<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>sürdürülebilir şehircilik &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/tag/surdurulebilir-sehircilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 22:09:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>sürdürülebilir şehircilik &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sürdürülebilir Şehircilik için Stratejik  Adım</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[imar hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[İmar Hakkı Transferi Düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir şehircilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/</guid>

					<description><![CDATA[İmar Hakkı Transferi Düzenlemesi sayesinde arsa sahiplerinin kayba uğrayan, kullanamadığı imar hakları artık taşınabilecek. ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Emre Ilıcalı yorumladı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Dr.Emre_Ilicali_Gorsel1_1759410838.jpg" data-image="z72edgn0ef1n" width="471.79391891891896" height="389" style="width: 471.794px; height: 389px;"></figure>
<p>Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK), gündemdeki imar hakkı transferi düzenlemesine ilişkin görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Emre Ilıcalı, düzenlemenin doğru ve kontrollü uygulandığı takdirde hem şehirlerin sürdürülebilir büyümesi hem de çevresel, sosyal ve ekonomik dengelerin korunması açısından kritik bir rol oynayacağını vurguladı.</p>
<p>Ilıcalı, düzenlemenin en dikkat çekici yönünün imar konusunun artık sadece parsel bazlı değil, şehir ölçeğinde stratejik bir araç haline gelmesi olduğunu vurgularken, bu sayede ekolojik olarak korunması gereken bölgeler ile riskli alanların yoğunluktan arındırılabileceğini; gelişime uygun bölgelerin ise yatırım çekebileceğini ifade etti. Ilıcalı, “İstanbul’da altyapı yatırımlarının önemli bir kısmı, plansız yoğunlaşma nedeniyle öngörülenden önce yapılmak zorunda kalıyor. Yeni düzenleme, bu maliyet baskısını hafifletebilir. Ancak bunun için güçlü bir denetim mekanizması kurulmalı ve kamu yararı gözetilmelidir” dedi.</p>
<p><strong>‘Çok boyutlu faydalar sunabilir’</strong></p>
<p>İmar hakkı transferinin özellikle çevresel etkilerine dikkat çeken Dr. Ilıcalı, bu mekanizmanın su havzaları, kıyı alanları ve ormanlık bölgeler gibi ekolojik açıdan kritik alanların üzerindeki yapılaşma baskısını azaltacağını söyledi. Ayrıca, kentlerde ısı adası etkisinin azaltılmasına ve karbon yutaklarının korunmasına katkı sağlayacağını aktardı.</p>
<p>Altyapı açısından ise yoğunluk transferinin, belediye bütçelerinin daha verimli kullanılmasına olanak sağlayacağını belirten Ilıcalı, “Türkiye’de kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı İstanbul’da 6–7 metrekare civarında. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği minimum seviye ise 9 metrekare. Bu düzenleme, park ve rekreasyon alanlarının daha hızlı hayata geçirilmesini mümkün kılabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Emre Ilıcalı, imar hakkı transferinin sürdürülebilirlik açısından çok boyutlu faydalar sunduğunu belirterek farklı alanlara ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p>“Birincisi çevresel anlamda, tarım arazileri, ormanlar ve su havzaları üzerindeki yapılaşma baskısı azalacak, biyoçeşitlilik korunacak. İkinci olarak sosyal açıdan da; park, okul ve sağlık tesisi gibi kamusal alanlar daha kısa sürede topluma kazandırılabilecektir. Bunlara ek olarak bu uygulama geliştirilerek ileride yeni bir sürdürülebilirlik finansmanı aracı haline dönüşebilir”</p>
<p>Dr. Ilıcalı sözlerini şöyle tamamladı: “İmar hakkı transferi, doğru kurgulandığında ‘koruyan kazanır, kirleten öder’ ilkesini şehircilik düzeyinde hayata geçirir. Türkiye’de de şeffaflık ve kamu yararı öncelendiğinde, bu düzenleme sürdürülebilir şehirlerin inşasında önemli bir dönüm noktası olabilir.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/surdurulebilir-sehircilik-icin-stratejik-adim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Josephine Michau ile Sürdürülebilir Mimarlık Üzerine*…</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/josephine-michau-ile-surdurulebilir-mimarlik-uzerine/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/josephine-michau-ile-surdurulebilir-mimarlik-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Mimarlık Bienali Direktörü Josephine Michau]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlık röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[şehir planlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir şehircilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/josephine-michau-ile-surdurulebilir-mimarlik-uzerine/</guid>

					<description><![CDATA[Kopenhag Mimarlık Bienali Direktörü Josephine Michau, mimarlığın günümüzde iklim krizinden, sosyal adalet ve aktivizme kadar uzanan bir mücadele alanı olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/bienal11_1758699563.jpg" data-image="f6fcztgx4g5k"></figure>
<p><strong>Dilhan Hız / dilhan@ekoyapidergisi.org</strong></p>
<p><strong>Yeni düzenlediğiniz Bienal’in teması “Slow Down (Yavaşla)”. Bu temayı seçmenizin ardındaki temel düşünce nedir?</strong></p>
<p>Son yıllarda “Great Acceleration” dediğimiz dönemin günlük hayatlarımızda, şehirlerde, mimaride nasıl baskılar yarattığını gözlemledim. Nüfus artışı, enerji tüketimi, doğa kaynaklarının sürdürülemez kullanımı… Her şey daha hızlı, daha fazla, daha aşırı. Biz “yavaşlama” sağlamanın kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz. Sorun artık yavaşlamak isteyip istememek değil; nasıl yavaşlayacağımız. Mimarlığın, zaman, değer ve sorumluluk kavramlarını yeniden düşünmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Bienal’i önceki festivallerden ayıran en önemli farklar nelerdir?</strong></p>
<p>Öncelikle süreyi uzatıyoruz: yıllık bir festivalden bienale geçerek, meselelerle daha derin ve sürekli olarak uğraşma şansımız oldu. Yerel bağlamla olan ilişkiyi sıkılaştırmak istiyoruz -Kopenhag’ın yapılı çevresi, sosyal dokusu- ama aynı zamanda uluslararası aktörlerle, disiplinlerle de ilişkiler kurmak gerekiyor. Ayrıca kapsam çok daha geniş: mimarlar değil, şehir halkı, politikacılar, sosyologlar, antropologlar gibi farklı alanlarda çalışanlar da dahil. Bu etkinlik sadece bir mimari gösteri değil; toplumsal ve ekolojik krizlerin mimarlık tarafından ne ölçüde üstlenilebileceğinin sorgulanması.</p>
<p><strong>Mimarlığın sürdürülebilirlik, biyolojik çeşitlilik kaybı ve kaynak israfı gibi krizlerle başa çıkmasında bienal aracılığıyla somut olarak ne gibi değişimleri öngörüyorsunuz?</strong></p>
<p>Bienal’in pratik bileşeni çok önemli. Örneğin “Slow Pavilions” adı verilen, geri dönüştürülmüş malzemeden yapılmış, etkinlik sonrası parçalarının yeniden kullanılacağı pavyonlar oluşturduk. “Inside Out, Downside Up” gibi örnekler, mimari üretimin kalıcı izler bırakmayan, daha hafif, daha düşünülmüş yaklaşımlar sunuyor. Yani teorik tartışmaların ötesine geçip nasıl yapı yaparız, malzemeyi nasıl seçeriz, şehir planlamasında hangi kararlar alınmalı gibi somut önerileri üretmek istiyoruz.</p>
<p><strong>Bu değişimler için mimarlık sektörü dışında kimlerin dahil olması gerekiyor?</strong></p>
<p>Herkes. Yapı sektörü, kesinlikle önemli bir sorumlu; sera gazı emisyonlarının, atık üretimin ve biyoçeşitlilik kaybının büyük kısmı buradan geliyor. Ama mesele sadece bunlarla sınırlı değil. Politikacılar, hukukçular, finans sektörü, kamu sağlığı ile ilgili uzmanlar, mahalle sakinleri—her paydaştan ses almak gerekiyor. Mimarlığı yalnızca teknik bir meslek olarak görmek yerine kültürel bir güç olarak ele almalıyız; şehirleri ve çevremizi kuran, sürdüren bir güç.</p>
<p><strong>Bienal sonrası için hedefleriniz neler? Bu iyi niyet önerilerini gerçeğe dönüştürmek mümkün mü?</strong></p>
<p>Bienal sadece bir başlangıç. Etkinliklerin, sergilerin, tartışmaların ardından önerilerin takipçisi olacağız. Kanun yapıcılarla işbirliği, politika önerileri oluşturma gibi adımlar planlıyoruz. Kopenhag’ın politik kültürünün karar mercilerine erişimdeki açıklığı buna el veriyor. Ayrıca bu yaklaşımı başka şehirlerde de model olarak yaygınlaştırmak istiyoruz. Mimarlıkta hızın değil, kalıcılığın ve bilincin değer kazandığı bir döneme geçmek mümkün bence.</p>
<p><strong>Son olarak, “aktivizm” kavramını mimarlık çerçevesinde kullanırken ne demek istiyorsunuz?</strong></p>
<p>Aktivizm deyince aklıma ilk gelen sert çatışma değil; yavaş ama sürekli bir itki. Biz “yumuşak aktivistler” olmaya çalışıyoruz -radikal önerileri küçümsemeden; ama aynı zamanda pratik adımları, gündelik etkileri de önemsiyoruz. Mimarlık, sokakta, evlerde, malzeme seçiminde, şehir planlamasında bir fark yaratabilir. Aktivizm, büyük ideallerin sadece bildirgeyle kalmayıp yaşayan projelere dönüşmesi demek.</p>
<p><strong>*</strong>Bu
röportaj Dezeen’de Cajsa Carlson imzasıyla yayınlanmıştır. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/josephine-michau-ile-surdurulebilir-mimarlik-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
