<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>ÇEDBİK &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/tag/cedbik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 22:09:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>ÇEDBİK &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeşil Olmamak  Artık En Büyük Risk</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-olmamak-artik-en-buyuk-risk/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-olmamak-artik-en-buyuk-risk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Ilıcalı]]></category>
		<category><![CDATA[Green Building]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/yesil-olmamak-artik-en-buyuk-risk/</guid>

					<description><![CDATA[Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Başkanı Emre Ilıcalı ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide  pek çok kritik başlığı ele aldık.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yapı sektörünün sürdürülebilirlik ekseninde geçirdiği dönüşüm, yalnızca teknik çözümlerle değil; vizyon, politika ve iş birlikleriyle şekilleniyor. <a href="https://www.cedbik.org/" target="_blank" rel="noopener">Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği</a> (ÇEDBİK) Başkanı <a href="https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-sertifika-sistemlerinin-onemi-ve-turkiye-deki-durumu/">Emre Ilıcalı</a> ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide; 2026 yılı önceliklerinden mevcut yapı stokunun dönüşümüne, YES-TR sertifikasının rolünden karbon ve gömülü karbon gündemine, yeşil finansmandan greenwashing tartışmalarına kadar pek çok kritik başlığı ele aldık. Ilıcalı, sürdürülebilirliğin artık “iyi niyetli örnekler” üretmenin ötesine geçtiğini vurgularken, sektörün tamamını kapsayan, ölçülebilir ve kalıcı bir dönüşüm için atılması gereken adımları tüm boyutlarıyla değerlendirdi.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_baskan_emre_ilicali_1771325247.jpg" height="459" width="637.4506769825919" alt="İş insanı, sürdürülebilirlik ve yeşil projeler konusunda uzman, ofis ortamında profesyonel duruş ser." style="width: 637.451px; height: 459px;" data-image="a1ppwdvjffbz"  ><figcaption>Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Başkanı Emre Ilıcalı</figcaption></figure>
<p><strong>ÇEDBİK’in 2026 yılı öncelikli hedefleri hakkında bilgi alabilir miyiz?</strong></p>
<p>2026’da ÇEDBİK olarak odağımızı üç ana hatta topluyoruz: mevcut bina stokunun dönüşümünü hızlandırmak, karbon ve yaşam döngüsü yaklaşımını sektörde ana akıma taşımak ve finansman–mevzuat bağlantısıyla ölçeklenebilir etkiyi arttırmak. Çünkü artık sürdürülebilirlikte yalnızca “iyi örnekler” üretmenin ötesine geçmemiz gerekiyor; asıl hedef, bu yaklaşımı sektörün tamamına yayacak mekanizmaları kurmak. Biz 2026’yı, bu dönüşümün standart, erişilebilir ve uygulanabilir hale geldiği bir kırılım yılı olarak görüyoruz.</p>
<p>Bu çerçevede özellikle Türkiye’nin iklim hedefleriyle uyumlu şekilde, Bakanlığın geliştirdiği YES-TR sertifikasının yaygınlaşması kritik bir fırsat alanı. YES-TR’nin en önemli katkısı, sürdürülebilir yapı yaklaşımını yalnızca “gönüllülük” alanından çıkarıp, ulusal ölçekte yaygınlaşmaya uygun bir çerçeveye dönüştürmesi. ÇEDBİK olarak biz de bu yapının hem tanıtımında hem de doğru anlaşılması ve sahaya sağlıklı aktarılmasında aktif rol üstlenmeyi çok önemsiyoruz. Çünkü standartların başarısı yalnızca “yazılmasıyla” değil, uygulamada doğru yorumlanması, doğru denetlenmesi ve doğru ölçülmesiyle belirleniyor.</p>
<p>Bu noktada ÇEDBİK’in 2026’daki rolünü iki başlıkta tarif edebilirim: Birincisi, YES-TR’nin sektörde daha geniş kabul görmesi için iletişim, farkındalık ve paydaş buluşmaları tarafında güçlü bir destek sunmak. Geliştiriciler, yatırımcılar, tasarım ekipleri, danışmanlar, tedarikçiler ve yerel yönetimler açısından, YES-TR’nin “ne olduğu” kadar “nasıl uygulanacağı” konusu da çok değerli. Biz burada, sürdürülebilir bina kavramını teorik bir hedef olmaktan çıkarıp, herkes için daha anlaşılır ve uygulanabilir hale getirecek bir köprü rolü üstleneceğiz.</p>
<p>İkincisi ise süreç kalitesi: ÇEDBİK olarak 2026’da kapasite geliştirme tarafını çok büyütmek istiyoruz. Yani yalnızca bir standardı anlatmak değil; sahada uygulayan tüm aktörlerin aynı dili konuşmasını sağlamak. Bunun içinde eğitim programları, iyi uygulama örneklerinin çoğaltılması, pilot projelerle öğrenme döngüsünün hızlandırılması ve özellikle denetim–doğrulama kültürünün güçlendirilmesi var. Çünkü sürdürülebilirlik iddiası, ancak ölçülebilir performansla anlam kazanıyor.</p>
<p>Bir diğer öncelik alanımız da mevcut bina stokunun dönüşümü. Yeni binalar için sürdürülebilirlik yaklaşımını kurgulamak görece daha kolay; ama Türkiye’nin asıl meselesi, milyonlarca metrekarelik mevcut yapı stoğu. 2026’da ÇEDBİK olarak burada “tek tek bina” yaklaşımının ötesinde, program yaklaşımına odaklanacağız. Yani bina tipolojilerine göre hızlı tarama yöntemleri, etkili müdahale paketleri, ölçüm-doğrulama (M&amp;V) yaklaşımı ve finansman modelleriyle birlikte ele alınan daha büyük ölçekli dönüşüm çerçeveleri Çünkü gerçek etki, bu işin ölçeklenmesiyle mümkün.</p>
<p>Aynı şekilde karbon gündemi de 2026’da daha merkezde olacak. Sadece operasyonel enerji performansı değil; artık giderek daha fazla yaşam döngüsü, malzeme seçimi, gömülü karbon ve karbon verisi konuşacağız. Bu başlıklar yakın gelecekte “tercih” olmaktan çıkıp “zorunluluk” haline gelecek. ÇEDBİK’in burada rolü; sektörün bu dönüşüme hazırlıklı olmasını sağlayacak şekilde bilgi altyapısını, uygulama kapasitesini ve farkındalığı güçlendirmek.</p>
<p>Son olarak finansman ve mevzuat boyutunu da çok önemsiyoruz. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca teknik bir konu değil; aynı zamanda ekonomik bir model ve risk yönetimi meselesi. 2026’da bankalarla, yerel yönetimlerle ve kamu kurumlarıyla daha yakın çalışarak sürdürülebilir projelerin erişilebilir finansmanla desteklenmesini, performansın izlenmesini ve iyi örneklerin çoğalmasını hedefliyoruz.</p>
<p>Özetle 2026 için bizim hedefimiz sadece “daha fazla sertifika” değil; daha fazla gerçek dönüşüm. Daha fazla ölçülen, doğrulanan, daha düşük enerji tüketen, daha düşük karbonlu ve daha sağlıklı binaların Türkiye’de standart hale gelmesi. YES-TR gibi ulusal çerçevelerin bu dönüşümde çok kritik bir kaldıraç olacağına inanıyoruz ve ÇEDBİK olarak bu sürecin hem yaygınlaşmasında hem de sahada doğru uygulanmasında aktif sorumluluk almaya hazırız.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_yesil_bina_1771325283.jpg" alt="Yeşil alanlar ve sürdürülebilirlik vurgusu ile doğa dostu yapı projeleri." data-image="x4g83e1lq2u7"  > </figure>
<p><strong>Türkiye, yeşil bina sertifikasyonu ve sürdürülebilir kentleşme konusunda dünya genelinde nerede konumlanıyor? Ülke olarak geliştirmemiz gereken stratejiler nelerdir?</strong></p>
<p>Türkiye’nin yeşil bina sertifikasyonu ve sürdürülebilir kentleşme konusundaki yerini ben genel olarak kötü görmüyorum. Son 10–15 yılda ciddi bir ilerleme var. Sertifikalı bina sayısı arttı, sektörde bilgi birikimi oluştu, yatırımcı tarafında farkındalık yükseldi. Yani Türkiye bu konuda tamamen geriden gelen bir ülke değil. Ama şunu da açık söylemek lazım, dünya çok hızlandı ve artık çıta yükseldi. Türkiye’nin de artık bir üst seviyeye çıkması gerekiyor.</p>
<p>Bence burada en kritik konu kentsel dönüşüm. Çünkü Türkiye’de sürdürülebilirlik konuşacaksak, asıl etkiyi yeni yapılan birkaç projeden değil, dönüşecek olan devasa yapı stokundan alacağız. Bugün milyonlarca konut yenileniyor, daha da yenilenecek. Eğer bu süreç sadece dayanıklılık üzerinden ilerlerse, enerji verimliliği, karbon, su yönetimi ve sağlıklı iç mekân gibi başlıklar ikinci plana atılırsa, biz aslında geleceğin çevresel yükünü bugünden büyütmüş oluruz. Deprem güvenliği tabii ki tartışmasız bir öncelik ama bu binaları aynı zamanda verimli ve düşük karbonlu yapmak zorundayız. Çünkü bugün yapılan her yanlış, önümüzdeki 30–50 yılın enerji faturası olarak geri dönüyor. Bir diğer konu da gayrimenkul sektörünün bu işe daha samimi yaklaşması. Türkiye’de sektör güçlü, hızlı ve üretken. Ama bazen sürdürülebilirlik hâlâ biraz vitrin işi gibi kalabiliyor. Proje anlatımlarında sürdürülebilirlik çok güzel anlatılıyor ama iş uygulamaya geldiğinde performans takibi, gerçek tüketim verisi, işletme kalitesi, karbon hesabı gibi konular aynı seviyede güçlü olmayabiliyor. Oysa dünyada artık bu iş sadece “iyi niyet” değil. Ölçülen, kanıtlanan, doğrulanan bir performans bekleniyor. Bizde de bu tarafın güçlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Bu noktada ülke olarak geliştirmemiz gereken stratejiler bence çok net. Birincisi, kentsel dönüşümde sürdürülebilirlik kriterlerini standart hale getirmek. Yani bu iş bir opsiyon değil, dönüşümün doğal parçası olmalı. İkincisi, sertifika almak kadar o binanın gerçekten nasıl çalıştığını önemsemek. Enerji tüketiyor mu, ne kadar tüketiyor, suyu nasıl kullanıyor, kullanıcı konforu nasıl, bunları konuşmak lazım. Üçüncüsü de finansman tarafı. Bankaların, yatırımcıların ve kamunun doğru projeyi desteklemesi gerekiyor. Çünkü sürdürülebilirlik yaygınlaşacaksa bu ancak doğru teşvikle ve doğru yönlendirmeyle olur.</p>
<p>Son olarak şu da var. Dünya artık sadece enerji verimliliğini değil, karbon meselesini çok daha ciddi şekilde masaya koyuyor. Sadece binayı çalışırken daha az enerji harcar hale getirmek yetmiyor. Malzeme seçimi, yaşam döngüsü, gömülü karbon gibi konular giderek daha önemli hale geliyor. Türkiye’nin buraya da hazırlanması gerekiyor. Çünkü bu sadece çevre meselesi değil, aynı zamanda rekabet meselesi. Özellikle uluslararası iş yapan şirketler için bu konular giderek daha belirleyici olacak.</p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye’nin geldiği yer fena değil. Ama daha iyi olmak zorundayız. Çünkü elimizde çok büyük bir fırsat var. Kentsel dönüşüm gibi bir alan, doğru yönetilirse Türkiye’yi sürdürülebilir şehircilikte çok ileri bir noktaya taşıyabilir. Yanlış yönetilirse de geleceğin sorunlarını bugünden inşa etmiş oluruz.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/kent_cedbik_1771325307.jpg" alt="Yeşil olmayan şehir manzarası, sürdürülebilirlik ve çevre riskleri üzerine önemli bir uyarı." data-image="6cvt4g7fqcnn"  > </figure>
<p><strong>Sektör paydaşları yeşil binaları nasıl değerlendiriyor? Yatırımcılar yeşil binaları bir maliyet kalemi olarak mı görüyor yoksa uzun vadede bir tasarruf olduğunun bilinci yerleşti mi?</strong></p>
<p>Sektör paydaşlarının yeşil binalara bakışı son yıllarda ciddi şekilde değişti. Eskiden daha çok “iyi bir ekstra” gibi görülüyordu. Bugün ise özellikle büyük yatırımcılar ve kurumsal firmalar için yeşil bina artık bir tercih değil, giderek bir gereklilik haline geliyor. Çünkü piyasa beklentisi değişti, kullanıcı profili değişti, finansman tarafı değişti, hatta mevzuatın yönü bile değişti.</p>
<p>Yatırımcıların “yeşil bina maliyettir” yaklaşımının artık çok güçlü bir karşılığı kalmadığını düşünüyorum. Evet, bazı önlemler ilk yatırımda bir farka yol açabiliyor. Ama işin bütünüyle baktığımızda asıl maliyet, yeşil yapmamak. Çünkü verimsiz bir bina uzun yıllar boyunca daha fazla enerji tüketiyor, daha yüksek işletme gideri çıkarıyor, daha hızlı değer kaybediyor ve daha zor kiralanıyor. Yani yatırımcı bugün küçük bir maliyetten kaçarken, yarın çok daha büyük bir maliyeti sırtlanmak zorunda kalabiliyor.</p>
<p>Bir de şu var, bu iş artık sadece tasarruf meselesi değil, açıkça bir risk meselesi. Enerji fiyatları artıyor, karbon konusu gündemde büyüyor, bankalar sürdürülebilirlik kriterlerine daha fazla bakıyor, kiracılar da daha seçici hale geliyor. Eğer yatırımcı bu dönüşümü ciddiye almazsa, elindeki varlık zamanla daha düşük kalitede ve daha riskli bir varlık haline geliyor. Bu da değerlemeye yansıyor. Finansmana erişimde zorluklar çıkıyor. Satışta likiditeyi etkiliyor. Kiracı bulmayı zorlaştırıyor. Yani yatırımcı açısından “yeşil bina maliyet mi?” sorusu artık biraz eski bir soru. Asıl soru şu: Yeşil olmayan bina ileride ne kadar sorun çıkaracak?</p>
<p>Bence en kritik nokta yatırımcının bu konuya samimi yaklaşması. Çünkü sürdürülebilirlik bazen hâlâ pazarlama diliyle konuşulabiliyor. Broşürde çok güzel duruyor ama binanın gerçekten nasıl çalıştığı, ne kadar enerji tükettiği, kullanıcı konforu, işletme performansı gibi konularda aynı özen olmayabiliyor. Halbuki piyasa artık bunu yavaş yavaş görüyor. Sadece etiket değil, gerçek performans bekliyor.</p>
<p>Şunu net söyleyebilirim: Bugün sürdürülebilirliği önemsemeyen yatırımcı, gelecekte istemeyeceği durumlarla karşılaşabilir. Regülasyon baskısı artabilir, finansman maliyeti yükselebilir, bazı projeler değer kaybedebilir, hatta bazı varlıklar yük haline gelebilir. O yüzden bu konu artık sadece çevre duyarlılığı değil, yatırımın geleceğini koruma konusu. Ben yatırımcılar açısından bunu bir fırsat olarak görüyorum. Doğru yapan, hem maliyetini yönetir hem riskini azaltır hem de varlığının değerini korur.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/insaat_yikim_1771325323.jpg" alt="Yeşil olmayan binalar ve sürdürülebilir yapıların önemi hakkında bilgi. Yeşil bina yatırımlarının ar." data-image="dmo8e6oya3nm"  > </figure>
<p><strong>Yeni binaları yeşil yapmak nispeten daha kolay. Ancak Türkiye’deki asıl sorun devasa sayıdaki mevcut yapı stoku. Mevcut binaların enerji verimli hale getirilmesi konusunda ÇEDBİK’in nasıl bir yol haritası izliyor?</strong></p>
<p>Yeni binaları yeşil yapmak gerçekten daha kolay. Çünkü proje daha en baştan kurgulanırken doğru hedefleri koyabiliyorsunuz, tasarım kararlarını ona göre alabiliyorsunuz. Ama Türkiye’nin asıl sahası mevcut bina stoğu. Sayı çok büyük ve bu binaların önemli bir kısmı hem enerji açısından verimsiz, hem de konfor ve sağlık açısından bugünün beklentilerinin gerisinde kalıyor. O yüzden ÇEDBİK olarak biz bu konuyu artık “niş bir alan” gibi değil, ülkenin en temel dönüşüm gündemi olarak görüyoruz.</p>
<p>Burada en kritik nokta şu: Mevcut yapı stoğu sadece sismik risk taşımıyor, aynı zamanda çevresel adaptasyon riski de taşıyor. Yani sadece deprem güvenliği değil, enerji tüketimi, aşırı sıcaklar, su stresi, şehirlerde ısı adası etkisi gibi konular da bu binaların geleceğini belirleyecek. Biz ÇEDBİK olarak bunu daha güçlü anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü kentsel dönüşüm süreçleri sadece “yıkıp yeniden yapmak” değil, doğru kurgulanırsa Türkiye için çok büyük bir çevresel dönüşüm fırsatı.</p>
<p>Yol haritamızda birkaç temel başlık var. Birincisi, kentsel dönüşüm projelerinde sürdürülebilirlik kriterlerinin işin başından itibaren yer alması. Bugün dönüşüm çoğu zaman dayanıklılık odağında ilerliyor, bu doğal. Ama aynı binayı yeniden yapıyorsak, onu aynı zamanda düşük enerji tüketen, daha iyi yalıtımlı, daha verimli sistemlere sahip, daha sağlıklı ve daha düşük karbonlu şekilde yapmak zorundayız. Yoksa biz aslında geleceğin enerji maliyetini ve karbon yükünü bugünden inşa etmiş oluyoruz.</p>
<p>İkinci olarak, mevcut binalarda sadece “büyük ve pahalı yenileme” değil, uygulanabilir ve hızlı etki eden adımların da yaygınlaşması gerekiyor. Yani her bina için en büyük yatırımı yapmak şart değil. Önce iyi bir tarama, doğru önceliklendirme ve bina tipolojilerine göre akıllı çözümlerle başlanabilir. Isıtma-soğutma sistemlerinin iyileştirilmesi, otomasyon, aydınlatma, yalıtım gibi paketlerle çok hızlı sonuç alınabiliyor. Önemli olan, bunun sistematik hale gelmesi.</p>
<p>Üçüncü başlık ise finansman ve ölçek. Bu iş tek tek bina bazında ilerlerse çok yavaş gider. Bizim burada program yaklaşımına ihtiyacımız var. Belediyelerin, bankaların, kamu tarafının devreye girdiği, belli tipolojilere göre standart çözümlerin ve finansman modellerinin oluşturulduğu bir yapı. ÇEDBİK olarak biz de hem bu işin iletişimini güçlendirmeye, hem de sahada uygulanabilir modellerin oluşmasına katkı vermeye çalışıyoruz.</p>
<p>Ayrıca burada performans takibi de çok önemli. Çünkü verimlilik sadece projede yazmakla olmuyor, işletmede ortaya çıkıyor. Yani binanın gerçekten ne kadar enerji tükettiğini görmek, doğrulamak, iyileştirmek gerekiyor. Bu kültür yerleşmeden, mevcut stokta gerçek bir dönüşüm yakalamak zor.</p>
<p>Özetle ÇEDBİK olarak mevcut yapı stokunu sadece bir “yenileme problemi” olarak değil, bir “ülke dönüşümü” meselesi olarak görüyoruz. Kentsel dönüşüm sürecini doğru yönetebilirsek hem deprem güvenliğini artırırız, hem de Türkiye’nin enerji ve karbon yükünü ciddi şekilde azaltırız. Bizim hedefimiz de bu dönüşümü daha doğru tarif etmek, daha görünür yapmak ve daha uygulanabilir hale getirmek</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_yesil_binalar_1771325352.jpg" alt="En Büyük Risk - Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği vurgusu." data-image="l7je35vqkmdc"  > </figure>
<p><strong>2053 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, inşaat sektörünün üzerine düşen en büyük sorumluluk nedir? Gömülü karbon konusunu Türkiye gündemine nasıl taşıyacaksınız?</strong></p>
<p>2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda inşaat sektörünün en büyük sorumluluğu çok açık. Çünkü inşaat ve yapı sektörü, dünyada toplam emisyonların yaklaşık yüzde 40’ına kadar uzanan bir etkiye sahip. Yani bu hedefe ulaşmak istiyorsak, binaları ve inşaatı dönüştürmeden bunu başarmamız mümkün değil. Burada sadece enerji verimliliği değil, artık çok daha geniş bir resim var. Binanın tasarımından malzemesine, şantiyeden işletmesine kadar bütün kararlar bu hedefin parçası olmak zorunda.</p>
<p>Bu noktada gömülü karbon konusu çok kritik. Çünkü biz yıllarca daha çok operasyonel karbonu konuştuk. Yani binayı kullanırken daha az enerji harcasın, daha az yakıt yaksın, daha az elektrik tüketsin. Bu önemli ama artık yetmiyor. Bir binanın daha inşa edilmeden önce, malzeme üretiminde ve yapım sürecinde ortaya çıkan karbonu da yönetmek zorundayız. Çimento, demir-çelik, alüminyum, cam gibi temel malzemeler burada işin merkezinde. Açıkçası gömülü karbon konusu artık sadece çevre gündemi değil, aynı zamanda rekabet ve ihracat gündemi.</p>
<p>Çünkü Avrupa Birliği’nin CBAM mekanizmasıyla birlikte bu konu daha da kritik hale geldi. Türkiye’nin ihracatında çok önemli yeri olan sektörler ve malzeme grupları, karbon açısından daha görünür ve daha takip edilir bir döneme girdi. Yani düşük karbonlu üretim yapamayan, karbon verisini yönetemeyen tarafın rekabet gücü zamanla zayıflayabilir. Bu da yalnızca tek bir fabrikanın problemi değil, ülkenin ekonomik sürdürülebilirliğiyle de ilgili bir konu.</p>
<p>Burada şunu net söylemek lazım. Gömülü karbon meselesi özellikle imalat sanayi tarafından çok yakından takip edilmesi gereken bir konu. Çünkü malzemenin üretildiği yer orası. Ama aynı zamanda inşaat ve gayrimenkul sektörünün de bu konuyu “tasarımın ana konusu” haline getirerek talebi bu yönde artırması gerekiyor. Yani üretici tarafı dönüşecekse, bunu iten şeylerden biri de piyasa talebi olacak. Tasarım ekipleri ve yatırımcılar “daha düşük karbonlu malzeme ve sistem” talep ettikçe, sektör de o yöne doğru daha hızlı evrilecek.</p>
<p>ÇEDBİK olarak bizim rolümüz burada çok net. Biz bu konunun hem teknik boyutunu hem de mevzuat ve piyasa etkisini sektörün daha iyi anlamasını sağlamak istiyoruz. Gömülü karbonun yeşil bina sertifika sistemlerindeki yansımalarını daha görünür hale getirmek, aynı zamanda yerel ve uluslararası mevzuatta bunun nasıl bir karşılığı olduğunu anlatmak ve farkındalığı artırmak önceliklerimiz arasında. Çünkü sektör bu konuyu sadece “uzak bir gelecek” gibi görürse geç kalır. Halbuki bu dönüşüm başladı ve giderek hızlanacak.</p>
<p>Özetle, 2053 hedefi açısından inşaat sektörünün sorumluluğu sadece daha verimli bina yapmak değil. Daha az karbonla üretmek, daha az karbonla inşa etmek ve bu yaklaşımı artık normal kabul etmek. Gömülü karbon da bunun en kritik parçalarından biri. Biz de ÇEDBİK olarak bu konuyu daha anlaşılır hale getirmek, daha fazla konuşulur hale getirmek ve sektörün dönüşümünü hızlandırmak için aktif şekilde çalışacağız.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_yesil_binar2_1771325367.jpg" data-image="796owy9pndrp" /></figure>
<p><strong>Yeşil binaların finansmanında “Yeşil Mortgage” veya uluslararası fonların rolü nedir? Bankaların bu konudaki yaklaşımı ne durumda?</strong></p>
<p>Yeşil binaların finansmanında hem Yeşil Mortgage gibi ürünlerin hem de uluslararası fonların aslında çok önemli bir rolü var. Çünkü dünyada sürdürülebilirlik tarafında gerçekten ciddi bir finansman akışı var. Yani doğru projeyi ortaya koyduğunuzda, düşük karbon, enerji verimliliği, dayanıklılık gibi başlıkları net şekilde gösterebildiğinizde uluslararası ölçekte erişilebilecek büyük kaynaklar mevcut. Bu aslında sektör için çok büyük bir fırsat.</p>
<p>Ama açık konuşmak gerekirse Türkiye’de gayrimenkul sektörü bu finansman imkanlarını henüz yeterince çeşitlendirebilmiş değil. Bunda hem piyasa koşullarının hem de yapısal bazı eksiklerin etkisi var. Sürdürülebilirlik kriterlerinin projelerde standart bir şekilde tanımlanması ve ölçülmesi konusu hâlâ tam oturmuş değil. Finans tarafı da bu alanda ürün geliştirmeye başladı ama henüz piyasada güçlü ve ölçekli bir karşılık oluşmuş değil.</p>
<p>Yeşil Mortgage tarafında Türkiye’de bazı denemeler yapıldı. Bankalar bu konuda adım attı, ürünler konuşuldu. Ama etkisi açıkçası çok sınırlı kaldı. Bugün geldiğimiz noktada ise özellikle konut kredilerindeki daralma nedeniyle sektör daha çok temel finansmana erişim sorunlarına odaklanıyor. Bu da Yeşil Mortgage gibi daha nitelikli ürünlerin gündeme gelmesini zorlaştırıyor.</p>
<p>Buna rağmen ben bu tablonun kalıcı olmadığını düşünüyorum. Çünkü dünyada sürdürülebilirlik finansmanı çok net bir yön haline geldi. Karbon, enerji verimliliği ve iklim riski artık finansal risk olarak görülüyor. Bankaların da bu dönüşümün dışında kalması mümkün değil. Önümüzdeki dönemde finans sektörünün bu alanda daha cesur ve daha kapsamlı açılımlar yapacağını düşünüyorum.</p>
<p>ÇEDBİK olarak biz de burada daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Özellikle uluslararası fonlara erişimde, bu fonların talep ettiği teknik kriterlerin doğru anlaşılması ve projelere doğru şekilde entegre edilmesi konusunda sektöre destek olmayı planlıyoruz. Yani sadece “finansman var” demek değil, bu finansmana erişebilmek için gerekli olan teknik çerçeveyi, performans göstergelerini ve doğrulama süreçlerini daha anlaşılır hale getirmek istiyoruz. Böylece hem bankalar hem yatırımcılar için sürdürülebilir projelerin finansmanı daha erişilebilir ve daha güvenilir hale gelebilir. dünyada bu işin kaynağı var, ilgisi var. Türkiye’de ise henüz bu potansiyeli tam kullanamıyoruz. ÇEDBİK olarak amacımız da bu boşluğu biraz olsun kapatmak ve sürdürülebilir projelerin finansmanla daha güçlü şekilde buluşmasına katkı vermek</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_emre-ilicali_1_1771325383.jpg" data-image="huh89e6btswq" /></figure>
<p><strong>Greenwashing kavramı artık mimarlık ve inşaat sektörü için de ciddi bir tartışma başlığı. Sizce bu sınır bugün yeterince net mi?</strong></p>
<p>Bence greenwashing sınırı bugün hâlâ tam net değil. Hatta bu yüzden konu giderek büyüyor. Çünkü sürdürülebilirlik artık çok popüler bir alan ve herkes bu dilin içinde olmak istiyor. Ama bazı projelerde sürdürülebilirlik gerçekten işin içine gömülmüş bir yaklaşımken, bazılarında daha çok “sunumda iyi dursun” seviyesinde kalabiliyor. Bu da doğal olarak güven sorununu artırıyor.</p>
<p>Aslında sınırı netleştiren şey çok basit: ölçüm ve kanıt. Yani bir bina gerçekten daha az enerji tüketiyor mu, suyu daha verimli kullanıyor mu, karbonunu düşürüyor mu, kullanıcıya daha sağlıklı bir ortam sağlıyor mu… Bunlar ölçülüp gösterilebiliyorsa greenwashing riski azalıyor. Ama sadece güzel görseller, iddialı cümleler ve birkaç sembolik uygulama üzerinden “yeşil” deniyorsa, orada problem başlıyor.</p>
<p>Bir de şu var, greenwashing sadece pazarlama tarafında olmuyor. Bazen iyi niyetle başlanıyor ama süreç doğru yönetilmediği için sonuç yine zayıf kalabiliyor. Mesela proje tasarımda iddialı başlıyor ama uygulamada malzeme değişiyor, işletmede sistemler doğru çalıştırılmıyor, performans takip edilmiyor. Bu durumda da ortaya çıkan şey, kağıt üzerinde iyi ama gerçek hayatta zayıf bir sürdürülebilirlik oluyor.</p>
<p>Benim görüşüm şu: Önümüzdeki dönemde bu sınır daha netleşecek. Çünkü mevzuat tarafı daha fazla devreye giriyor, finans kuruluşları daha fazla veri istiyor, kiracılar ve kullanıcılar daha fazla sorguluyor. Yani “etiket” dönemi yavaş yavaş kapanıyor, “performans” dönemi başlıyor.</p>
<p>ÇEDBİK olarak bizim burada durduğumuz yer de belli. Biz sürdürülebilirlik iddiasının daha şeffaf, daha ölçülebilir ve daha doğrulanabilir hale gelmesi gerektiğini savunuyoruz. Greenwashing’i azaltmanın yolu, daha fazla denetim baskısı değil sadece, aynı zamanda sektöre doğru yöntemi öğretmek, iyi örnekleri çoğaltmak ve performans kültürünü normalleştirmek. Çünkü sürdürülebilirlik gerçekten sahada karşılığı olan bir iş olursa, greenwashing de kendiliğinden alan kaybeder.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-olmamak-artik-en-buyuk-risk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8. Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi Gün Sayıyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/8-uluslararasi-yesil-binalar-ve-sehirler-zirvesi-gun-sayiyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/8-uluslararasi-yesil-binalar-ve-sehirler-zirvesi-gun-sayiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[çevre dostu yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Gözüyle Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil binalar konferansı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/8-uluslararasi-yesil-binalar-ve-sehirler-zirvesi-gun-sayiyor/</guid>

					<description><![CDATA[Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği tarafından her yıl düzenlenen 8. Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi 9 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Gorsel_1_1764323180.jpg" data-image="mnlg8vg6um8r"></figure>
<p>Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği’nin (ÇEDBİK) her yıl düzenlediği &#8220;Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi’’nin 8’incisi T.C. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı destekleriyle 9 Aralık 2025 tarihinde İTÜ Ayazağa Kampüsü’ndeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.</p>
<p>‘Sıfırın İnşası: Riskten Fırsata’ ana temasıyla düzenlenecek zirvede ‘Riskten Fırsata: Ufukta Ne Var?’, ‘Gayrimenkulün Yeşil Vizyonu’, ‘İklim Finansmanında Riskler ve Fırsatlar’, ‘Sürdürülebilirlik için Akıllı Çözümler, ‘Mimar Gözü ile Sürdürülebilirlik’ olmak üzere 5 kritik konu masaya yatırılacak.</p>
<p>Sektör uzmanları ve paydaşlarının bir araya geleceği etkinlikte alanında uzman 40’a yakın konuşmacı, dünya gündemini belirleyen 5 seçilmiş konu özelinde gün boyu fikir alışverişinde bulunacak. Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi bu yıl 450’ye yakın katılımcı ile 100’ün üzerinde kurum ve kuruluşu buluşturacak. </p>
<p><strong><em>Sektörün Geleceği Beş Kritik Oturumda Masaya Yatırılacak</em></strong></p>
<p>Zirvede sürdürülebilirliğin geleceğini şekillendiren kritik başlıklar, alanında uzman 40’a yakın konuşmacı tarafından ele alınacak. </p>
<p>Açılış oturumu <strong>“Riskten Fırsata: Ufukta Ne Var”</strong> ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı moderatörlüğünde gerçekleşecek. Panelde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Banu Aslan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) Başkanı Nurullah Öztürk ve İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) Direktörü Yalçın Kaya ile çevresel risklerin yönetsel bakış açısıyla nasıl fırsata dönüştürülebileceğini tartışacak. Ardından gerçekleşecek <strong>“Gayrimenkulün Yeşil Vizyonu” </strong>panelinde, sürdürülebilirlik çerçevesinde gayrimenkul sektöründeki risklerin, yeni iş modellerine ve fırsatlara nasıl dönüştüğü; ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Vekili Mehmet Sami Kılıç moderatörlüğünde Ziraat GYO Genel Müdürü Peyami Ömer Özdilek, GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici ve Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan ve Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Dr. Serhat Başdoğan tarafından değerlendirilecek.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Gorsel_3_1764323191.jpg" data-image="k3bf4ulsugn0"></figure>
<p><strong>“İklim Finansmanında Riskler ve Fırsatlar”</strong>
isimli üçüncü panel ise TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya moderatörlüğünde gerçekleşecek. Panelde T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanlığı Dış Kaynaklı Yatırım Daire Başkanı Esra Turan Tombak, Garanti BBVA Konut Finansmanı Direktörü Songül Yeşilçimenli, Kalkınma Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Seçil Yıldız yeşil dönüşümün finansal araçlar üzerinden nasıl destekleneceğini tartışacak. <strong>“Sürdürülebilirlikte Akıllı Çözümler”</strong>
oturumu ARUP Direktörü Timurhan Timur moderatörlüğünde; İTÜ Sürdürülebilir Kalkınma Uzmanlık Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Hatice Ayataç, Sabri Paşayiğit Mimarlık Kurucu Ortağı Sabri Paşayiğit, YES-TR Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Özlem Özçevik ve Formula International Genel Müdür Yardımcısı Cevahir Sevimli ile bina ölçeğinden şehir düzeyine uzanan akıllı ve çevreci çözümler ele alınacak. &nbsp;</p>
<p>Zirvenin kapanış oturumu <strong>“Mimar Gözüyle Sürdürülebilirlik”</strong> ise ÇEDBİK Yönetim Kurulu Üyesi Buğrahan Şirin moderatörlüğünde; Mimar Murat Tabanlıoğlu ve Felsefeci Dücane Cündioğlu tarafından mimarinin dönüştürücü gücü ve sürdürülebilir yaşam felsefesi üzerine ilham verici bir sohbetle tamamlanacak. </p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Dr.Emre_Ilicali_Gorsel_1764323207.jpg" data-image="8pgewtkv1xgl" width="322.66666666666663" height="484" style="width: 322.667px; height: 484px;"></figure>
<p><strong><em>‘Geciken her adım riski artırıyor’</em></strong></p>
<p><strong>ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı</strong>, son dönemde yaşanan ekonomik ve jeopolitik dalgalanmaların sürdürülebilirlik çalışmalarını gölgelediğine dikkat çekerek şunları söyledi:<br>
“İklim krizi, diğer tüm krizlerden bağımsız olarak ilerlemeye devam ediyor.<br>
Sürdürülebilirlikte atılan her adımın gecikmesi; artan maliyetler, büyüyen riskler ve daha zor yönetilecek bir gelecek anlamına geliyor. Yapı sektörü bu mücadelenin en kritik alanlarından biri. Zirve, sektörün ortak akılla ilerlemesi için çok önemli bir fırsat sunuyor.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/8-uluslararasi-yesil-binalar-ve-sehirler-zirvesi-gun-sayiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir Şehircilik için Stratejik  Adım</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[imar hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[İmar Hakkı Transferi Düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir şehircilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/</guid>

					<description><![CDATA[İmar Hakkı Transferi Düzenlemesi sayesinde arsa sahiplerinin kayba uğrayan, kullanamadığı imar hakları artık taşınabilecek. ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Emre Ilıcalı yorumladı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Dr.Emre_Ilicali_Gorsel1_1759410838.jpg" data-image="z72edgn0ef1n" width="471.79391891891896" height="389" style="width: 471.794px; height: 389px;"></figure>
<p>Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK), gündemdeki imar hakkı transferi düzenlemesine ilişkin görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Emre Ilıcalı, düzenlemenin doğru ve kontrollü uygulandığı takdirde hem şehirlerin sürdürülebilir büyümesi hem de çevresel, sosyal ve ekonomik dengelerin korunması açısından kritik bir rol oynayacağını vurguladı.</p>
<p>Ilıcalı, düzenlemenin en dikkat çekici yönünün imar konusunun artık sadece parsel bazlı değil, şehir ölçeğinde stratejik bir araç haline gelmesi olduğunu vurgularken, bu sayede ekolojik olarak korunması gereken bölgeler ile riskli alanların yoğunluktan arındırılabileceğini; gelişime uygun bölgelerin ise yatırım çekebileceğini ifade etti. Ilıcalı, “İstanbul’da altyapı yatırımlarının önemli bir kısmı, plansız yoğunlaşma nedeniyle öngörülenden önce yapılmak zorunda kalıyor. Yeni düzenleme, bu maliyet baskısını hafifletebilir. Ancak bunun için güçlü bir denetim mekanizması kurulmalı ve kamu yararı gözetilmelidir” dedi.</p>
<p><strong>‘Çok boyutlu faydalar sunabilir’</strong></p>
<p>İmar hakkı transferinin özellikle çevresel etkilerine dikkat çeken Dr. Ilıcalı, bu mekanizmanın su havzaları, kıyı alanları ve ormanlık bölgeler gibi ekolojik açıdan kritik alanların üzerindeki yapılaşma baskısını azaltacağını söyledi. Ayrıca, kentlerde ısı adası etkisinin azaltılmasına ve karbon yutaklarının korunmasına katkı sağlayacağını aktardı.</p>
<p>Altyapı açısından ise yoğunluk transferinin, belediye bütçelerinin daha verimli kullanılmasına olanak sağlayacağını belirten Ilıcalı, “Türkiye’de kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı İstanbul’da 6–7 metrekare civarında. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği minimum seviye ise 9 metrekare. Bu düzenleme, park ve rekreasyon alanlarının daha hızlı hayata geçirilmesini mümkün kılabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Emre Ilıcalı, imar hakkı transferinin sürdürülebilirlik açısından çok boyutlu faydalar sunduğunu belirterek farklı alanlara ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p>“Birincisi çevresel anlamda, tarım arazileri, ormanlar ve su havzaları üzerindeki yapılaşma baskısı azalacak, biyoçeşitlilik korunacak. İkinci olarak sosyal açıdan da; park, okul ve sağlık tesisi gibi kamusal alanlar daha kısa sürede topluma kazandırılabilecektir. Bunlara ek olarak bu uygulama geliştirilerek ileride yeni bir sürdürülebilirlik finansmanı aracı haline dönüşebilir”</p>
<p>Dr. Ilıcalı sözlerini şöyle tamamladı: “İmar hakkı transferi, doğru kurgulandığında ‘koruyan kazanır, kirleten öder’ ilkesini şehircilik düzeyinde hayata geçirir. Türkiye’de de şeffaflık ve kamu yararı öncelendiğinde, bu düzenleme sürdürülebilir şehirlerin inşasında önemli bir dönüm noktası olabilir.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilirliğin Zorunlu Hale Getirilmesi Gerekiyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilirligin-zorunlu-hale-getirilmesi-gerekiyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilirligin-zorunlu-hale-getirilmesi-gerekiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jan 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Sami Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilirligin-zorunlu-hale-getirilmesi-gerekiyor/</guid>

					<description><![CDATA[ÇEDBİK Başkanı Mehmet Sami Kılıç ile bir araya gelerek derneğin vizyonu, sürdürülebilir mimari alanındaki çalışmaları ve geleceğe dair hedefleri üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>İnşaat sektörü, çevresel etkileri ve sosyal boyutları itibarıyla bu dönüşümde kritik bir role sahip. Sektör, tasarım, malzeme seçimi ve süreç yönetiminde enerji verimliliği, atık yönetimi, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve çevresel etki azaltma gibi kriterleri vazgeçilmez hale getirerek insanca yaşamın sağlanmasına öncülük edebilir.</em></p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Mehmet_Sami_Kilic_1736408757.jpg" data-image="m4giaz62kjjm" alt="ÇEDBİK Başkanı Mehmet Sami Kılıç" title="ÇEDBİK Başkanı Mehmet Sami Kılıç"><figcaption>ÇEDBİK Başkanı Mehmet Sami Kılıç</figcaption></figure>
<p>Sürdürülebilirlik, günümüzün en önemli küresel meselelerinden biri haline gelmiş durumda. Bu alanda Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından biri olan Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK), çevreye duyarlı yapılaşma ve şehirleşme süreçlerine öncülük ediyor. Biz de ÇEDBİK Başkanı Mehmet Sami Kılıç ile bir araya gelerek derneğin vizyonu, sürdürülebilir mimari alanındaki çalışmaları ve geleceğe dair hedefleri üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Bu yıl zirvede ‘Sıfırın İnşası: İnsanca Yaşam’ teması üzerine odaklandınız. İnsanca yaşam için sürdürülebilirlik kavramını nasıl tanımlıyorsunuz ve bu tema günümüzün inşaat sektörünü nasıl etkiliyor?&nbsp;</strong></span></p>
<p>İnsanca yaşam, yalnızca temel ihtiyaçların karşılanmasını değil, aynı zamanda insana yakışır, sağlıklı, güvenli ve adil bir çevrede yaşama hakkını ifade ediyor. Bu yaşam biçiminin, çevresel etkilerin minimize edildiği ve toplumsal refahın gözetildiği bir yaklaşımla şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz. Sürdürülebilirlik ise bu hakkı, gelecekteki nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye atmadan sağlama ilkesini temel alıyor ve çevresel, ekonomik ve toplumsal faktörler arasında bir denge kurmayı hedefliyor. İnşaat sektörü, çevresel etkileri ve sosyal boyutları itibarıyla bu dönüşümde kritik bir role sahip. Sektör, tasarım, malzeme seçimi ve süreç yönetiminde enerji verimliliği, atık yönetimi, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve çevresel etki azaltma gibi kriterleri vazgeçilmez hale getirerek insanca yaşamın sağlanmasına öncülük edebilir. Bu yaklaşım ise sürdürülebilir ve insan odaklı çözümlerle daha yaşanabilir bir dünya için dönüşümün önemli bir parçası olmayı gerektiriyor.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/CEDBIK_1736408778.jpg" data-image="iavvom34wstj" alt="ÇEDBİK" title="ÇEDBİK"></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>İnşaat sektörünün karbon emisyonlarındaki payı oldukça büyük. İnşaat sektörünün bu sorunla başa çıkabilmesi için ne gibi somut adımlar atması gerekiyor? ÇEDBİK olarak bu konuda nasıl bir liderlik üstleniyorsunuz?</strong></span></p>
<p>İnşaat sektörünün karbon emisyonlarını azaltması için öncelikle sürdürülebilir malzeme kullanımına geçiş yapması, enerji verimli bina tasarımlarını ve sistemlerini benimsemesi, yenilenebilir enerji kaynaklarını aktif olarak kullanması gerekiyor. Bu noktada mevcut yapı stokunun enerji performansını iyileştirecek renovasyon projelerinin kritik bir önem taşıdığını düşünüyorum.&nbsp;</p><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>KARBON AYAK İZİNİ AZALTMAYA YÖNELİK YATIRIMLARIMIZ İÇİN IFC’DEN 90 MİLYON DOLAR TUTARINDA ‘YEŞİL KREDİ’ DESTEĞİ ALARAK, SEKTÖRÜMÜZDE YÜZDE 100 KLİMA ETKİSİ YARATMAYI BAŞARDIK. YEŞİL KREDİ DESTEĞİ ALAN İLK ŞİRKET OLDUK.</strong></span></p><hr>
<p>ÇEDBİK olarak derneğimiz bünyesinde geliştirdiğimiz B.E.S.T. sertifika sistemi ve diğer yeşil bina sertifikasyon sistemlerini teşvik ediyor, tüm paydaşları bir araya getiren ulusal ve uluslararası projelerde ana partner olarak görev alıyoruz. Düzenlediğimiz eğitim ve farkındalık programlarında ise sektör paydaşlarını bir araya getirerek bilgi paylaşımına olanak tanıyoruz. Bu kapsamda, politikaların oluşturulmasında ve uygulanmasında kamu ve özel sektör arasında bir köprü görevi görerek liderlik yaptığımızı söyleyebilirim.</p>
<p>Zirveye katılan panelistler ve konuşmacılar arasında farklı disiplinlerden gelen uzmanlar yer aldı. Bu çeşitliliğin, yeşil bina ve sürdürülebilirlik konularına nasıl katkı sağladığını düşünüyorsunuz? Sürdürülebilirlik, yalnızca mühendis veya mimarların tek başına çözebileceği bir mesele değil; bu, çok disiplinli bir yaklaşımla ele alınması gereken karmaşık bir konu.</p><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>TÜRKİYE’NİN PARİS İKLİM ANLAŞMASI HEDEFLERİNE ULAŞMASI İÇİN, YEŞİL BİNA STANDARTLARINI ZORUNLU KILAN YASAL DÜZENLEMELER YAPMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR.</strong></span></p><hr>
<p>Zirvede farklı disiplinlerden uzmanların bir araya gelmesi, sorunlara yenilikçi ve kapsayıcı çözümler geliştirilmesine olanak tanıyor. Örneğin, bir şehir plancısının bakış açısı, bir finans uzmanının değerlendirmeleriyle birleştiğinde, sürdürülebilir projelerin daha uygulanabilir ve yaygın hale gelmesini sağlayabiliyor. Bu çeşitliliğin, sektör genelinde iş birliğini arttırması, adil ve sürdürülebilir çözümleri ortaya çıkarması en büyük temennimiz.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/CEDBIK__1736408800.jpg" data-image="g1b46935oy2x" alt="ÇEDBİK" title="ÇEDBİK"></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>“Sürdürülebilirliğin Finansmanı” ve “Gayrimenkulde ESG” konularının tartışıldığı zirvede, sektöre yönelik sürdürülebilir yatırımların önündeki en büyük engeller neler? Sürdürülebilir projelere yatırım yapmayı teşvik etmek için hangi finansal teşvikler sağlanabilir?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Sürdürülebilir yatırımların önündeki en büyük engellerden biri, şirketlerin aksiyon almaktaki isteksizliği ve bunun sebebi olarak gösterilen başlangıç maliyetlerinin yüksek olduğu algısıdır ki bunun doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum. Diğer yandan yeşil bina ve projelerin faydalarını ölçebilecek standart metriklerin eksikliği, yatırımcılar için belirsizliğe yol açıyor. Artık teşvik mekanizmalarının ötesine geçilerek, iklim krizinin önlenmesi adına sürdürülebilirliğin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kademe kademe uygulamaya alınacak zorunluluklarla birlikte, bu yönde adım atmayanların belirli yaptırımlarla karşılaşması, istenilen hedeflere ulaşmak için kritik bir adım olabilir. Gerekli aksiyonu almaya gücü yetmeyenler içinse teşvik mekanizmalarının devreye alınmasının ve bunların dengeli ve adil bir şekilde dağıtılmasının gerektiğini düşünüyorum. Sektörde bilgi paylaşımı ve yenilikçi finansal modellerin yaygınlaşmasına öncelik verdiğimizi ise eklemek isterim.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>ÇEDBİK Başkanı olarak, Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmak için daha fazla siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu belirttiniz. Türkiye’nin yeşil bina ve sürdürülebilir şehirler konusunda küresel hedeflere ulaşma yolunda nasıl bir yol haritası izlemeli?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşması için, yeşil bina standartlarını zorunlu kılan yasal düzenlemeler yapılması ve bu standartların uygulanmasını teşvik edecek mekanizmaların oluşturulması büyük önem taşıyor.&nbsp;</p><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>ARTIK TEŞVİK MEKANİZMALARININ ÖTESİNE GEÇEREK, KARBON KRİZİN ÖNLENMESİ ADINA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN ZORUNLU HALE GETİRİLMESİ GEREKİYOR.</strong></span></p><hr>
<p>Bunların yanı sıra; yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımların artırılması ve kentsel dönüşüm projelerinin sürdürülebilirlik ilkelerine uygun şekilde yeniden tasarlanması gerekiyor. Bu süreçte, kamu ve özel sektör arasında iş birliğinin güçlendirilmesi ve uluslararası iyi uygulama örneklerinden faydalanılması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasını destekleyecektir.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Banu_Aslan_CSIDB_Genel_Muduru_1736408821.jpg" data-image="eqafzpe3tr6e" alt="Banu Aslan, ÇŞİDB Genel Müdürü" title="Banu Aslan, ÇŞİDB Genel Müdürü"><figcaption>Banu Aslan, ÇŞİDB Genel Müdürü</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Zirvede ‘Binalarda Teknoloji’ başlığıyla tartışmalar yapıldı. Dijitalleşme ve yeni teknolojiler, yeşil bina uygulamalarında sürdürülebilirliği nasıl artırabilir ve buna dair örnekler verebilir misiniz? Akıllı binalar, BIM ve enerji verimliliği gibi teknolojilerin rolü nasıl olmalı?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Dijitalleşme ve yeni teknolojiler, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada büyük bir ivme kazandırabilir. Örneğin, BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) teknolojisi, tasarım ve inşaat süreçlerini optimize ederek atık ve enerji kaybını minimize ederken, akıllı bina sistemleri, enerji tüketimini gerçek zamanlı izleyerek enerji verimliliğini artırıyor. Bu noktada güneş enerjisi panelleriyle entegre edilen akıllı enerji yönetim sistemlerini düşünebiliriz. Sürdürülebilirlik hedeflerine yönelik çalışmalarımızla, bu tür teknolojilerin kullanımını artırmayı amaçlıyoruz.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilir binalar ve şehirler konusundaki geleceği nasıl görüyorsunuz? Önümüzdeki 10-20 yıl içinde bu alandaki yenilikler ve gelişmeler nasıl bir dönüşüm geçirecek?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda, sürdürülebilir binalar ve şehirler daha fazla yenilikçi teknolojiyi bünyesinde barındıracak. Özellikle, karbon nötr şehirler ve döngüsel ekonomi prensiplerini benimseyen kentsel alanların artışını göreceğiz. Malzeme inovasyonları, geri dönüştürülebilir ve biyolojik olarak çözünür yapı malzemelerinin yaygınlaşmasına olanak tanıyacak. Bunların yanı sıra dijitalleşme, veri analitiği ve yapay zekanın sürdürülebilirlik çözümlerine entegrasyonu daha yaygın hale gelecek. Bu dönüşüm, çevresel hedeflere ulaşmanın ötesinde, daha yaşanabilir ve dirençli şehirlerin oluşmasını sağlayacak. Bu alandaki çalışmalarımızla sürdürülebilir geleceğin inşasında aktif bir rol alarak, sürdürülebilir şehirler ve binalar için çalışmaya ve yeni projeler üretmeyi sürdüreceğiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilirligin-zorunlu-hale-getirilmesi-gerekiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil Bina ve Şehir Çözümlerini Ön Plana Çıkarmayı Hedefliyoruz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/</guid>

					<description><![CDATA["Gelecekte yapı sektörü, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve çevreye duyarlılık ekseninde köklü bir dönüşüm sürecine girecek."]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği’nin (ÇEDBİK) gayrimenkul sektöründe sürdürülebilirliğin önemini duyurmak amacıyla her yıl düzenlediği Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi’nin 7’ncisi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı desteğiyle 22 Kasım 2024 tarihinde Swissotel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirilecek. ‘Sıfırın İnşası: İnsanca Yaşam’ temasıyla düzenlenecek zirvede ‘İnsanca Bir Yaşam için Sürdürülebilirlik’, ‘Yeşil Bina Nereye Gidiyor?’, ‘Sürdürülebilirliğin Finansmanı’, ‘Binalarda Teknoloji’, ‘Sürdürülebilir Kentler’ ve ‘Gayrimenkulde ESG’ gibi 6 kritik konu masaya yatırılacak.</strong></p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/CEDBIK_Yonetim_Kurulu_Baskani_Mehmet_Sami_Kilic_1732096352.jpg" data-image="3sogipcl7mjd" alt="ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami Kılıç" title="ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami Kılıç"><figcaption>ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami Kılıç</figcaption></figure>
<p>Türkiye ve dünyadan önemli isimlerin katılacağı panellerde alanlarında uzman yaklaşık 40 konuşmacı, 100’e yakın kurum ve kuruluşun yanında 600’e yakın katılımcıyla birlikte ses getirecek bir organizasyon gerçekleştirilmesi hedefleniyor. </p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>1.	Bu yıl gerçekleştireceğiniz &#8221;Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi&#8221;nde ‘insanca yaşam’ faktörüne vurgu yapıldığını görüyoruz. Neden bu yıl özellikle bu konunun altı çizilmek istendi?</strong></span></p>
<p>Bu yıl zirvemizde “insanca yaşam” temasına odaklanmamızın temel nedeni, küresel sürdürülebilirlik hedeflerinin yalnızca çevresel boyutlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda insanların yaşam kalitesinin artırılmasını da vurgulamak. İklim krizinin etkileri, enerji ve su kaynaklarının azalması gibi sorunlar, artık yalnızca çevresel kaygılar değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik konuların da merkezinde yer alıyor. </p>
<p>İnsanların sağlıklı, güvenli ve erişilebilir yaşam alanlarına fazlasıyla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, sürdürülebilirlik yaklaşımlarının insana odaklanan çözümler sunması gerektiğine inanıyoruz. Bu önemli dengeyi tartışmak ve insanca bir yaşam için yeşil bina ve şehir çözümlerini ön plana çıkarmayı hedefliyoruz.</p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>2.	Zirvede hangi paneller olacak? Konuşulacak konulardan bahseder misiniz?</strong></span></p>
<p>Bu yıl ‘Sıfırın İnşası: İnsanca Yaşam’ temasıyla 7.’ncisini gerçekleştireceğimiz Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesinde insanca yaşamın sürdürülebilir temellerini ele alacağız. Sektör profesyonellerinin bilgi alışverişinde bulunacağı oturumlarımızda; ‘İnsanca Bir Yaşam İçin Sürdürülebilirlik’, ‘Yeşil Bina Nereye Gidiyor?’, ‘Sürdürülebilirliğin Finansmanı’, ‘Gayrimenkulde ESG’, ‘Sürdürülebilir Kentler’ ve ‘Binalarda Teknoloji’ gibi 6 önemli konuyu masaya yatıracağız.</p>
<p>Bu oturumlarda sürdürülebilirliğin toplumsal yaşam üzerindeki etkileri ile insanca bir yaşamın temellerini atan projelerin nasıl hayata geçirileceği, katılımcıların deneyimleri ve önerileriyle zenginleşecek. Yeşil bina ve yerleşkelere yönelik LEED, BREEAM, EDGE ve WELL gibi uluslararası sertifika sistemlerinin yanı sıra, Türkiye&#8217;nin ulusal yeşil bina sertifika sistemi Yes-TR ile ÇEDBİK tarafından geliştirilen B.E.S.T gibi yerel sertifika sistemlerine dair son gelişmelerin tartışılacağı zirvemizde, sürdürülebilir projelerin finansmanında önemli olan Taksonomi ve etki yatırımı gibi yeni yaklaşımlar ele alınacak. Diğer yandan gayrimenkul sektöründe ESG standartlarının uygulamaları ve etkileri; çağdaş şehircilik anlayışı ve stratejileri ile sürdürülebilir kentleşme için gerekli politikaların neler olabileceği de ortaya konacak. Zirvemiz, ayrıca BIM, dijital ikiz teknolojisi, yapay zeka uygulamaları ve dijital dönüşüm gibi binaların geleceğini şekillendiren teknolojik yeniliklerin tartışılmasıyla da dikkat çekecek. </p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>3.	Zirvenin katılımcıları hakkında bilgi verir misiniz?</strong></span></p>
<p>Hem çevresel hem de toplumsal sürdürülebilirlik açısından önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak olan&nbsp; zirvemizin açılış konuşmalarında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Banu Aslan, Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen ve ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı olarak ben yer alacağım. Kapanış sohbetinde ise gazeteci Ali Çağatay moderatörlüğünde Prof. Dr. Celal Şengör’den sürdürülebilirlik, deprem ve şehirlerimize dair bir keyifli bir sohbet dinleyeceğiz.</p>
<p>Oturumlara katılması kesinleşen isimler ise Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Enerji Verimliliği Daire Başkanı Murat Bayram, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Dış Kaynaklı Yatırım Daire Başkanı Esra Turan Tombak, HAS Mimarlık Kurucu Ortağı Ayşe Hasol, TÜV SÜD Akıllı Sürdürülebilir Binalar İş Birimi Müdürü Dr. Hannes Raoul Endriß, ABD Yeşil Bina Konseyi (USGBC) Başkan Yardımcısı Vatsal Bhatt, GBCI Europe Doğu Avrupa Pazar Geliştirme Direktörü Vessela VALTCHEVA-MCGee, Garanti BBVA Konut Finansmanı Direktörü Songül Yeşilçimenli, TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, Denge Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Üyesi Simla Çağın Budakoğlu, SP Mimarlık Kurucu Ortağı Sabri Paşayiğit,  EurAsia Proptech Initiative Kurucusu Mete Varas, Autodesk Ülke Müdürü Evren Arın, Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beliz Özorhon, Arup İklim ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Portföy Lideri Duygu Başoğlu, Karaoğlu Peyzaj Kurucu Ortağı Yasin Otuzoğlu, CBRE Direktörü Can Kadir Yalnızcan İPKB Direktörü Yalçın Kaya olacak.  </p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>4.⁠ ⁠Sizce gelecekte yapı sektörü hangi yönde gelişecek? Geleceğin binalarında sürdürülebilirliğin rolü ne olacak? </strong></span></p>
<p>Gelecekte yapı sektörü, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve çevreye duyarlılık ekseninde köklü bir dönüşüm sürecine girecek. Bu dönüşüm, sektörü yalnızca karbon ayak izini azaltmakla kalmayıp aynı zamanda enerji verimliliği, çevresel etki ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik bir yapısal değişime zorlayacak. Karbon nötr binalar, enerji verimliliği yüksek yapılar, yeşil ve akıllı şehirler geleceğin temel yapı taşlarını oluşturacak ve sürdürülebilir kentleşme hedeflerinin gerçekleşmesinde öncü rol oynayacak.</p>
<p>İklim değişikliği, azalan doğal kaynaklar ve artan enerji talebi, inşaat sektörünü daha sorumlu ve yenilikçi çözümler üretmeye teşvik ediyor. Bu doğrultuda, geleceğin binalarında sürdürülebilirlik ilkelerinin tüm yapı sürecinde belirleyici bir rol oynayacağını söyleyebilirim. Yapısal tasarımdan malzeme seçimine, enerji yönetiminden su ve atık yönetimine kadar her aşamada sürdürülebilir çözümler ön planda olacak. Bu çözümler, düşük karbon emisyonlu veya karbon nötr malzemeler kullanımı, akıllı enerji yönetim sistemleri ve yenilenebilir enerji entegrasyonu gibi uygulamalarla desteklenecek.</p>
<p>Dijitalleşme ise yapı sektöründeki bu sürdürülebilir dönüşümün hızlanmasında kilit bir rol oynayacak. BIM (Yapı Bilgi Modellemesi), dijital ikiz teknolojisi, IoT (Nesnelerin İnterneti) ve yapay zeka destekli sistemler gibi ileri teknolojiler, binaların yaşam döngüsünün her aşamasında daha verimli ve çevre dostu çözümler sunulmasını sağlayacak. Bu teknolojiler sayesinde yapıların enerji tüketimi optimize edilecek, atık miktarı minimize edilecek, bakım ve onarım süreçleri daha etkin hale getirilecek ve bina performansı sürekli olarak izlenebilecek. Dijital ikiz teknolojisi, binaların sanal bir modelini oluşturarak enerji tüketimi, su kullanımı ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik veri analizleri sunarken, IoT sensörleri ise enerji verimliliği, hava kalitesi, sıcaklık ve nem gibi çevresel faktörlerin gerçek zamanlı izlenmesini mümkün kılacak.</p>
<p>Bunların yanı sıra, yapı sektöründe döngüsel ekonomi ilkelerinin de önemi giderek artacak. Kaynakları daha verimli kullanmak, atık miktarını azaltmak ve yeniden kullanım ile geri dönüşümü desteklemek, geleceğin binalarının temel prensipleri arasında yer alacak. İnşaat sektöründe kullanılan malzemelerin yeniden kullanımı veya geri dönüştürülmesi, binaların ömrü sonunda minimum çevresel etkiyle dönüştürülmesi gibi döngüsel yaklaşımlar, kaynakların korunmasını ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasını destekleyecek. Bu kapsamda, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve çevreye duyarlılık ekseninde gelişen yapı sektörü, gelecek nesillere daha yaşanabilir, sağlıklı ve dirençli yaşam alanları sunmayı amaçlayacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
