<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>proje &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/tag/proje/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 22:08:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>proje &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İzmir’den Okyanusa Uzanan Bir Mimarlık Fikri</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/izmir-den-okyanusa-uzanan-bir-mimarlik-fikri/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/izmir-den-okyanusa-uzanan-bir-mimarlik-fikri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/izmir-den-okyanusa-uzanan-bir-mimarlik-fikri/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencisi Denizhan Şallı, mercan resiflerinin korunmasına odaklanan projesiyle Archiprix Türkiye’de Eşdeğer Mansiyon ödülüne layık görüldü.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/03_Credit_Design_ContrerasEarlArchitecture_CGI_SANArchitecturalIllustraion_and_cg_1771396922.jpg" alt="Okyanus temalı yenilikçi mimarlık tasarımı, İzmir’den ilham alan sürdürülebilir yapı projeleri." data-image="rd8xfkkifxbs"  > </figure>
<p>Türkiye’de mimarlık tartışmaları çoğu zaman kent, yapı ve kamusal alan etrafında dönerken, İzmir çıkışlı bu proje rotayı doğrudan okyanusa çeviriyor. Denizhan Şallı’nın bitirme projesi, Endonezya’daki mercan resiflerinin hızla yok olmasına mimarlık disiplini üzerinden yanıt arıyor. Ama bunu romantik bir “doğa teması” ile değil; modüler, uygulanabilir ve bilimle temas halinde bir tasarım diliyle yapıyor.</p>
<p>Projenin merkezinde, deniz ekosistemine zarar vermeden yerleştirilebilen <strong>yapay resif modülleri</strong> yer alıyor. Bu modüller, mercanların tutunabileceği yüzeyler sunarken aynı zamanda su altı yaşamı için yeni mikro habitatlar oluşturmayı hedefliyor. Tasarım, tekil bir obje üretmek yerine çoğalabilen, uyarlanabilen ve zamanla ekosistemin parçası haline gelen bir sistem öneriyor. Yani mimarlık burada “inşa eden” değil, <strong>iyileşmeye alan açan</strong> bir araç olarak konumlanıyor. Su üstünde ise projeye eşlik eden hafif ve düşük etkili yapılar dikkat çekiyor. Araştırma, gözlem ve çevresel eğitim amacıyla kurgulanan bu birimler; bilim insanları, yerel topluluklar ve ziyaretçiler arasında bir temas noktası oluşturmayı amaçlıyor. Böylece proje, yalnızca ekolojik bir müdahale değil, aynı zamanda farkındalık ve bilgi paylaşımını da içeren çok katmanlı bir sistem haline geliyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/denizhannn_1771397041.jpg" alt="İzmir’den okyanusa uzanan yenilikçi mimarlık projeleri ve tasarımları." data-image="1rmhpubj50yk"  > </figure>
<p>Jürinin projeyi ödüle değer görmesinde, tasarımın estetik iddiasından çok <strong>etik duruşu</strong> ve uygulanabilirliği öne çıkıyor. İklim krizi, okyanus ısınması ve biyoçeşitlilik kaybı gibi küresel sorunlara karşı mimarlığın nasıl bir rol üstlenebileceğine dair net bir öneri sunması, projeyi yerel bir öğrenci çalışmasının ötesine taşıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/izmir-den-okyanusa-uzanan-bir-mimarlik-fikri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vahşi Doğa ve Mimari Wuhan’da Buluşuyor</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/vahsi-doga-ve-mimari-wuhan-da-bulusuyor/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/vahsi-doga-ve-mimari-wuhan-da-bulusuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kentsel Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftlik Evi]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/vahsi-doga-ve-mimari-wuhan-da-bulusuyor/</guid>

					<description><![CDATA[Çin Wuhan’da yükselen LuxeIsland Farm, geleneksel zanaat ile fütüristik çizgileri sürdürülebilir bambu kubbeler altında birleştiriyor. Çok keyifli...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/3_1771395582.jpg" alt="Vahşi doğa ve modern mimarinin uyumu Wuhan’da sergileniyor." data-image="0m2q12p6s1ai"  > </figure>
<p><strong>Dilhan Hız</strong></p>
<p>Çin’in Wuhan kentinde 57 dönümlük geniş bir araziye yayılan LuxeIsland Farm, doğa eğitimi ile kültür turizmini alışılmadık bir mimari dille harmanlıyor. Various Associates imzası taşıyan proje, ziyaretçileri toprakla bütünleşik yapılar ve açık hava sergi alanları arasında gezinen geyiklerin, keçilerin eşlik ettiği bir deneyime davet ediyor. Öyle ki LuxeIsland içinde gezinirken kendinizi gerçek bir açık hava çiftliğinde hissediyorsunuz.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/2_1771395595.jpg" alt="Vahşi doğa ve modern mimarinin uyumu, Wuhan’daki doğal yaşam alanında ziyaretçilere eşsiz deneyimler." data-image="hrccgujmnlpk"  > </figure>
<p>Tasarımın merkezinde sürdürülebilirlik ve yerel malzeme kullanımı yer alıyor. Yapıların inşasında ağırlıklı olarak ahşap, çim ve sürdürülebilir bambu tercih edilmiş. Özellikle geleneksel el işçiliğiyle örülen kafesli bambu kubbeler, zemin üzerinde büyüleyici bir ışık-gölge oyunu yaratarak projenin görsel imzasını oluşturuyor. Mimari ekip, bazı yapıları yamaçların içine gizleyerek topoğrafyaya saygı duyarken, bazılarını ise fütüristik formlarla ön plana çıkarmış. Gerçekten son derece etkileyici!</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/1_1771395607.jpg" data-image="ek32uz847oz7"></figure>
<p>Hareketli cephe tasarımları sayesinde iç ve dış mekan arasındaki sınırları tamamen kaldıran proje; sanat sergilerinden akşam performanslarına kadar çok yönlü bir kullanım sunuyor. 2025 &#8220;Best of Year&#8221; ödülüne layık görülen bu eko-çiftlik, ekosistemi sadece korumakla kalmıyor, onu mimarinin yaşayan bir parçası haline getiriyor. Gerçekten gezilesi, görülesi bir proje&#8230;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/4_1771395620.jpg" alt="Vahşi doğa ve mimari unsurların uyumunu gösteren doğal ortam ve modern yapıların birleşimi." data-image="vf1rbgq4ms0p"  > </figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/vahsi-doga-ve-mimari-wuhan-da-bulusuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Norman Foster ile Kentsel Dayanıklılık ve Tasarımın Geleceği Üzerine</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/norman-foster-ile-kentsel-dayaniklilik-ve-tasarimin-gelecegi-uzerine/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/norman-foster-ile-kentsel-dayaniklilik-ve-tasarimin-gelecegi-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaca ünlü mimarlar]]></category>
		<category><![CDATA[foster and partners]]></category>
		<category><![CDATA[norman foster röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sir norman foster]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/norman-foster-ile-kentsel-dayaniklilik-ve-tasarimin-gelecegi-uzerine/</guid>

					<description><![CDATA[Dünyaca ünlü mimar Norman Foster, dünyanın dört bir yanında inşa ettiği yapılarla, şehirlerin fiziksel ve zihinsel dayanıklılığını yeniden tanımlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/norman-foster11_1760683349.jpg" data-image="ex6441591bz7"></figure>
<p>Sir Norman Foster’ı tanımayanınız yoktur. Yaşadığımız dönemin mimarlık alanında öncü isimlerinden biri O. Kendisiyle tasarımın toplumsal işlevi, teknolojinin dönüştürücü etkisi ve krizlerden doğan yenilikler üzerine yapılan keyifli bir röportajı sizler için derledik…</p>
<p><strong>Sir Norman, sizce şehirlerin dönüşümünü mimarlık nasıl yönlendiriyor?</strong></p>
<p>Şehirler her zaman krizlerle sınanmıştır. Londra yangınından Lizbon depremine kadar tarihteki her yıkım, daha akıllı, daha dayanıklı kent biçimlerini doğurdu. Bugün de benzer bir dönemdeyiz: iklim krizi, enerji verimliliği, toplumsal değişim… Mimarlığın görevi, bu dönüşümleri anlamlı yapısal cevaplara dönüştürmek. Dayanıklılık sadece malzeme kalitesiyle değil, düşünce esnekliğiyle de ilgilidir.</p>
<p><strong>Bu bağlamda sürdürülebilirlik sizin için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Ben sürdürülebilirliği bir sonuç değil, bir süreç olarak görüyorum. Bina ömrünün başlangıcından yıkımına kadar tüm döngüyü kapsayan bir zeka meselesidir bu. Enerji verimliliği, doğal ışığın kullanımı, havalandırma sistemleri, hatta yapı malzemesinin üretim zinciri… Hepsi tasarımın parçası. Eğer bina kendi çevresiyle konuşabiliyorsa, sürdürülebilirdir.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/norman_foster22_1760683369.jpg" data-image="0ad628ctg0py"></figure>
<p><strong>Reichstag projeniz, bu yaklaşımın sembolü sayılıyor.</strong></p>
<p>Evet, çünkü orada hem sembolik hem teknik anlamda şeffaflığı aradık. Kubbenin formu, parlamentonun halkın gözünün önünde çalıştığını temsil ederken, aynı zamanda doğal havalandırma sisteminin bir parçası. Enerji performansını yükseltiyor, yapay soğutma ve aydınlatma ihtiyacını azaltıyor. Yani estetik, sembolizm ve mühendislik aynı noktada buluşuyor.</p>
<p><strong>Teknolojiyle ilişkiniz her zaman güçlü oldu. Bugün yapay zekâ bu dengeyi nasıl değiştiriyor?</strong></p>
<p>Yapay zekâ, tasarım sürecini hızlandırıyor ama onu insansızlaştıramaz. Eskiden bir cephe formunu çizmek günler sürerdi, şimdi saniyeler içinde üç boyutlu olarak görebiliyoruz. Bu harika bir araç. Ama hangi formun doğru olduğunu, hangi malzemenin mekânı “nefes alır” kıldığını hâlâ bizler, yani insanlar belirliyoruz. Ben YZ’yi yaratıcılığın değil, sezginin yardımcısı olarak görüyorum.</p>
<p><strong>Peki, günümüzde iyi bir mimari tasarımın temel unsurları neler olmalı sizce?</strong></p>
<p>Öncelikle bağlam: bulunduğu yerin kültürünü, iklimini, enerjisini anlamak. Ardından esneklik: binalar sadece bugünün değil, geleceğin de ihtiyaçlarına cevap verebilmeli. Ve son olarak şeffaflık — hem fiziksel hem kavramsal anlamda. Gün ışığını, hava akışını, kamusal ilişkiyi içeri almak&#8230; Bina, kendi içinde değil, çevresiyle birlikte yaşamalı.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/norman-foster33_1760683384.jpg" data-image="7gpm7qrkywi6"></figure>
<p><strong>Genç mimarlara ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Merak duygusunu asla kaybetmeyin. Her ölçek değerlidir. Küçük bir köprü, büyük bir kent planlaması kadar öğretici olabilir. Başarısızlık, bir mimar için en dürüst öğretmendir. Ve daima kullanıcıyı dinleyin — bina insan içindir, ego için değil.</p>
<p><strong>Bugün sizi hâlâ motive eden şey ne?</strong></p>
<p>Yeni teknolojilerle doğayı uzlaştırmak. Betonun, camın ve çeliğin artık sadece strüktürel değil, çevresel anlamlar taşıdığı bir dönemdeyiz. Mimarlık hâlâ dünyayı değiştirebilir. Benim için heyecan verici olan da bu inanç.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/norman-foster-ile-kentsel-dayaniklilik-ve-tasarimin-gelecegi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Her Projenin Kendine Özgü Ruhunu Ortaya Çıkarmayı Önemsiyoruz&#8221;</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/her-projenin-kendine-ozgu-ruhunu-ortaya-cikarmayi-onemsiyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/her-projenin-kendine-ozgu-ruhunu-ortaya-cikarmayi-onemsiyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Başak Akkoyunlu]]></category>
		<category><![CDATA[Başak Akkoyunlu Design]]></category>
		<category><![CDATA[Casa Pendenza]]></category>
		<category><![CDATA[malzeme]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/her-projenin-kendine-ozgu-ruhunu-ortaya-cikarmayi-onemsiyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[Başak Akkoyunlu ile, tasarıma bakış açısını, ilham kaynaklarını ve sürdürülebilir estetik arayışlarını konuştuk.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><span style="color: rgb(127, 127, 127);"><span style="color: rgb(12, 12, 12);"><span style="color: rgb(38, 38, 38);">Mekânları sadece estetik değil, aynı zamanda yaşanabilir ve anlamlı kılmayı hedefleyen tasarım anlayışıyla öne çıkan Başak Akkoyunlu Design, mimariyi duygularla buluşturan özgün işlere imza atıyor. Sade ama güçlü çizgilerle yaşam alanlarını dönüştüren Başak Akkoyunlu ile, tasarıma bakış açısını, ilham kaynaklarını ve sürdürülebilir estetik arayışlarını konuştuk. Bu röportajda, sadece bir tasarım ofisinin hikâyesine değil; bir vizyonun, bir hayalin ve tasarımla kurulan özel bir bağın izlerine tanıklık edeceksiniz.</span></span></span></p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/BASAK_AKKOYUNLU_1748329828.jpg" data-image="3rrzcs7t5pom" alt="Başak Akkoyunlu" title="Başak Akkoyunlu"><figcaption>Başak Akkoyunlu</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Başak Akkoyunlu Design’ı sizden dinlemek isteriz. Faaliyet alanlarınız, tasarım ilkeleriniz, ekibiniz v.b hakkında bilgi alabilir miyiz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>1997 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Ankara ve İstanbul’da çeşitli ölçeklerde projelerde görev aldım. Bu süreçte, 2012 yılında Chicago Atheneum tarafından verilen “Europe 40 Under 40” ödülüne layık görüldüm. 2013 yılından bu yana ise Çeşme merkezli olarak faaliyet gösteren BAD – Başak Akkoyunlu Design çatısı altında mimarlık, iç mekân tasarımı ve uygulama alanlarında çalışmalarımı sürdürüyorum. Ofisimizin tasarım yaklaşımı; bağlama duyarlı, kullanıcı odaklı ve zamansız mimari çözümler üretmek üzerine kurulu. Ağırlıklı olarak yazlık konutlar tasarlıyoruz ancak konut dışında da butik oteller, ticari yapılar ve yarışma projeleri de portföyümüzde yer alıyor. Tasarımlarımızda işlevsellik ve estetiği bir araya getirirken her projenin&nbsp; kendine özgü ruhunu ortaya çıkarmayı önemsiyoruz. Küçük ama çok disiplinli çalışan bir ekiple, her detay üzerinde titizlikle çalışıyor, müşteri beklentilerini aşan, yaşayan ve yaşatan mekânlar yaratmayı hedefliyoruz.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Casa_Solis_1748329860.jpg" data-image="xvbnuwb0z6w6" alt="Casa Solis" title="Casa Solis"><figcaption>Casa Solis</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>OFİSİMİZİN TASARIM YAKLAŞIMI; BAĞLAMA DUYARLI, KULLANICI ODAKLI VE ZAMANSIZ MİMARİ ÇÖZÜMLER ÜRETMEK ÜZERİNE KURULU. AĞIRLIKLI OLARAK YAZLIK KONUTLAR TASARLIYORUZ ANCAK KONUT DIŞINDA DA BUTİK OTELLER, TİCARİ YAPILAR VE YARIŞMA PROJELERİ DE PORTFÖYÜMÜZDE YER ALIYOR.</strong></span></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilirlik, her alanda olduğu gibi mimarlıkta giderek önem kazanan bir konu haline geliyor. Siz sürdürülebilir tasarım ilkelerini nasıl uyguluyorsunuz ve bu konudaki görüşleriniz nelerdir?</strong></span></p>
<p>Sürdürülebilirlik ofisimizin temel yaklaşımlarından biri. Özellikle yazlık konutlarda doğayla uyumlu, iklim koşullarına duyarlı ve uzun ömürlü yapılar tasarlamayı önemsiyoruz. Pasif iklimlendirme stratejilerini, doğal havalandırmayı ve gün ışığından maksimum faydayı gözeten çözümlerini, doğru malzeme seçimlerini ilk tasarım aşamasından itibaren projelere entegre ediyoruz. Örneğin Cielo projemizde, Çeşme’nin rüzgar yönleri ve güneş hareketi dikkate alınarak yapı kütlelerini konumlandırdık.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Casa_Solis_2_1748329873.jpg" data-image="urwb8598sg1s" alt="Casa Solis" title="Casa Solis"><figcaption>Casa Solis</figcaption></figure>
<p>Böylece hem enerji tüketimini azalttık hem de konforlu iç ve dış mekânlar yarattık. Ventuno Marina projemizde, ortak yaşam alanlarının kuzey rüzgarlarından korunacak şekilde konumlandırılması, kullanıcıların yıl boyunca açık alanları verimli şekilde kullanabilmesini sağladı. Ayrıca yer altı otopark sistemimiz sayesinde hem zemin üstü yeşil alanları artırdık hem de ısı adası etkisini azaltmayı hedefledik.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Casa_Solis_3_1748329882.jpg" data-image="3wn86yf5pt4t" alt="Casa Solis" title="Casa Solis"><figcaption>Casa Solis</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Malzeme tercihlerinizi nasıl yapıyorsunuz? Ülkemizin yapı malzeme sektörü hakkındaki değerlendirmeniz nedir? Hayalinizdeki her malzemeyi bulabiliyor musunuz? Çevreye duyarlı malzemeler konusundaki düşünceleriniz nelerdir?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Malzeme seçiminde bağlama ve projenin kullanıcı profiline özel kararlar alıyoruz. Yerel ve doğal malzemeleri tercih etmek, hem karbon ayak izini azaltmak hem de yapının bulunduğu yerle güçlü bir bağ kurmasını sağlamak adına önemli. Özellikle taş, ahşap, sıva, dökme mozaik gibi geleneksel ama doğru detaylarla çağdaşlaşabilen malzemeleri sıkça kullanıyoruz. Türkiye’de yapı malzemesi sektörü oldukça dinamik; yeni teknolojiler ve üreticilerin sunduğu çeşitlilik sayesinde hayal ettiğimiz birçok malzemeye ulaşabiliyoruz. Ancak bazı özel malzemelere ulaşmak hala zor ya da maliyet açısından sınırlayıcı olabiliyor.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Villa_Ellipsis_1748329915.jpg" data-image="83ycdlhtuk2v" alt="Villa Ellipsis" title="Villa Ellipsis"><figcaption>Villa Ellipsis</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Çevreye duyarlı ve uzun ömürlü malzemelerin kullanıcılar tarafından daha fazla tanınır, tercih edilir ve erişilebilir hale gelmesi gerektiğine inanıyorum. Mimarlık gelecekte nasıl icra ediliyor olacak? Bu konuyla ilgili öngörünüz nedir?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Mimarlık, insanın varoluşuyla paralel gelişen bir meslek dalı ve ana omurgası etrafında günün şartlarına göre evrilmeye, değişime çok açık. Mimarlığın bir ihtiyaca yanıt vererek bağlama saygı ile bir kimlik yaratması veya hikaye anlatması ana omurgasını oluşturuyor.&nbsp;</p>
<figure style="float: right; margin: 0px 0px 10px 10px;"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Villa_Ellipsis_2_1748329929.jpg" data-image="2269goeehdh1" alt="Villa Ellipsis" title="Villa Ellipsis"><figcaption>Villa Ellipsis</figcaption></figure>
<p>Sadece form üretmek değil, zamanın ruhundan toplumsal dinamiklere kadar bir çok konu mimarlık bütününü oluşturuyor. Bununla birlikte gelecekte mimarlığın çok daha multidisipliner bir yapıya bürüneceğini öngörüyorum. Sadece fiziksel mekân değil, deneyim ve davranış biçimlerini de şekillendiren bir alana evriliyor sanki.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>&nbsp;Teknolojik gelişmelerin mimarlık mesleğine yansıması nasıl olacak? Özellikle son dönemde çok gündemde olan ‘Yapay Zeka’ uygulamalarını mesleki anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Teknoloji, mimarlığın üretim süreçlerini dönüştürmeye devam ediyor. Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, parametrik tasarım ve otomasyon araçları; tasarımın daha hızlı, analitik ve çok boyutlu ele alınmasını sağlıyor. Tabii bu araçlar, karar verici değil; tasarımcının vizyonunu besleyen yardımcılar olabilir. Yapay zekayla birlikte özellikle tasarım sürecinde alternatif senaryolar üretmek veya malzeme kullanımını optimize etmek de mümkün. Ancak mesleğin özündeki yaratıcılık, sezgi ve bağlamsal okuma gücü insan faktöründen ayrı düşünülemez.</p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>‘‘MALZEME SEÇİMİNDE BAĞLAMA VE PROJENİN KULLANICI PROFİLİNE ÖZEL KARARLAR ALIYORUZ. YEREL VE DOĞAL MALZEMELERİ TERCİH ETMEK, HEM KARBON AYAK İZİNİ AZALTMAK HEM DE YAPININ BULUNDUĞU YERLE GÜÇLÜ BİR BAĞ KURMASINI SAĞLAMAK ADINA ÖNEMLİ.’’&nbsp;</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Son dönem projeleriniz veya tasarımlarınız nelerdir? Kısaca bilgi vermeniz mümkün müdür?&nbsp;</strong></span></span></p>
<p>Son dönemde Çeşme ve İzmir ağırlıklı olmak üzere birkaç farklı ölçekte projeyi tamamladık. Bunlardan biri olan İDÇ Alsancak, İzmir Demir Çelik için hazırladığımız bir davetli yarışma projesiydi. Yoğun kent dokusu içinde nefes aldıracak avlulu ofis kurgusuyla, kullanıcı konforunu ve marka kimliğini bir arada ele aldık. Bu proje, World Architecture Community tarafından “Designed” kategorisinde ödüllendirildi.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/The_Pearl_1748329959.jpg" data-image="mc2hz7vdptg5" alt="The Pearl" title="The Pearl"><figcaption>The Pearl</figcaption></figure>
<p> Ventuno Marina projemiz, Çeşme’de yer alan 24 konutluk bir yaşam kompleksi. Mimari kurgu; özel hayat ile komşuluk ilişkilerini dengeleyen, iklimsel verilerin ön planda tutulduğu bir proje. Onev Manisa projemiz ise, yaşamla bireysel mahremiyetin bir arada dengesini kurmayı amaçlayan, bir konut yerleşkesi. On adet konuttan oluşan projede, her ev hem ortak bir bütünün parçası hem de kendi kimliğine sahip bağımsız bir yapı olarak ele alındı. Yerleşim planı, doğal topografya ve iklim verileri gözetilerek oluşturulan projede güneş kontrolü, doğal havalandırma ve gölgeleme gibi pasif sürdürülebilirlik kriterleri tasarımın temelini oluşturdu. Yerel malzemeler ve sade mimari dil sayesinde, yapıların doğayla güçlü bir ilişki kurması sağlandı.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/The_Pearl_2_1748329974.jpg" data-image="2xwae034eqtk" alt="The Pearl" title="The Pearl"><figcaption>The Pearl</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Çinici, Tabanlıoğlu ve Emre Arolat Architects (EAA) gibi Türkiye’nin önde gelen mimarlık ofislerinde çalıştınız. Bu ofislerde edindiğiniz en önemli kazanımlar nelerdi?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Kendi ofisinizi kurma sürecinde bu deneyimler size nasıl katkı sağladı? Bu değerli ofislerde çalışmak benim için yalnızca bir iş deneyimi değil, aynı zamanda tasarımın farklı ölçeklerde ve farklı felsefelerle nasıl ele alındığını gözlemleme fırsatıydı. Çinici Mimarlık’ta bağlamla kurulan güçlü ilişkiyi, Tabanlıoğlu’nda ise büyük ölçekli projelerin yönetim becerilerini, EAA’da ise mimari dili uluslararası standartlara taşımanın inceliklerini öğrenme fırsatım oldu. Bu deneyimlerin her biri, kendi ofisimi kurduğumda farklı ölçeklerdeki&nbsp; projeleri hem yaratıcı hem de profesyonel bir yaklaşımla ele almamda belirleyici rol oynadı. Büyük ölçekli tecrübelerin küçük ve butik projelere yansıması çok daha rafine sonuçlar doğurabiliyor.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Casa_Pendenza_1748330093.jpg" data-image="aj2qsqe3rzm6" alt="Casa Pendenza" title="Casa Pendenza"><figcaption>Casa Pendenza</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>‘‘CASA PENDENZA, SAKİNLERİNİN GÜNÜN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜ GEÇİRECEĞİ TERASI VE HAVUZU BARINDIRAN BAHÇESİNİ KUCAKLAYAN L-PLANLI KÜTLESİYLE, YOLA VE KOMŞULARA SIRTINI DÖNEREK MAHREMİYETİNİ KORUYAN BİR YAPI.’’</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>En son Casa Pendenza, World Architecture Community tarafından “Gerçekleştirilmiş” kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu proje, Çeşme’nin doğal topografyası ve iklimiyle kurduğu ilişkiyle de dikkat çekiyor. Projenin tasarım sürecinde sizi en çok etkileyen ve yönlendiren unsurlar nelerdi?</strong></span></p>
<p>Bu tarz uluslararası tanınırlıklar ofisinizin vizyonunu nasıl etkiliyor? Casa Pendenza, sakinlerinin günün büyük bir bölümünü geçireceği terası ve havuzu barındıran bahçesini kucaklayan L-planlı kütlesiyle, yola ve komşulara sırtını dönerek mahremiyetini koruyan bir yapı. İç mekânların evin bahçesiyle görsel ve fiziksel sürekliliğini kurmak üzere bahçe cephesi olabildiğince şeffaflaştırılırken diğer cephelerde en az açıklığı yaratmak önemli tasarım kararlarındandır.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Casa_Pendenza_2_1748330009.jpg" data-image="9vwbioqol8ls" alt="Casa Pendenza" title="Casa Pendenza"><figcaption>Casa Pendenza</figcaption></figure>
<p>Konutun mimari niteliklerinden biri de yol cephesinde tamamen sağır iki kat yüksekliğinde el yapımı yeşil seramik kaplama duvardır. Mahremiyet yanında rüzgar yönleri ve gün ışığı da temel tasarım girdilerimiz arasında yer aldı. Bu tür uluslararası ödüller, elbette görünürlük açısından önemli. Ancak asıl katkısı, ofisimizin mimari vizyonunun evrensel düzeyde yankı bulduğunu görmek. Bu da bizi daha fazla araştırmaya, sorgulamaya ve kendimizi geliştirmeye teşvik ediyor. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/her-projenin-kendine-ozgu-ruhunu-ortaya-cikarmayi-onemsiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Yapıların Toplamından İyi Şehir Oluşmaz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/iyi-yapilarin-toplamindan-iyi-sehir-olusmaz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/iyi-yapilarin-toplamindan-iyi-sehir-olusmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[iyi mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Sayın]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[NSMH]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/iyi-yapilarin-toplamindan-iyi-sehir-olusmaz/</guid>

					<description><![CDATA[Nevzat Sayın ile mimarlığın bugünkü sorunlarını ve gelecek vizyonunu konuştuğumuz özel bir söyleşi gerçekleştirdik.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Mimarlığın yalnızca estetik bir mesele değil, toplumsal, kültürel ve etik bir sorumluluk olduğunu savunan Nevzat Sayın, Türkiye’de mimarlığın karşı karşıya olduğu temel sorunları yıllardır açık bir dille ortaya koyuyor. Yatırım odaklı bakış açısının kentsel dokuyu nasıl dönüştürdüğünden, sürdürülebilirlik kavramının içi boşaltılmış kullanımına kadar birçok konuda eleştirel bir perspektif sunan Sayın, iyi mimarlığın ancak ihtiyaçlara doğru yanıt üretebildiğinde anlam kazandığını vurguluyor. Bu kapsamda, Nevzat Sayın ile mimarlığın bugünkü sorunlarını ve gelecek vizyonunu konuştuğumuz özel bir söyleşi gerçekleştirdik.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/NEVZAT_SAYIN_1748331121.jpg" data-image="yieg4qv3dcgb" alt="Nevzat Sayın" title="Nevzat Sayın"><figcaption>Nevzat Sayın</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Günümüz inşaat dünyasında sizi en çok endişelendiren şey nedir? Bu durumun yalnızca sonuçları değil, kökeniyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Ve mimarların, bu yapısal sorunlar içinde gerçekten bir şeyleri dönüştürme gücü olduğuna inanıyor musunuz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Gerçek gereksinimlerle değil, yatırım nesnesi olarak inşaatların inanılmaz sayıda artması kentsel dokunun canına okuyan sonuçlar doğuruyor. Mimarlık siparişle oluştuğu, sipariş ise yatırımcılardan geldiği için mimarların iyi mimarlık üretmekten başka yapabileceği bir şey yok. Ama ne yazık ki ne kadar iyi bir mimarlık olursa olsun iyi yapıların toplamından iyi bir şehir oluşturulamıyor.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Lapis_Han_Ofis_Yapisi_1748331256.jpg" data-image="n01glylggu5t" alt="Lapis Han Ofis Yapısı" title="Lapis Han Ofis Yapısı"><figcaption>Lapis Han Ofis Yapısı</figcaption></figure><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>‘‘GERÇEK GEREKSİNİMLERLE DEĞİL, YATIRIM NESNESİ OLARAK İNŞAATLARIN İNANILMAZ SAYIDA ARTMASI KENTSEL DOKUNUN CANINA OKUYAN SONUÇLAR DOĞURUYOR. MİMARLIK SİPARİŞLE OLUŞTUĞU, SİPARİŞ İSE YATIRIMCILARDAN GELDİĞİ İÇİN MİMARLARIN İYİ MİMARLIK ÜRETMEKTEN BAŞKA YAPABİLECEĞİ BİRŞEY YOK AMA NE YAZIK Kİ NE KADAR İYİ BİR MIMARLIK OLURSA OLSUN İYİ YAPILARIN TOPLAMINDAN İYİ BIR ŞEHİR OLUŞTURULAMIYOR.&#8221;</strong></span></p><hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Mimarlığın niteliği, çoğu zaman onu finanse eden zihniyetle belirleniyor. Sizce Türkiye’de yatırımcı ve müteahhitler mimarları ne kadar anlıyor? Bu zihniyeti dönüştürmek için mimarların yapabileceği bir şey var mı, yoksa bu başka bir kültürel mesele mi?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Çok az sayıdaki yatırımcı ve yapımcı iyi mimarlık peşinde. Onların anladığı iyi mimarlık ise kendilerine göre iyi olan. Eğer yasal zorunluluk olmasa mimari proje hizmeti alan yatırımcı ve yapımcı sayısı şimdiki sayının onda birine iner. Bu nedenle mimari proje için ödeme yapmak çok zor geliyor ve çok düşük hizmet bedelleri teklif ediliyor. Mimarların çoğu da bu pazarlıklarda düşük hizmet bedellerine razı oluyor. Mimarların bu konuda dirençli olması proje hizmetinin niteliğini doğrudan etkiler.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Istanbul_Bilgi_Universitesi_1748331274.jpg" data-image="e5fql3j3yez4" alt="İstanbul Bilgi Üniversitesi" title="İstanbul Bilgi Üniversitesi"><figcaption>İstanbul Bilgi Üniversitesi</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilirlik günümüz mimarlığının en çok konuşulan kavramlarından biri. Ama sizce mimarlık gerçekten doğaya verdiği zararın bedelini ödeyebilir mi? Ya da mimarlığın doğaya karşı böyle bir borcu ödeyebileceğine inanmak, biraz fazla mı iyimser bir çaba?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Mimarlık olması gerektiği gibi yapıldığında “sürdürülebilirlik” konusu ayrıca bir konu olmaktan çıkar. Çünkü bu konu iyi mimarlığın asal meselelerinden biridir. Bugünkü kullanımıyla “sürdürülebilirlik” ise içi boş bir moda söylem gibi geliyor kulağımıza. Mimarlık yatırım nesneleri üretmekten gereksinimlere cevap üretmeye geçtiğinde doğayla çelişik olmaktan kurtulur.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Istanbul_Bilgi_Universitesi_2_1748331289.jpg" data-image="8ekhnuie7fgr" alt="İstanbul Bilgi Üniversitesi" title="İstanbul Bilgi Üniversitesi"><figcaption>İstanbul Bilgi Üniversitesi</figcaption></figure><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>‘‘ÇOK AZ SAYIDAKİ YATIRIMCI VE YAPIMCI İYİ MİMARLIK PEŞİNDE. ONLARIN ANLADIĞI İYİ MİMARLIK İSE KENDİLERİNE GÖRE İYİ OLAN. EĞER YASAL ZORUNLULUK OLMASA MİMARİ PROJE HİZMETİ ALAN YATIRIMCI VE YAPIMCI SAYISI ŞİMDİKİ SAYININ ONDA BİRİNE İNER.’’</strong></span></p><hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sizin bir projeniz ve yıllar sonra sizinle konuşuyor. Size ne dese ‘tamam, doğru yapmışım’ dersiniz? Hangi cümle, sizin için mimar olarak bir yapının huzurunu tanımlar?&nbsp;</strong></span></p>
<p>“Burada ve böyle olmaktan memnunum” dese sevinirdim. Böyle dediklerini düşünüyor ve seviniyorum.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Gebze_23_Nisan_Bilim_ve_Sanat_Merkezi_1748331306.jpg" data-image="1cvye60st9pm" alt="Gebze 23 Nisan Bilim ve Sanat Merkezi" title="Gebze 23 Nisan Bilim ve Sanat Merkezi"><figcaption>Gebze 23 Nisan Bilim ve Sanat Merkezi</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Bir mimar olarak tanınmak, zamanla bir fikir insanına, hatta bir duruşa dönüşmek anlamına geliyor. Bu tanınmışlık durumu sizin üretim sürecinizi nasıl etkiliyor? Böyle bir temsil yükü sizde bir baskı mı yaratıyor, yoksa bir sorumluluğa dönüşüp sizi besliyor mu?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Nasıl tanındığınıza bağlı olarak biliniyor ve bu bilgiye sahip insanlarla karşılaştığınızda doğru bildiklerinizi anlatmak için gerekli zamanı kazanıyorsunuz. Karar verici olmanızı sağlayan bir ayrıcalık bu durum yetki üretmenizi sağlamasının yanı sıra sorumluluk da yüklüyor. İç içe geçen bu yetki ve sorumluluk her seferinde yeni katmanlarla giderek artıyor.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Gebze_23_Nisan_Bilim_ve_Sanat_Merkezi_2_1748331321.jpg" data-image="qp9mza2jvnpe" alt="Gebze 23 Nisan Bilim ve Sanat Merkezi" title="Gebze 23 Nisan Bilim ve Sanat Merkezi"><figcaption>Gebze 23 Nisan Bilim ve Sanat Merkezi</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>TRT2 gibi kültürel odaklı ulusal bir kanalda mimarlık programı yapmak birçok kişiye “niş” bir iş gibi görünebilir. Sizce mimarlığı bu kadar geniş ve erişilebilir bir mecraya taşımak neden bu kadar değerli? MİM’in bir kitap ya da sergi olarak hayata geçirilmesini hiç düşündünüz mü?</strong></span></p>
<p>Mimarlık üzerine konuşmak çok geniş bir alanda düşünce üretmek demek. Çoğu zaman sadece yapılan bir şeymiş gibi anlaşılan mimarlığın düşünsel alt yapısını görünür kılmayı önemsediğim için yaptığım işi değerli buluyordum.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Mazi_Evi_1748331342.jpg" data-image="2ruwiusz3xsi" alt="Mazı Evi" title="Mazı Evi"><figcaption>Mazı Evi</figcaption></figure><p>Televizyon kanallarının kullandığı yüzeysel dilin dışında anlamlı, derin ve anlaşılır bir günlük dil ile mimarlık konuşmak güzeldi. MİM’i kitaplaştırmak konuşuldu ama ben ikna olmadım çünkü sanki o işin dili yazmak değil de konuşmaktı.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Balcova_Cemevi_1748331357.jpg" data-image="nkk1v9ieqsfd" alt="Balçova Cemevi" title="Balçova Cemevi"><figcaption>Balçova Cemevi</figcaption></figure><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>‘‘MİMARLIK OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ YAPILDIĞINDA ‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK’ KONUSU AYRICA BİR KONU OLMAKTAN ÇIKAR. ÇÜNKÜ BU KONU İYİ MİMARLIĞIN ASAL MESELELERİNDEN BİRİDİR.</strong></span></p><hr>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/The_Seed_1748331379.jpg" data-image="ufoe5iwwkbjz" alt="The Seed" title="The Seed"><figcaption>The Seed</figcaption></figure><p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Santral İstanbul Çağdaş Sanatlar Müzesi, NSMH ve EAA gibi iki güçlü mimarlık ofisinin ortak üretimi olarak mimarlık camiasında özel bir yere sahip. Tasarım süreçlerinde iş bölümü ve fikir alışverişi nasıl şekillendi? Farklı mimari yaklaşımların bir araya gelmesi projenin niteliğini nasıl etkiledi?</strong></span></p>
<p>Benden farklı düşüncelere sahip mimarlarla çalışmayı önemsiyorum. Çalışma süreci çok daha eğlenceli ve verimli gelişiyor. Özellikle bizim gibi aceleci işverenlerin olduğu bir ülkede bu verimlilik daha da önemli.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Umur_Basim_Dudullu_1748331400.jpg" data-image="stvpbcqc69ml" alt="Umur Basım Dudullu" title="Umur Basım Dudullu"><figcaption>Umur Basım Dudullu</figcaption></figure><p> O sıradaki yoğunluklarımıza göre neyi kimin yapacağını belirleyip, düşüncesini birlikte ürettikten sonra proje sürecini taraflardan biri üstlenip yürütüyordu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/iyi-yapilarin-toplamindan-iyi-sehir-olusmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasarım Süreçlerimizde Sürdürülebilirliği Ön Planda Tutuyoruz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/tasarim-sureclerimizde-surdurulebilirligi-on-planda-tutuyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/tasarim-sureclerimizde-surdurulebilirligi-on-planda-tutuyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Mar 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[iç mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Studio86 Interiors]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/tasarim-sureclerimizde-surdurulebilirligi-on-planda-tutuyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[Studio86 Interiors firma ortakları Betül Çöloğlu, Furkan Çöloğlu ve Başak Doyum ile, son yıllarda öne çıkan trendler hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Studio86 Interiors, yaratıcı ve fonksiyonel tasarımlarla mekânları dönüştüren bir ofis olarak, mimarlık ve iç mekân tasarımı alanlarında sunduğu özgün çözümlerle dikkat çekiyor. Ticari ve konut projelerindeki başarıları, detaylara verdikleri önem ve farklı disiplinleri birleştirme becerisiyle öne çıkan ofis, müşterilerine sadece bir mekân değil, bir deneyim sunuyor. Ayrıca Studio86 Interiors, tasarım sürecine olan yaklaşımında, her mekânın kimliğini ve fonksiyonelliğini ön planda tutuyor.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Basak_Doyum_Betul_Cologlu_Furkan_Cologlu_1742472187.jpg" data-image="7in208c0w0ni" alt="Başak Doyum, Betül Çöloğlu, Furkan Çöloğlu" title="Başak Doyum, Betül Çöloğlu, Furkan Çöloğlu"><figcaption>Başak Doyum, Betül Çöloğlu, Furkan Çöloğlu</figcaption></figure>
<p>Studio86 Interiors firma ortakları Betül Çöloğlu, Furkan Çöloğlu ve Başak Doyum ile, tasarım süreçlerinin nasıl şekillendiği ve iç mekân tasarımında son yıllarda öne çıkan trendler hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.<span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong><br></strong></span><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Studio86’yı sizden dinlemek isteriz. Faaliyet alanlarınız, tasarım ilkeleriniz, ekibiniz vb. hakkında bilgi alabilir miyiz?</strong></span></p><ol></ol>
<p>2013 yılında kurulan Ankara merkezli Studio86 Interiors, mimarlık, iç mimarlık ve ürün tasarımı alanlarında faaliyet gösteren multidisipliner bir tasarım stüdyosudur. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli ölçeklerde konut ve ticari projeleri başarıyla tamamladık.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Studio86_Interiors_1742472657.jpg" data-image="z5wg3zby9ie6" alt="Studio86 Interiors" title="Studio86 Interiors"></figure><p>Ekibimiz, farklı departmanlara ayrılmış ve çoğunlukla iç mimarlardan oluşan genç, dinamik profesyonellerden meydana gelmektedir. Tasarım süreçlerimizde ergonomi, estetik ve sürdürülebilirliği ön planda tutuyoruz.&nbsp;</p><figure style="float: right; margin: 0px 0px 10px 10px;"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Republic_Ofis_1742473031.jpg" data-image="7x0l0ei8ctsl" alt="Republic Ofis" title="Republic Ofis"><figcaption>Republic Ofis</figcaption></figure><p>Bu ilkeler doğrultusunda geliştirdiğimiz projeler, ofisimizin kendine özgü tasarım dilini oluşturmaktadır. Ekibimizin her bir üyesi, bu vizyon çerçevesinde çalışmakta olup, yenilikçi ve yaratıcı tasarımlar üretmeyi amaçlıyoruz.&nbsp;</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilirlik, her alanda olduğu gibi mimarlıkta giderek önem kazanan bir konu haline geliyor. Siz sürdürülebilir tasarım ilkelerini nasıl uyguluyorsunuz ve bu konudaki görüşleriniz nelerdir?</strong></span></p>

<ol></ol>
<p>Sürdürülebilirlik, mimaride estetik ve fonksiyonun ötesinde, çevresel bilinç ve uzun ömürlülük olarak karşımıza çıkıyor. Doğal malzemeler ve ekolojik yapı elemanlarını projelerimize entegre ederek sürdürülebilir tasarım ilkelerini benimsiyoruz. Geri dönüştürülebilir malzemeler kullanarak, projelerimizin çevresel etkilerini minimize ediyoruz.&nbsp;</p><p>Tasarım ilkelerimiz arasında enerji verimliliği, su tasarrufu ve atık yönetimi önemli bir yer tutuyor. Mimarlık ve iç mimariyi bir sanat olarak görmenin yanı sıra, çevreye duyarlı ve uzun ömürlü yapılar üretmeyi hedefliyoruz. Estetik kompozisyonlarımızı, çevreye saygılı ve sürdürülebilir bir duruş ile birleştiriyoruz.</p>
<p>Böylece, teknik ve sanatsal boyutları harmanlayarak hem görsel olarak çarpıcı hem de çevresel açıdan sorumlu mekânlar yaratmayı amaçlıyoruz.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Armada_Praxis_Satis_Ofisi_1742472728.jpg" data-image="kbbr4a9jz2qn" alt="Armada Praxıs Satış Ofisi" title="Armada Praxıs Satış Ofisi"><figcaption>Armada Praxıs Satış Ofisi</figcaption></figure><p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Teknolojik gelişmelerin mimarlık mesleğine yansıması nasıl olacak? Özellikle son dönemde çok gündemde olan ‘Yapay Zekâ’ uygulamalarını mesleki anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<ol></ol>
<p>Teknolojik gelişmeler, günümüzde mimarlık mesleğinin geleceğini şekillendiriyor ve yapay zekâ uygulamaları önemli bir rol oynuyor.&nbsp;</p><hr><p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>DOĞAL MALZEMELER VE EKOLOJİK YAPI ELEMANLARINI PROJELERİMİZE ENTEGRE EDEREK SÜRDÜRÜLEBİLİR TASARIM İLKELERİNİ BENİMSİYORUZ</strong></span></p><hr><p>Bu teknolojileri yakından takip ediyor ve çeşitli uygulamaları deniyoruz. Yapay zekâ, fikirlerimizi hızlıca eskizlere dönüştürerek tasarım sürecimizi hızlandırıyor.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Opr._Dr._Guven_Gorkem_Klinik_1742472749.jpg" data-image="d4ks8r46gzea" alt="Opr. Dr. Güven Görkem Klinik" title="Opr. Dr. Güven Görkem Klinik"><figcaption>Opr. Dr. Güven Görkem Klinik</figcaption></figure><p>Ancak, bu teknolojilerin sağladığı desteği ilham kaynağı olarak görüp, nihai tasarımların yaratımında insan yaratıcılığının ve profesyonel deneyimin önemini korumayı sürdürüyoruz.&nbsp;</p><hr><p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>TASARIM İLKELERİMİZ ARASINDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ, SU TASARRUFU VE ATIK YÖNETİMİ ÖNEMLİ BİR YER TUTUYOR.</strong></span></p><hr><p>Bu uygulamalar, tasarım sürecimize katkı sağlarken, profesyonel dokunuşumuzu hızlandırıyor. </p><p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>İç mekân tasarımında son yıllarda öne çıkan trendler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu trendlerin hangilerini projelerinizde benimsiyorsunuz?</strong></span></p>


<ol></ol>
<p>Son yıllarda iç mekân tasarımında yenilikçi ve özgün yaklaşımlar öne çıkıyor. Mekanlar, yalnızca form ve yapı oluşturmaktan öte, kullanıcı deneyimini zenginleştiren alanlar olarak ele alınıyor.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Bodrum_Seba_Green_Ozel_Konut_1742472770.jpg" data-image="dwdgscatcjp5" alt="Bodrum Seba Green, Özel Konut" title="Bodrum Seba Green, Özel Konut"><figcaption>Bodrum Seba Green, Özel Konut</figcaption></figure><p>Malzeme çeşitliliği ve yaratıcı birleşimler, yeni imkanlar sunarak tasarım sürecini dönüştürüyor. Bu özgür tasarım ortamında karakterli mekanlar yaratmaya odaklanıyoruz.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Studio86_Interiors_Ofisi_1742472794.jpg" data-image="564i2k7swdwi" alt="Studio86 Interiors Ofisi" title="Studio86 Interiors Ofisi"><figcaption>Studio86 Interiors Ofisi</figcaption></figure><p>Projelerimizde, cesur ve özgün tasarım yaklaşımlarını benimseyerek hem görsel hem de işlevsel açıdan ilham verici ortamlar oluşturuyoruz.&nbsp;</p><hr><p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>PROJELERİMİZDE, CESUR VE ÖZGÜN TASARIM YAKLAŞIMLARINI BENİMSEYEREK HEM GÖRSEL HEM DE İŞLEVSEL AÇIDAN İLHAM VERİCİ ORTAMLAR OLUŞTURUYORUZ.</strong></span></p><hr><p>Mekanlarımızda estetik ile fonksiyonelliği harmanlayarak, kullanıcıya duygusal ve mekânsal bir bütünlük sunmayı amaçlıyoruz. Bu yenilikçi tasarım anlayışı, projelerimizin ruhunu yansıtıyor.</p><figure style="float: right; margin: 0px 0px 10px 10px;"><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Prof._Dr._Hakan_Ozsoy_Klinik_1742472817.jpg" data-image="fs9z29wvxki7" alt="Prof. Dr. Hakan Özsoy Klinik" title="Prof. Dr. Hakan Özsoy Klinik"><figcaption>Prof. Dr. Hakan Özsoy Klinik</figcaption></figure>

<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Tasarımlarınıza kişisel dokunuşlar eklerken, müşterilerinizin ihtiyaçlarına ve özgün detaylarına nasıl odaklanıyorsunuz? Bu dengeyi sağlamak adına hangi kriterleri göz önünde&nbsp;bulunduruyorsunuz?</strong></span></p>
<p>Tasarım sürecinde, müşterilerimizin ihtiyaç ve taleplerini dikkatle değerlendiriyoruz. Bu bilgiler, projenin ilk aşamasında çok değerlidir ve tasarım yaklaşımımızı belirler. Tüm projelerimizde kullanıcılarla iş birliği yaparak kişisel dokunuşlar ekliyoruz.&nbsp;</p><p>Özel tasarım detaylarıyla&nbsp;müşterilerimizi şaşırtmayı ve memnun etmeyi hedefliyoruz. Konvansiyonel sınırları zorlayarak, mekanların potansiyelini maksimize etmeyi seviyoruz. Malzemelerden aksesuarlara kadar her unsuru özenle seçiyor ve estetik ile işlevselliği bir araya getiriyoruz.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/BH-01_Yatak_Basligi_1742472847.jpg" data-image="kqspq3r6kfz9" alt="BH-01 Yatak Başlığı" title="BH-01 Yatak Başlığı"><figcaption>BH-01 Yatak Başlığı</figcaption></figure><p>Renk ve desen kullanımında özgünlüğe önem veriyor, mekânsal kompozisyonları sanat eseri gibi tasarlıyoruz. Her projede, tekrardan kaçınarak yenilikçi materyal ve ergonomik çözümlerle kullanıcı ile bağımızı güçlendirmeyi amaçlıyoruz.&nbsp;</p><hr><p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>RENK VE DESEN KULLANIMINDA ÖZGÜNLÜĞE ÖNEM VERİYOR, MEKÂNSAL KOMPOZİSYONLARI SANAT ESERİ GİBİ TASARLIYORUZ.&nbsp;</strong></span></p><hr><p>Bu, Studio86 ekibinin yaratıcı ve ilham verici mekanlar sunma ilkesinin bir yansımasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/tasarim-sureclerimizde-surdurulebilirligi-on-planda-tutuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Yeşil Çatılar Talep Değil, Bir Zorunluluk Haline Geldi</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/turkiye-de-yesil-catilar-talep-degil-bir-zorunluluk-haline-geldi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/turkiye-de-yesil-catilar-talep-degil-bir-zorunluluk-haline-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jan 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[DS]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Peyzaj Mimarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Çatılar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Duvarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/turkiye-de-yesil-catilar-talep-degil-bir-zorunluluk-haline-geldi/</guid>

					<description><![CDATA[Deniz Aslan, parametrik tasarımlar ve doğanın algısı üzerine yoğunlaşarak, sanatsal nitelikleri ekonomik ve etik değerlerle birleştiriyor ve kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Deniz Aslan, DS’nin kurucusu ve tasarım ekibinin lideridir. 30 yılı aşkın süredir mimarlık ve peyzaj mimarlığı alanlarında teorik ve pratik çalışmalar yapan DS, sürdürülebilir ve uygulanabilir tasarımlar yaratma misyonunu benimsiyor. Tasarımlarında doğayı sıkça göz önünde bulunduran Deniz Aslan, parametrik tasarımlar ve doğanın algısı üzerine yoğunlaşarak, sanatsal nitelikleri ekonomik ve etik değerlerle birleştiriyor ve kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. </em></p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Deniz_Aslan_1736257969.jpg" data-image="8g4dy4ieqztb" alt="Deniz Aslan" title="Deniz Aslan"><figcaption>Deniz Aslan</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sizinle en son röportaj yapalı 14 yıl olmuş, çok uzun bir süre. Bu süreçte ofis yapılanmanızda herhangi bir değişiklik oldu mu, neler yaşandı?</strong></span></p>
<p>Evet, ofis yapılanmasında birkaç değişiklik oldu. Başlangıçta bizim gibi çok sayıda insanın karşılaştığı bir durum vardı, yani önümüzde bir örnek olmadı. Farklı alanlara girip deneye yanıla bir sistem kurmaya çalıştık. Sevim&#8217;le birlikte peyzaj mimarlığı alanında bir şeyler yapmaya başladık. Türkiye’de o dönemde profesyonel anlamda yalnızca Turgay Ateş&#8217;in ofisi vardı. Hocaların ofislerini saymıyorum, çünkü onlar daha akademik bir yapıya sahipti. Biz de peyzaj mimarlığına bir adım attık. Türkiye’de bir etiketlenme süreci var ve biz bu etiketle çok da kötüye gitmedik aslında. Hatta bu alan bizim için çok keyifli oldu çünkü peyzaj, hem kente, hem doğaya, hem de mimarlığa dokunuyor. Başlangıçta ofsimizde peyzaj mimarı bile yoktu. İlk yıllarda sadece mimarlarımız vardı. Sonradan peyzaj mimarları da eklemeye başladık, ama hep bunu bir okul gibi düşündük. </p>
<p>Ofis büyüdü, ikinci bir ofis açıldı, çalışan sayımız 40’ı buldu. Bu da gerçekten zor bir süreçti, çünkü işletme yönüne girmek zorunda kaldık ve o dönem bizi çok sevindirmedi. Ama zaman içinde ofisimizdeki yapılanma biraz daha düzene girdi. Ofiste hiyerarşi çok olmamıştı; bazen acemi bir mimar da çok komplike bir projeyle karşılaşabiliyordu. Bu, ofis içinde hem tecrübe hem de projeye göre değişiyordu. Son yıllarda, projelerin artmasıyla ve yurt dışı projeleriyle, bir junior-senior ayrımı oluştu. Ancak bunu tam anlamıyla uygulamıyoruz. Çok özel projelerde özellikle, yurt dışı ile iletişim kurarken, işlerin yapısı biraz farklı oluyor.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Ofiste bir de yarışmalar yapıyordunuz, ondan bahseder misiniz? Ayrıca ofisin yapısındaki en büyük değişiklik ne oldu?</strong></span></p>
<p>Her yıl birkaç yarışma yaptık. Bu yarışmalar ofis içinde açık olurdu. Maliyetlerini DS karşılar, kazanırsak ofis içinde bölüşülürdü. Eğer iş alırsak, ofisin işi olurdu. Bu düzen yaklaşık 20 yıl boyunca devam etti. Yarışmaların ofis içindeki katkısı çok büyüktü ve bu, aynı zamanda herkesin projeye dahil olmasını sağlıyordu. Zaman içinde yorulduk, ama çalışma anlayışımız hep aynı kaldı. Biz çalışmayı dinlenme olarak gördük. Bu şekilde ilerledik.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Cendere_Hamidiye_Su_Pompasi_Istasyonu_1736258003.jpg" data-image="6mjuk5pdtfw8" alt="Cendere Hamidiye Su Pompası İstasyonu" title="Cendere Hamidiye Su Pompası İstasyonu"><figcaption>Cendere Hamidiye Su Pompası İstasyonu</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>YARIŞMALAR BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ, ÇÜNKÜ YARIŞMALARDA HİÇBİR MÜDAHALE OLMADAN, TAMAMEN KENDİ BAKIŞ AÇIMIZI ORTAYA KOYABİLİYORUZ.</strong></span></span></p>
<hr>
<p>Son beş-altı yıldır tasarım merkeziyiz ve bu, ofisimizin yapısını oldukça değiştirdi. Tasarım merkezi olmanın getirdiği kurallara uyduk, bu da organizasyonumuzu daha da sistemli hale getirdi. Artık her konuda bir sorumlu var. Bu değişiklik, mali yönetimimize de yansıdı ve aslında bize daha olumlu katkılar sağladı. Bu dönemde, sadece ofis içindeki değil, dışarıdaki bilgiyi de paylaşmaya özen gösterdik. Açık bir kaynak olmaya çalıştık ve ofisin yapısı bir okul gibi oldu. Profesyonellik ve amatörlük arasında bir denge kurarak, sektörle farklı bir ilişkimiz oldu. Bu farklılık sektördeki yerimizi de özel kıldı. Şu anda birçok ofis var ve herkes gerçekten iyi işler yapıyor. Bu rekabet, bize çok değerli bir fırsat sundu. Yalnızca kendi sesimizi duymak zorunda kalmıyoruz, sektördeki diğer sesleri de dinliyoruz.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Çalışmalarınızda proje çeşitliliği ve deneyimlerin önemi üzerine neler söyleyebilirsiniz?</strong></span><br>
Çeşitlilik açısından oldukça zengin bir portföyümüz var. Projelerin geliştirilmesi ve çeşitlilik anlamında bu durumun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Projelerimize baktığımızda, yurt içi projelerimiz halen yüzde 70 civarında. Proje seçiminde özel bir tercihimiz yok. Mesela bu yılın en özel projelerinden biri LÖSEV için yaptığımız mimari ve peyzaj projesiydi. Bu proje aynı zamanda mimarlık ödülü kazandı. Küçük projelerimiz de dikkat çekici. Örneğin Denizli&#8217;de bir şarap üreticisi için yaptığımız “Kuzubağ” projesi, uluslararası dört ödül aldı. Antalya&#8217;da Barut Otel için yaptığımız villa peyzaj çalışması ise yenilerden. Bu tür çalışmalar, ekibimizin katılımını ve sunumlarını teşvik ediyor. Ayrıca, ofis olarak Venedik&#8217;te bir projeye dahil olmayı ve bu sürece tüm ekibimizle katılmayı planlıyoruz. Ancak mali koşullar her zaman belirleyici oluyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Kuzubag_Saraevi_1736258021.jpg" data-image="kcme98znv5ef" alt="Kuzubağ Şarapevi" title="Kuzubağ Şarapevi"><figcaption>Kuzubağ Şarapevi</figcaption></figure>
<p>Son 3-4 yılda turizm projelerinde bir artış yaşandığını söyleyebilirim. Bu durum sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde de böyle. Ayrıca, Suudi Arabistan’da gerçekleştirdiğimiz yarışma projeleri, alışılmış formatların dışında, oldukça geliştirici ve yoğun süreçlerdi. Bu projeler, hem deneyim kazandıran hem de olgunlaşmamıza katkı sağlayan çalışmalar oldu.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Proje seçiyor musunuz? Kamu projeleri ile ilgili deneyimleriniz neler?</strong></span><br>
Kamu yöneticilerimiz ile ilişkilerimiz genel olarak iyidir, ancak süreçler genellikle karmaşıktır. Örneğin Hasanpaşa Gazhanesi projesi, 25 yıl süren ve beş farklı belediye başkanı değişen bir projeydi. Her gelen yönetimle yeni taleplerle karşılaştık. İlginç olan yeni yönetim ile pek anlaşamadık. Sonunda başarılı bir şekilde tamamladık ama süreç oldukça öğreticiydi. Bunun yanı sıra, Sultanahmet, Maçka ve Eyüp’te projelerimiz de oldu ama proje aşamasında kaldı.&nbsp; Abdi İpekçi Caddesi projemiz hayata geçti ancak uygulama sürecinde istediğimiz nitelikle tam anlamıyla sağlanamadı. Kamu ile çalışmak zor, çünkü biz özel sektör ağırlıklı bir firmayız. Süreçler hem yasal hem de bürokratik açıdan sıkıntılı olabiliyor. Kamu yararına yaptığımız proje sayısı yüzde 5 kadar vardır. Biz daha çok yarışmaları seviyoruz. İlk projelerimizden biri Kuruçeşme Parkı’dır. Bu proje, o dönem için çok özel bir çalışmaydı ve Güler Akdoğan ile birlikte gerçekleştirdik. O dönemde henüz yeni mezundum. Bunun dışında İSKİ için gerçekleştirdiğimiz projelerimiz vardı ancak ne yazık ki hayata geçirilemedi.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Kuzubag_Sarapevi_2_1736258061.jpg" data-image="3pll36b3nsaw" alt="Kuzubağ Şarapevi" title="Kuzubağ Şarapevi"><figcaption>Kuzubağ Şarapevi</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>YEŞİL DUVARLAR ASLINDA YAPILABİLİR, AMA BİZİM GİBİ ÜLKELERDE BU İŞLER GENELLİKLE GEREĞİNDEN FAZLA BAKIM VE SU İSTEYEN, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ TARTIŞMALI PROJELERE DÖNÜŞÜYOR.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Yarışmalara bakış açınız nasıl?</strong></span></span><br>
Yarışmalar bizim için çok değerli,çünkü yarışmalarda hiçbir müdahale olmadan, tamamen kendi bakış açımızı ortaya koyabiliyoruz. En kötü senaryoda ödül alamayız, ancak yarışmalar bizim için bir nevi bildiri niteliğinde. Bu yüzden yarışmaları çok seviyoruz ve her fırsatta katılmaya çalışıyoruz. Bu tür çeşitli projeler ve deneyimler, bizim için hem mesleki hem de kişisel anlamda gelişim sağlayan önemli fırsatlar sunuyor.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Cendere Projesi’nden bahsedebilir misiniz?</strong></span></p>
<p>Cendere Deresi Projesi benim için çok özel. Projede, Türkiye’de henüz bu paslanmış dilin tanınmadığı bir dönemde tamamen bu tür bir malzeme kullandım. Zeminde hiç kimsenin aklına gelmeyecek şekilde metal levhalar yerleştirdim. Toprakla uyumlu, doğal bir doku oluşturmuştu. Ancak zamanla bu tasarımlara müdahale edildi. Metal levhaları kaldırdılar, paslanmış yüzeyleri griye boyadılar. Ne bir danışma ne de bir izin alma gereği duyuldu. Açıkçası, bunu büyük bir saygısızlık olarak gördüm. Eski belediye yönetimleri böyle şeyler yapmasalar bile en azından danışırlardı. Şimdiki yönetimle ilgili maalesef böyle bir tecrübem oldu.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Cendere_Hamidiye_Su_Pompasi_Istasyonu_2_1736258183.jpg" data-image="e46wc4uce4u6" alt="Cendere Hamidiye Su Pompası İstasyonu" title="Cendere Hamidiye Su Pompası İstasyonu"><figcaption>Cendere Hamidiye Su Pompası İstasyonu</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Terkos Projesi de önemli işlerinizden biri ondan da bahsedebilir misiniz?</strong></span></p>
<p>Terkos gerçekten müthiş bir projeydi. Ancak bakımsız kaldı ve açılmadı. Kullanılmadan zamanla kendi kendine su almaya başladı. Yapılar çürüdü, ama yine de benim için güzel bir deneyimdi.</p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>PEYZAJ MİMARLIĞININ, KENDİSİNİ DÜNYAYI KURTARAN BİR DİSİPLİN OLARAK GÖRME EĞİLİMİNDE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Kamu projeleriniz arasında sizin için öne çıkanlar hangileri?</strong></span></p>
<p>Pendik’te TOKİ için yaptığımız bir proje vardı. Başlangıçta &#8220;TOKİ Parkı&#8221; olarak planlandı, sonrasında &#8220;Pendik Millet Bahçesi&#8221; adını aldı. Çok güzel bir projedir ve uluslararası üç ödül kazandı. Gerçekten gurur duyduğum bir iş. Ankara Millet Bahçesi ise içimize çok sinmeyen bir projeydi. İmalatların kalitesi uzaktan bakınca bir şeye benziyor, ama yakından ne yazık ki hiç tatmin edici değil. Bunun dışında Samsun, Adapazarı, Gebze gibi şehirlerde birçok proje gerçekleştirdik. Özellikle Gebze Macera Parkı çok enteresan bir işti. Hem peyzaj hem de güzel bir mimari paket içeriyordu. Adana Belediyesi, Tekirdağ Belediyesi, Marmara Ereğlisi gibi pek çok belediyeye de projeler yaptık. Şimdi düşününce, gerçekten bayağı iş yapmışız. Yaklaşık 700’e yakın proje gerçekleştirdik. Peyzaj, üretkenliği yüksek bir alan; bu da bir avantaj sağlıyor. Ancak kamu projeleri, her şeyden önemli. Kamu yararı tartışmasız bir öncelik.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Yeşil çatılar hakkındaki düşünceleriniz nedir? Türkiye’de yeşil çatının gelişimine dair deneyimlerinizden bahseder misiniz? Türkiye’de eğimli yeşil çatı uygulamaları konusunda neler yaptınız?</strong></span></p>
<p>Yeşil çatılar güzel bir konu, ama işin içinde bazı sorunlar var. Yani, yeşil çatıların kendisi kurtarıcı değil. Hangi tür çatıyı yapacağımıza karar verirken çok daha derin bir bakış açısına sahip olmamız gerekiyor. Çünkü, bazı projelerde çevresel anlamda ‘eko’ gibi görünen uygulamalar aslında uzun vadede sürdürülebilir değil. Çoğu zaman, projeler LEED veya BREEAM gibi sertifikalar alıyor ama bu projelerin yapılması bile baştan yanlış olabilir. Sektör kendini eko kelimesi üzerinden temize çekiyor, ama gerçek anlamda çevreye duyarlı bir yaklaşım geliştirmek çok daha derin bir iş. Türkiye’de yeşil çatı konusuna dair ilk ciddi deneyimimiz Four Seasons Otel’de oldu. Sultanahmet’teki bu otelde, 15 cm kalınlığında büyük bir bahçe yapmıştık. Burada sektöre şunu ispatladık: İyi bir yeşil çatı yapmak için, aşırı kalın toprak katmanlarına gerek yok. Bizim kullandığımız geosentetik malzemelerle, Türkiye’de bu alanda belki de ilk defa ciddi bir uygulama gerçekleştirdik. Uluslararası firmalarla çalıştık, onlara danışmanlık verdik ve bu deneyimi Türkiye’ye özgü hale getirdik.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/LOSEV_Seferihisar_Ciflik_ve_Sanat_Merkezi_1736258205.jpg" data-image="dlbvxj63nhwl" alt="LÖSEV Seferihisar Çiflik ve Sanat Merkezi" title="LÖSEV Seferihisar Çiflik ve Sanat Merkezi"><figcaption>LÖSEV Seferihisar Çiflik ve Sanat Merkezi</figcaption></figure>
<p>Örneğin, Türkiye’ye ilk defa FD25 diye bir değer getirdik. Bu, drenaj tabakası için önemli bir parametreydi. Türkiye’de o zamana kadar 10’luk bir değer kullanılıyordu, ki bu yetersizdi. 25’i standart hale getirdik, çünkü daha büyük değerler için herkes para vermek istemiyor. Fakat deneylerimiz sonucunda, bunun yeterli olduğunu gördük. Özellikle Bodrum gibi yerlerde bu değerin yeterli olmadığına karar verdik ve daha yüksek değerler için çalıştık. Türkiye’de ilk eğimli yeşil çatıyı yaptık. Ulus Savoy projesinde, Emre ile birlikte, eğimli çatıyı yeşillendirdik. Bunu yapmak gerçekten farklı bir yaklaşım gerektiriyordu. Yani bir kırma çatı ya da beşik çatı yapıyorsunuz, ama bunun yerine çatı tamamen yeşil oluyordu. Bu uygulama, yeşil çatıları eğimli alanlarda kullanmanın da mümkün olduğunu gösterdi. Küçük sorunlar çıksa da, bu tür projeler için özel detaylar ve çözüm önerileri geliştirildi. </p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>BAZEN YAPILMAMASI GEREKEN PROJELER, YEŞİL ÇATI GİBİ SÜRDÜRÜLEBİLİR UNSURLARLA SÜSLENİP LEED YA DA BREEAM GİBİ SERTİFİKALAR ALINARAK “AKLANIYOR.”</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Yeşil çatılar Türkiye’de ne kadar talep görüyor? Ayrıca Türkiye’de yeşil çatıların geleceğini nasıl görüyorsunuz?</strong></span></p>
<p>Türkiye’de yeşil çatılar talep değil, bir zorunluluk haline geldi. Çünkü şehirlerde doğal toprak alanı bırakılmıyor. Yeni projelerin büyük bir kısmı zaten beton üzerine inşa ediliyor ve otoparkların üstü, yürüyüş alanları gibi zeminler de yeşil çatı kategorisine giriyor. Ancak gerçek anlamda çatı üzerindeki yeşil alanlar için hâlâ bazı ön yargılar var. Örneğin, “Su sızdırır mı? Bakımı zor olur mu?” gibi endişeler dile getiriliyor. Ancak doğru malzeme ve uygulamayla bu sorunların üstesinden gelmek mümkün. Zemin üzerinde yapılan uygulamalar da yeşil çatı kapsamına girebilir. Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede, yeşil çatılar genellikle çevresel bilinçten çok, betonlaşmanın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Kadikoy_Hasanpasa_Gazhanesi_1736258222.jpg" data-image="4zgdznw7bwwt" alt="Kadıköy Hasanpaşa Gazhanesi" title="Kadıköy Hasanpaşa Gazhanesi"><figcaption>Kadıköy Hasanpaşa Gazhanesi</figcaption></figure>
<p>Yeşil çatıların Türkiye’de daha bilinçli bir şekilde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Şu an zorunluluktan yapılıyor gibi görünse de aslında çok daha büyük bir potansiyeli var. Betonlaşmanın arttığı şehirlerde yeşil çatılar, ekolojik dengenin korunmasına ve estetik bir çevre yaratılmasına katkı sağlıyor. Ancak bu uygulamaların planlama aşamasından itibaren bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekiyor.</p>
<p><strong><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Son yıllarda otoyolların kenarına yapılan yeşil duvarlarla ilgili çalışmalar çok konuşuldu. Ancak bunların pek başarılı olmadığını görüyoruz. Sizce bu konuda asıl sorun nedir?</strong></span></strong></p>
<p>Yeşil duvarlar aslında yapılabilir, ama bizim gibi ülkelerde bu işler genellikle gereğinden fazla bakım ve su isteyen, sürdürülebilirliği tartışmalı projelere dönüşüyor. Oto yollar gibi alanlara böyle projeler yapmak doğru mu, önce bunu sorgulamak lazım. Dünyada bu konsepti ilk uygulayan Patrick Blanc gibi uzmanlar, yeşil duvarları işlevsel ve doğal süreçlere uygun olarak tasarladı. Ancak maalesef zamanla bu fikir, ticari bir ürüne dönüştü. Türkiye&#8217;deki uygulamalarda ise, bol miktarda yapay gübre kullanımı ve gereksiz su tüketimi gibi sorunlar görüyoruz. Daha da kötüsü, bu projelerin çevresel etkileri oldukça tartışmalı. Benim yeşil alanlar konusundaki yaklaşımım ise, topraktan çıkan kökleri ne kadar yükseklere taşıyabileceğimi araştırmak. Yani, evet düşey projeler yapıyorum ama benim bitkilerim genellikle topraktan çıkıyor. Şu ana kadar bu şekilde üç ya da dört proje gerçekleştirdim.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Gelecekteki iklim değişikliği ve doğal afetleri göz önünde bulundurarak peyzaj tasarımı nasıl şekillenmeli?</strong></span></p>
<p>Mesela su hasadı ya da geçirgen yüzeyler yapmak gibi tekniklerin doğru yerde uygulanması gerekiyor. Ama bunların her yerde olumlu sonuç vereceğini düşünmek yanlış. Bitki üretimi gibi süreçler ise inanılmaz derecede kaynak tüketiyor. Örneğin, bitki üretiminde kullanılan su ve kimyasalların çevresel etkisi ciddi bir sorun. Ayrıca, Türkiye&#8217;deki peyzaj projelerinde kullanılan toprakların çoğu başka bölgelerden taşınıyor, ki bu da sürdürülebilirlik açısından büyük bir çelişki yaratıyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Kadikoy_Hasanpasa_Gazhanesi_2_1736258236.jpg" data-image="m8jh758sknqm" alt="Kadıköy Hasanpaşa Gazhanesi" title="Kadıköy Hasanpaşa Gazhanesi"><figcaption>Kadıköy Hasanpaşa Gazhanesi</figcaption></figure>
<p>Peyzaj mimarlığının, kendisini dünyayı kurtaran bir disiplin olarak görme eğiliminde olduğunu düşünüyorum. Ancak bu bana oldukça garip geliyor. Çünkü gerçek anlamda kötü üretimlerin en fazla olduğu alanlardan biri de peyzaj mimarlığı. Bence bu, en az mimarlık kadar sorunlu bir durum.Peyzaj mimarlarının öncelikle kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor: &#8220;Biz ne yapıyoruz?”, &#8220;Susuz sistemler geliştirelim&#8221; ya da &#8220;yeşil çatı uygulayalım&#8221; gibi öneriler bana yüzeysel geliyor. Bu işler sloganlarla gerçeklik arasında sıkışıp kalmış gibi. Oysa bu sloganların altında yatan temel gerçekliklere odaklanmak gerek. Bir başka sorun ise, mevcut kaynaklarımızı doğru şekilde kullanamıyor olmamız. Stoklarımızı değerlendirmiyoruz; aksine israf ediyoruz. Bugün yeni bina yapmamamız gereken yerler olduğu gibi, yapmamız gereken yerler de var. Ancak bu dengeyi kurmak önemli. Türkiye&#8217;de ise genelde ya hep ya hiç yaklaşımı var. Bu sürdürülebilirlik açısından ciddi bir problem. Öncelikle mevcut yapıları ve kaynakları değerlendirmeliyiz. Gereksiz büyüme hedeflerinden uzaklaşmamız gerekiyor. Ekonomistler sürekli büyümemiz gerektiğini söylüyor, ancak bu büyüme daha fazla kaynak tüketmek anlamına geliyor. Bu kaynaklar ise bizden sonraki nesillere ait. Bugünkü tüketim alışkanlıklarımızla gelecek nesilleri yoksulluğa mahkûm ediyoruz. Bizim jenerasyon, açıkça söylemek gerekirse, büyük bir başarısızlık örneği. Geçmiş nesillerin kaynaklarını tükettiğimiz gibi, gelecek nesillerin de kaynaklarını yok ettik. Şimdi yeni bir oyun kurmamız gerekiyor. Bu da ancak mevcut sistemin kökten değişmesiyle mümkün.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>İklim krizi bağlamında düşünürsek, bu değişim nasıl şekillenecek?</strong></span></p>
<p>İklim krizi, sadece Sanayi Devrimi’yle değil, insanlığın tarıma geçişiyle başladı. Bugün yaşadığımız sorunlar, aslında bu tarihsel dönüşümün bir sonucu. 1970&#8217;lerde bilim insanları dünyanın gidişatı hakkında uyarılar yapmıştı ve bu uyarılar halen geçerliliğini koruyor. Ancak yapay zeka gibi yeni teknolojiler sayesinde artık geleceği daha net öngörebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken en önemli şey, ölçüyü doğru ayarlamak. Tüketim çılgınlığını kontrol altına almadan sürdürülebilir bir gelecek mümkün değil. Dünya, bu kalabalıklıkla ayakta kalamaz. Yeni bir denge oluşturmak zorundayız.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Peyzaj mimarlığı bağlamında endemik bitkilerin kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>
<p>Endemik bitkilerle ilgili sıkça yanlış bir algı var. Endemiklik bir dayanma sürecidir.&nbsp; Endemiklik, aslında geçici bir durumdur. Bir türün bulunduğu ortamda hayatta kalma mücadelesinin bir sonucudur. Ekosistemler sürekli değişiyor ve buna uyum sağlamak gerekiyor. Bu yüzden &#8220;endemik bitki kullanalım&#8221; gibi öneriler tek başına yeterli değil. Daha geniş bir perspektiften düşünmeliyiz.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Istanbul_Su_Medeniyetleri_Muzesi_1736258258.jpg" data-image="8wwme60sr4ur" alt="İstanbul Su Medeniyetleri Müzesi" title="İstanbul Su Medeniyetleri Müzesi"><figcaption>İstanbul Su Medeniyetleri Müzesi</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>İklim krizinin günümüzde hızlandığını ve etkilerinin daha belirgin hale geldiğini söylüyorsunuz. Bu durum hakkında daha fazla bilgi verir misiniz? İnsanların bu değişime karşı yapabileceği şeyler yok mu?</strong></span></p>
<p>İklim kriziyle birlikte doğada büyük bir hareketlilik yaşanıyor. Örneğin, Kızıldeniz’in yamyam balıkları Akdeniz’e girdi. Balon balığı neredeyse Marmara’ya kadar geldi. Benzer şekilde Afrika’dan gelen tozlarla birlikte örümcekler, kurbağa larvaları gibi canlılar yağmurla taşınıyor. Eskiden bunları temizleyen predatörler ya da dengede tutan mekanizmalar vardı. Ancak artık bu denge değişti. Gelen türlerin baskın hale geldiği bir süreçteyiz. Bu doğal bir işgal. İnsanlık tarihi boyunca hep böyle oldu; topluluklar, türler birbirini işgal ederek değişti. Bu yüzden saf bir dünya zaten mümkün değil. İklim krizi bu sürecin hızlandırıcısı, ama tek başına sebep değil. İnsan, doğal olarak bu süreci tetikleyen bir faktör. Aslında bu sorular &#8220;yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan&#8221; meselesi gibi. İklim krizi kapıdaydı belki, ama insanın etkisiyle daha hızlı gerçekleşiyor. Dünya büyük periyotlarla değişim geçiriyor. Şu anda biz belki biyosistemin yok olacağı bir periyodun içindeyiz. Dünya belki daha da ısınacak, belki de hızla soğuyacak. Bunları öngörmek çok zor. Ancak bizim ekosistem üzerindeki etkimiz ve onu koruma çabamız inkar edilemez.</p>
<p>Bu bir umutsuzluk meselesi değil. Aksine, her bireyin sorumluluğunu fark etmesi gerekiyor. Japonya’dan örnek vereyim: Orada çöp kutusu kavramı bile yok, ama sokaklarda tek bir çöp tanesi görmezsiniz. Her birey, kendi ürettiği atıkları yanında taşır ve uygun bir noktada atar. Belediyenin görevi, altyapı sağlamak; caddeyi temizlemek değil. Bu kültürel bir eğitim meselesi. Herkes kendi sorumluluğunu almadığı sürece, dünya üzerinde hiçbir sorun çözülemez. Japon toplumu itaat etmeyi seven bir toplum, bireysel sorumluluğu sistemin parçası olarak görüyorlar. Avrupa’ya bakarsanız, en medeni şehirlerde bile çöp sorunu vardır. Türkiye’de bu kültürel fark çok daha belirgin. Bizde bireysel sorumluluğu almak yerine, belediyeden hizmet bekleniyor. Oysa bu küçük adımlarla değişebilir. Bir çocuğun yere atılan bir çöpü alması bile o hassasiyetin kazanabileceğini gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/turkiye-de-yesil-catilar-talep-degil-bir-zorunluluk-haline-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Detayda Sürdürülebilirlik İlkelerini Uygulamaya Özen Gösteriyoruz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/her-detayda-surdurulebilirlik-ilkelerini-uygulamaya-ozen-gosteriyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/her-detayda-surdurulebilirlik-ilkelerini-uygulamaya-ozen-gosteriyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Arslan Ergün]]></category>
		<category><![CDATA[iç mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/her-detayda-surdurulebilirlik-ilkelerini-uygulamaya-ozen-gosteriyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[Elif Arslan Ergün ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşide, mimarlık yolculuğunu, tasarım anlayışını ve projelerindeki benzersiz yaklaşımlarını konuştuk.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Elif Arslan Ergün’ün tasarım ve mimarlığa olan tutkusu çocuk yaşlarda başlamış ve bu tutkusu onu Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’ne yönlendirmiştir. Milano’da Scuola Politecnica di Design’da tamamladığı yüksek lisans eğitiminin ardından Elif Arslan Ergün tarafından kurulan Elif Arslan Interiors, konut, mağaza ve ofis projelerinde tasarım, uygulama ve proje danışmanlığı hizmetleri sunmaktadır. Ergün, bu projelerde estetik ve işlevselliği bir araya getirerek, her mekânın benzersiz bir kimliğe sahip olmasını sağlamaktadır. Elif Arslan Ergün’ün projeleri, detaylara verdiği önem ve yaratıcı çözümleriyle dikkat çekmektedir ve bu sayımızda Elif Hanım ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors_1728369904.jpg" data-image="3qz3wj0l21vp" alt="Elif Arslan Ergün" title="Elif Arslan Ergün"><figcaption>Elif Arslan Ergün</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Elif Hanım, Elif Arslan Interiors’ı sizden dinlemek isteriz. Faaliyet alanlarınız, tasarım ilkeleriniz ve ekibiniz hakkında bilgi alabilir miyiz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Elif Arslan Interiors olarak konut, ofis ve mağaza projelerinde tasarım ve uygulama hizmeti sunuyoruz. Aynı zamanda, kurumsal firmalara proje danışmanlığı vermekteyiz. Projelerimizde ilk etaptaki amacımız her zaman karşımızdaki müşteriyi çok iyi tanımak. Ardından çeşitli sunumlarla ilerleyerek 3D görselleştirme aşamasına geçiyoruz. Müşterilerimize projelerini önceden deneyimleme imkânı sunduğumuz bu süreçte ve uygulama aşamasında şeffaf bir iletişimle ilerliyoruz. Uygulama alanında ise belirlenen süreye ve keşfe bağlı kalarak işleri yürütüyoruz. Doğal malzemeler, enerji verimli çözümler ve akıllı ev teknolojileri gibi sürdürülebilir yaklaşımlarla hem estetik hem de işlevsel mekânlar tasarlıyoruz.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors_2_1728369932.jpg" data-image="nwceclr5tm3k" alt="Elif Arslan Interiors" title="Elif Arslan Interiors"></figure><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>MALZEME SEÇİMLERİMİZDE DOĞAL VE BAMBU GİBİ YENİLENEBİLİR ÜRÜNLERE PROJELERİMİZDE ÖNCELİK VERİYORUZ. BU SAYEDE HEM ÇEVRESEL ETKİLERİ AZALTIYOR HEM DE TASARLADIĞIMIZ MEKANLARA DOĞAL VE SICAK BİR ATMOSFER KAZANDIRIYORUZ.&nbsp;</strong></span></p><hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilirlik, her alanda olduğu gibi mimarlıkta giderek önem kazanan bir konu haline geliyor. Siz sürdürülebilir tasarım ilkelerini nasıl uyguluyorsunuz ve bu konudaki görüşleriniz nelerdir?</strong></span></p>
<p>Projelerimizde, iklimlendirme ve malzeme seçimi başta olmak üzere her detayda sürdürülebilirlik ilkelerini uygulamaya özen gösteriyoruz. Akıllı ev sistemleri sayesinde projelerimizde enerji tüketimini minimum seviyeye indiriyor, uzaktan kontrol ile aydınlatma ve diğer enerji kaynaklarını optimize ediyoruz. Malzeme seçimlerimizde ise doğal ve bambu gibi yenilenebilir ürünlere projelerimizde öncelik veriyoruz. Bu sayede hem çevresel etkileri azaltıyor hem de tasarladığımız mekânlara doğal ve sıcak bir atmosfer kazandırıyoruz. Bununla birlikte, bitki kullanımı, projelerimizde hem estetik bir detay hem de doğal bir iklimlendirme yöntemi olarak büyük önem taşıyor. İç mekânlarda kullanılan bitkiler sayesinde hava kalitesini artırıyor ve daha sağlıklı yaşam alanları oluşturuyoruz.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors_3_1728369947.jpg" data-image="8oe9ihx4a0s5" alt="Elif Arslan Interiors" title="Elif Arslan Interiors"></figure>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Malzeme tercihlerinizi nasıl yapıyorsunuz? Ülkemizin yapı malzeme sektörü hakkındaki değerlendirmeniz nedir? Hayalinizdeki her malzemeyi bulabiliyor musunuz? Çevreye duyarlı malzemeler konusundaki düşünceleriniz nelerdir?&nbsp;</strong></span></span></p>
<p>Malzeme seçimlerimizde, projenin konsepti, fonksiyonları ve kullanılacağı ortamın iklimsel koşulları gibi birçok faktörü dikkate alıyoruz. Bazı durumlarda malzemeyi bulsak dahi bazen uygulamak ya da detay çözmek zor olabiliyor. Türkiye’deki yapı malzemeleri sektörü, her geçen gün büyüme gösterse de özellikle sürdürülebilir ve yenilikçi malzemelerin çeşitliliği konusunda hâlâ gelişmeye açık. Sürdürülebilirlik, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmemiz için hepimizin önceliği ve sorumluluğu. Ancak, sürdürülebilir malzemelerin yüksek maliyetleri, tüketicilerin bu tür malzemeleri tercih etmelerini zorlaştırıyor. Dolayısıyla daha rahat ulaşılabilen seçeneklerin çoğalması ve hayata entegre edilebilmesi gerektiğini düşünüyorum.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors_4_1728369957.jpg" data-image="hso6ewyo190u" alt="Elif Arslan Interiors" title="Elif Arslan Interiors"></figure><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>TÜRKİYE&#8217;DEKİ YAPI MALZEMELERİ SEKTÖRÜ, HER GEÇEN GÜN BÜYÜME GÖSTERSE DE ÖZELLİKLE SÜRDÜRÜLEBİLİR VE YENİLİKÇİ MALZEMELERİN ÇEŞİTLİLİĞİ KONUSUNDA HALA GELİŞMEYE AÇIK.&nbsp;</strong></span></p><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Günümüzde teknolojinin de etkisiyle her şey çok hızlı değişiyor. Bazı meslekler önemini kaybetmeye başlarken yeni meslekler ortaya çıkıyor. İç mimarlık mesleği elbette insan var olduğu sürece önemini koruyacaktır. Bu konuyla ilgili öngörünüz nedir?&nbsp;</strong></span></span></p>
<p>İç mimarlık gelecekte nasıl icra ediliyor olacak? İnsanların yaşamak, çalışmak ve eğlenmek için mekânlara ihtiyacı olduğu sürece iç mimarlık mesleğinin de varlığını sürdüreceğini düşünüyorum. Özellikle ev ve ofis gibi mekânlara duyulan ihtiyaç hep olacak. Aynı zamanda, bazı mesleklerde online çalışmanın zorluğu deneyimlendiği için hibrit çalışma modelinde yaygınlaşma söz konusu. Dolayısıyla iç mimarlığın her zaman devam edip, yapay zekâ ile destekleneğini düşünüyorum. Örneğin, projelerimizin tasarım sürecinin başında hazırladığımız “mood board” çalışmaları gibi görsel araştırmalarda yapay zekadan faydalanıyoruz. Kolaylıkla mekân ve konseptle ilişkili görsellere ulaşıp, hızlı bir biçimde ilerleme kaydedebiliyoruz.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors__5_1728369967.jpg" data-image="4k8shavvva96" alt="Elif Arslan Interiors" title="Elif Arslan Interiors"></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Teknolojik gelişmelerin mimarlık mesleğine yansıması nasıl olacak? Özellikle son dönemde çok gündemde olan ‘Yapay Zekâ’ uygulamalarını mesleki anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Yapay zeka uygulamaları zaman açısından çok büyük pratiklik sağlıyor. Bilgiye kısa zamanda ulaşabiliyoruz ama tabii burada bizim mesleki yorumlarımız da çok önemli. Yapay zekâ bir yere kadar önümüzü açıyor fakat sonrasında kendi yorumlarımızı katıyoruz. Yapay zekâ kendi bilgimizi güncel yeniliklerle harmanlamamıza hızlıca yardımcı oluyor. Özellikle malzemelerin her gün değiştiği ve geliştiği bir dünyadayız. Ne kadar çok mecra takip etsek de bazen yeterli olmuyor. Yapay zekâ bize bu konuda rahatlık ve zaman kazancı sağlıyor.&nbsp;</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors_6_1728369976.jpg" data-image="9qn7ksot1ght" alt="Elif Arslan Interiors" title="Elif Arslan Interiors" width="683.2867383512545" height="379" style="width: 683.287px; height: 379px;"></figure><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>YAPAY ZEKA UYGULAMALARI ZAMAN AÇISINDAN ÇOK BÜYÜK PRATİKLİK SAĞLIYOR, BİLGİYE KISA ZAMANDA ULAŞABİLİYORUZ.</strong></span></p><hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Son dönem projeleriniz veya tasarımlarınız nelerdir? Kısaca bilgi verebilir misiniz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Şu anda Viyana’da yapımı devam eden bir penthouse projemiz, Tuzla’da bir konut projemiz, İstanbul ve Bodrum’da villa projelerimiz bulunuyor. Her biri kendi içerisinde farklı bir konsepte sahip. Aynı zamanda biri enerji bir diğeri ise tekstil sektörlerinde faaliyet gösteren iki farklı firmanın ofis projelerini yapmaktayız.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors_7_1728369994.jpg" data-image="cpz6q8kwgsgr" alt="Elif Arslan Interiors" title="Elif Arslan Interiors"></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Big See Awards’tan ödül aldınız. Ödüllü KHB Konut projesi hakkında bilgi alabilir miyiz?</strong></span></p>
<p>Fenerbahçe’de yer alan, Özgürlük Parkı’nın manzarasına hakim dubleks daire 280 metrekarelik ferah bir yaşam alanına sahip. İlk teslim aldığımızda iki ayrı dubleks daireden oluşan projeye yepyeni bir kimlik kazandırdık. Ev sahipleri için sadece bir ev olmanın ötesinde, doğayla iç içe, ferah ve işlevsel bir yaşam alanı sunmayı hedefledik. Mekânlarda odaların birleştirilmesi ve aynaların ustaca kullanımıyla ferah ve geniş bir algı yarattık. Doğal ve sade formların hakim olduğu projede, mermer, lake ve parkenin sıcaklığıyla bütüncül bir yaklaşımla ilerledik. Renk paletinde ise beyaz ve pastel tonlar tercih ederek tüm mekânları aydınlık ve ferah bir etkiye kavuşturduk. Aynı zamanda, evde yer alan tüm elektrik ve mekânik aksamları yeniledik.</p><figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Elif_Arslan_Interiors__8jpg_1728370008.jpg" data-image="no2yw5jtklp1" alt="Elif Arslan Interiors" title="Elif Arslan Interiors"></figure><hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>MÜŞTERİMİZİN YAŞAM TARZI, ALIŞKANLIKLARI, HOBILERİ VB. DETAYLAR MEKÂNIN ATMOSFERİN BELİRLEMEMİZDE BİZE YARDIMCI OLUYOR.</strong></span></p><hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Konut, ofis, perakende iç mekân tasarımı yaparken en çok neye dikkat ediyorsunuz?</strong></span></p>
<p>Önceliğimiz her zaman müşteriyi çok iyi anlamak ve empati kurabilmek. Müşterinin ihtiyaçlarını, mekânın özelliklerini ve tasarım ilkelerini kendi tasarım çizgimizle bir araya getirerek hem işlevsel hem de estetik bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Müşterimizin yaşam tarzı, alışkanlıkları, hobileri vb. detaylar mekânın atmosferini belirlememizde bize yardımcı oluyor. Bununla birlikte, mekânın kullanımı, depolama gereksinimleri, erişilebilirlik gibi fiziksel ihtiyaçlar, tasarımın işlevselliği açısından çok önemli. Renk, doku, malzeme ve stil tercihleri gibi estetik beklentiler ise mekânın görsel kimliğini oluşturmamızdaki başlıca unsurları oluşturuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/her-detayda-surdurulebilirlik-ilkelerini-uygulamaya-ozen-gosteriyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi ve Kültürel Öneme Sahip Mekanlar Tasarlıyoruz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/tarihi-ve-kulturel-oneme-sahip-mekanlar-tasarliyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/tarihi-ve-kulturel-oneme-sahip-mekanlar-tasarliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[müze tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Selçuk Baz]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebillirlik]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yalın Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/tarihi-ve-kulturel-oneme-sahip-mekanlar-tasarliyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[Mimarlığı kültürel ve sosyal bağlamla iç içe bir mekânsal düzenleme olarak gören Ömer Selçuk Baz, tasarım anlayışını ve projelerine yansıttığı özgün yaklaşımıyla sorularımızı yanıtladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><span style="color: rgb(127, 127, 127);"><em>Ben genelde hiç olmayan bir malzemeyi hayal etmek yerine, gittiğim yerlerde mevcut olan yerel malzemeleri kullanmayı önemsiyorum. Böylece hem kültürel sürekliliği hem de yerel kaynakların verimli kullanılmasını destekliyorum.&nbsp;</em></span></p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Omer_Selcuk_Baz_1728371374.jpg" data-image="uewm191rtd6j" width="670.218487394958" height="508" style="width: 670.218px; height: 508px;" alt="Ömer Selçuk Baz" title="Ömer Selçuk Baz"><figcaption>Ömer Selçuk Baz</figcaption></figure>
<p>Mimar Ömer Selçuk Baz tarafından 2011 yılında kurulan Yalın Mimarlık mimarlık ve planlama alanındaki deneyimlerini kamu ve özel sektör projelerinde kullanarak, farklı ölçeklerde ve konularda tasarımlar üretmeye devam ediyor. Ayrıca Yalın Mimarlık ulusal ve uluslararası platformlarda pek çok ödül kazanmış ve başarılı uygulamalara imza atmış bir ofis. Mimarlığı yalnızca bir tasarım aracı olarak değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bağlamla iç içe geçmiş bir mekansal düzenleme olarak gören Ömer Selçuk Baz sorularımızı yanıtladı.&nbsp;</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Yalın Mimarlık olarak faaliyet alanlarınız, tasarım ilkeleriniz ve ekibiniz hakkında bilgi alabilir miyiz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Bizim birkaç ana odak alanımız bulunuyor. İlk olarak, kültür yapıları; özellikle müzeler, ziyaretçi merkezleri, arkeolojik alanlar gibi tarihi ve kültürel öneme sahip mekanlar üzerinde çalışıyoruz. Bu alanların ziyaretçi deneyimlerini iyileştirmek amacıyla master planlar tasarlıyoruz, kullanım ve işletme senaryoları oluşturuyoruz. Bir diğer odak noktamız ise kamusal alanlar. Belediyelerle iş birliği yaparak kamusal alanlar, kütüphaneler ve açık alan düzenlemeleri üzerinde çalışmalar yürütüyoruz. Bu projeler kapsamında, daha büyük çaplı dönüşüm ve kentsel iyileştirme operasyonlarında da yer alıyoruz. An itibarı ile ekibimiz 13 kişiden oluşuyor bu da bizi orta ölçekli bir ofis yapıyor. Kamu projeleri dışında, özel sektörde de çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Farklı ölçekte ve nitelikte konut projeleri, yerleşimlerin mimari ve kentsel örüntüleri üzerine çalışıyoruz.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Olivelo_1728371447.jpg" data-image="x29lutc3ejri" width="641.632183908046" height="494" style="width: 641.632px; height: 494px;" alt="Olivelo" title="Olivelo"><figcaption>Olivelo</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>PROJELERİMİZ KONUTLARDAN MÜZELERE, ZİYARETÇİ MERKEZLERİNDEN DAHA BÜYÜK ÖLÇEKLİ PLANLARA KADAR GENİŞ BİR YELPAZEYİ KAPSIYOR.&nbsp;</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Müze tasarımı konusunda yoğunlaştığınızı ve uzmanlaştığınızı görüyoruz. Bu yönelim nasıl gerçekleşti? Tercihen mi oldu yoksa kendiliğinden mi gelişti?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Genelde tasarım ofislerinin projeleri büyük ölçüde tesadüflere dayanır, en azından başlama noktaları. 2011 yılında kazandığımız Troya Müzesi yarışması sonrası, müzenin inşasından sonra birçok bakanlık ve belediyeyle iş birliklerimiz oldu. Bu çerçevede projelerimiz müzeler ve ziyaretçi merkezleri gibi iki ana kategoriye ayrılabilir. Şu anda Konya’da bir bisiklet müzesi yapıyoruz. Troya Müzesi Helenistik dönemi içerirken, Konya’daki proje Selçuklu, Osmanlı ve Roma dönemlerine dair unsurlar barındırıyor. Zonguldak’ta doğal formasyonlar ve mağara oluşumlarını anlatan bir ziyaretçi merkezi de yaptık. Projelerimiz konutlardan müzelere, ziyaretçi merkezlerinden daha büyük ölçekli planlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Kendimizi belirli bir kategoriye sıkıştırmıyoruz; daha çok projelerin ihtiyaçlarına göre esnek bir yaklaşım benimsiyoruz ve ufak ölçekli düzenlemelerden, daha büyük kent mekânı organizasyonu gibi konularla da aynı anda ilgileniyoruz.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Olivelo_2_1728371461.jpg" data-image="m5i17escj0re" width="556.621247113164" height="483" style="width: 556.621px; height: 483px;" alt="Olivelo" title="Olivelo"><figcaption>Olivelo</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilirlik, her alanda olduğu gibi mimarlıkta giderek önem kazanan bir konu haline geliyor. Siz sürdürülebilir tasarım ilkelerini nasıl uyguluyorsunuz ve bu konudaki görüşleriniz nelerdir?</strong></span></p>
<p>Sürdürülebilirliği birkaç farklı açıdan ele almak gerektiğini düşünüyorum. Sürdürülebilirlik dediğimizde, genellikle doğrudan ve somut bir şey anlıyoruz. Paris merkezli, Cite de architure’un UNESCO desteği ile her yıl 5 tasarımcıya verdiği sürdürülebilir mimarlık ödülünü kazanan ekiplerden biriyiz. Bu ödülü Türkiye’den kazanan ikinci ofisiz. Bu başarıyı kültürel süreklilik ve sürdürülebilirlik konusundaki yaklaşımımıza borçluyuz. Ancak sürdürülebilirliği sadece bir başlık veya kontrol listesi olarak görmek doğru değil. Bence bu, daha büyük bir konunun parçası olan bir yaklaşımla alakalı. Baktığınızda geleneksel mimarlığın kendisi zaten sürdürülebilir bir uygulama. Doğal malzemelerin kullanımı ve kaynakların verimli kullanılması, sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor. Türkiye’de ekonomik koşullar karmaşık bir tablo sunuyor. Bir yanda toplumsal olarak geniş bir fakirlik söz konusu, diğer yanda ise kaynağı belirsiz büyük bir zenginlik var. Bu durum, kaynakların nasıl kullanıldığına dair önemli sorunlar yaratıyor.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Kapadokya_Bolge_Muzesi_1728371490.jpg" data-image="4bv51xuegm8m" alt="Kapadokya Bölge Müzesi" title="Kapadokya Bölge Müzesi"><figcaption>Kapadokya Bölge Müzesi</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>TÜRKİYE, YEREL KAYNAKLI MALZEMELER AÇISINDAN OLDUKÇA ZENGİN BİR ÜLKE ANCAK BU ZENGİNLİK, MALZEMELERİN YAPI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ VE KULLANIM BİÇİMLERİNİ YETERİNCE YANSITMIYOR</strong></span></p>
<hr>
<p>Sosyal sürdürülebilirlik üzerine ciddi şekilde düşünülmesi ve mimarlık ile mekân tasarımı alanında etkili çözümler geliştirilmesi gerekiyor. Bizim ana yaklaşımlarımızdan biri, gerçekten toplum faydasına olmadığına inanmıyorsak, &#8211; işveren böyle bir talepte bulunsa bile &#8211; bu çalışmaları yapmıyoruz. Örneğin, bir yapının büyüklüğü önemli bir konu olabilir. Çünkü sadece inşaatla ilgili değil; bu yapıların işletilmesi de büyük bir mesele. Hatta çoğu zaman inşaattan daha büyük bir konudur. Bu yüzden, yapılabilecek en küçük yapıları tercih ediyoruz, doğa tahribatını en aza indiriyoruz ve gerekmedikçe yeni yapı yapmamaya özen gösteriyoruz.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Kapadokya_Bolge_Muzesi_2_1728371504.jpg" data-image="yz8by6bd86cj" alt="Kapadokya Bölge Müzesi" title="Kapadokya Bölge Müzesi" width="683.7777777777777" height="362" style="width: 683.778px; height: 362px;"><figcaption>Kapadokya Bölge Müzesi</figcaption></figure>
<p>Her zaman söylediğim gibi, en sürdürülebilir yapı hiç yapılmamış olandır. İşverenler bazen bu konuda aynı fikirde olmasak da aslında yapılmaması gereken durumlar var. Mimarlık genellikle, bir işverenin bir proje tarif edip, mimarın da bunu gerçekleştirdiği bir süreç olarak görülüyor. Ancak gerçekte, mimar masanın diğer tarafında yer alıyor ve işi yapma ya da yapmama konusunda inisiyatif kullanabilir. Bu eşleşmeler, karakterlere ve insanlara göre değişiyor. İkili ilişkilerde olduğu gibi, herkes herkesle uyum sağlayamıyor. Herkesin uyduğu bir mimar ya da mimarlık tarzı var. Aynı şekilde, her işverene uygun bir yaklaşım bulunuyor. Sonuç olarak, uyum sağlamıyorsak, o iş burada bitiyor. Bence bu konular genellikle yüzeysel bir şekilde ele alınıyor ve toplumsal olarak yeterince değer görmüyor. Sürdürülebilirlik gibi konular, pek çok kişinin ilgisini çekmiyor. Türkiye’nin öncelikli olarak daha temel aşamaları geçmesi gereken konular var. Maslow’un ihtiyaçlar piramidinde olduğu gibi, önce hayatta kalma, barınma ve temel ihtiyaçlar sağlanmalı. Sürdürülebilirlik gibi konular ise, daha üst seviyelerde yer alıyor ve bu yüzden birçok insan için öncelikli değil. Bu nedenle, barınma gibi acil ihtiyaçlar, daha öncelikli bir öneme sahip. Aslında sürdürülebilirlik ve sosyal konut gibi konular, temel ihtiyaçlar arasında yer almalı. Ancak, Türkiye’de yaşam mücadelesi ve günü kurtarma daha ön planda olduğu için, bu tür konular genellikle arka planda kalıyor. Bu yüzden, bu ihtiyaçların temel düzeyde ve öncelikli olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Troya_Muzesi__1728371529.jpg" data-image="e5afj4t79dpb" alt="Troya Müzesi" title="Troya Müzesi"><figcaption>Troya Müzesi</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Malzeme tercihlerinizi nasıl yapıyorsunuz? Ülkemizin yapı malzeme sektörü hakkındaki değerlendirmeniz nedir? Hayalinizdeki her malzemeyi bulabiliyor musunuz? Çevreye duyarlı malzemeler konusundaki düşünceleriniz nelerdir?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Ben genelde hiç olmayan bir malzemeyi hayal etmek yerine, gittiğim yerlerde mevcut olan yerel malzemeleri kullanmayı önemsiyorum. Böylece hem kültürel sürekliliği hem de yerel kaynakların verimli kullanılmasını destekliyorum. Mesela sertifikasyon sistemleriyle ilgili bazı sorunlar dikkatimi çekiyor. Örneğin, LEED sistemindeki 800 kilometre kuralı oldukça Amerikan odaklı bir yaklaşım. Bir malzeme 800 kilometre mesafeden geldiğinde ekstra puan alıyor. Ancak bu yaklaşım, Türkiye gibi büyük coğrafyalara sahip ülkelerde oldukça yetersiz kalır. Türkiye sınırları içinde 800 kilometre mesafeyi sağlamak kolay; bu yüzden sistemin yerel koşullara uyum sağlamadığını düşünüyorum. Sertifikasyon sistemlerinde genellikle check-list’lere odaklanılıyor. Bu yöntem bir binanın gerçekten sürdürülebilir olup olmadığını göz ardı ederek sadece kriterlerin karşılanmasına odaklanır. Bazı binaların sürdürülebilirlik standartlarını “başarıyla” tamamlamış gibi görünmesine neden olabiliyor, gerçek anlamda çevresel etkiler göz önünde bulundurulmuyor. Bu tür sistemlerin daha anlamlı ve yerel koşullara uygun bir şekilde yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Troya_Muzesi_2_1728371547.jpg" data-image="v2ng46ss3rpf" alt="Troya Müzesi" title="Troya Müzesi" width="676.5" height="369" style="width: 676.5px; height: 369px;"><figcaption>Troya Müzesi</figcaption></figure>
<p>Türkiye, yerel kaynaklı malzemeler açısından oldukça zengin bir ülke. Ancak bu zenginlik, malzemelerin yapı üzerindeki etkilerini ve kullanım biçimlerini yeterince yansıtılmıyor. Ustalık, detay çözümü ve Türkiye, yerel kaynaklı malzemeler açısından oldukça zengin bir ülke. Ancak bu zenginlik, malzemelerin yapı üzerindeki etkilerini ve kullanım biçimlerini yeterince yansıtılmıyor. Ustalık, detay çözümü ve malzemelerin yerinde doğru bir şekilde konulması gibi konularda sorunlar yaşanabiliyor. En basit malzemelerle de etkileyici yapılar inşa edilebiliyor. Çevremizdeki 300, 500, hatta 1000 yaşındaki yapılar, genellikle sıra dışı malzemeler kullanılarak inşa edilmemiş ancak bu yapılar ustalıkla ve doğru malzeme yerleşimiyle yapılmış. Asıl önemli olan malzemelerin nasıl kullanıldığıdır. Malzeme çeşitliliği tek başına yeterli değil ve her zaman daha iyi sonuçlar vermez. Bazen malzemeler, uygun şekilde kullanılmıyorsa bu da bir sorun olabilir. İmkanlar varken bazen malzemeleri kullanmamak da bir tercih ve bu da yapı tasarımının bir parçası olabilir.</p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>TEKNOLOJİ BAZI İŞLERİ KESİNLİKLE KOLAYLAŞTIRIYOR VE BAZI DEĞİŞİKLİKLER SAĞLIYOR AMA BU DEĞİŞİM GENELLİKLE TEMEL İŞ YAPMA BİÇİMİMİZİ ÇOK ETKİLEMİYOR. BİZ TASARIM YAPARKEN ÖZVERİYLE VE DETAYLARA DİKKAT EDEREK ÇALIŞIYORUZ.</strong></span></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Günümüzde teknolojinin de etkisiyle her şey çok hızlı değişiyor. Bazı meslekler önemini kaybetmeye başlarken yeni meslekler ortaya çıkıyor. Bu konuyla ilgili öngörünüz nedir? Gelecekte mimarlık nasıl bir dönüşüm geçirecek?</strong></span></p>
<p>Ben bu konuya biraz ters tarafından bakıyorum. Teknoloji gelişiyor ve biz mimarlar da bu teknolojiyi kullanıyoruz. Sonuçta teknoloji tasarım ve yapım süreçlerini kolaylaştırıyor. Ama bakınca mekanın özü, 300 yıl önceki gibi kalıyor. Ergonomik ihtiyaçlarımız değişmiyor. Ayrıca bence özgünlük, mimarlığın kovalaması gereken bir konu değil. Mimarlık binlerce yıllık kökleri olan bir disiplin. Dolayısıyla neyin özgün olduğu veya olmadığı hakkında tartışmak bence biraz tuhaf… Mimarlık, hem sanat hem de teknoloji içeren bir alan ama bence özgünlük, mimarlığın en arka plandaki konularından biri olmalı. Özgünlük bir mekanın sizi nasıl hissettirdiğiyle ilgili değil mi? Özgünlük yerine, mekanın fonksiyonelliği ve kullanıcıya sağladığı deneyim üzerine odaklanmak daha anlamlı.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Zonguldak_Magaralari_Ziyaretci_Merkezi__1728371564.jpg" data-image="fb4qla41jl60" alt="Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi" title="Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi" width="657.3333333333334" height="476" style="width: 657.333px; height: 476px;"><figcaption>Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Teknolojik gelişmelerin mimarlık mesleğine yansıması nasıl olacak? Özellikle son dönemde çok gündemde olan ‘Yapay Zekâ’ uygulamalarını mesleki anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Teknoloji bazı işleri kesinlikle kolaylaştırıyor ve bazı değişiklikler sağlıyor ama bu değişim genellikle temel iş yapma biçimimizi çok etkilemiyor. Biz tasarımı yaparken özveriyle ve detaylara dikkat ederek çalışıyoruz. Teknolojinin sunduğu kolaylıklar, bu yaklaşımımızın yerini almaz. Yapay zekanın bir mimarlığın, mekanın veya yapının sorumluluğunu tamamen üstlenmesi şu an için mümkün değil. Mimarlar işte bu yüzden varlar, çünkü insanın yaratıcılığı, vizyonu ve sorumluluk anlayışı bu süreçte kritik öneme sahip değil mi? Müşteriler, tasarımın sadece teknik bir üretim değil, aynı zamanda bir sorumluluk ve estetik anlayış işi olduğunu bilir. Bu yüzden biz sadece birer uygulayıcı değil, aynı zamanda sürecin ve sonuçların sorumlusuyuz. Hiçbir şey tam olarak aynı kalmıyor, ancak mekanın özündeki bazı temel unsurlar değişmeden kalabiliyor. Bugün yapay zeka bir mekan hayal edebiliyor, ama bu mekanlar, insanlardan gördüğü, insan yaratıcılığına dayalı imgelerden oluşuyor.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Zonguldak_Magaralari_Ziyaretci_Merkezi_2_1728371590.jpg" data-image="ykz40hq2py96" width="654.8235294117648" height="484" style="width: 654.824px; height: 484px;" alt="Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi" title="Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi"><figcaption>Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>BUGÜN YAPAY ZEKA BİR MEKAN HAYAL EDEBİLİYOR, AMA BU MEKANLAR, İNSANLARDAN GÖRDÜĞÜ, İNSAN YARATICILIĞINA DAYALI İMGELERDEN OLUŞUYOR</strong></span></p>
<hr>
<p>Yapay zekanın ürettiği şeyler, bizim daha önce ürettiğimiz ya da gördüğümüz şeylerin bir kombinasyonu… Gerçekten özgün ve daha önce hiç görmediğimiz bir şeyi hayal eden bir yapay zeka henüz görmedik. Bu benzer bir tartışma, sanatın yapay zeka tarafından üretilebilmesi üzerine de yansıdı. Şiir yazan, resim yapan bir yapay zekanın eserlerinin sanat olup olamayacağı sorusu, sanatı tanımlamakla ilgili büyük bir soru işareti. Sanat, genellikle insanların kendi kültürel ve tarihsel bağlamlarından ürettikleri objenin ifadesi değil mi? Eğer bir eser, insanlardan bağımsız olarak ve onların kültürel geçmişleriyle ilişkili değilse, bu eser sanat olarak değerlendirilebilir mi? Makinelerin ürettiği şeyler, eğer insanlar için anlamlı ve bağlamlı değilse, sanat olarak kabul edilmeyebilir.&nbsp;&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Konya_Sehir_Kutuphanesi__1728371614.jpg" data-image="qmxdenffki4x" width="688.8021201413427" height="363" style="width: 688.802px; height: 363px;" alt="Konya Şehir Kütüphanesi" title="Konya Şehir Kütüphanesi"><figcaption>Konya Şehir Kütüphanesi </figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Genç mimar adaylarına ne tavsiye edersiniz?</strong></span></span></p>
<p>Bence çok bakmak, çok gezmek ve çok görmek ve baktıkları şeyleri çok iyi, çok derinlemesine anlamaya gayret etmeleri gerekiyor. Çünkü zamanın küçük bir etkisi var: her şey çok hızlı. Artık insanların konsantrasyon düzeyleri çok düşük. Bu yüzden bakılan şeylerin arkasındaki anlamı kaydetmeye yeterince zaman ve emek harcanamıyor. Ama önümüzdeki dönemlerde jenerasyonları birbirlerinden ayırt edecek konu, bu derinliğin hangi katmanına kadar erişebildikleri olacak. Çünkü her şey çok yüzeyde kalacak ve bu derinlik büyük bir değer kazanacak. Eskiden zanaatkarlar pek değer görmüyordu, ama zamanla el emeğiyle üretilen her şey özel bir değer kazandı. Mimarlık da böyle bir iş; eskiden olduğu gibi hala biraz eski bir meslek… Sonuçta mimarlar olarak dört duvar, malzemeler, ışık ve destekleyici unsurlarla işin temelini oluşturuyoruz, aslında bu pek de karmaşık bir durum değil.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Konya_Sehir_Kutuphanesi_2_1728371627.jpg" data-image="i4yu80e4pnlw" width="705.7309941520467" height="431" style="width: 705.731px; height: 431px;" alt="Konya Şehir Kütüphanesi" title="Konya Şehir Kütüphanesi"><figcaption>Konya Şehir Kütüphanesi </figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>HER MALZEMİN KENDİ YERİNDE KULLANILDIĞI ALANLAR VAR. SEÇİM YAPARKEN SOSYAL VE EKONOMIK DURUMLAR DA ÖNEMLİ. ÇELİK YAPILAR BAZI ÜLKELERDE VE DURUMLARDA DAHA UYGUN OLABİLİRKEN, TÜRKİYE&#8217;DE MEVCUT KOŞULLARDA BETON YAPI KULLANIMI DAHA YAYGIN VE MALİYET AÇISINDAN DAHA UYGUN.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Son dönem projeleriniz veya tasarımlarınız nelerdir? Kısaca bilgi vermeniz mümkün müdür?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Konya’da mevcut yapıların dönüştürülmesiyle elde edilen büyük bir kentsel tasarım projesi ve bir meydan tasarımı üzerinde çalışıyoruz. Konya’da bir kütüphane ve Manisa’da Kurtuluş Savaşı’nda yaşanan bir yangının anlatıldığı bir müze inşa ediyoruz. Erzurum’da büyük bir kayak merkezi tasarlıyoruz. Çanakkale ve Bodrum’da ise farklı ölçek ve dokularda konut projeleri ve yerleşke odaklı işlerimiz bulunuyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Manisa_Kurtulus_Merkezi__1728371648.jpg" data-image="tolgtlv6yhe0" width="685.630081300813" height="305" style="width: 685.63px; height: 305px;" alt="Manisa Kurtuluş Merkezi" title="Manisa Kurtuluş Merkezi"><figcaption>Manisa Kurtuluş Merkezi</figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Deprem için konutlarda çelik yapı mı daha güvenli sizce?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Her malzemenin kendi yerinde kullanıldığı alanlar var. Seçim yaparken sosyal ve ekonomik durumlar da önemli. Çelik yapılar bazı ülkelerde ve durumlarda daha uygun olabilirken, Türkiye’de mevcut koşullarda beton yapı kullanımı daha yaygın ve maliyet açısından daha uygun. Özellikle sosyal konut projelerinde, düşük gelirli aileler için devletin desteklediği projelerde beton, çeliğe göre çok daha ekonomik bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Çelik yapılar maliyet açısından Türkiye’de pratik olmayabilir çünkü çelik, betonun neredeyse iki katı kadar pahalı. Bu durumun zamanla değişmesi mümkün olabilir. Eğer gelecekte ekonomik koşullar değişir ve çelik yapıların maliyeti düşerse, bu tür yapılar daha ekonomik hale gelebilir. Ekonomiyi belirleyen faktörler arasında malzemelerin üretim biçimleri, kullanım alışkanlıkları, ustalık ve işçilik gibi konularda çok önemli rol oynuyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Manisa_Kurtulus_Merkezi_2_1728371663.jpg" data-image="i1capiwobryw" width="711.2863849765258" height="272" style="width: 711.286px; height: 272px;" alt="Manisa Kurtuluş Merkezi" title="Manisa Kurtuluş Merkezi"><figcaption>Manisa Kurtuluş Merkezi</figcaption></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/tarihi-ve-kulturel-oneme-sahip-mekanlar-tasarliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
