<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>İç Mimari &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/category/proje/ic-mimari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Apr 2026 06:47:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>İç Mimari &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İç Mekânda Yeni Parametre Nöroestetik</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekanda-yeni-parametre-noroestetik/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekanda-yeni-parametre-noroestetik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84824</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde iç mekân artık yalnızca estetik bir kurgu değil; ışık, malzeme ve form üzerinden insan zihnini doğrudan etkileyen ölçülebilir bir sistem olarak yeniden tanımlanıyor. Yeni parametre ise nöroestetik.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Günümüzde iç mekân artık yalnızca estetik bir kurgu değil; ışık, malzeme ve form üzerinden insan zihnini doğrudan etkileyen ölçülebilir bir sistem olarak yeniden tanımlanıyor.</strong> <strong>Yeni parametre ise nöroestetik.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="715" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-1024x715.jpg" alt="Nöroestetik" class="wp-image-84825" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-1024x715.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-300x209.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-768x536.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-602x420.jpg 602w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-150x105.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-696x486.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2-100x70.jpg 100w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro2.jpg 1027w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İç mimarlık uzun süre “iyi görünen” ile “iyi hissettiren” arasındaki farkı sezgiyle çözmeye çalıştı. Bugün ise bu ayrım giderek daha görünür hale geliyor. Nöroestetik yaklaşımı, mekânın yalnızca nasıl göründüğünü değil, kullanıcı üzerinde nasıl bir etki yarattığını sorgulayan daha net, daha ölçülebilir bir tasarım zeminine işaret ediyor. Mekân artık arka planda kalan bir sahne değil. Işık, ses, doku ve malzeme; insanın odaklanma biçiminden stres düzeyine kadar doğrudan karşılık üreten unsurlar haline geliyor. Bu da iç mekânı yalnızca işlevsel bir düzenleme olmaktan çıkarıp, davranış ve duygu üreten bir sistem olarak yeniden konumlandırıyor. Tasarımın etkisi gözle değil, bedenle ve zihinle ölçülmeye başlıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="686" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-1024x686.jpg" alt="" class="wp-image-84826" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-1024x686.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-300x201.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-768x514.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-627x420.jpg 627w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-696x466.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1-1068x715.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/noro1.jpg 1071w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Veri Destekli Seçimler</strong></p>



<p>Bu yaklaşım, iç mimarlığın karar alma biçimini de değiştiriyor. Estetik tercihlerin yerini giderek daha fazla veri destekli seçimler alıyor. Bir mekânın amacı artık sadece barındırmak ya da düzenlemek değil; kullanıcıyı sakinleştirmek, odaklanmayı artırmak ya da sosyal etkileşimi güçlendirmek gibi net hedefler üretmek. Tasarım, niyetli bir müdahaleye dönüşüyor. Doğal ışık, organik formlar ve doğayla kurulan temas bu çerçevede yeniden değer kazanıyor. Bunlar artık yalnızca “iyi hissettiren” detaylar değil; insanın sinir sistemiyle doğrudan ilişki kuran bileşenler. Renk geçişleri, yüzey dokuları ve mekânsal akış ise kullanıcı deneyimini yönlendiren aktif araçlara dönüşüyor. Mekânın dili, estetikten çok etki üzerinden okunuyor. Bu dönüşümle birlikte iç mimar da farklı bir rol üstleniyor. Form veren bir tasarımcıdan çok, deneyimi kurgulayan bir stratejiste evriliyor. Eğitim yapılarından ofislere, sağlık mekânlarından konutlara kadar her ölçekte tasarımın performansı artık sadece metrekareyle değil, kullanıcı üzerindeki karşılığıyla değerlendiriliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekanda-yeni-parametre-noroestetik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gourmega; Dairesel Kurgu, Akışkan Mekân</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/gourmega-dairesel-kurgu-akiskan-mekan/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/gourmega-dairesel-kurgu-akiskan-mekan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[Gourmega]]></category>
		<category><![CDATA[Mariam Issoufou Architects]]></category>
		<category><![CDATA[Restoran Tasarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84828</guid>

					<description><![CDATA[Mariam Issoufou Architects imzalı Manhattan restoranı Gourmega, lineer planı terk ederek dairesel oturma düzeni ve dönüşebilen mekân kurgusuyla restoran tipolojisini yeniden tartışmaya açıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Mariam Issoufou Architects imzalı Manhattan restoranı Gourmega, lineer planı terk ederek dairesel oturma düzeni ve dönüşebilen mekân kurgusuyla restoran tipolojisini yeniden tartışmaya açıyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="778" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1024x778.jpg" alt="Gourmega" class="wp-image-84829" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1024x778.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-300x228.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-768x584.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1536x1167.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-553x420.jpg 553w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-150x114.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-696x529.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1068x811.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1-1920x1459.jpg 1920w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega1.jpg 2036w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Fine dining mekanların hepsi birbirine benzer. Restoran mekânı çoğu zaman aynı senaryoyu tekrar eder. Giriş, servis hattı, sıralı masalar. Burada ise kurgu merkezden başlıyor ve tüm alışkanlıkları sessizce dağıtıyor. Mekânın ortasına yerleşen dairesel masa sistemi, planı organize eden ana omurga haline geliyor. Bu tercih yalnızca biçimsel bir jest değil; kullanıcıların mekânla kurduğu ilişkiyi doğrudan değiştiriyor. Tek yönlü oturma düzeni ortadan kalkıyor, karşılaşmalar çoğalıyor, mekân daha kolektif bir deneyime açılıyor. Bu merkezli kurgu, mekânın gün içindeki kullanımını da esnetiyor. Aynı alan, farklı saatlerde farklı yoğunluklara ve senaryolara uyum sağlayabiliyor. Sabit bir plan yerine dönüşebilen bir düzen öneriliyor. Bu da özellikle sınırlı metrekarelerde çalışan projeler için kritik bir yaklaşım: alan büyümüyor ama kapasite ve deneyim çeşitleniyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-84830" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1024x1024.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-300x300.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-150x150.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-768x768.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1536x1536.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-420x420.jpg 420w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-696x696.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2-1068x1068.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/04/gourmega2.jpg 1577w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Akışkan&#8230;</strong></p>



<p>Mutfak ile kullanıcı alanı arasındaki ilişki de bu akışkanlık üzerinden yeniden ele alınıyor. İki alan arasında kesin bir sınır kurmak yerine, açılıp kapanabilen geçirgen bir yüzey tercih ediliyor. Bu sayede mutfak zaman zaman görünür hale geliyor, üretim süreci mekân deneyiminin bir parçasına dönüşüyor. Kapandığında ise mekân kendi içine çekiliyor ve daha kontrollü bir atmosfer kuruluyor. Malzeme dili bu kurguyu destekleyecek şekilde dengeli ilerliyor. Doğal taş yüzeyler, sıcak tonlu ahşap elemanlar ve koyu zemin tercihleri, mekâna yoğun ama abartısız bir karakter veriyor. Işık, yüzeylerde sert kontrastlar yaratmak yerine dağılarak ilerliyor. Bu da mekânın daha sakin, daha derinlikli okunmasını sağlıyor.</p>



<p>Projenin asıl gücü işte tam da burada ortaya çıkıyor. Mekân sabit bir düzen değil, sürekli yeniden kurulan bir sistem olarak ele alınıyor. Kullanıcı, mekân ve işlev arasındaki sınırlar net çizgilerle ayrılmıyor; aksine birbirine karışıyor. Bu yaklaşım, restoran tipolojisini yalnızca estetik açıdan değil, kullanım biçimi üzerinden de yeniden düşünmeye zorluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/gourmega-dairesel-kurgu-akiskan-mekan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dior&#8217;dan Tokyo’da Sürdürülebilir Bambu Cephe</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/diordan-tokyoda-surdurulebilir-bambu-cephe/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/diordan-tokyoda-surdurulebilir-bambu-cephe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Bambu Cephe]]></category>
		<category><![CDATA[peyzaj]]></category>
		<category><![CDATA[Vitrin Tasarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84632</guid>

					<description><![CDATA[Daikanyama’daki Dior Bamboo Pavilion, bambu referanslı sürdürülebilir yapıdaki cephe ve katmanlı iç mekân kurgusuyla alışveriş mekânını yeniden yorumluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Daikanyama’daki Dior Bamboo Pavilion, bambu referanslı sürdürülebilir yapıdaki cephe ve katmanlı iç mekân kurgusuyla alışveriş mekânını yeniden yorumluyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-1024x682.jpg" alt="Dior Sürdürülebilir Bambu Cephe-Tokyo" class="wp-image-84635" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-1024x682.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-696x464.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr-1068x712.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/diorrr.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dünyaca ünlü moda devi Dior, Tokyo’nun Daikanyama mahallesinde öyle bir mekan kurmuş ki, burası neredeyse bir mağaza değil de “alışveriş yapmadan da gezilir” denecek bir mekan olmuş. Dışarıdan bakıldığında yapı, bambuyu andıran ama aslında geri dönüştürülmüş alüminyumdan üretilmiş bir cepheyle sarılmış. Yani doğaya gönderme yapıyor, ama bunu bire bir taklit ederek değil, biraz mesafeli, biraz akıllı bir yorumla yapıyor. Cephe yarı geçirgen; içeriyi saklamıyor ama açık da etmiyor. Tam kararında bir merak duygusu yaratıyor açıkçası.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/dior2222.jpg" alt="" class="wp-image-84637" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/dior2222.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/dior2222-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/dior2222-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/dior2222-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/dior2222-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/dior2222-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Peyzaja Dikkat</strong></p>



<p>Yapıya yaklaşımda da acele yok. Doğrudan kapıya yürüyüp içeri girmiyorsun; peyzaj seni hafifçe dolandırıyor, yönlendiriyor. Japon bahçelerinin o kontrollü “kaybolma” hissi burada devreye giriyor. İçeri adım attığında ise merkezdeki washi kaplı atrium, tüm oyunu değiştiriyor. Işık burada patlamıyor, süzülüyor. Mekân bağırmıyor, fısıldıyor. Ve bu fısıltı, lüksün alıştığımız gösterişli tonundan bilinçli olarak uzak duruyor.</p>



<p>Bahçeden kendini alabildiğinde içeri geçiyorsun. İç mekânda Paris referansları var ama bire bir taşınmış değiller. Daha çok “buradayız ama Japon usulü” diyorlar. Tatami zeminden duvara çıkıyor, klasik yüzeyler Japon zanaatiyle yeniden yazılıyor. Yani mekân, temsil etmek yerine yorum yapmayı tercih ediyor. Açıkçası bu da projeyi sıkıcı bir marka dekorundan kurtarıyor.İşin sürdürülebilirlik tarafı ise sadece vitrinde bırakılmamış. Cephedeki geri dönüştürülmüş malzeme bir başlangıç; içeride de biyobazlı ve alternatif üretim teknikleriyle yapılmış objeler bu dili devam ettiriyor. Ama proje sürdürülebilirliği bağırmıyor, onu estetiğin içine gömüyor. Görüyorsun ama sana anlatmaya çalışmıyor.</p>



<p>Bana kalırsa Dior Bamboo Pavilion, “mağaza” kelimesini biraz zorluyor. Daha çok bir sahne, hatta iyi yazılmış bir mekânsal senaryo gibi çalışıyor. İnsan ister istemez şunu düşünüyor: Burada gerçekten alışveriş mi yapılıyor, yoksa mimarlık üzerinden bir hikâyenin içine mi çekiliyoruz? Muhtemelen ikisi birden. Ve dürüst olmak gerekirse, bu denge hiç de kolay değil.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/diordan-tokyoda-surdurulebilir-bambu-cephe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takıdan Mekâna: Broş Detayı İç Mekâna Sızıyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/takidan-mekana-bros-detayi-ic-mekana-siziyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/takidan-mekana-bros-detayi-ic-mekana-siziyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 06:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Dekorasyon Trendleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dekorasyonda Aksesuar Kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84418</guid>

					<description><![CDATA[Bugünlerde mekanların yeni favorisi broşlar. Moda dünyasından gelen küçük bir aksesuar, iç mekânda sabit yüzey fikrini gevşeten yeni bir detay diline dönüşüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Bugünlerde mekanların yeni favorisi broşlar. Moda dünyasından gelen küçük bir aksesuar, iç mekânda sabit yüzey fikrini gevşeten yeni bir detay diline dönüşüyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="612" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-1024x612.jpg" alt="Ev dekorasyonunda broş kullanımı" class="wp-image-84419" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-1024x612.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-300x179.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-768x459.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-703x420.jpg 703w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-150x90.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-696x416.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2-1068x638.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bir süredir geri dönen broş, bu kez kıyafetin değil, mekânın üzerinde çalışıyor. Ama mesele “takıyı duvara asalım” basitliğinde değil. Asıl değişen şey, mekânın artık tamamlanmış bir kompozisyon olarak değil, eklenip çıkarılabilen katmanlar üzerinden okunması. Küçük, yer değiştirilebilir, hatta geçici müdahalelerle yüzeyler yeniden yazılıyor. Bu yaklaşım özellikle tekstil yüzeylerde, aydınlatma elemanlarında ve mobilya detaylarında kendini gösteriyor. Bir koltuğun üzerine iliştirilen metal bir parça, bir perdenin ucuna eklenen küçük bir obje ya da bir yüzeye tutturulan beklenmedik bir detay, mekânın algısını anında değiştirebiliyor. Yani büyük değişikliklere gerek kalmadan, küçük dokunuşlarla yeni bir atmosfer kurulabiliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="905" height="407" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros1.webp" alt="" class="wp-image-84420" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros1.webp 905w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros1-300x135.webp 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros1-768x345.webp 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros1-150x67.webp 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bros1-696x313.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 905px) 100vw, 905px" /></figure>



<p><strong>Mekan Artık Sabit Değil</strong></p>



<p>Bu trend aslında tasarımın kontrolünü biraz kullanıcıya geri veriyor. Mekân artık sabit değil; oynanabilir. Bugün eklenen bir parça yarın yer değiştirebiliyor, hatta tamamen ortadan kalkabiliyor. Böyle bakınca broş, bir dekor objesinden çok, mekânı sürekli güncel tutan küçük bir müdahale aracı gibi çalışıyor. Özünde mesele broş değil. Mesele, mimarlığın giderek daha az “tamamlanmış”, daha çok “açık uçlu” hale gelmesi. Ve galiba bu, uzun zamandır gördüğümüz en küçük ama en akıllı müdahalelerden biri.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/takidan-mekana-bros-detayi-ic-mekana-siziyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karl Lagerfeld’in Ofisi Yaşayan Bir Mekâna Dönüştü</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/karl-lagerfeldin-ofisi-yasayan-bir-mekana-donustu/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/karl-lagerfeldin-ofisi-yasayan-bir-mekana-donustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[Ofis Tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[Renovasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=84374</guid>

					<description><![CDATA[Lagerfeld'in Paris’teki üç katlı ve yaklaşık 250 metrekarelik eski çalışma mekânı, özgün iç mekân kurgusu korunarak iki yatak odalı bir konaklama birimine dönüştürüldü.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Lagerfeld&#8217;in Paris’teki üç katlı ve yaklaşık 250 metrekarelik eski çalışma mekânı, özgün iç mekân kurgusu korunarak iki yatak odalı bir konaklama birimine dönüştürüldü.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="719" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-1024x719.jpg" alt="Paris-Karl Lagerfeld Ofis" class="wp-image-84375" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-1024x719.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-300x211.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-768x540.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-598x420.jpg 598w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-150x105.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-696x489.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-1068x750.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55-100x70.jpg 100w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/55.jpg 1214w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Moda dünyasının en etkili figürlerinden biri olan Karl Lagerfeld’in yalnızca tasarımları değil, yaşadığı ve ürettiği mekânlar da kendine özgü bir dil taşıyordu. Paris’teki bu özel ofis, onun üretim pratiğini ve estetik yaklaşımını doğrudan yansıtan nadir örneklerden biri. Bugün ise bu mekân, yeniden tasarlanmak yerine korunarak farklı bir işlevle yaşatılıyor.</p>



<p>Yaklaşık 250 metrekarelik üç katlı yapı, klasik bir renovasyon sürecinden geçmiyor. Aksine, mekânın mevcut kurgusu büyük ölçüde olduğu gibi bırakılıyor. Müdahale etmek yerine mevcut durumu görünür kılmayı tercih eden bu yaklaşım, yapıyı güncellemekten çok bir deneyim alanına dönüştürüyor. İç mekânda en belirgin dil, metal yüzeylerin oluşturduğu süreklilik. Duvarlardan mobilyalara kadar uzanan parlak yüzeyler, mekânı parçalı bir iç hacimden çok bütüncül bir kabuk gibi hissettiriyor. Bu yüzeyler ışığı yansıtarak hacmi genişletiyor ve algıyı sürekli değişen bir katmana dönüştürüyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-84376" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-1024x682.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-696x464.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3-1068x712.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/11-3.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Merkezde konumlanan heykelsi merdiven, yalnızca dolaşımı değil, mekânsal hiyerarşiyi de kuruyor. Alt katlardaki daha kamusal alanlar ile üst katlardaki daha mahrem birimler bu omurga etrafında ayrışıyor. Ayna yüzeylerin yoğun kullanımı, fiziksel sınırları belirsizleştiriyor. Yansımalar mekânı çoğaltırken, gerçek ölçü ile algılanan ölçü arasında bir gerilim yaratıyor. Bu durum, iç mekânı sabit bir hacim olmaktan çıkarıp değişken bir deneyime dönüştürüyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-84377" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-1024x682.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-696x464.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44-1068x712.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/44.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Program kurgusu da benzer şekilde akışkan. Yaşam alanları, dinlenme birimleri ve kişisel kullanım alanları keskin sınırlarla ayrılmıyor. Sauna ve hamam gibi ek işlevler, mekânı yalnızca bir konaklama birimi olmaktan çıkararak daha bütüncül bir yaşam senaryosu sunuyor. Ortaya çıkan şey bir restorasyon değil. Daha çok, bir tasarımcının üretim alanının zaman içindeki halinin korunarak yeniden işlevlendirilmesi. Müdahale etmek yerine anlamaya çalışan bir yaklaşım. Bu haliyle proje, mimarlığın bazen yeni bir şey üretmekten çok, var olanı doğru okumakla ilgili olduğunu hatırlatıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/karl-lagerfeldin-ofisi-yasayan-bir-mekana-donustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İç Mekan Tasarımı Gerçeğin Ne Kadarını Gösteriyor?</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekan-tasarimi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekan-tasarimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilhan Hız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:59:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>
		<category><![CDATA[TASARIM]]></category>
		<category><![CDATA[İç Mekan Tasarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=81685</guid>

					<description><![CDATA[New York Soho’daki küçük bir sergi, iç mekân tasarımına alıştığımız gözle bakmamızı zorlaştırıyor. Fotoğraflar, dekorun yalnızca estetik bir düzen değil, aynı zamanda arzuları, yorgunluğu ve kontrol duygusunu sahneleyen bir kurgu olabileceğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>New York Soho’daki küçük bir sergi, iç mekân tasarımına alıştığımız gözle bakmamızı zorlaştırıyor. Fotoğraflar, dekorun yalnızca estetik bir düzen değil, aynı zamanda arzuları, yorgunluğu ve kontrol duygusunu sahneleyen bir kurgu olabileceğini gösteriyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-1024x576.jpg" alt="Soho İç Mekan Tasarımı Sergisi" class="wp-image-81686" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-1024x576.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-300x169.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-768x432.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-1536x864.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-2048x1152.jpg 2048w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-747x420.jpg 747w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-150x84.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-696x392.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-1068x601.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/sergi-1920x1080.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bilindiği üzere iç mekân tasarımı genellikle konfor, estetik ve düzenle ilişkilendirilir. Bir mekânın iyi tasarlanmış olması, çoğu zaman uyumlu renkler, doğru yerleştirilmiş mobilyalar ve kusursuz bir atmosfer anlamına gelir. Ancak New York Soho&#8217;da  açılan küçük bir sergi bu algıyı tersine çeviren bir soru soruyor: İç mekân gerçekten yaşamı mı anlatır, yoksa yalnızca iyi kurgulanmış bir sahne midir? Sizce?..</p>



<p>USM Modular Furniture’ın Soho’daki galerisinde düzenlenen sergi, yalnızca birkaç fotoğraftan oluşuyor. Ancak bu küçük seçki, dekorasyonun arkasındaki psikolojik ve kültürel katmanları tartışmaya açmayı hedefliyor. Serginin küratörlüğünü yapan ekip, iç mekânı yalnızca düzenlenmiş bir ortam olarak değil, insanların arzularını, yorgunluklarını, mizahını ve karmaşasını yansıtan bir sahne olarak ele almış. Fotoğraflar da tam olarak bu fikir üzerinden ilerliyor zaten. Bir kanepenin üzerinde ters duran bir ayak, üst üste dizilmiş sandalyelerden oluşan tuhaf bir yapı ya da bir halının desenine odaklanan yakın plan görüntüler… İlk bakışta sıradan görünen bu sahneler, biraz dikkatle bakıldığında mekânın kontrol altında tutulmaya çalışan ama sürekli dağılmaya meyilli bir düzen olduğunu derinden hissettiriyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-81687" srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-1024x683.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-300x200.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-768x512.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-1536x1025.jpg 1536w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-630x420.jpg 630w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-150x100.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-696x464.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho-1068x712.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/galeri-soho.jpg 1856w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Rahatsız Edici Bir Soru</strong></p>



<p>Serginin önerdiği fikir basit ama rahatsız edici bir soruya dayanıyor. Dekor, gerçekten yaşanan hayatın bir parçası mı, yoksa o hayatın düzenlenmiş bir temsilinden mi ibaret? İç mekân çoğu zaman huzur, konfor ve kontrol hissi yaratacak şekilde kurgulanır. Ancak gündelik hayatın gerçekliği çoğu zaman bu görüntünün dışında kalır. Bu yüzden sergideki fotoğraflar kusursuz bir iç mekân göstermeye çalışmıyor. Aksine, dekorun tam olarak işlemediği anlara odaklanıyor. İnsan bedeninin mekâna garip bir şekilde yerleştiği, düzenin hafifçe bozulduğu ya da mekânın beklenmedik bir hikâye çağrıştırdığı anlar… Tam da bu anlarda iç mekân tasarımı başka bir şey söylemeye başlıyor.</p>



<p>Ne dersiniz, belki de serginin asıl söylediği şey şu: İç mekân tasarımı yalnızca mobilya yerleştirmek ya da renk seçmek değil. Aynı zamanda bir anlatı kurmak. Bir sahne hazırlamak. Ve bazen de o sahnenin gerçekte ne kadar kırılgan olduğunu fark etmek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/ic-mekan-tasarimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAB Architects, iF Design Award 2026’da Ödülle Onurlandırıldı!</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/bab-architects-if-design-award-2026da-odulle-onurlandirildi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/bab-architects-if-design-award-2026da-odulle-onurlandirildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 08:04:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Ajansı İstanbul Genel Müdürlüğü ve Açık Ofisi, BAB Architects, International Design Awards (IDA) 2023, Ofis İç Mekanları, Ofis Tasarımı,]]></category>
		<category><![CDATA[BAB Architects ödül]]></category>
		<category><![CDATA[biyofilik tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Corporate Interiors]]></category>
		<category><![CDATA[iF Design Award 2026]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=81549</guid>

					<description><![CDATA[BAB Architects, Anadolu Ajansı’nın İstanbul Genel Müdürlüğü için tasarladığı proje ile iF Design Award 2026’da “Corporate Interiors” kategorisinde ödül kazandı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>BAB Architects, Anadolu Ajansı’nın İstanbul Genel Müdürlüğü için tasarladığı proje ile iF Design Award 2026’da “Corporate Interiors” kategorisinde ödül kazandı.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-1024x768.jpg" class="wp-image-81550" alt="Yüksek tavanlı cam çatılı iç mekan, yeşil bitkilerle donatılmış modern tasarım." srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-1024x768.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-300x225.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-768x576.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-560x420.jpg 560w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-150x113.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-696x522.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-1068x801.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-265x198.jpg 265w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2-600x450.jpg 600w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534869_2.jpg 1148w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /> </figure>



<p>BAB Architects, Anadolu Ajansı’nın İstanbul Genel Müdürlüğü projesiyle tasarım dünyasının prestijli ödüllerinden iF Design Award 2026 kapsamında “Corporate Interiors” kategorisinde ödül almaya hak kazandı. Proje, kurumun değişen yayıncılık ve çalışma ihtiyaçlarına yanıt veren mekansal kurgusuyla öne çıkıyor. </p>



<p>Toplam 15.000 m²’lik bir alana yayılan Anadolu Ajansı İstanbul Genel Müdürlüğü, üst yönetim katı, açık ofis katları ile zemin ve bodrum katlarda yer alan sosyal ve ortak alanlardan oluşuyor. Üst yönetim katında, sofistike Amerikan ceviz mobilyalar, dekoratif vinil duvar kağıtları ve merkezi “cam fanus” bekleme alanı sayesinde, mekana ferahlık ve yönlendirme kazandırıldı. Kat planlamasında yönetim odaları cephe yönlerine uygun şekilde yerleştirilerek kapsamlı peyzaj tasarımı ile kat boyunca yeşil ve rahatlatıcı bir ortam yaratıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-1024x768.jpg" class="wp-image-81551" alt="BAB Mimarlık ödüllü tasarımıyla öne çıkıyor, modern ve yeşil iç mekan tasarımıyla dikkat çekiyor." srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-1024x768.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-300x225.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-768x576.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-560x420.jpg 560w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-150x113.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-696x522.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-1068x801.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-265x198.jpg 265w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1-600x450.jpg 600w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/1772534851_1.jpg 1256w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /> </figure>



<p>Açık ofis katları, şeffaf ve esnek bir çalışma ortamı sunmak üzere tasarlanarak, idari odalar dışındaki alanlarda platformlar ve geçirgen özel mobilyalar ile mekansal ayrımlar sağlandı. Her kat için belirlenen özgün renk konseptleri, ofislerin kendi karakterini öne çıkarırken genel tasarım dilinin bütünlüğünü koruyor. Zemin ve bodrum katlar ise yüksek tavanlar, eğrisel tasarım öğeleri ve özel mobilyalar ile dinamik, çok amaçlı ortak alanlar olarak planlanıp, kafe-bistro, spor salonu, mini amfi, seminer alanı gibi işlevler doğal ışık, biyofilik tasarım ve peyzaj entegrasyonu ile desteklendi. Böylece Anadolu Ajansı İstanbul Genel Müdürlüğü’nde estetik, işlevsellik ve kullanıcı deneyimi bir arada sunuldu.</p>



<p>Anadolu Ajansı İstanbul Genel Müdürlüğü projesi, kurumun modernleşen ihtiyaçlarına yanıt veren; estetik, işlevsellik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren bütüncül tasarım yaklaşımıyla BAB Architects’in uluslararası tasarım sahnesindeki konumunu güçlendirirken, iF Design Award 2026’da aldığı ödülle başarısını tescillemiş oldu. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/bab-architects-if-design-award-2026da-odulle-onurlandirildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Berlin’de Ekoloji Odaklı Bir Restoran Tasarımı: Bonvivant</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/berlin-de-ekoloji-odakli-bir-restoran-tasarimi-bonvivant/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/berlin-de-ekoloji-odakli-bir-restoran-tasarimi-bonvivant/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[EDİTÖRÜN SEÇİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Restoran Tasarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/berlin-de-ekoloji-odakli-bir-restoran-tasarimi-bonvivant/</guid>

					<description><![CDATA[Berlin’de yer alan Bonvivant restoranı, bitki temelli mutfak yaklaşımını iç mekân tasarımında malzeme seçimi, mekânsal kurgu ve atmosfer üzerinden ele alan ekoloji odaklı bir tasarım anlayışı sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bonvivant-berlin_1772089405.jpg" data-image="qqitf749hylf"></figure>
<p>Bazı mekanlar vardır sizi kapısından girer girmez aurasıyla yakalar. Burası da öyle bir mekan.&nbsp;Berlin’de bulunan Michelin yıldızlı Bonvivant restoranı, yalnızca menüsüyle değil, mekânsal kurgusuyla da bitki temelli ve ekoloji odaklı bir yaklaşımı görünür kılıyor. Restoranın iç mekân tasarımı, mutfaktaki dönüşümü destekleyen bir arka plan olarak değil, bu yaklaşımın doğrudan bir uzantısı olarak ele alınıyor. Malzeme seçimi, mekânın ölçeği ve atmosferi; daha düşük çevresel etki, sadeleşme ve doğal doku vurgusu etrafında şekilleniyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bonvi_1772089670.jpg" data-image="rhsauj99napk"></figure>
<p>İç mekânda tercih edilen doğal yüzeyler ve ölçülü tasarım dili, mekânın gösterişten uzak ama bilinçli bir kimlik kazanmasını sağlıyor. Son derece de yeşil olduğundan söz etmek gerek. Etrafta salınan canlı yeşil bitkiler sizi ortama ısındırıyor ve iyi hissettiriyor.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/bonvivant-mariannerennella-c1-scaled-1_1772089732.jpg" data-image="6fy1fei0sufl"></figure>
<p>Bitki temelli mutfak anlayışıyla uyumlu bu kurgu, gıda üretimi, tüketim alışkanlıkları ve mekân tasarımı arasındaki ilişkiyi aynı çerçevede ele alıyor. Bonvivant örneği, ekolojinin yalnızca teknik çözümlerle değil, tasarım kararlarının bütününde karşılık bulabileceğini gösteren güncel bir iç mekân pratiği sunuyor bana sorarsanız. Üstüne üstlük Bonvivant&#8217;ın menüsünün tamamı vegan. Michelin de cabası.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/berlin-de-ekoloji-odakli-bir-restoran-tasarimi-bonvivant/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaha Hadid Kulesinde Yeni Mekân: Peridot Bar</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/zaha-hadid-kulesinde-yeni-mek-n-peridot-bar/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/zaha-hadid-kulesinde-yeni-mek-n-peridot-bar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EDİTÖRÜN SEÇİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[İç Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/zaha-hadid-kulesinde-yeni-mek-n-peridot-bar/</guid>

					<description><![CDATA[Hong Kong’un The Henderson kulesinin 38. katında, Studio Paolo Ferrari tarafından tasarlanan Peridot Bar, yapının organik mimari dilini iç mekâna taşıyan yeni bir sosyal ortam olarak dikkat çekiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/1_1771495081.jpg" data-image="u4m1qauxezz9"></figure>
<p>Hong Kong’un yoğun kentsel dokusu içinde yükselen The Henderson kulesi, dış kabuğundaki akışkan geometrinin iç mekâna taşındığı yeni bir sosyal alanla mimari anlatısını genişletiyor. Kulenin üst katlarından birinde yer alan bar mekânı, yüksekten kente bakan konumunu yalnızca manzarayla değil, mekânsal kurgu ve atmosferle de anlamlandırıyor.</p>
<p>İç mekân tasarımı ise yapının dış formunda hissedilen süreklilik ve akış fikrini iç hacimde yeniden üretmeyi amaçlıyor. Duvar, tavan ve zemin arasındaki sınırlar belirgin çizgilerle ayrılmak yerine yumuşak geçişlerle birbirine bağlanıyor. Eğrisel yüzeyler, mekânı saran tekil bir kabuk hissi yaratarak barı ayrı bir iç hacim olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, klasik bar planlamasından uzaklaşarak daha bütüncül ve heykelsi bir iç mekân deneyimi sunuyor gibi.</p>
<figure style="text-align: center;"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/3_1771495091.jpg" data-image="wl0xtff4a7z4"></figure>
<p>Malzeme seçimi ve yüzey kurgusu, mekânın algısını belirleyen temel araçlar arasında yer alıyor. Yeşil tonların hâkim olduğu yüzeyler, ışıkla birlikte sürekli değişen bir atmosfer oluşturuyor. Gün ışığıyla daha sakin ve açık bir karakter kazanan iç mekân, akşam saatlerinde kontrollü yapay aydınlatma sayesinde daha yoğun ve derin bir mekânsal etki üretiyor. Işık, yalnızca mekânı aydınlatan bir unsur değil; yüzeylerin kıvrımını ve hacmin sürekliliğini görünür kılan bir tasarım bileşeni olarak kullanılıyor.</p>
<p>Planlama yaklaşımı, mekânı tek bir noktaya odaklamak yerine farklı yoğunluklara sahip alanlar üzerinden kurguluyor. Bar alanı, oturma bölümleri ve daha geri çekilmiş lounge alanları arasında kurulan geçişler, kullanıcıya mekân içinde farklı deneyim seçenekleri sunuyor. Bu sayede mekân, yalnızca gece kullanımıyla sınırlı kalmayan, günün farklı saatlerinde değişen senaryolara uyum sağlayan bir iç mekân haline geliyor.</p>
<figure style="text-align: center;"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/2_1771495111.jpg" data-image="312nmvy43ko5"></figure>
<p>The Henderson’daki bu iç mekân müdahalesi, yapının mimari kimliğiyle doğrudan ilişki kuran bir tasarım dili benimsiyor. Dış kabuktaki akışkanlık, iç mekânda dekoratif bir referans olarak değil, mekânın strüktürel ve atmosferik omurgası olarak ele alınıyor. Ortaya çıkan sonuç, yüksek katlarda konumlanan bir barın ötesinde, yapının mimari anlatısını iç mekân ölçeğinde sürdüren bütüncül bir mekânsal yorum olarak öne çıkıyor.</p><p>Kaynak: Domus Magazine</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/zaha-hadid-kulesinde-yeni-mek-n-peridot-bar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
