jpg 1253w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Fransız üretici Tiptoe, dış mekânı yalnızca “mobilya yerleştirilen” bir alan olmaktan çıkarıp, malzeme ve strüktür üzerinden kurulan bir mekânsal kurguya dönüştürüyor. PANORAMA koleksiyonunun genişleyen serisi, katlanmış çelik elemanların oluşturduğu net ve tekrar edilebilir bir sistem diliyle dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, modülerlik ve seri üretim mantığını görünür kılarken, aynı zamanda açık mekânda süreklilik hissi kuruyor. Bana sorarsanız koleksiyonun en güçlü tarafı formdan çok sistem öneriyor olması. İnce kesitli metal yüzeyler, strüktürel dürüstlüğü gizlemeden ortaya koyuyor; bağlantılar ve kat izleri tasarımın parçası haline geliyor. Bu, mobilyayı bir nesne olmaktan çıkarıp, neredeyse mikro ölçekte bir mimari eleman gibi çalıştırıyor&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="727" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-1024x727.jpg" alt="" class="wp-image-85024" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-1024x727.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-300x213.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-768x545.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-591x420.jpg 591w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-150x107.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-696x494.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-1068x758.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2-100x70.jpg 100w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out2.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Strüktürel Dil Yumuşuyor</strong></p>



<p>Yeni eklenen renk paleti ise bu strüktürel dili yumuşatıyor. Bahar tonlarına gönderme yapan açık ve doğal renkler, sert metal yüzeyle kontrast kurarken, açık mekânla görsel süreklilik sağlıyor. Böylece koleksiyon, yalnızca dayanıklılık ve fonksiyon üzerinden değil, atmosfer üretimi üzerinden de okunabilir hale geliyor. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="752" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-1024x752.jpg" alt="" class="wp-image-85025" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-1024x752.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-300x220.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-768x564.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-572x420.jpg 572w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-150x110.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-696x511.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1-1068x784.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/out1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Sonuçta ortaya çıkan şey bir “bahçe mobilyası” değil; açık alanın nasıl tanımlandığına dair daha geniş bir öneri. PANORAMA, strüktürü gizlemeyen yaklaşımıyla, dış mekân tasarımında adeta mimarlık ile ürün ölçeği arasındaki sınırı incelten bir hat açıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/panorama-struktur-olarak-mobilya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı Binaları Unutun: “Akıllı Duvarlar” Dönemi Başlıyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/akilli-binalari-unutun-akilli-duvarlar-donemi-basliyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/akilli-binalari-unutun-akilli-duvarlar-donemi-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 07:47:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Bina Çözümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Duvar Sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Teknikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84851</guid>

					<description><![CDATA[Yeni nesil yüzey malzemeleri, ısı ve nemi düzenleyerek mekanik sistemlere olan bağımlılığı azaltan aktif bir iklim katmanı olarak yeniden tanımlanıyor. Artık devir akıllı bina değil, akıllı duvar devri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Yeni nesil yüzey malzemeleri, ısı ve nemi düzenleyerek mekanik sistemlere olan bağımlılığı azaltan aktif bir iklim katmanı olarak yeniden tanımlanıyor. Artık devir akıllı bina değil, akıllı duvar devri&#8230;</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-1024x576.jpg" alt="Akıllı Duvar Sistemleri" class="wp-image-84852" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-1024x576.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-300x169.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-768x432.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-1536x864.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-747x420.jpg 747w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-150x84.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-696x392.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar-1068x601.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/akilliduvar.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Mimarlık uzun süre teknolojiyi binaya eklenen sistemlerde aradı. Sensörlerde aradı örneğin, otomasyonlarda, görünmeyen altyapılarda. Şimdi yön tersine dönüyor. Tartışma, yapının en sıradan gibi görünen elemanına, duvara kayıyor. Ve duvar yeniden “çalışmaya” başlıyor. Aslında bu fikir çok da yeni değil. Geleneksel yapı teknikleri, yüzeylerin nefes almasını, nemi tutup bırakmasını, sıcaklığı dengelemesini zaten biliyordu. Modern mimarlık bu bilgiyi büyük ölçüde rafa kaldırdı ve işi makinelerin omzuna yükledi. Bugün ise artan enerji baskısı ve iklim krizi, bu tercihi yeniden sorgulatıyor. Çünkü mekanik sistemler çözüm üretirken aynı zamanda bağımlılık da yaratıyor. Yeni geliştirilen kaplama ve boya teknolojileri tam burada devreye giriyor. Bu malzemeler ortamın nemini emip gerektiğinde geri vererek iç mekânda daha dengeli bir atmosfer kurabiliyor. Yüzey, pasif bir kabuk olmaktan çıkıp aktif bir düzenleyiciye dönüşüyor. Sıcaklık yükseldiğinde serinletici bir etki yaratması, düştüğünde ise ısıyı korumaya katkı sunması, duvarı neredeyse görünmez bir iklim cihazına çeviriyor.</p>



<p><strong>Teknolojiyi Dağıtıyor</strong></p>



<p>Aslına bakarsanız bu yaklaşım teknolojiyi büyütmek yerine dağıtıyor. Büyük ve karmaşık sistemler yerine, performans doğrudan malzemenin kendisine gömülüyor. Böylece mimarlık, mühendisliğe daha az bağımlı ama malzemeye daha fazla dikkat eden bir çizgiye kayıyor. Bu değişim aynı zamanda yüzey kavramını da yeniden tanımlıyor. Cephe ya da iç duvar artık sadece estetik bir karar değil; mekânın nasıl nefes alacağını, nasıl yaşayacağını belirleyen bir arayüz. Düşük teknolojili doğal malzemelerle ileri üretim tekniklerinin aynı zeminde buluşması da bu yüzden tesadüf değil.İşin özü “akıllı bina”yı daha da akıllandırmak değil. Eğer duvar zaten işi kendi başına yapabiliyorsa, geriye kalan tüm o sistemlere gerçekten ne kadar ihtiyacımız var?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/akilli-binalari-unutun-akilli-duvarlar-donemi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yüzeyin Derinliğinde” Sergisi Taksim Sanat’ta Açıldı</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/yuzeyin-derinliginde-sergisi-taksim-sanatta-acildi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/yuzeyin-derinliginde-sergisi-taksim-sanatta-acildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 07:47:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>
		<category><![CDATA[kent belleği]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzeyin Derinliğinde Sergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84900</guid>

					<description><![CDATA[Taksim Sanat’ta izleyiciyle buluşan sergi, çağdaş sanatın katmanlı yapısını farklı üretimlerle bir araya getirerek 31 Mayıs’a kadar ziyaret edilebiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Taksim Sanat’ta izleyiciyle buluşan sergi, çağdaş sanatın katmanlı yapısını farklı üretimlerle bir araya getirerek 31 Mayıs’a kadar ziyaret edilebiliyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1008" height="672" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1776074644_DSC09378.jpg" alt="Sergi Taksim Sanat" class="wp-image-84901" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1776074644_DSC09378.jpg 1008w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1776074644_DSC09378-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1776074644_DSC09378-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1776074644_DSC09378-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1776074644_DSC09378-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1776074644_DSC09378-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1008px) 100vw, 1008px" /></figure>



<p>İBB Kültür AŞ’ye bağlı Taksim Sanat’ta kapılarını açan “Yüzeyin Derinliğinde” sergisi, yüzeyi yalnızca görünenin sınırı olarak değil; izlerin, katmanların ve hafızanın biriktiği çok boyutlu bir alan olarak ele alıyor. Deha Çun küratörlüğünde hazırlanan çağdaş karma sergide, farklı kuşaklardan aralarında uluslararası sanatçıların da yer aldığı 20 sanatçının toplam 60 eseri bulunuyor.</p>



<p>Sergideki eserler, form, malzeme, renk ve teknik arasındaki ilişkiler üzerinden yüzeyin hem fiziksel hem de düşünsel derinliğini görünür kılıyor. Boya, kâğıt, metal, ahşap, fotoğraf ve çeşitli endüstriyel veya organik malzemeler, yüzeyle kurulan diyaloğun yapı taşlarını oluşturuyor. Farklı disiplinlerden gelen çalışmalar, yüzeyin taşıdığı anlam etrafında bir araya gelerek izleyiciye bütünlüklü bir deneyim sunuyor.</p>



<p>“Yüzeyin Derinliğinde”,<strong>&nbsp;</strong>görünür ile görünmeyen arasındaki zarif dengeyi odağına alarak, sanatın düşündüren, hissettiren ve çoğaltan doğasına işaret ediyor.</p>



<p>Sergiye dair değerlendirmelerde bulunan İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın, şunları söyledi:&nbsp;</p>



<p>“Kamusal sergi alanımız Taksim Sanat’ta yeni bir sergiye ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yüzeyin Derinliğinde, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil; görmeye, hissetmeye ve deneyimin bir parçası olmaya davet eden çok özel bir sergi. Sergiyi ziyaret eden herkesin de bu derinliği hissedeceğine inanıyorum. Farklı kuşaklardan değerli sanatçıların eserlerinin oluşturduğu seçki, üretim biçimleri ve ifade dilleri arasındaki çeşitliliği ortak bir zeminde buluşturuyor. Sanatseverleri, 31 Mayıs’a kadar sergimizi görmeye davet ediyorum.”</p>



<p>Serginin küratörü Deha Çun ise “Taksim Sanat’ta bu kıymetli sergiyle paydaş olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sergideki ana amacımız, genel olarak fuarlarda veya özel galerilerde görülebilen sanatçı isimlerini kamusal alanda buluşturabilmekti. Yüzeyin Derinliğinde ile resim ve heykel başta olmak üzere farklı disiplinlerden 20 sanatçının 60’a yakın işini bir araya getirmiş olduk. Ne kadar izlenirse ne kadar paylaşılırsa o kadar etkili hale geliyor. Tüm sanatseverleri, koleksiyonerleri ve sanatçıları bu sergiyi görmeye davet ediyoruz” dedi.</p>



<p><strong>Sanatçılar:</strong>&nbsp;Nimet Babanoğlu &amp; Fatih Bozkurt, Jéssica Burrinha, Melis Cantürk, Eylül Civelek, Ersan Deveci, Osman Dinç, İrfan Erdal, Emin Mete Erdoğan, Mesut Karakış, Hasan Kıran, Burak Kutlay, Haydar Lale, Mehmet Öğüt, Günnur Özsoy, Burcu Perçin, Miguel Rodrigues, Ahmet Sarı, Emre Tura, Mehmet Ali Yıldız, Semih Zeki&nbsp;<em>“Yüzeyin Derinliğinde” sergisi 31 Mayıs’a kadar Taksim Sanat’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/yuzeyin-derinliginde-sergisi-taksim-sanatta-acildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeniden Kullanım: Kenti Bir Bütün Olarak Görmek</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/yapilardan-dokulara-yeniden-kullanim/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/yapilardan-dokulara-yeniden-kullanim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:06:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Bob Allies]]></category>
		<category><![CDATA[Kentsel Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniden Kullanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84907</guid>

					<description><![CDATA[İklim krizi çağında mimarlığın geleceği sıfırdan başlamakta değil; mevcut kenti anlamakta, onarmakta ve yoğunlaştırarak dönüştürmekte yatıyor]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Kentin Dokusu: Onarmak, Uyarlamak, Genişletmek</h1>



<p><br><strong>İklim krizi çağında mimarlığın geleceği sıfırdan başlamakta değil; mevcut kenti anlamakta, onarmakta ve yoğunlaştırarak dönüştürmekte yatıyor.</strong></p>



<p>Bu metinde <a href="https://www.alliesandmorrison.com/" target="_blank" rel="noopener">Bob Allies</a>, mimarlık ve kent tasarımının sürdürülebilir ve dirençli şehirler üretmedeki rolünü yeniden ele alıyor. Modernizmin yapıları çevresinden koparan yaklaşımına karşı çıkarak, mevcut kentsel dokuyla yeniden ilişki kurmanın önemini vurguluyor. Süreklilik, yeniden kullanım ve yoğunluk kavramlarını merkeze alan bu yaklaşımda kent, artık çözülmesi gereken bir problem değil; anlaşılması, güçlendirilmesi ve geliştirilmesi gereken değerli bir kaynak olarak ele alınıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="533" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bob_allies_ekoyapi.jpg" alt="" class="wp-image-84908" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bob_allies_ekoyapi.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bob_allies_ekoyapi-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bob_allies_ekoyapi-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bob_allies_ekoyapi-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bob_allies_ekoyapi-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/bob_allies_ekoyapi-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption"><br>BOB ALLIES, Partner, Allies&nbsp;and Morrison<br></figcaption></figure>



<p>Ofisimizin kuruluşundan bu yana, her projenin başlangıcında bulunduğu yeri en iyi şekilde anlamanın kritik olduğuna inanıyoruz — hem bugünkü haliyle hem de tarihsel süreç içinde nasıl evrildiğiyle. Mimarlar olarak yapılarımızın bağlamla kurduğu ilişkiye odaklanıyor; kent tasarımcıları olarak ise yeni projelerin çevresiyle nasıl bütünleşeceğini önemsiyoruz.</p>



<p>Amacımız mevcut kentsel dokuyla çatışmak değil, onunla birlikte çalışmak. Her proje, bu dokuyu onarmak ve güçlendirmek için bir fırsat sunuyor. Çünkü biz kentin dışında değil, onun içinde ve bir parçası olarak üretmek istiyoruz.</p>



<p>20. yüzyılın ortalarında etkili olan modernist yaklaşımın en tartışmalı miraslarından biri, kentsel dokudan kopma eğilimiydi. Mimarlar yapının kendi iç işleyişine odaklandıkça, binalar giderek çevresinden bağımsız, izole nesneler olarak ele alınmaya başlandı. Yapı çizgileri ve komşuluk ilişkileri gibi kent formunu şekillendiren temel ilkeler ise giderek göz ardı edildi. Bu yaklaşım, bazı çevrelerde hâlâ varlığını sürdürüyor.</p>



<p>Bizim yaklaşımımız ise her zaman farklıydı ve hâlâ öyle: kentten kopuk değil, onun bir parçası olmak.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="600" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi.jpg" alt="" class="wp-image-84909" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi-300x225.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi-768x576.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi-560x420.jpg 560w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi-150x113.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi-696x522.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Tim-Crocker_ekoyapi-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption"><br>Keybridge. <sup>©</sup>Tim Crocker</figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-left">İklim Kriziyle Mücadelede En Güçlü Araç: Adaptif Yeniden Kullanım</h3>



<p><a href="https://ekoyapidergisi.org/iklim-krizine-mimari-bir-yanit-sunger-paris/">İklim kriziyle</a> karşı karşıya olduğumuz bugünlerde bu yaklaşım çok daha anlamlı hale geliyor. Artık hepimiz mevcut yapıların içerdiği gömülü karbonu korumanın öneminin farkındayız ve birkaç yıl öncesine kadar yaygın olan yıkıp yeniden yapma yaklaşımı yerine, yapıların korunması ve yeniden kullanılması gerektiğini kabul ediyoruz.</p>



<p>Ancak sorumluluğumuz yalnızca tekil yapılarla sınırlı değil. Mimarlar ve kent tasarımcıları olarak, bu yapıların parçası olduğu kentsel dokuyu da korumak ve yeniden canlandırmak zorundayız. Tüm altyapısıyla birlikte bu doku, elimizdeki en değerli kaynaklardan biridir ve bu şekilde ele alınmalıdır.</p>



<p>Mevcut bir kentte çalışmak, yeni bir müdahalede bulunmadan önce var olanı anlamayı ve değerlendirmeyi gerektirir. Yapılar, peyzaj, topografya ve ulaşım sistemleri gibi fiziksel unsurların yanı sıra; o yerde yaşayan ve çalışan insanlar, yani mevcut topluluk da bu mirasın önemli bir parçasıdır.</p>



<p>Sürdürülebilirliğin tanımı çoğu zaman karmaşık olabilir. Ancak en yalın haliyle sürdürülebilirlik, sahip olduklarını en iyi şekilde değerlendirmek ve ihtiyaçlarını azaltmaktır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="800" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Rory_Gardiner_ekoyapi.jpg" alt="" class="wp-image-84910" style="width:424px;height:auto" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Rory_Gardiner_ekoyapi.jpg 640w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Rory_Gardiner_ekoyapi-240x300.jpg 240w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Rory_Gardiner_ekoyapi-336x420.jpg 336w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Rory_Gardiner_ekoyapi-150x188.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Keybridge_Rory_Gardiner_ekoyapi-300x375.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption class="wp-element-caption"><br>Keybridge. <sup>©</sup>Rory Gardiner</figcaption></figure>



<p>Yapıların ve suyun geri dönüştürülmesi; çatıların enerji üretimi ya da biyolojik çeşitlilik için kullanılması; ortak ulaşım ve kamusal alanların paylaşılması; yoğunluğun artırılması ve toplu taşıma odaklı planlama — tüm bu stratejiler bu yaklaşımın bir sonucudur. Aynı yaklaşımı kentlerin dokusuna da uygulamak ve onu kalıcı bir kaynak olarak görmek zorundayız.</p>



<p>Kentlerin en dikkat çekici özelliklerinden biri, aslında kolektif bir üretim olmalarıdır. Bireyler, topluluklar, politikacılar, planlamacılar ve mühendisler birlikte — bazen planlı, çoğu zaman ise parçalı ve süreklilik içinde — günlük yaşamı mümkün kılan fiziksel ve sosyal altyapıyı oluştururlar. Bazı kent parçaları bütüncül planlara dayanıyor olsa da, büyük çoğunluğu karşılıklı etkileşimlerle, adım adım gelişir.</p>



<p>Kentler aynı zamanda sürekli değişim halindedir. Yeni ihtiyaçlara ve beklentilere yanıt vererek dönüşürler. Bu durum bir sorun ya da yük değil; aksine kentin canlılığının ve sağlığının bir göstergesidir.</p>



<p>Bu nedenle kentsel dokuyu korumak, onu değişimden izole etmek anlamına gelmez. Tam tersine, 21. yüzyıl tasarımcılarının temel meselesi; bu dokunun sürekliliğini nasıl sağlayacağımız ve aynı zamanda yeni yapı tipolojileriyle onu nasıl zenginleştireceğimizdir. Sıfırdan başlayamayız. Mevcut olanla çalışmalı, onu daha etkin ve özellikle arazi kullanımı açısından daha verimli hale getirmeliyiz.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="533" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Heritage-_House_Museum_ekoyapi.jpg" alt="" class="wp-image-84911" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Heritage-_House_Museum_ekoyapi.jpg 800w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Heritage-_House_Museum_ekoyapi-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Heritage-_House_Museum_ekoyapi-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Heritage-_House_Museum_ekoyapi-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Heritage-_House_Museum_ekoyapi-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/Heritage-_House_Museum_ekoyapi-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption class="wp-element-caption"><br>Heritage House Museum and Guards Building. <sup>©</sup>Gerry O’Leary</figcaption></figure>



<p>İklim krizi bağlamında artık açıkça görüyoruz ki, araziyi de enerji, su ve malzemeler gibi verimli kullanmak zorundayız. Yoğunluk artık bir sorun değil, bir değer olarak görülmelidir. Daha yakın yaşamak ve çalışmak; doğa için daha fazla alan bırakmamızı, ulaşım kaynaklı karbon emisyonlarını azaltmamızı ve enerji tüketimini düşürmemizi sağlar. Aynı zamanda sosyal donatılara erişimi kolaylaştırır, bu alanların sürdürülebilirliğini artırır ve yürünebilir kentler yaratır ki bu da sürdürülebilirliğin temel koşullarından biridir.</p>



<p>Aslında bugün karşı karşıya olduğumuz sorular yeni değil. Doğayla ilişkimizi nasıl geliştirebiliriz? Sağlık ve yaşam kalitesini nasıl artırabiliriz? Yapıları gün ışığına göre nasıl konumlandırmalıyız? Ulaşım sorununu nasıl çözebiliriz? Daha hızlı ve ekonomik nasıl inşa edebiliriz?</p>



<p>Modernist yaklaşım bu sorulara kenti reddederek yanıt vermişti. Bizim yanıtımız ise farklı olmalı: kenti geliştirmek, büyümesine ve dönüşmesine katkıda bulunmak ve onu bugünün koşullarına uyum sağlayacak şekilde desteklemek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/yapilardan-dokulara-yeniden-kullanim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çizim Başka, Şantiye Başka: Türkiye’de Mimarlığın Görünmeyen Gerçeği</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/cizim-baska-santiye-baska-turkiyede-mimarligin-gorunmeyen-gercegi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/cizim-baska-santiye-baska-turkiyede-mimarligin-gorunmeyen-gercegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 08:08:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[Çizim ile Yapım Farkı]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Şantiye Süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84897</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de projede çözülen detaylar, şantiyede yeniden tarif ediliyor; çizim ile yapım arasındaki fark mimarlığın belirleyici alanına dönüşüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Türkiye’de projede çözülen detaylar, şantiyede yeniden tarif ediliyor; çizim ile yapım arasındaki fark mimarlığın belirleyici alanına dönüşüyor.</strong></p>



<p>Hepimizin malumu, mimarlık çoğu zaman çizimle anlatılır. Planlar, kesitler, detaylar… Her şey yerli yerinde, her şey kontrol altında görünür. Ama Türkiye’de bir projeyi gerçekten anlamak için çizime değil, şantiyeye bakmak gerekir. Çünkü şantiye bambaşka bir dünyadır. Çizimde net olan, sahada yeniden düşünülür. Malzeme her zaman zamanında gelmez, ekipler aynı ritimde çalışmaz, detaylar birebir uygulanmaz. Ve tam da bu yüzden, proje çizildiği gibi değil, yapıldığı gibi var olur. Burada mesele hata değil, gerçekliktir. Çizim her şeyi çözmez, zaten çözemez. Sadece bir çerçeve kurar. O çerçevenin içi ise sahada, çoğu zaman anlık kararlarla doldurulur.</p>



<p><strong>Usta Detayı</strong></p>



<p>Türkiye’de bu durum daha belirgindir. Çünkü üretim hâlâ büyük ölçüde yerinde şekillenir. Usta detayı yorumlar, malzeme kararı değiştirir, bazen en iyi çözüm çizimde değil sahada bulunur. Bu da mimarlığı sabit bir şey olmaktan çıkarır, sürekli dönüşen bir sürece dönüştürür. Bu yüzden mimari kararlar sadece estetik değildir. Aynı zamanda pratiktir, lojistiktir, zamanlamadır. Bir kapı ölçüsü, sadece geçişi değil montajı da belirler. Bir cephe detayı, sadece görünüşü değil yapım sırasını da etkiler. Ama bu mesafe doğru okunursa, tam tersine bir imkâna da dönüşebilir. Çünkü mimarlık bazen masada değil, sahada tamamlanır. Bu yüzden belki de artık başka bir yerden bakmak gerekiyor. Şantiyeyi sürecin sonu değil, tasarımın devamı olarak görmek. Detayı sadece çizmek değil, nasıl yapılacağını da tasarlamak. Malzemeyi seçmekle yetinmeyip, sahadaki karşılığını düşünmek. Türkiye’de mimarlığın ihtiyacı biraz da bu değil mi? Daha fazla kontrol değil, daha fazla temas. Çizim ile yapım arasındaki mesafeyi kapatan değil, o mesafeyi tasarlayan bir yaklaşım.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/cizim-baska-santiye-baska-turkiyede-mimarligin-gorunmeyen-gercegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İGA İstanbul Havalimanı’nda Yeni Kamusal Sanat Eseri</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/iga-istanbul-havalimaninda-yeni-kamusal-sanat-eseri/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/iga-istanbul-havalimaninda-yeni-kamusal-sanat-eseri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 06:12:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Hareketli Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[İGA Art]]></category>
		<category><![CDATA[Kamusal Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84821</guid>

					<description><![CDATA[İGA ART yarışmasını kazanan Hayri Karay imzalı 37,7 metre yüksekliğindeki kamusal sanat eseri, terminalin merkezinde konumlanarak havalimanının mekânsal deneyimine yeni bir katman ekliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İGA ART yarışmasını kazanan Hayri Karay imzalı 37,7 metre yüksekliğindeki kamusal sanat eseri, terminalin merkezinde konumlanarak havalimanının mekânsal deneyimine yeni bir katman ekliyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-1024x683.jpg" alt="Hayri Karay’ın İsimsiz / Untitled başlıklı manifestosu" class="wp-image-84822" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-1024x683.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-1536x1024.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-2048x1366.jpg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-696x464.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-1068x712.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/1775563245_Eser_Foto__raf__-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Küresel bağlantıda dünya lideri olmasının yanı sıra Türkiye’nin kültürel derinliğini ve sanatın iyileştirici gücünü dünya ile buluşturan İGA İstanbul Havalimanı, sanat literatürüne geçecek yeni bir projeye imza attı. Ülkemizin kültür-sanat alanındaki en kapsamlı ödüllerinden 2. İGA ART Sanat Projeleri Yarışması’nın kazananı, sanatçı Hayri Karay’ın imzasını taşıyan dev heykel, İGA İstanbul Havalimanı’nda yükseldi. </p>



<p>Hareketli iki parçadan oluşan 37,7 metre yüksekliğindeki eser, çeliğin sarsılmaz gücünü ışığın zarafetiyle birleştiriyor. Havalimanının tam merkezinde konumlanan heykel, İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, sanatçı Hayri Karay, kültür sanat dünyasından önemli isimlerin ve İGA yöneticilerinin de dahil olduğu çok sayıda kişinin katılımıyla açıldı. </p>



<p><strong>Anadolu’nun Kültürel Mirasından Modern Bir Manifesto</strong></p>



<p>Eser; sanatçı Hayri Karay’ın İsimsiz / Untitled başlıklı manifestosunda belirttiği üzere, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini ve etnografik katmanlılığını hareket ve dönüşüm üzerinden yeniden üretiyor. ‘Sabit bir biçim’ yerine ‘sürekli devinimi’ temsil eden eser, bu sayede havalimanının her bir misafiri için farklı ve kişisel yorumlamaya olanak sağlıyor.</p>



<p>Dinamik yapısıyla, izleyenleri estetik bir yolculuğa davet eden kinetik heykel, izleyicinin konumu ve hareketiyle sürekli dönüşen ve yaşayan bir olgu olarak tarif ediliyor. Yapıtın aynalı yüzeyleri, terminalin dinamizmini yansıtarak sonsuz bir perspektif yaratırken; ışık ve gölge ilişkisi, yapının temel kurucu unsuru olarak işlev görüyor.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;<strong>“Sanatı Yolculuğun Kalbine Taşıyoruz”</strong></p>



<p><strong> </strong>Açılış töreninde, 2023 yılında 172 proje arasından yükselerek yarışmayı kazanan eserin, sanatçı tarafından Cumhuriyetimizin 100. yılına ithaf edilmesinin; Cumhuriyet tarihinin en büyük altyapı projesi İGA İstanbul Havalimanı için bir gurur vesilesi olduğunu vurgulayan Selahattin Bilgen, kültür – sanat projelerinin önemini şu sözlerle vurguladı:</p>



<p> “İGA İstanbul Havalimanı olarak, İGA ART çatısı altında hayata geçirdiğimiz bu heykel çalışması ile yine sınırları zorlayan bir sanat olayına daha ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu devasa yapıt, sadece boyutlarıyla değil, barındırdığı derin anlamla da havacılığın ve sanatın kesiştiği yeni bir simge&#8230; Terminalimizin yüksek dinamizmi ile sanatın dinginliğini bu noktada buluşturduk. Zira bu yapı; izleyicisinin yorumuna, hissiyatına ve bakış açısına sonuna kadar açık, katılımcı bir sanat deneyimidir.”</p>



<p>&nbsp;<strong>“Eser, sürekli değişen ve izleyiciyle birlikte yeniden kurulan bir süreci tanımlar”</strong></p>



<p> Sanatçı Hayri Karay ise eserin felsefesini; “Bu heykel, izleyiciyle kurduğu ilişki doğrultusunda farklılaşan bir yapıdır. Sabit bir anlamdan ziyade çoğul okumalara açık, sürekli değişen ve izleyiciyle birlikte yeniden kurulan bir süreci tanımlar” sözleriyle ifade etti.</p>



<p> İGA İstanbul Havalimanı’nın uluslararası kimliğini sanatın evrensel diliyle birleştiren eser, tüm dünyadan gelen misafirlerini terminalin kalbindeki bu eşsiz ışık ve form koreografisine tanıklık etmeye davet ediyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/iga-istanbul-havalimaninda-yeni-kamusal-sanat-eseri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
