<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Sürdürülebilir &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/tag/surdurulebilir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 22:09:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>Sürdürülebilir &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kastamonu Entegre&#8217;den Türkiye&#8217;de Bir İlk Pureboard</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/kastamonu-entegre-den-turkiye-de-bir-ilk-pureboard/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/kastamonu-entegre-den-turkiye-de-bir-ilk-pureboard/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 May 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İŞ BİRLİĞİ İÇERİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜRÜN]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Dostu]]></category>
		<category><![CDATA[geri dönüştürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu Entegre]]></category>
		<category><![CDATA[PureBoard]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[yonga levha]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/kastamonu-entegre-den-turkiye-de-bir-ilk-pureboard/</guid>

					<description><![CDATA[Kastamonu Entegre’nin çevresel sürdürülebilirliği ön planda tutarak geliştirdiği PureBoard, doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lider, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, çevre dostu ve sürdürülebilir ürün geliştirme anlayışını bir adım öteye taşıyor. Şirket, ekotasarım yaklaşımının bir örneği olarak Türkiye’de ilk kez %100 biyo bazlı tutkallarla üretilmiş yonga levha PureBoard’u geliştirerek yaşam alanlarında bir dönüşüm başlatıyor. Formaldehit içermeyen (NAF) yapısı ve biyo-bazlı tutkal teknolojisiyle öne çıkan %100 geri dönüştürülebilir bu yenilikçi ürün, çevreye ve insan sağlığına duyarlı yapısıyla dikkat çekiyor.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/KASTAMONU_ENTEGRE_PUREBOARD_1748418542.jpg" data-image="jx1qhu5utkpb" alt="KASTAMONU ENTEGRE PUREBOARD" title="KASTAMONU ENTEGRE PUREBOARD"></figure>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>PureBoard, iklim değişikliğiyle mücadelede etkin rol oynuyor&nbsp;</strong></span></p>
<p>Kastamonu Entegre’nin çevresel sürdürülebilirliği ön planda tutarak geliştirdiği PureBoard, fosil kaynak kullanımını azaltarak doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyor. Üretimde kullanılan yüzde 100 biyo bazlı tutkallar, düşük karbon ayak iziyle, iklim değişikliğiyle mücadelede etkili bir rol oynuyor. Döngüsel ekonomiyi destekleyen bu yenilikçi yonga levha, çevreye duyarlı ve sağlıklı yaşamı tercih edenler için ideal bir seçenek sunuyor.&nbsp;</p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>KASTAMONU ENTEGRE, ÇEVRE DOSTU VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRÜN GELİŞTİRRME ANLAYIŞINI BIR ADIM ÖTEYE TAŞIYOR. ŞİRKET, EKOTASARIM YAKLAŞIMININ BİR ÖRNEĞİ OLARAK TÜRKİYE&#8217;DE İLK KEZ %100 BİYO BAZLI TUTKALLARLA ÜRETİLMİŞ YONGA LEVHA PUREBOARD’U GELİŞTİREREK YAŞAM ALANLARINDA BİR DÖNÜŞÜM BAŞLATIYOR.</strong></span></p>
<hr>
<p>Üretim sürecinde formaldehit kullanılmadığını ve doğal ahşap emisyon seviyesine eşdeğer olduğunu gösteren NAF (No Added Formaldehyde) standardına sahip bu özel yonga levha, geleneksel levhalara kıyasla en düşük emisyon değerlerini sunarak iç mekân hava kalitesini iyileştiriyor. İçeriğinde bulunan yüzde 100 biyo bazlı tutkallar sayesinde geleneksel yonga levhalara kıyasla en düşük emisyon seviyesini sahip PureBoard, LEED derecelendirmelerini artırmaya katkıda bulunuyor ve çevre dostu malzeme kullanımı açısından güçlü bir seçenek oluşturuyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/KASTAMONU_ENTEGRE_PUREBOARD_2_1748418570.jpg" data-image="gzxadq429y8j" alt="KASTAMONU ENTEGRE PUREBOARD" title="KASTAMONU ENTEGRE PUREBOARD"></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Mobilya ve iç mekân tasarımında sürdürülebilir, sağlıklı ve fonksiyonel çözümler sunan PureBoard, döngüsel çözümlere ve biyo bazlı ürünlere odaklanarak sektörde yeni bir standart belirliyor.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>Her ihtiyaca uygun yenilikçi çözümler</strong></span></p>
<p>Mobilya üretimi, iç mekân dekorasyonu ve mağaza tasarımları gibi pek çok alanda sürdürülebilirlik gereksinimlerini karşılayan PureBoard, farklı ihtiyaçlara uygun olarak zımparalanmış veya her iki tarafı melamin kaplı dekoratif yüzey seçenekleriyle sunuluyor. Ham yonga levha olarak üretilen PureBoard YL (Yonga levha), kuru alanlarda yük taşımayan uygulamalar için ideal bir seçenek sunarken, melamin kaplı yonga levha olarak üretilen PureBoard MFC farklı dekor ve yüzey seçenekleriyle estetik ihtiyaçlara cevap veriyor.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/KASTAMONU_ENTEGRE_PUREBOARD_3_1748418580.jpg" data-image="5665akrra64d" alt="KASTAMONU ENTEGRE PUREBOARD" title="KASTAMONU ENTEGRE PUREBOARD"></figure>
<p>Kolay işlenebilir yapısı ve pratik montaj avantajı ile öne çıkan PureBoard, 12 ile 25 mm arasında değişen kalınlıklarda üretilebiliyor. Mobilya ve iç mekân tasarımında sürdürülebilir, sağlıklı ve fonksiyonel çözümler sunan PureBoard, döngüsel çözümlere ve biyo bazlı ürünlere odaklanarak sektörde yeni bir standart belirliyor. Bu yaklaşımıyla Kastamonu Entegre, çevre dostu üretim anlayışını ön planda tutarken, sektörün geleceğine de yön veriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/kastamonu-entegre-den-turkiye-de-bir-ilk-pureboard/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saint-Gobain Sürdürülebilir Gelecek İçin Yenilikçi Çözümler</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/saint-gobain-surdurulebilir-gelecek-icin-yenilikci-cozumler/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/saint-gobain-surdurulebilir-gelecek-icin-yenilikci-cozumler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Hafif İnşaat]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Saint-Gobain]]></category>
		<category><![CDATA[Saint-Gobain Kurumsal Çözümler ve Projeler Direktörü Erdinç Şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Gelecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/saint-gobain-surdurulebilir-gelecek-icin-yenilikci-cozumler/</guid>

					<description><![CDATA[İnşaat sektörünün en güvenilir iş ortaklarından biri olan Saint-Gobain, yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilirlik odaklı çözümleriyle fark yaratıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Saint-Gobain, inşaat sektörüne sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı bir vizyon kazandırarak, yapı profesyonellerine en ileri teknolojiyle geliştirilmiş ürün ve hizmetler sunuyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Saint-Gobain_Kurumsal_Cozumler_ve_Projeler_Direktoru_Erdinc_Simsek_1742543915.jpg" data-image="o7ih23ukpil7" alt="Saint-Gobain Kurumsal Çözümler ve Projeler Direktörü Erdinç Şimşek" title="Saint-Gobain Kurumsal Çözümler ve Projeler Direktörü Erdinç Şimşek"><figcaption>Saint-Gobain Kurumsal Çözümler ve Projeler Direktörü Erdinç Şimşek</figcaption></figure>
<p>Sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünya çapında lider olan Saint-Gobain, inovasyon odaklı yaklaşımı ve geniş ürün yelpazesiyle yapı sektöründe fark yaratmaya devam ediyor. Saint-Gobain alanında 360 yıllık köklü geçmişi ile yalnızca bir malzeme üreticisi değil, aynı zamanda sürdürülebilir çözümler sunan güçlü bir iş ortağı olarak konumlanıyor. Saint-Gobain, Türkiye’de Weber, Chryso, Vetrotech, Ecophone, Saint-Gobain Glass ve Saint-Gobain Aşındırıcılar gibi markalarının yanı sıra İzocam ve Dalsan ile güçlü ortaklıklara sahip olup, toplamda 14 marka ile faaliyet gösteriyor. Çevresel ve toplumsal sorumluluklarını ön planda tutan şirket, çevre dostu üretim süreçleri ve sosyal sorumluluk projeleriyle dikkat çekiyor.</p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>Saint-Gobain: Geleceği Şekillendiren Proaktif Çözümler</strong></span></p>
<p>İnşaat sektörünün en güvenilir iş ortaklarından biri olan Saint-Gobain, yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilirlik odaklı çözümleriyle fark yaratıyor. Şirket, projelerde maksimum verimlilik sağlamak amacıyla geliştirdiği proaktif çözümlerle hem zamandan hem de maliyetlerden tasarruf sunuyor.</p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>SAINT-GOBAIN, SEKTÖRDE YALNIZCA BİR TEDARİKÇİ OLMANIN ÖTESİNE GEÇEREK, MÜŞTERİLERİ İÇİN GERÇEK BİR ÇÖZÜM ORTAĞI HALİNE GELİYOR.</strong></span></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>Verimlilik ve Tasarrufu Ön Plana Çıkaran Çözümler&nbsp;</strong></span></p>
<p>Saint-Gobain Kurumsal Çözümler ve Projeler Direktörü Erdinç Şimşek, markanın sektöre kattığı değeri ve inovasyon odaklı yaklaşımını, şöyle özetliyor, “Geniş ürün portföyümüz ve teknolojik üstünlüğümüz sayesinde her türlü ihtiyaca yanıt veriyoruz. Performans odaklı ve dayanıklı ürünlerimiz ile projelere yüksek verimlilik sağlarken iş gücü ve maliyet avantajı da sunuyoruz.” Şirketin inşaat sektöründe çözüm üreten rolüne de dikkat çeken Şimşek,” Saint-Gobain yalnızca ürün sunan bir marka değil, aynı zamanda paydaşlarımız için özel çözümler üreten bir iş ortağıyız. Geniş ürün portföyümüz ve teknolojik üstünlüğümüz sayesinde her türlü ihtiyaca yanıt veriyoruz.”&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/SAINT-GOBAIN_1742543933.jpg" data-image="litc83uhdw4m" alt="Saint-Gobain" title="Saint-Gobain"></figure>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>Satış Sonrası Destekte Güçlü Yaklaşım&nbsp;</strong></span></p>
<p>Saint-Gobain, sunduğu ürün ve hizmetlerin yanı sıra güçlü satış sonrası desteğiyle de fark yaratıyor. Müşteri memnuniyetini merkeze alan şirket, her aşamada çözüm ortağı olarak projelere katkı sağlıyor. Erdinç Şimşek, bu konudaki yaklaşımlarını şöyle anlatıyor: “Bizim için satış, müşterilerimizle uzun vadeli bir yolculuğun başlangıcıdır. Uzman ekibimiz, düzenli ziyaretlerle müşterilerimizin ihtiyaçlarını analiz ederek en uygun ve sürdürülebilir çözümleri sunuyor. Böylece hem projelere ekonomik katkı sağlıyor hem de çevresel etkileri minimize ediyoruz.” Bu yaklaşım sayesinde Saint-Gobain, sektörde yalnızca bir tedarikçi olmanın ötesine geçerek, müşterileri için gerçek bir çözüm ortağı haline geliyor. Şirketin satış sonrası sunduğu kapsamlı destek, projelerde verimliliği ve başarıyı artırmayı hedefliyor.</p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>Her Projeye Değer Katan Yenilikçi Çözümler</strong></span></p>
<p>Saint-Gobain, inşaat sektörüne sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı bir vizyon kazandırarak, yapı profesyonellerine en ileri teknolojiyle geliştirilmiş ürün ve hizmetler sunuyor. Geniş ürün portföyü sayesinde yalnızca şantiyelerde verimlilik sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda çevre dostu üretim süreçleriyle sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunuyor.</p>
<p>Erdinç Şimşek, şirketin yenilikçi vizyonunu özetliyor şu sözlerle özetliyor “Her projeye özel çözümler geliştirerek müşterilerimizin beklentilerini aşmayı hedefliyoruz. Ürün ve hizmetlerimizle ekonomik avantaj sağlarken, aynı zamanda çevresel sorumluluğu da ön planda tutuyoruz. İş ortaklarımızın projelerinde fark yaratmalarına katkı sağlamak en büyük motivasyon kaynağımız.” Saint-Gobain, güvenilir bir çözüm ortağı olarak performans odaklı ürünleriyle şantiyelerde iş gücü, zaman ve bütçe yönetimini optimize ederken, sürdürülebilir bir gelecek için kararlılıkla çalışmaya devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/saint-gobain-surdurulebilir-gelecek-icin-yenilikci-cozumler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağır İnşaat Yöntemlerine Alternatif Çözüm Olarak Hafif İnşaatı Öneriyoruz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/agir-insaat-yontemlerine-alternatif-cozum-olarak-hafif-insaati-oneriyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/agir-insaat-yontemlerine-alternatif-cozum-olarak-hafif-insaati-oneriyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jul 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hafif İnşaat]]></category>
		<category><![CDATA[Saint-Gobain]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir İnşaat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/agir-insaat-yontemlerine-alternatif-cozum-olarak-hafif-insaati-oneriyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[Yakın zamanda, Saint-Gobain’in Türkiye Pazarlama Direktörü Aslı Çelik ile kapsamlı bir röportaj yaptık. Bu söyleşi kapsamında, Saint-Gobain'in sürdürülebilirlik yaklaşımlarını ve gelecek planlarını ele aldık.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Vizyonumuzda da yer alan sürdürülebilir ve hafif inşaat, binaları daha hafif ve esnek malzemeler kullanarak inşa etmeyi amaçlayan alternatif bir yöntemdir. Hafif inşaat teknikleri, daha az malzeme ve iş gücü kullanarak daha hızlı, daha verimli ve yapı ekonomisi planlanmış binalar inşa etmeyi de mümkün kılar.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Saint-Gobainin_Turkiye_Pazarlama_Direktoru_Asli_Celik_1720768168.jpg" data-image="0r5d3qswm9jg" alt="Saint-Gobain’in Türkiye Pazarlama Direktörü Aslı Çelik" title="Saint-Gobain’in Türkiye Pazarlama Direktörü Aslı Çelik"><figcaption>Saint-Gobain’in Türkiye Pazarlama Direktörü Aslı Çelik</figcaption></figure>
<p>2019 yılında, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi kapsamında, 2050 yılı için net sıfır karbon olma taahhüdü veren, hem yatırım hem üretim süreçlerinde sürdürülebilir iş yapış biçimini merkeze alan Saint-Gobain’in Türkiye Pazarlama Direktörü Aslı Çelik ile bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilir yapılar, günümüz inşaat sektöründe önemli bir konu Saint-Gobain Türkiye’nin sürdürülebilir yapı konusundaki yaklaşımından bahseder misiniz? </strong></span></p>
<p>Saint-Gobain Türkiye olarak detaylandırmadan önce Saint-Gobain Grubu’nun tüm faaliyetlerindeki ana odak noktası sürdürülebilir yapılar diyebilirim. Özellikle, inşaat sektöründe karbon emisyonlarının azaltılması, sorumlu kaynak kullanımı ve hızlı kentleşmenin yol açabileceği kalıtsal sorunlara çözüm sağlayabilmek için verdiği mücadele büyük önem taşıyor. Çünkü biliyorsunuz, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın yayınladığı rapora göre karbon emisyonlarının yüzde 37’si binalardan ve inşaat sektöründen kaynaklanıyor. Bu durumda içinde inşaat sektörünün çabaları olmadan sürdürülebilir bir gelecek yaratmak mümkün görünmüyor. Saint-Gobain 2019 yılında, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi kapsamında, 2050 yılı için net sıfır karbon olma taahhüdü verdi. Bu önemli bir adım. Dolayısı ile hem yatırım hem üretim süreçlerimizde alınan tüm kararlarda sürdürülebilirlik iş yapış biçimimizi belirlerken, müşterilerimize özel sürdürülebilir çözümler sunmak da stratejik hedefimizin bir parçası olarak tanımlanıyor. Yani sadece üretim süreçlerimizde kullandığımız kaynakların, enerjinin verimliliği gözetmekle kalmıyor, binaların da yaşam ömrü boyunca ihtiyaç duyacağı kaynakları minimumda tutmak için yenilikçi çözümler üretiyoruz.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Saint_Gobain_mimari_cozumleri_1720768181.jpg" data-image="18k6bl802klf" alt="Saint-Gobain mimari çözünleri" title="Saint-Gobain mimari çözünleri"></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>SAINT-GOBAIN GRUBU’NUN TÜM FAALİYETLERİNDEKİ ANA ODAK NOKTASI SÜRDÜRÜLEBİLİR YAPILAR DİYEBİLİRİM. ÖZELLİKLE, İNŞAAT SEKTÖRÜNDE KARBON EMİSYONLARININ AZALTILMASI, SORUMLU KAYNAK KULLANIMI VE HIZLI KENTLEŞMENİN YOL AÇABİLECEĞİ KALITSAL SORUNLARA ÇÖZÜM SAĞLAYABİLMEK İÇİN VERDİĞİ MÜCADELE BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Yenilikçi çözümlerinizi biraz daha detaylandırabilir miyiz? Ne gibi çözümlerden bahsediyoruz? </strong></span></p>
<p>Vizyonumuzda da yer alan sürdürülebilir ve hafif inşaat, binaları daha hafif ve esnek malzemeler kullanarak inşa etmeyi amaçlayan alternatif bir yöntemdir. Hafif inşaat teknikleri, daha az malzeme ve işgücü kullanarak daha hızlı, daha verimli ve yapı ekonomisi planlanmış binalar inşa etmeyi de mümkün kılar. Bu nedenle alışılagelmiş geleneksel ağır inşaat yöntemlerine alternatif çözüm olarak hafif inşaatı öneriyoruz. Bu yöntem bugün küresel sorunlara çözüm olabilecek bir yaklaşım. Daha az karbon emisyonu, sorumlu kaynak kullanımı, malzemelerin geri dönüştürülebilmesi, daha fazla konfor, daha kısa inşaat süresi gibi avantajlar sağlayabiliyor. Ve şu an grup satışlarımızın yüzde 72’sini sürdürülebilir çözümler oluşturuyor. 75 ülkede faaliyet gösteren bir yapıyı düşündüğünüz zaman bu oran çok büyük bir satış hacmini temsil ediyor. Bu nedenle rahatlıkla diyebilirim ki bu yapı, sürdürülebilir geleceğin inşasında kilit rol oynuyor.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Sürdürülebilir inşaat yöntemlerini pazara anlatırken pazarlama faaliyetlerinizde nasıl bir yol izlediniz? </strong></span></p>
<p>Bu, sektörel farkındalık yaratılması gereken çok önemli bir konu. Mimarlar, danışmanlar, akademisyenler, öğrenciler, proje mühendisleri, müteahhit firmalar gibi birçok paydaşı var. Biz 2023 yılında farkındalık faaliyetlerimize ilk olarak projelerin çizim aşamasında karar verici olan mimarları ve geleceğin yapılarını tasarlayacak olan mimarlık öğrencilerini ele alarak başladık. ‘Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat İçin Mimari Çözümler’ etkinlik serisini hayata geçirdik. Türkiye’nin en büyük 3 ilinde gerçekleştirdiğimiz lansman yemekleri sonrası ekiplerimiz katı lımcı mimari ofisleri tek tek ziyaret etti. Birçok projeye özel, çözüm detay çizimleri yaptık. Yine ilham veren Türkiye’nin önde gelen mimarları ile çevrim içi ‘Sürdürülebilir İnşaat için Mimari Çözümler’ panelleri düzenleyerek daha genç mimarlara ulaşmayı hedefledik. Spesifikasyon ekibimiz üniversiteleri ve bazı devlet kurumlarını ziyaret ederek seminerler düzenledi. Birçok derneğin sürdürülebilir gelecek üzerine gerçekleştirdiği etkinliklerde rol aldık ve sponsor olduk. Konu ile ilgili referans kaynak olması adına Fransa ekibinin üzerinde çalıştığı Sürdürülebilir Geleceği İnşa Etme “Constructing A Sustainable Future” portalını adres gösterdik. Konu ile ilgili web sitemizde bir blog sayfası oluşturduk. Bu sayfada hafif inşaattan başlayarak tüm inşa süreçlerine, enerji, su, atık yönetimine kadar birçok konu hakkında bilgi veren içerikleri ve araştırmaları yayınladık. Yayınlamaya devam ediyoruz. Asıl meselemiz dediğim gibi sektörün sürdürülebilir dönüşümüne referans nokta olmaktır. Bu sene konu ile ilgili faaliyetlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. İnanın şimdiden sektörden çok güzel geri dönüşler alıyoruz.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Saint_Gobain__1720768217.jpg" data-image="wgm582stk4yf" alt="Saint-Gobain" title="Saint-Gobain"></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>FRANSA EKİBİNİN ÜZERİNDE ÇALIŞTIĞI SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEĞİ İNŞA ETME “CONSTRUCTING A SUSTAINABLE FUTURE” PORTALINI ADRES GÖSTERDİK. KONU İLE İLGİLİ WEB SİTEMİZDE BİR BLOG SAYFASI OLUŞTURDUK. BU SAYFADA HAFİF İNŞAATTAN BAŞLAYARAK TÜM İNŞA SÜREÇLERİNE, ENERJİ, SU, ATIK YÖNETİMİNE KADAR BİRÇOK KONU HAKKINDA BİLGİ VEREN İÇERİKLERİ VE ARAŞTIRMALARI YAYINLADIK.</strong></span></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Bahsettiğiniz “Sürdürülebilir İnşaat İçin Mimari Çözümler” etkinlik serisinin içeriğinden bahsedebilir miyiz? </strong></span></p>
<p>Tabii, etkinliklerde mimarların disiplinler arası ve kolektif çalışmayla sürdürülebilir bir geleceğe nasıl katkı sağlayabileceklerini tartışıyoruz. İşverenle ve diğer paydaşlarla iletişimde özellikle sürdürülebilirlik konusunda nasıl bir bilinç oluşturulabileceği, hafif inşaat sistemlerinin avantajları ve bu sistemlerin yapılı çevrenin gelişmesinde nasıl değerlendirilebileceğini ele alıyoruz. İnovasyon ve estetik değerleri bir araya getirerek çözümlerimize tüm paydaşlarımızı orta ediyoruz. Bilgi ve deneyim paylaşımının sürekli devam ederek inşaat sektöründe sürdürülebilirlik ve çevre dostu uygulamaların yaygınlaşmasına ve benimsenmesine katkı sağlayacağına eminiz. Son olarak şunu söyleyebilirim ki, biz Saint-Gobain olarak, faaliyetlerimiz ve sosyal sorumluluk projelerimiz ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin birçoğuna dokunacak aksiyonlar alıyoruz. Hem kendi faaliyetlerimizde hem de sektörün bilinçlenmesine destek vermeye ve sürdürülebilir bir geleceğe değer katan çalışmaları iş birliği içerisinde yapmaya devam edeceğiz. Faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda pozitif etkimizi artırmaya kararlıyız. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/agir-insaat-yontemlerine-alternatif-cozum-olarak-hafif-insaati-oneriyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Projelerimizi Sertifika Alabilecek Standartlarda Planlıyoruz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/projelerimizi-sertifika-alabilecek-standartlarda-planlaniyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/projelerimizi-sertifika-alabilecek-standartlarda-planlaniyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jul 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Avcı Architects]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/projelerimizi-sertifika-alabilecek-standartlarda-planlaniyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[Avcı Architects kurucusu Selçuk Avcı ile kariyer yolculuğu ve mimarlık üzerine derin bir söyleşi gerçekleştirdik. Sözleşimizin sponsoru VELUX oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Avcı Architects’in tasarladığı herhangi bir bina minimum LEED Gold seviyesini zaten sağlıyor, çünkü bir cepheyi tasarlarken katmanları, oryantasyonu, mevsimsel ve coğrafi etkileri dikkate almaksızın yapamıyoruz, başka türlüsü bizim için mümkün değil.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Selcuk_Avci__1720510200.jpg" data-image="vug6cyvopfgo" alt="Selçuk Avcı" title="Selçuk Avcı"><figcaption>Selçuk Avcı</figcaption></figure>
<p>Uzun yıllar yurt dışında yaşayan ve İngiltere’nin yanı sıra birçok ülkeye değerli yapılar kazandıran, 2007 yılında ülkesinde Londra ofisinin şubesini açan sürdürülebilir mimarlık konusunun Türkiye’de gündeme gelmesinde ve gelişmesinde önemli katkıları olan değerli mimarımız Avcı Architects kurucusu Selçuk Avcı ile kariyer yolculuğu ve mimarlık üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik. </p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Türkiye’de mimarlık ve yapı sektörü sizi yakından tanıyor. Ancak Selçuk Avcı’nın kariyer yolculuğunu kısaca bir de sizden dinlemek isteriz. </strong></span></p>
<p>Tasarıma hep ilgi duydum ve bu ilgimi mühendislik ile karşılayacağımı düşünerek Bath Üniversitesi’nde elektrik mühendisliği okumayı tercih ettim ancak çok kısa sürede istediğimin bu olmadığını fark ederek 1979 yılında aynı üniversitede entegre tasarım ağırlıklı Bina Mühendisliği ve Mimarlık isimli yeni açılan bölüme yatay geçiş yaptım. Yaklaşık sekiz sene süren üniversite eğitimimden sonra kariyerime ve hayatıma, daha fazla uluslararası tecrübe edinebileceğim Londra’da devam etmeye karar verdim ve dünyanın en büyük mühendislik firmalarından Arup’ta işe başladım. Yeni mezun bir genç olarak oldukça büyük projelerde önemli görevler üstlendim. 1989 yılında henüz Arup’ta çalışıyorken kendi ofisimi açmaya karar vermiştim.&nbsp;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Turkiye_Muteahhitler_Birligi_Merkez_Binasi_2_1720510241.jpg" data-image="3jedyu4iflqb" alt="Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası" title="Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası"><figcaption>Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası</figcaption></figure>
<p>Kendime güvenim ve tecrübem vardı ve sonunda eşimle (Sanja Jurca Avcı) Avcı &#038; Jurca Architects isimli mimarlık ofisimizi açtık. Bir süre sonra ofisimiz büyüdü, uluslararası projeler yapmaya ve tanınmaya başladık. O süreçte doğu ve güney Avrupa’da projeler hayata geçirdik. 2007 yılında Markus Lehto’yla birlikte, büyük ölçekli kentsel projelerde stratejik düşünme hizmeti sağlayan gayrimenkul danışmanlık şirketi Urbanista’yı İstanbul’da kurduk. Mimar lık ofisiyle tasarımlar yaparken Urbanista ile yatırımcılara mimari tasarım öncesi gayrimenkul yatırım hizmeti vermeye başladık. Urbanista Türkiye’de tanındıkça bunun yanı sıra mimari proje işleri de gelmeye başladı ve Avcı Architects’in bir ayağını Türkiye’de açmaya karar verdik. Bu süreçte işler daha çok bu bölgelerde gelişmeye başladıkça, İstanbul stüdyomuz büyüdü ve giderek tasarım işlerini buradan yapmaya karar verdik.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Turkiye_Muteahhitler_Birligi_Merkez_Binasi_1720510225.jpg" data-image="3twv63n2z1r5" alt="Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası" title="Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası"><figcaption>Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>MİMARLIK OFİSİYLE TASARIMLAR YAPARKEN URBANISTA İLE YATIRIMCILARA MİMARİ TASARIM ÖNCESİ GAYRİMENKUL YATIRIM HİZMETİ VERMEYE BAŞLADIK. URBANISTA TÜRKİYE’DE TANINDIKÇA MİMARİ PROJE İŞLERİ DE GELMEYE BAŞLADI VE AVCI ARCHITECTS’İN BİR AYAĞINI TÜRKİYE’DE AÇMAYA KARAR VERDİK.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Türkiye’de tanınmanız çok özel bir proje olan TMB projesi ile oldu. Bu projede yaşadığınız süreç hakkında neler söylersiniz?&nbsp;</strong></span></p>
<p>Türkiye Müteahhitler Birliği’nin Ankara’daki genel merkez binası projesi bizim için ve Türkiye için özel bir proje oldu. Labirent yeraltı soğutma sistemi Türkiye’de ilk kez bu projede kullanıldı. Proje LEED Platin sertifikasına layık görüldü ve uluslararası birçok ödül aldı. TMB projesi bizim için de farklı deneyimler edindiğimiz bir proje oldu. Türkiye’de ekolojik tasarımda uzmanlaşmış bir mühendislik hizmeti verebilecek firma olmadığından ekibi Londra’dan getirdik. Ekolojik tasarımların arkasında tecrübeli ve bilinçli bir teknik destek yoksa uygulanması pek mümkün olmaz, bu nedenle biz projeyi riske atmayarak ekibi son derece iyi kurguladık. Ayrıca bu bilgiyi ve teknolojiyi Türk mühendislerine de öğretebilmek için Londralı ekibi lokal bir mühendisle bir araya getirdik. Bu noktada işveren desteği çok önemliydi ve işverenin Türkiye’nin en önemli müteahhitlerinin olması gereken desteği almamızı sağladı ve sonuç olarak hem tasarım hem inşa süreci dahil olmak üzere oldukça başarılı bir proje ortaya çıktı. Performans açısından ise hedeflenenin çok üzerinde bir başarı elde edildi. LEED Gold hedeflenirken LEED Platin’e ulaşıldı. Labirent sistemi bu yüksek performansın en önemli nedeniydi. O dönemde bu sistem Türkiye’deki ilk, dünyadaki ise iki üç projeden birisiydi. Ancak işverenlerin böyle yeniliklere açık olması çok önemli, Türkiye’de bu bakış açısına sahip işverenlerin yetersiz oluşu ve biz mimarların bu konularda ikna etme çabasına girmemiz bizi çok yoruyor. TMB’de vizyoner bir işveren olmasaydı bu proje olamazdı. </p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>TÜRKİYE’Yİ ARTIK TANIYOR VE ANLIYORUM, FAKAT BİRÇOK YÖNÜNÜ BENİMSEMEKTE GÜÇLÜK ÇEKİYORUM. BURADA PROFESYONELLİK ANLAYIŞI OLDUKÇA FARKLI VE BU DURUM HALA KENDİMİ YABANCI HİSSETMEME NEDEN OLUYOR. ANCAK, TÜRKİYE’DEKİ MİMARİ PROFESYONELLİĞİ YÜKSELTMEK İÇİN YOĞUN BİR ÇABA HARCADIĞIMI SÖYLEYEBİLİRİM.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Balans Güneşli’de özel bir projeydi bu projenizle ilgili bilgi alabilir miyiz? </strong></span></p>
<p>Evet Balans Güneşli projesi oldukça özeldi. İlk evvela Urbanista olarak işveren’e bu bölgede ne gibi bir yatırım yapılması gerektiğini ve çeşitli seçeneklerin potansiyellerini deneyimleyen bir çalışma sunduk. Bu çalışmanın sonunda mimar olarak projeyi tasarlamamızı istediler. Projenin ana fikri, esas olarak işlevini yitirmiş sanayi komplekslerinden oluşan bir alanda kentsel bir çevre yaratmaktı. Bu nedenle mevcut bir sokak ağı bulunmuyordu. İlk olarak, ana yaklaşım bu kentsel sokak ve yaya yolu ağını, merkezi avluya dengeli bir şekilde güneş ışığının girmesini sağlamak için açılı yerleştirilen, nispeten düşük katlı ve insan ölçeğinde binalarla oluşturmaktı. Proje de adını buradan aldı. Projenin en yüksek kısmı, projenin imajını tanımlamada ikonik bir rol üstlenmesi hem de ortadaki avluya gölge yapmama sı için cadde cephesine yerleştirildi. Kule, hem sakinlere hem de ofis kullanıcılarına kolayca erişilebilen yeşil alanlar sağlamak için “mahalle terasları” ve “yüksek hacimli bahçeler” ile tasarlandı. Proje eğer bir sertifikasyon sürecine girseydi LEED Gold derecesinde sertifika alabilirdi. Avcı Architects’in tasarladığı herhangi bir bina minimum LEED Gold seviyesini zaten sağlıyor, çünkü bir cepheyi tasarlarken katmanları, oryantasyonu, mevsimsel ve coğrafi etkileri dikkate almaksızın yapamıyoruz, başka türlüsü bizim için mümkün değil. Başlangıç noktası olarak bu standartları belirliyor ve standartları düşürmeden tasarım yapıyoruz. Bu herhangi bir yerde de proje yapıyorsak da geçerli. Şu anda yoğunlukla Afrika’da çalışıyoruz ve bu projelerde de aynı durum geçerli. Bu projelerde de sertifika alınmak istense, LEED sertifikası oldukça kolay elde edilebilir. Örneğin, şu anda üzerinde çalıştığımız kongre merkezinin çatısını tamamen güneş paneli ile kaplamayı planlıyoruz. Bu arada kredi fonları’da, projeleri bu yöne doğru çekiyor. Artık uluslararası bir fon, yapacağınız proje belirli bir seviyede sürdürülebilirliği sağlamıyorsa o projeye kredi vermiyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Balansli_Gunesli_1720510262.jpg" data-image="rajic7ajj1d0" alt="Balanslı Güneşli" title="Balanslı Güneşli"><figcaption>Balanslı Güneşli</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>İNGİLTERE’DE BİR PROJE YAPARKEN BÜYÜK BİR KEYİF ALIYORUM VE RAHATLIYORUM. ÇÜNKÜ ORADA İŞLERİ YÖNETEN PROFESYONEL BİR PROJE YÖNETİMİ EKİBİ VAR. TÜRKİYE’DE İSE BU ROL GENELLİKLE İŞVERENE DÜŞÜYOR.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Türkiye’de mimari profesyonellik ve sürdürülebilirlik konularını yurt dışı projelerdeki deneyimlerinizle karşılaştırdığınızda ortaya nasıl bir tablo çıkıyor? </strong></span></span></p>
<p>Türkiye’yi artık tanıyor ve anlıyorum, fakat birçok yönünü benimsemekte güçlük çekiyorum. Burada profesyonellik anlayışı oldukça farklı ve bu durum hala kendimi yabancı hissetmeme neden oluyor. Ancak, Türkiye’deki mimari profesyonelliği yükseltmek için yoğun bir çaba harcadığımı söyleyebilirim. Bu alanda kalıcı bir iz bırakmak ve katkı sağlamak istiyorum. Aynı zamanda, sürdürülebilirlik konusunda da etkili olmayı hedefliyorum. Bence sürdü rülebilirlik asla göz ardı edilmemeli. Ama ne yazık ki, son dönemde Türkiye’de bu alanda geçmişteki, (benim Türkiye’ye ilk çalışmaya başladığım sıralarda) heyecan ve dinamizmi göremiyoruz. Yurt dışındaki mimarların çalışma yöntemleri oldukça farklı&#8230; Mesela, İngiltere’de bir proje yaparken büyük bir keyif alıyorum ve rahatlıyorum. Çünkü orada işleri yöneten profesyonel bir proje yönetimi ekibi var. Türkiye’de ise bu rol genellikle işverene düşüyor. Afrika’daki projelerimizde bile mimarın fikirlerine daha çok değer verildiğini hissediyorum. Birçok Afrika ülkelerinde karşılaştığımız iş ortaklarının algıları oldukça yüksek bir seviyede ve mimarın fikirlerine büyük önem veriliyor. Türkiye’deki durum oldukça yorucu ama özellikle son on yılda, yeterli olmasa da bu konuda bir değişim var. Fakat bu değişim daha radikal olmalı; değişim mimarlık eğitiminden başlamalı. Türkiye’de çok sayıda mimarlık okulu var, ancak değerli eğitim kadroları yetiştiremediğimiz bu kadar okula gerçekten ihtiyaç var mı? Bu konuları sorgulamalıyız.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Türkiye’de sürdürülebilir projelere yönelik mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></p>
<p>Türkiye’de yaptırımlar olmadığı sürece sürdürülebilir projelere yatırım yapmanın tercih edilmediğini görüyoruz. Bence, sürdürülebilirliğe uygun binaların üretilmesi olmazsa olmaz hale getirilmediği sürece bu durum böyle devam edecek. Türkiye’de bu konuda birçok zorlukla karşılaşılıyor. Bu nedenle, sürdürülebilir binaların zorunlu hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, İngiltere’de artık BREEAM veya LEED hakkında fazla konuşulmuyor çünkü yönetmelikler bu konuda yeterli düzenlemeleri içeriyor. Dolayısıyla, gereksinimleri karşılamak için ekstra çaba harcamanıza gerek kalmıyor; yönetmelikler sizi zaten o noktaya yönlendiriyor. Seçim işverene bırakılmıyor. Türkiye’de Deprem Yönetmeliği dışında bir zorunluluk yok ve onu da gördüğümüz gibi zaten uygulamıyorlar. Bu nedenle, Kahramanmaraş depremlerinde her yer yıkıldı. Muhtemelen bir yönetmelik çıksa bile uygulamamanın bir yolunu buluruz diye düşünüyorum. Bu durum aslında daha çok işverenlerin yaklaşımından kaynaklanıyor. Bu uygulamaları gereksiz masraf olarak görüyorlar. Mimarlar sürdürülebilirliği her zaman uygulamak ister; bu zaten mesleğin doğasında var. Ama bir mimardan bu açıdan yaratıcılık beklenmediği sürece, mimar neden kendini zorlasın ki? Sürdürülebilirlik ve ekolojik tasarım açısından böyle bir beklenti olmadığı için, istisnalar dışında, birçok mimar da ilgilenmiyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Maslak_Ofis_Renovasyonu_1720510289.jpg" data-image="zltse1l2u1vr" alt="Maslak Ofis Renovasyonu" title="Maslak Ofis Renovasyonu"><figcaption>Maslak Ofis Renovasyonu</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>TÜRKİYE’DE ENERJİ FİYATLARI DÜNYA GENELİNE KIYASLA OLDUKÇA YÜKSEK OLDUĞU İÇİN, SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA YATIRIM YAPMAK EKONOMİK AÇIDAN DA CAZİP HALE GELMEKTE.</strong></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Projelerinizin çoğunun Afrika ve Ortadoğu’da olduğunu görüyoruz. Özellikle Afrika’da kongre merkezleri inşa etme konusunda çalışıyorsunuz? Oradaki süreçten biraz bahsedebilir misiniz? </strong></span></p>
<p>Bu sıralar projelerimizin yaklaşık yüzde sekseni Afrika’da gerçekleşiyor. Türkiye ve Slovenya’da da projelerimiz var, ancak çoğunluk Afrika ve Ortadoğu’da. Afrika Birliği’ne üye olan tüm büyük Afrika ülkelerinde bu topluluğu bir araya getirebilecek nitelikte kongre merkezleri bulunmak zorunda ve her ülke zaman içinde böyle bir kongre kompleksi yapmak durumunda Yani her Afrika ülkesinde 55 ülke başkanın toplanabileceği ve onlara hizmet verebilecek bir kongre merkezi düzeni gerekiyor. Biz de bir şekilde bu alanda uzmanlaştık ve Afrika’da ağırlıklı olarak kongre merkezleri projelendiriyoruz. Bu arada buradaki süreçle ilgili enteresan bir durum var…birçok Afrika ülkesinde yönetmelikler gelişmemiş ve genellikle Amerikan, İngiliz veya Fransız yönetmelikleri uygulanıyor. Yönetmelikler projeyi kolaylaştıran bir faktör değil, aksine zorlaştırıcı bir etkiye sahip. Örneğin, Türkiye’nin yönetmelikleri nispeten daha kolay ve gereksinimleri daha az zorlayıcı, fakat Amerika veya İngiltere’de sürdürülebilirlik daha fazla ön planda ve dolayısıyla Afrika projelerimizde sanki Avrupa yada Amerika da çalışıyormuşuz gibi davranıyoruz. Bu durumun ana nedeni genellikle para kaynağı. Eğer proje finansmanı bir uluslararası ticari bankadan veya Dünya Bankası gibi bir kurumdan geliyorsa, o banka ancak belirli koşullar çerçevesinde kredi sağlar. Örneğin, bizim Senegal’de üstünde çalıştığımız bir ticari amaçlı proje şu an bir İtalyan fon yöneticisi tarafından Ortadoğu kaynaklı bir finansman ararken bize projenin LEED Gold standartlarını karşılaması gerektiğini söylüyor. </p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Kintele_Kongre_Kompleksi_1720510320.jpg" data-image="wcjz5yp5jcfe" alt="Kintele Kongre Kompleksi" title="Kintele Kongre Kompleksi"><figcaption>Kintele Kongre Kompleksi</figcaption></figure>
<p>Bazı projelerde kısmi Avrupa hibesi sağlandığı zaman bile tüm projenin Avrupa standartlarına göre gerçekleşmesini şart koşuyor. O standartlar da daha evvel bahsettiğim gibi zaten LEED Gold Standartları’nın üstünde olduğu için, ister istemez proje yüzde yüz sürdürülebilirliğe doğru yönlendiriliyor. Bunu bir engel olarak görmemek lazım tabi. Bir mimar açısından bu büyük bir fırsat. Türkiye’de bu imkân henüz bulunmuyor çünkü bankalar genellikle bu şartı koşmuyorlar. Ancak, bu yakın bir gelecekte değişebilir gibi görünüyor. Çünkü Avrupa kaynaklı fonlar Türkiye’ye yine geri geldiğinde, burada da aynı şartların uygulanmasını istemeye başlayacaklar. Dolayısıyla, Türkiye’de kredi veren Türk bankaları da projelere belirli buna benzer şartlar koşacaklar. Bu durum yakın zamanda oluşacak gibi görünüyor. En azından benim ümidim bu. Fakat eğitimimiz ve piyasaya çıkan mimarlar buna hazır mı emin değilim. Ama yakın zamanda hazır olmaları gerekecek, çünkü unutmayalım, Türkiye de öbür ülkeler gibi Dubai da yapılan COP 28 anlaşma şartlarına ve kurallarına imza atan ülkelerden biri. Küresel ısınmanın Paris Anlaşmasındaki gibi maksimum 1.5 derecede tutulabilmesi için fosil yakıt kaynaklarına son vermek zorundayız ve bu da binaların enerji verimliliğinin arttırılması ve enerji kaynaklarının da doğal kaynaklardan sağlanması gibi şartlar getiriyor. Enteresan bir şekilde, Türkiye de de uygulamalar ve yönetmelikler bu yöne doğru gidiyor. Mesela Türkiye doğal kaynaklardan üretilen enerji ile fosil yakıt arasındaki orantıda yüksek bir seviyede. Enerjimi yüzde 44’ünü doğal kaynaklardan üretiyoruz. Bir üstümüzde yüzde 45 ile Almanya var ve biz yedinci sıradayız. Bu şaşırtıcı ve güzel bir şey. Yönetmeliklerin uygulanması da kontrol edilir bir noktaya gelirse yakında Türkiye’deki eğitimin de buna karşılık bu yeterliliğe ulaşmış mimar ve mühendisler üretmesi gerekecek.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Türkiye’de enerji fiyatlarının yüksek olması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce, Türkiye’de sürdürülebilir enerji ve malzemelerin kullanımı konusunda hangi adımlar atılmalı?</strong></span></p>
<p>Türkiye’de enerji fiyatları dünya geneline kıyasla oldukça yüksek olduğu için, sürdürülebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak ekonomik açıdan da cazip hale gelmekte. Avrupa’da binalara özel olarak uygulanacak Avrupa standartları, bu tür kaynaklardan en az yüzde otuz ikisinin kullanılmasını şart koşmakta. Bu şartlar altında, bina sahibi hangi enerji kaynağını kullanacağına kendisi karar verebilir; önemli olan kaynağın sürdürülebilir olması. Örneğin, rüzgâr, güneş veya toprak bazlı ısı pompaları gibi kaynaklar tercih edilebilir. Bu kaynakların verimliliği, önemli bir faktör. Dolayısıyla, bu şartlar altında, bina sahibi belirli enerji kaynaklarını tercih etmek zorunda kalınca mimar ve mühendislerinden bunu sağlayacak yaklaşımlarda uzmanlaşmış olmasını bekleyecektir. Ayrıca, yönetmelikler kullanılan malzemelerin belirli bir yüzdesinin sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmiş olmasını da bir şart olarak öne sürüyor. Bu durumda, ahşap gibi doğal ve sürdürülebilir malzemelerin tercih edilmesi gerekir; bu da örneğin ahşap endüstrisini güçlendirip gelişmeye doğru iteleyecektir. Bu tür şartnamelerin Türkiye’de uygulanmaya başlamasıyla birlikte, birçok şeyin değişeceği görülüyor. Özellikle, profesyonellerden beklenen kalitenin yükselmesiyle birlikte, eğitim sistemimizin de bu duruma uygun hale getirilmesi gerek. Şu anda verilen eğitimler sürdürülebilirlik ve ekolojik tasarım konularında yetersiz duruyor.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Senegal_Dakar_Spor_Akademisi__1720510341.jpg" data-image="wegxo44ol01v" alt="Senegal, Dakar, Spor Akademisi" title="Senegal, Dakar, Spor Akademisi"><figcaption>Senegal, Dakar, Spor Akademisi </figcaption></figure>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Üniversitelerde ders vermeyi bırakmanızın nedenlerini ve eğitim kalitesindeki düşüşü nasıl değerlendiriyorsunuz? Öğrenci ve hoca kalitesinin artırılması için ne gibi adımlar atılması gerektiğini düşünüyorsunuz? </strong></span></p>
<p>Uzun zamandır resmi olarak üniversitelerde ders vermiyorum çünkü bu süreç çok yorucu olmaya başladı. Bunun nedeni oldukça basit: hem genel eğitim hem de öğrenci kalitesi oldukça düşük olunca ortaya çıkan ürünler de beklentilerin altında kalıyor. Bu durum insanın şevkini kırıyor. Verilen emeğin karşılığını alamıyorsunuz. Eskiden bir gruptan en az 5 parlak öğrenci çıkardı, hiç olmazsa bir etki yarat tığını hissederdin. Ama son zamanlarda bu oran çok düştü. Hocalık yapan yakın arkadaşlarım da aynı şeyi söylüyorlar. Bu durum beni de çok yoruyor. Üniversitelerdeki kadro sorunu da ciddi; yeterince değer verilmediği için değerli insanlar kalmıyor, iyi hocalar gidiyor. Mesela yakın arkadaşlarımdan birisi şu an Berlin’de hocalık yapıyor, öbürü Londra’da, bir öbürü New York’ta. Bu durum üniversiteleri ciddi şekilde etkiliyor ve kariyer olarak çok çekici duramadığı için potansiyeli yüksek hocalar da yanaşmamaya başlıyor. İyi öğrenciler de bunun farkına varınca olabildiğince yurt dışına kaçmaya çalışıyorlar. Bu, kendi kendini kısır döngüye sokan bir durum. Büyük bir beyin göçü yaşanıyor şu an Türkiye de.</p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>UZUN ZAMANDIR RESMİ OLARAK ÜNİVERSİTELERDE DERS VERMİYORUM ÇÜNKÜ BU SÜREÇ ÇOK YORUCU OLMAYA BAŞLADI. BUNUN NEDENİ OLDUKÇA BASİT: HEM GENEL EĞİTİM HEM DE ÖĞRENCİ KALİTESİ DÜŞÜK OLUNCA ORTAYA ÇIKAN ÜRÜNLER DE BEKLENTİLERİN ALTINDA KALIYOR.</strong></span></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Son dönemde inşaat maliyetlerinde gözle görülür bir artış yaşanıyor. Sizce bu artışın başlıca sebepleri nelerdir ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar bu maliyet artışlarıyla nasıl başa çıkabilir? </strong></span></p>
<p>Ekonominin kötüleşmesinin temel nedeni, iki yıl önce ekonomi yönetiminde yapılan politik hatalar. Ancak, bu sorunlar çözülebilir. Ekonomiyi yönetenlerin politikalarının değişmesi gerekiyor. Daha önce de maalesef Türkiye de ekonominin politik bir alet olarak kullanılmasından dolayı benzer krizler yaşandı Bakış Mimari 2010 ve 2011 yıllarına kadar her şey harikaydı. Avrupa Kültür başkenti unvanını aldığımız zamanlar çok özel bir dönemdi. Ancak 2016 yılında ki darbe teşebbüsünden sonra durum değişti. Bizi geriye götürdü. Biz hala o dönemin yankılarını yaşıyoruz şu an. Dolaylı olarak pandeminin etkisini de gereksiz bir faiz politikası uygulayarak avantaja dönüştüremediğimiz için şu anki parasal gerilemeyi yaşıyoruz. Evet, inşaat maliyetleri arttı, ancak bu inşaat yapımının durduğu anlamına gelmiyor. Ve enteresan bir şekilde inşaat sektöründe kötü bir duraksama yok; birçok proje hala devam ediyor. Ama doğal olarak kredi faizlerinin yükselmesi bir yavaşlama yaratıyor ve yaratmalı çünkü enflasyon aksi durumda gerilemeyecek. Fakat küresel açıdan Türkiye’nin ekonomik olarak önemli ve güçlü bir rolü var. Bu yüzden ekonominin düzelmesi çok uzun sürmeyecek.</p>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Türkiye’de mimarlık alanındaki yetenekleri ve potansiyelin nasıl değerlendiriyorsunuz? </strong></span></p>
<p>Türkiye’de çok sayıda yetenekli mimar ve büyük bir potansiyel var. Zekâ ve yetenek mevcut, ancak bu zekayı kullanabilecek ortamlar azaldığı için bu yetenekler başka yerlere yöneliyor. Sorunlarımız zekâ eksikliğinden kaynaklanmıyor. Türkler, inanılmaz üstün zekalı ve yetenekli bir toplum. Neden bir zamanlar tüm Avrupa’ya, Ortadoğu’ya ve Kuzey Afrika’ya hâkim olduk? Bunun bir nedeni var. Ancak o zamandan bu zamana çok şey değişti. Bu günlerde Türkiye’de üretilen iyi işlerin birçoğu, yurt dışında ek eğitim almış ya da yurt dışı ofislerinde tecrübe edinmiş kişiler tarafından yapılıyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Eğitim sistemimiz Avrupa standartlarına yetişmeli. Türkiye’de dört sene içinde bir lisans derecesi ile mimar olarak imza hakkını alıyorsunuz. İngiltere’de bu süreç 8 sene sürüyor. Yüksek lisans ve profesyonel ehliyet zorunlu.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Spa_Otel_Rimski_Vrelec_2_1720510383.jpg" data-image="i4cvqpo6n8rb" alt="Spa Otel Rimski Vrelec" title="Spa Otel Rimski Vrelec"><figcaption>Spa Otel Rimski Vrelec</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>YAPAY ZEKÂNIN SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, KÜRESEL OLARAK BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP OLDUĞUNA İNANIYORUM. GENEL İZLENİMİM, TEKNOLOJİYE AÇIK BİR MİLLET OLDUĞUMUZ VE BU HEVESİN BİZİ YAPAY ZEKÂ ALANINDA DAHA HIZLI GELİŞTİRECEĞİ YÖNÜNDE.</strong></span></span></p>
<hr>
<p><span style="color: rgb(63, 49, 81);"><strong>Türkiye’de yapay zekanın mimarlık ve IT sektörleri üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu teknolojilerin kullanımıyla ilgili karşılaşılan zorluklar nelerdir ve gelecekte bu alanlarda ne gibi gelişmeler bekliyorsunuz? </strong></span></p>
<p>Yapay zekânın sadece Türkiye’de değil, küresel olarak büyük bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Genel izlenimim, teknolojiye açık bir millet olduğumuz ve bu hevesin bizi yapay zekâ alanında daha hızlı geliştireceği yönünde. Ancak, eğitimde yapay zekâ bir tehlike yaratıyor. Bir fikrin kaynağını tespit etme konusunda şimdiden bir sorun görüyorum. Eğitimcilerin, özgün bir fikri ve yapay zekâ tarafından üretilen bir fikri ayırt etmesi kolay olmayacak. Bu ikilemle başa çıkmak için yeni kurallar oluşturulması gerekecek. Ama en önemlisi yapay zekâ mimarlık üretim sürecinde verimlilik sağlayacak ve CAD’in yıllar önce yaptığı gibi alanımızda bir paradigma kayması yaratacak. Birçok süreç otomatik hale gelecek ve standart basit işlerin, özellikle de tekrarlayan şeylerin, tamamlanma süresi azalacak. Örneğin, detaylı yapı dokümantasyonu üretiminde birçok süreç daha basit ve otomatik hale gelecek. Bu durum, bu becerilere sahip mimarların istihdamını etkileyecek. Ancak, en önemli etkisinin tasarım sürecinin erken aşamalarında, fikirlerin geliştirilmesi sürecinde olacağını düşünüyorum. Yapay zekânın uygulanabileceği birçok alan var, bunlardan biri de aslında mimarlıkta bir yapay zekâ formu olan parametrik tasarım. Parametrik tasarım, yapay zekâ ile sıradan, sayısal yeteneği olmayanlar tarafından bile daha kolay uygulanabilir hale gelecek ve bu kişiler basit bir dil kullanarak tasarım parametrelerini belirleyebilecekler. Bu bağlamda en büyük korkum, müşterilerin de basit bir dil kullanarak tasarımlar ‘üretebilecek’ olması. Bu durum, tasarım sürecinde ‘aracı’ olarak tabir edebileceğimiz kavramsal tasarımcının devre dışı kalmasına neden olabilir. </p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Spa_Otel_Rimski_Vrelec__1720510373.jpg" data-image="0dl30wmg99oo" alt="Spa Otel Rimski Vrelec" title="Spa Otel Rimski Vrelec"><figcaption>Spa Otel Rimski Vrelec</figcaption></figure>
<hr>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>MİMARLIK, YÜZEYSEL BİR SANAT HALİNE GELME TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA. MÜŞTERİLER, MİMARIN ROLÜNÜ GENELLİKLE BİR TARZ VEYA KOMPOZİSYON VEREN BİRİ OLARAK GÖRÜYOR, OYSA BEN KENDİMİ DIŞ VE İÇ MEKÂN ARASINDA SOFİSTİKE BİR ARA YÜZ TASARLAYAN VE HER PROBLEMATIĞIN ORİJİNAL BİR ÇÖZÜMÜ OLDUĞUNU BİLEN BİRİ OLARAK GÖRÜYORUM.</strong></span></p>
<hr>
<p>Müşteriler, yapay zekâ kullanarak ihtiyaçlarını çok hassas bir şekilde temsil eden ‘tasarımlar’ oluşturabilir ve ardından bir mimardan bu fikri ‘üretmesini’ isteyebilirler. Bunun kaçınılmaz olduğunu ve mimarlığı genel olarak yüzeysel bir seviyeye çekebileceğini düşünüyorum. Mimarların ve tasarımcıların, bu yeni düşünce biçimine uyum sağlamaları gerektiğini düşünüyorum, bu bir bakıma her zaman kaçınılmazdı. Bunun kötü sonucunu 2001: A Space Odyssey, Blade Runner, Her gibi yapay zekânın kontrolü ele geçirdiği ve insan ile makine arasındaki sınırın bulanıklaştığı bilim kurgu filmlerinde gördük. Bu gelecek, düşündüğümüzden daha hızlı bir şekilde bizimle olacak ve biz de buna uyum sağlamalı, onun kölesi olmamalıyız. Sorunların başladığı nokta da burası. Mimarlık, yüzeysel bir sanat haline gelme tehlikesiyle karşı karşıya. Bunu, müşterilerimin çalışmalarıma verdikleri tepkilerde şimdiden hissediyorum. Müşteriler, mimarın rolünü genellikle bir tarz veya kompozisyon veren biri olarak görüyor, oysa ben kendimi dış ve iç mekân arasında sofistike bir ara yüz tasarlayan ve her problematiğin orijinal bir çözümü olduğunu bilen biri olarak görüyorum. Bu insan yeteneğini takdir eden müşteri sayısı azalmış durumda ve bu da mimarlığın eski çekiciliğini yitirmesine neden oluyor. Mimarlık yalnızca ‘görünüşü’ ile değerlendirildiğinde, bu benim için demotive edici ve mimarlık pratiğini devam etme gerekliliğini sorgulamama neden olabilir. Ancak, daha iyimser bir notla bitirmek gerekirse, yapay zekânın büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu, daha önce belirttiğim gibi bir nevi parametrik tasarım. Büromuzda yapay zekanın tadını çıkarmaya başladık bile ve etkisini en üst düzeye çıkarmak için bir yapay zekâ araştırma ekibi kurduk. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/projelerimizi-sertifika-alabilecek-standartlarda-planlaniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
