<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Yeşil Bina &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<atom:link href="https://ekoyapidergisi.org/tag/yesil-bina/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<description>Sorumlu Mimarlık ve Yapı Platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 22:09:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/cropped-ekoyapi_logo-32x32.png</url>
	<title>Yeşil Bina &#8211; EkoYapı Dergisi</title>
	<link>https://ekoyapidergisi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sürdürülebilir Mimarlıkta Öne Çıkan Stratejiler</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/sustainable-architecture-future-buildings/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/sustainable-architecture-future-buildings/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 08:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Verimliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/?p=80004</guid>

					<description><![CDATA[Sürdürülebilir mimarlık artık yalnızca “yeşil bina” kavramıyla sınırlı görülmüyor. Güncel tartışmalar, yapıların malzemeden enerji kullanımına kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan bütüncül bir yaklaşımı öne çıkarıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sürdürülebilir mimarlık artık yalnızca “<a href="https://ekoyapidergisi.org/yesil-binalarin-varlik-degeri-daha-yuksek/">yeşil bina</a>” kavramıyla sınırlı görülmüyor. Güncel tartışmalar, yapıların malzemeden enerji kullanımına kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan bütüncül bir yaklaşımı öne çıkarıyor.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="771" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-1024x771.jpg" class="wp-image-81581" alt="Yeşil çatı ve sürdürülebilir tasarım detaylarıyla modern mimarlık örneği." srcset="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-1024x771.jpg 1024w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-300x226.jpg 300w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-768x578.jpg 768w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-558x420.jpg 558w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-80x60.jpg 80w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-150x113.jpg 150w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-696x524.jpg 696w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-1068x804.jpg 1068w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1-600x452.jpg 600w, https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/03/Sustainable-Architecture-Reimagines-1.jpg 1232w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /> </figure>



<p class="wp-block-paragraph">Mimarlık dünyasında sürdürülebilirlik tartışmaları giderek daha geniş bir çerçevede ele alınıyor. Bir dönem yalnızca enerji verimliliği veya çevreci sertifikalar üzerinden değerlendirilen sürdürülebilir mimarlık kavramı, bugün yapıların tüm yaşam döngüsünü kapsayan daha kapsamlı bir tasarım yaklaşımına dönüşmüş durumda. Güncel mimarlık tartışmaları, bir yapının çevresel etkisinin yalnızca kullanım aşamasında değil, tasarım sürecinden başlayarak malzeme üretimi, inşaat, kullanım ve hatta yapı ömrünün sonuna kadar uzanan bütün bir süreç içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, mimarlığı yalnızca form üretimi değil, aynı zamanda kaynak yönetimi ve çevresel sorumluluk meselesi olarak ele alıyor.</p>


<h2 class="wp-block-post-title">Sürdürülebilir Mimarlıkta Öne Çıkan Stratejiler</h2>


<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda öne çıkan stratejiler arasında enerji verimli yapı kabukları, doğal havalandırma sistemleri, gün ışığından maksimum yararlanma ve pasif iklimlendirme çözümleri yer alıyor. Bunun yanı sıra yerel malzemelerin kullanımı, yapıların karbon ayak izini azaltmaya yönelik önemli bir tasarım kararı olarak görülüyor. Sürdürülebilir mimarlık yaklaşımı su yönetimi ve kaynak verimliliği gibi konuları da kapsıyor. Yağmur suyu toplama sistemleri, gri su kullanımı ve düşük tüketimli altyapılar, yeni projelerde giderek daha yaygın şekilde uygulanıyor. Aynı zamanda yapıların ileride farklı işlevlere uyarlanabilecek şekilde esnek tasarlanması da uzun ömürlü mimari üretimin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda mimarlık üretiminde öne çıkan bir diğer hedef ise karbon nötr ve hatta enerji pozitif binalar geliştirmek. Bu yaklaşım, yapıların yalnızca daha az enerji tüketmesini değil, aynı zamanda kendi enerjisini üreten ve çevresel etkisini minimuma indiren sistemler olarak tasarlanmasını amaçlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu tartışmalar, sürdürülebilir mimarlığın artık yalnızca teknik bir gereklilik değil, tasarımın temel parametrelerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Güncel mimarlık üretimi, yapıların çevreyle kurduğu ilişkiyi yeniden ve yeniden düşünmeli.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/sustainable-architecture-future-buildings/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil Olmamak  Artık En Büyük Risk</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-olmamak-artik-en-buyuk-risk/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-olmamak-artik-en-buyuk-risk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Ilıcalı]]></category>
		<category><![CDATA[Green Building]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/yesil-olmamak-artik-en-buyuk-risk/</guid>

					<description><![CDATA[Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Başkanı Emre Ilıcalı ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide  pek çok kritik başlığı ele aldık.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yapı sektörünün sürdürülebilirlik ekseninde geçirdiği dönüşüm, yalnızca teknik çözümlerle değil; vizyon, politika ve iş birlikleriyle şekilleniyor. <a href="https://www.cedbik.org/" target="_blank" rel="noopener">Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği</a> (ÇEDBİK) Başkanı <a href="https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-sertifika-sistemlerinin-onemi-ve-turkiye-deki-durumu/">Emre Ilıcalı</a> ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide; 2026 yılı önceliklerinden mevcut yapı stokunun dönüşümüne, YES-TR sertifikasının rolünden karbon ve gömülü karbon gündemine, yeşil finansmandan greenwashing tartışmalarına kadar pek çok kritik başlığı ele aldık. Ilıcalı, sürdürülebilirliğin artık “iyi niyetli örnekler” üretmenin ötesine geçtiğini vurgularken, sektörün tamamını kapsayan, ölçülebilir ve kalıcı bir dönüşüm için atılması gereken adımları tüm boyutlarıyla değerlendirdi.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_baskan_emre_ilicali_1771325247.jpg" height="459" width="637.4506769825919" alt="İş insanı, sürdürülebilirlik ve yeşil projeler konusunda uzman, ofis ortamında profesyonel duruş ser." style="width: 637.451px; height: 459px;" data-image="a1ppwdvjffbz"  ><figcaption>Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Başkanı Emre Ilıcalı</figcaption></figure>
<p><strong>ÇEDBİK’in 2026 yılı öncelikli hedefleri hakkında bilgi alabilir miyiz?</strong></p>
<p>2026’da ÇEDBİK olarak odağımızı üç ana hatta topluyoruz: mevcut bina stokunun dönüşümünü hızlandırmak, karbon ve yaşam döngüsü yaklaşımını sektörde ana akıma taşımak ve finansman–mevzuat bağlantısıyla ölçeklenebilir etkiyi arttırmak. Çünkü artık sürdürülebilirlikte yalnızca “iyi örnekler” üretmenin ötesine geçmemiz gerekiyor; asıl hedef, bu yaklaşımı sektörün tamamına yayacak mekanizmaları kurmak. Biz 2026’yı, bu dönüşümün standart, erişilebilir ve uygulanabilir hale geldiği bir kırılım yılı olarak görüyoruz.</p>
<p>Bu çerçevede özellikle Türkiye’nin iklim hedefleriyle uyumlu şekilde, Bakanlığın geliştirdiği YES-TR sertifikasının yaygınlaşması kritik bir fırsat alanı. YES-TR’nin en önemli katkısı, sürdürülebilir yapı yaklaşımını yalnızca “gönüllülük” alanından çıkarıp, ulusal ölçekte yaygınlaşmaya uygun bir çerçeveye dönüştürmesi. ÇEDBİK olarak biz de bu yapının hem tanıtımında hem de doğru anlaşılması ve sahaya sağlıklı aktarılmasında aktif rol üstlenmeyi çok önemsiyoruz. Çünkü standartların başarısı yalnızca “yazılmasıyla” değil, uygulamada doğru yorumlanması, doğru denetlenmesi ve doğru ölçülmesiyle belirleniyor.</p>
<p>Bu noktada ÇEDBİK’in 2026’daki rolünü iki başlıkta tarif edebilirim: Birincisi, YES-TR’nin sektörde daha geniş kabul görmesi için iletişim, farkındalık ve paydaş buluşmaları tarafında güçlü bir destek sunmak. Geliştiriciler, yatırımcılar, tasarım ekipleri, danışmanlar, tedarikçiler ve yerel yönetimler açısından, YES-TR’nin “ne olduğu” kadar “nasıl uygulanacağı” konusu da çok değerli. Biz burada, sürdürülebilir bina kavramını teorik bir hedef olmaktan çıkarıp, herkes için daha anlaşılır ve uygulanabilir hale getirecek bir köprü rolü üstleneceğiz.</p>
<p>İkincisi ise süreç kalitesi: ÇEDBİK olarak 2026’da kapasite geliştirme tarafını çok büyütmek istiyoruz. Yani yalnızca bir standardı anlatmak değil; sahada uygulayan tüm aktörlerin aynı dili konuşmasını sağlamak. Bunun içinde eğitim programları, iyi uygulama örneklerinin çoğaltılması, pilot projelerle öğrenme döngüsünün hızlandırılması ve özellikle denetim–doğrulama kültürünün güçlendirilmesi var. Çünkü sürdürülebilirlik iddiası, ancak ölçülebilir performansla anlam kazanıyor.</p>
<p>Bir diğer öncelik alanımız da mevcut bina stokunun dönüşümü. Yeni binalar için sürdürülebilirlik yaklaşımını kurgulamak görece daha kolay; ama Türkiye’nin asıl meselesi, milyonlarca metrekarelik mevcut yapı stoğu. 2026’da ÇEDBİK olarak burada “tek tek bina” yaklaşımının ötesinde, program yaklaşımına odaklanacağız. Yani bina tipolojilerine göre hızlı tarama yöntemleri, etkili müdahale paketleri, ölçüm-doğrulama (M&amp;V) yaklaşımı ve finansman modelleriyle birlikte ele alınan daha büyük ölçekli dönüşüm çerçeveleri Çünkü gerçek etki, bu işin ölçeklenmesiyle mümkün.</p>
<p>Aynı şekilde karbon gündemi de 2026’da daha merkezde olacak. Sadece operasyonel enerji performansı değil; artık giderek daha fazla yaşam döngüsü, malzeme seçimi, gömülü karbon ve karbon verisi konuşacağız. Bu başlıklar yakın gelecekte “tercih” olmaktan çıkıp “zorunluluk” haline gelecek. ÇEDBİK’in burada rolü; sektörün bu dönüşüme hazırlıklı olmasını sağlayacak şekilde bilgi altyapısını, uygulama kapasitesini ve farkındalığı güçlendirmek.</p>
<p>Son olarak finansman ve mevzuat boyutunu da çok önemsiyoruz. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca teknik bir konu değil; aynı zamanda ekonomik bir model ve risk yönetimi meselesi. 2026’da bankalarla, yerel yönetimlerle ve kamu kurumlarıyla daha yakın çalışarak sürdürülebilir projelerin erişilebilir finansmanla desteklenmesini, performansın izlenmesini ve iyi örneklerin çoğalmasını hedefliyoruz.</p>
<p>Özetle 2026 için bizim hedefimiz sadece “daha fazla sertifika” değil; daha fazla gerçek dönüşüm. Daha fazla ölçülen, doğrulanan, daha düşük enerji tüketen, daha düşük karbonlu ve daha sağlıklı binaların Türkiye’de standart hale gelmesi. YES-TR gibi ulusal çerçevelerin bu dönüşümde çok kritik bir kaldıraç olacağına inanıyoruz ve ÇEDBİK olarak bu sürecin hem yaygınlaşmasında hem de sahada doğru uygulanmasında aktif sorumluluk almaya hazırız.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_yesil_bina_1771325283.jpg" alt="Yeşil alanlar ve sürdürülebilirlik vurgusu ile doğa dostu yapı projeleri." data-image="x4g83e1lq2u7"  > </figure>
<p><strong>Türkiye, yeşil bina sertifikasyonu ve sürdürülebilir kentleşme konusunda dünya genelinde nerede konumlanıyor? Ülke olarak geliştirmemiz gereken stratejiler nelerdir?</strong></p>
<p>Türkiye’nin yeşil bina sertifikasyonu ve sürdürülebilir kentleşme konusundaki yerini ben genel olarak kötü görmüyorum. Son 10–15 yılda ciddi bir ilerleme var. Sertifikalı bina sayısı arttı, sektörde bilgi birikimi oluştu, yatırımcı tarafında farkındalık yükseldi. Yani Türkiye bu konuda tamamen geriden gelen bir ülke değil. Ama şunu da açık söylemek lazım, dünya çok hızlandı ve artık çıta yükseldi. Türkiye’nin de artık bir üst seviyeye çıkması gerekiyor.</p>
<p>Bence burada en kritik konu kentsel dönüşüm. Çünkü Türkiye’de sürdürülebilirlik konuşacaksak, asıl etkiyi yeni yapılan birkaç projeden değil, dönüşecek olan devasa yapı stokundan alacağız. Bugün milyonlarca konut yenileniyor, daha da yenilenecek. Eğer bu süreç sadece dayanıklılık üzerinden ilerlerse, enerji verimliliği, karbon, su yönetimi ve sağlıklı iç mekân gibi başlıklar ikinci plana atılırsa, biz aslında geleceğin çevresel yükünü bugünden büyütmüş oluruz. Deprem güvenliği tabii ki tartışmasız bir öncelik ama bu binaları aynı zamanda verimli ve düşük karbonlu yapmak zorundayız. Çünkü bugün yapılan her yanlış, önümüzdeki 30–50 yılın enerji faturası olarak geri dönüyor. Bir diğer konu da gayrimenkul sektörünün bu işe daha samimi yaklaşması. Türkiye’de sektör güçlü, hızlı ve üretken. Ama bazen sürdürülebilirlik hâlâ biraz vitrin işi gibi kalabiliyor. Proje anlatımlarında sürdürülebilirlik çok güzel anlatılıyor ama iş uygulamaya geldiğinde performans takibi, gerçek tüketim verisi, işletme kalitesi, karbon hesabı gibi konular aynı seviyede güçlü olmayabiliyor. Oysa dünyada artık bu iş sadece “iyi niyet” değil. Ölçülen, kanıtlanan, doğrulanan bir performans bekleniyor. Bizde de bu tarafın güçlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Bu noktada ülke olarak geliştirmemiz gereken stratejiler bence çok net. Birincisi, kentsel dönüşümde sürdürülebilirlik kriterlerini standart hale getirmek. Yani bu iş bir opsiyon değil, dönüşümün doğal parçası olmalı. İkincisi, sertifika almak kadar o binanın gerçekten nasıl çalıştığını önemsemek. Enerji tüketiyor mu, ne kadar tüketiyor, suyu nasıl kullanıyor, kullanıcı konforu nasıl, bunları konuşmak lazım. Üçüncüsü de finansman tarafı. Bankaların, yatırımcıların ve kamunun doğru projeyi desteklemesi gerekiyor. Çünkü sürdürülebilirlik yaygınlaşacaksa bu ancak doğru teşvikle ve doğru yönlendirmeyle olur.</p>
<p>Son olarak şu da var. Dünya artık sadece enerji verimliliğini değil, karbon meselesini çok daha ciddi şekilde masaya koyuyor. Sadece binayı çalışırken daha az enerji harcar hale getirmek yetmiyor. Malzeme seçimi, yaşam döngüsü, gömülü karbon gibi konular giderek daha önemli hale geliyor. Türkiye’nin buraya da hazırlanması gerekiyor. Çünkü bu sadece çevre meselesi değil, aynı zamanda rekabet meselesi. Özellikle uluslararası iş yapan şirketler için bu konular giderek daha belirleyici olacak.</p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye’nin geldiği yer fena değil. Ama daha iyi olmak zorundayız. Çünkü elimizde çok büyük bir fırsat var. Kentsel dönüşüm gibi bir alan, doğru yönetilirse Türkiye’yi sürdürülebilir şehircilikte çok ileri bir noktaya taşıyabilir. Yanlış yönetilirse de geleceğin sorunlarını bugünden inşa etmiş oluruz.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/kent_cedbik_1771325307.jpg" alt="Yeşil olmayan şehir manzarası, sürdürülebilirlik ve çevre riskleri üzerine önemli bir uyarı." data-image="6cvt4g7fqcnn"  > </figure>
<p><strong>Sektör paydaşları yeşil binaları nasıl değerlendiriyor? Yatırımcılar yeşil binaları bir maliyet kalemi olarak mı görüyor yoksa uzun vadede bir tasarruf olduğunun bilinci yerleşti mi?</strong></p>
<p>Sektör paydaşlarının yeşil binalara bakışı son yıllarda ciddi şekilde değişti. Eskiden daha çok “iyi bir ekstra” gibi görülüyordu. Bugün ise özellikle büyük yatırımcılar ve kurumsal firmalar için yeşil bina artık bir tercih değil, giderek bir gereklilik haline geliyor. Çünkü piyasa beklentisi değişti, kullanıcı profili değişti, finansman tarafı değişti, hatta mevzuatın yönü bile değişti.</p>
<p>Yatırımcıların “yeşil bina maliyettir” yaklaşımının artık çok güçlü bir karşılığı kalmadığını düşünüyorum. Evet, bazı önlemler ilk yatırımda bir farka yol açabiliyor. Ama işin bütünüyle baktığımızda asıl maliyet, yeşil yapmamak. Çünkü verimsiz bir bina uzun yıllar boyunca daha fazla enerji tüketiyor, daha yüksek işletme gideri çıkarıyor, daha hızlı değer kaybediyor ve daha zor kiralanıyor. Yani yatırımcı bugün küçük bir maliyetten kaçarken, yarın çok daha büyük bir maliyeti sırtlanmak zorunda kalabiliyor.</p>
<p>Bir de şu var, bu iş artık sadece tasarruf meselesi değil, açıkça bir risk meselesi. Enerji fiyatları artıyor, karbon konusu gündemde büyüyor, bankalar sürdürülebilirlik kriterlerine daha fazla bakıyor, kiracılar da daha seçici hale geliyor. Eğer yatırımcı bu dönüşümü ciddiye almazsa, elindeki varlık zamanla daha düşük kalitede ve daha riskli bir varlık haline geliyor. Bu da değerlemeye yansıyor. Finansmana erişimde zorluklar çıkıyor. Satışta likiditeyi etkiliyor. Kiracı bulmayı zorlaştırıyor. Yani yatırımcı açısından “yeşil bina maliyet mi?” sorusu artık biraz eski bir soru. Asıl soru şu: Yeşil olmayan bina ileride ne kadar sorun çıkaracak?</p>
<p>Bence en kritik nokta yatırımcının bu konuya samimi yaklaşması. Çünkü sürdürülebilirlik bazen hâlâ pazarlama diliyle konuşulabiliyor. Broşürde çok güzel duruyor ama binanın gerçekten nasıl çalıştığı, ne kadar enerji tükettiği, kullanıcı konforu, işletme performansı gibi konularda aynı özen olmayabiliyor. Halbuki piyasa artık bunu yavaş yavaş görüyor. Sadece etiket değil, gerçek performans bekliyor.</p>
<p>Şunu net söyleyebilirim: Bugün sürdürülebilirliği önemsemeyen yatırımcı, gelecekte istemeyeceği durumlarla karşılaşabilir. Regülasyon baskısı artabilir, finansman maliyeti yükselebilir, bazı projeler değer kaybedebilir, hatta bazı varlıklar yük haline gelebilir. O yüzden bu konu artık sadece çevre duyarlılığı değil, yatırımın geleceğini koruma konusu. Ben yatırımcılar açısından bunu bir fırsat olarak görüyorum. Doğru yapan, hem maliyetini yönetir hem riskini azaltır hem de varlığının değerini korur.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/insaat_yikim_1771325323.jpg" alt="Yeşil olmayan binalar ve sürdürülebilir yapıların önemi hakkında bilgi. Yeşil bina yatırımlarının ar." data-image="dmo8e6oya3nm"  > </figure>
<p><strong>Yeni binaları yeşil yapmak nispeten daha kolay. Ancak Türkiye’deki asıl sorun devasa sayıdaki mevcut yapı stoku. Mevcut binaların enerji verimli hale getirilmesi konusunda ÇEDBİK’in nasıl bir yol haritası izliyor?</strong></p>
<p>Yeni binaları yeşil yapmak gerçekten daha kolay. Çünkü proje daha en baştan kurgulanırken doğru hedefleri koyabiliyorsunuz, tasarım kararlarını ona göre alabiliyorsunuz. Ama Türkiye’nin asıl sahası mevcut bina stoğu. Sayı çok büyük ve bu binaların önemli bir kısmı hem enerji açısından verimsiz, hem de konfor ve sağlık açısından bugünün beklentilerinin gerisinde kalıyor. O yüzden ÇEDBİK olarak biz bu konuyu artık “niş bir alan” gibi değil, ülkenin en temel dönüşüm gündemi olarak görüyoruz.</p>
<p>Burada en kritik nokta şu: Mevcut yapı stoğu sadece sismik risk taşımıyor, aynı zamanda çevresel adaptasyon riski de taşıyor. Yani sadece deprem güvenliği değil, enerji tüketimi, aşırı sıcaklar, su stresi, şehirlerde ısı adası etkisi gibi konular da bu binaların geleceğini belirleyecek. Biz ÇEDBİK olarak bunu daha güçlü anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü kentsel dönüşüm süreçleri sadece “yıkıp yeniden yapmak” değil, doğru kurgulanırsa Türkiye için çok büyük bir çevresel dönüşüm fırsatı.</p>
<p>Yol haritamızda birkaç temel başlık var. Birincisi, kentsel dönüşüm projelerinde sürdürülebilirlik kriterlerinin işin başından itibaren yer alması. Bugün dönüşüm çoğu zaman dayanıklılık odağında ilerliyor, bu doğal. Ama aynı binayı yeniden yapıyorsak, onu aynı zamanda düşük enerji tüketen, daha iyi yalıtımlı, daha verimli sistemlere sahip, daha sağlıklı ve daha düşük karbonlu şekilde yapmak zorundayız. Yoksa biz aslında geleceğin enerji maliyetini ve karbon yükünü bugünden inşa etmiş oluyoruz.</p>
<p>İkinci olarak, mevcut binalarda sadece “büyük ve pahalı yenileme” değil, uygulanabilir ve hızlı etki eden adımların da yaygınlaşması gerekiyor. Yani her bina için en büyük yatırımı yapmak şart değil. Önce iyi bir tarama, doğru önceliklendirme ve bina tipolojilerine göre akıllı çözümlerle başlanabilir. Isıtma-soğutma sistemlerinin iyileştirilmesi, otomasyon, aydınlatma, yalıtım gibi paketlerle çok hızlı sonuç alınabiliyor. Önemli olan, bunun sistematik hale gelmesi.</p>
<p>Üçüncü başlık ise finansman ve ölçek. Bu iş tek tek bina bazında ilerlerse çok yavaş gider. Bizim burada program yaklaşımına ihtiyacımız var. Belediyelerin, bankaların, kamu tarafının devreye girdiği, belli tipolojilere göre standart çözümlerin ve finansman modellerinin oluşturulduğu bir yapı. ÇEDBİK olarak biz de hem bu işin iletişimini güçlendirmeye, hem de sahada uygulanabilir modellerin oluşmasına katkı vermeye çalışıyoruz.</p>
<p>Ayrıca burada performans takibi de çok önemli. Çünkü verimlilik sadece projede yazmakla olmuyor, işletmede ortaya çıkıyor. Yani binanın gerçekten ne kadar enerji tükettiğini görmek, doğrulamak, iyileştirmek gerekiyor. Bu kültür yerleşmeden, mevcut stokta gerçek bir dönüşüm yakalamak zor.</p>
<p>Özetle ÇEDBİK olarak mevcut yapı stokunu sadece bir “yenileme problemi” olarak değil, bir “ülke dönüşümü” meselesi olarak görüyoruz. Kentsel dönüşüm sürecini doğru yönetebilirsek hem deprem güvenliğini artırırız, hem de Türkiye’nin enerji ve karbon yükünü ciddi şekilde azaltırız. Bizim hedefimiz de bu dönüşümü daha doğru tarif etmek, daha görünür yapmak ve daha uygulanabilir hale getirmek</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_yesil_binalar_1771325352.jpg" alt="En Büyük Risk - Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği vurgusu." data-image="l7je35vqkmdc"  > </figure>
<p><strong>2053 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, inşaat sektörünün üzerine düşen en büyük sorumluluk nedir? Gömülü karbon konusunu Türkiye gündemine nasıl taşıyacaksınız?</strong></p>
<p>2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda inşaat sektörünün en büyük sorumluluğu çok açık. Çünkü inşaat ve yapı sektörü, dünyada toplam emisyonların yaklaşık yüzde 40’ına kadar uzanan bir etkiye sahip. Yani bu hedefe ulaşmak istiyorsak, binaları ve inşaatı dönüştürmeden bunu başarmamız mümkün değil. Burada sadece enerji verimliliği değil, artık çok daha geniş bir resim var. Binanın tasarımından malzemesine, şantiyeden işletmesine kadar bütün kararlar bu hedefin parçası olmak zorunda.</p>
<p>Bu noktada gömülü karbon konusu çok kritik. Çünkü biz yıllarca daha çok operasyonel karbonu konuştuk. Yani binayı kullanırken daha az enerji harcasın, daha az yakıt yaksın, daha az elektrik tüketsin. Bu önemli ama artık yetmiyor. Bir binanın daha inşa edilmeden önce, malzeme üretiminde ve yapım sürecinde ortaya çıkan karbonu da yönetmek zorundayız. Çimento, demir-çelik, alüminyum, cam gibi temel malzemeler burada işin merkezinde. Açıkçası gömülü karbon konusu artık sadece çevre gündemi değil, aynı zamanda rekabet ve ihracat gündemi.</p>
<p>Çünkü Avrupa Birliği’nin CBAM mekanizmasıyla birlikte bu konu daha da kritik hale geldi. Türkiye’nin ihracatında çok önemli yeri olan sektörler ve malzeme grupları, karbon açısından daha görünür ve daha takip edilir bir döneme girdi. Yani düşük karbonlu üretim yapamayan, karbon verisini yönetemeyen tarafın rekabet gücü zamanla zayıflayabilir. Bu da yalnızca tek bir fabrikanın problemi değil, ülkenin ekonomik sürdürülebilirliğiyle de ilgili bir konu.</p>
<p>Burada şunu net söylemek lazım. Gömülü karbon meselesi özellikle imalat sanayi tarafından çok yakından takip edilmesi gereken bir konu. Çünkü malzemenin üretildiği yer orası. Ama aynı zamanda inşaat ve gayrimenkul sektörünün de bu konuyu “tasarımın ana konusu” haline getirerek talebi bu yönde artırması gerekiyor. Yani üretici tarafı dönüşecekse, bunu iten şeylerden biri de piyasa talebi olacak. Tasarım ekipleri ve yatırımcılar “daha düşük karbonlu malzeme ve sistem” talep ettikçe, sektör de o yöne doğru daha hızlı evrilecek.</p>
<p>ÇEDBİK olarak bizim rolümüz burada çok net. Biz bu konunun hem teknik boyutunu hem de mevzuat ve piyasa etkisini sektörün daha iyi anlamasını sağlamak istiyoruz. Gömülü karbonun yeşil bina sertifika sistemlerindeki yansımalarını daha görünür hale getirmek, aynı zamanda yerel ve uluslararası mevzuatta bunun nasıl bir karşılığı olduğunu anlatmak ve farkındalığı artırmak önceliklerimiz arasında. Çünkü sektör bu konuyu sadece “uzak bir gelecek” gibi görürse geç kalır. Halbuki bu dönüşüm başladı ve giderek hızlanacak.</p>
<p>Özetle, 2053 hedefi açısından inşaat sektörünün sorumluluğu sadece daha verimli bina yapmak değil. Daha az karbonla üretmek, daha az karbonla inşa etmek ve bu yaklaşımı artık normal kabul etmek. Gömülü karbon da bunun en kritik parçalarından biri. Biz de ÇEDBİK olarak bu konuyu daha anlaşılır hale getirmek, daha fazla konuşulur hale getirmek ve sektörün dönüşümünü hızlandırmak için aktif şekilde çalışacağız.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_yesil_binar2_1771325367.jpg" data-image="796owy9pndrp" /></figure>
<p><strong>Yeşil binaların finansmanında “Yeşil Mortgage” veya uluslararası fonların rolü nedir? Bankaların bu konudaki yaklaşımı ne durumda?</strong></p>
<p>Yeşil binaların finansmanında hem Yeşil Mortgage gibi ürünlerin hem de uluslararası fonların aslında çok önemli bir rolü var. Çünkü dünyada sürdürülebilirlik tarafında gerçekten ciddi bir finansman akışı var. Yani doğru projeyi ortaya koyduğunuzda, düşük karbon, enerji verimliliği, dayanıklılık gibi başlıkları net şekilde gösterebildiğinizde uluslararası ölçekte erişilebilecek büyük kaynaklar mevcut. Bu aslında sektör için çok büyük bir fırsat.</p>
<p>Ama açık konuşmak gerekirse Türkiye’de gayrimenkul sektörü bu finansman imkanlarını henüz yeterince çeşitlendirebilmiş değil. Bunda hem piyasa koşullarının hem de yapısal bazı eksiklerin etkisi var. Sürdürülebilirlik kriterlerinin projelerde standart bir şekilde tanımlanması ve ölçülmesi konusu hâlâ tam oturmuş değil. Finans tarafı da bu alanda ürün geliştirmeye başladı ama henüz piyasada güçlü ve ölçekli bir karşılık oluşmuş değil.</p>
<p>Yeşil Mortgage tarafında Türkiye’de bazı denemeler yapıldı. Bankalar bu konuda adım attı, ürünler konuşuldu. Ama etkisi açıkçası çok sınırlı kaldı. Bugün geldiğimiz noktada ise özellikle konut kredilerindeki daralma nedeniyle sektör daha çok temel finansmana erişim sorunlarına odaklanıyor. Bu da Yeşil Mortgage gibi daha nitelikli ürünlerin gündeme gelmesini zorlaştırıyor.</p>
<p>Buna rağmen ben bu tablonun kalıcı olmadığını düşünüyorum. Çünkü dünyada sürdürülebilirlik finansmanı çok net bir yön haline geldi. Karbon, enerji verimliliği ve iklim riski artık finansal risk olarak görülüyor. Bankaların da bu dönüşümün dışında kalması mümkün değil. Önümüzdeki dönemde finans sektörünün bu alanda daha cesur ve daha kapsamlı açılımlar yapacağını düşünüyorum.</p>
<p>ÇEDBİK olarak biz de burada daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Özellikle uluslararası fonlara erişimde, bu fonların talep ettiği teknik kriterlerin doğru anlaşılması ve projelere doğru şekilde entegre edilmesi konusunda sektöre destek olmayı planlıyoruz. Yani sadece “finansman var” demek değil, bu finansmana erişebilmek için gerekli olan teknik çerçeveyi, performans göstergelerini ve doğrulama süreçlerini daha anlaşılır hale getirmek istiyoruz. Böylece hem bankalar hem yatırımcılar için sürdürülebilir projelerin finansmanı daha erişilebilir ve daha güvenilir hale gelebilir. dünyada bu işin kaynağı var, ilgisi var. Türkiye’de ise henüz bu potansiyeli tam kullanamıyoruz. ÇEDBİK olarak amacımız da bu boşluğu biraz olsun kapatmak ve sürdürülebilir projelerin finansmanla daha güçlü şekilde buluşmasına katkı vermek</p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/cedbik_emre-ilicali_1_1771325383.jpg" data-image="huh89e6btswq" /></figure>
<p><strong>Greenwashing kavramı artık mimarlık ve inşaat sektörü için de ciddi bir tartışma başlığı. Sizce bu sınır bugün yeterince net mi?</strong></p>
<p>Bence greenwashing sınırı bugün hâlâ tam net değil. Hatta bu yüzden konu giderek büyüyor. Çünkü sürdürülebilirlik artık çok popüler bir alan ve herkes bu dilin içinde olmak istiyor. Ama bazı projelerde sürdürülebilirlik gerçekten işin içine gömülmüş bir yaklaşımken, bazılarında daha çok “sunumda iyi dursun” seviyesinde kalabiliyor. Bu da doğal olarak güven sorununu artırıyor.</p>
<p>Aslında sınırı netleştiren şey çok basit: ölçüm ve kanıt. Yani bir bina gerçekten daha az enerji tüketiyor mu, suyu daha verimli kullanıyor mu, karbonunu düşürüyor mu, kullanıcıya daha sağlıklı bir ortam sağlıyor mu… Bunlar ölçülüp gösterilebiliyorsa greenwashing riski azalıyor. Ama sadece güzel görseller, iddialı cümleler ve birkaç sembolik uygulama üzerinden “yeşil” deniyorsa, orada problem başlıyor.</p>
<p>Bir de şu var, greenwashing sadece pazarlama tarafında olmuyor. Bazen iyi niyetle başlanıyor ama süreç doğru yönetilmediği için sonuç yine zayıf kalabiliyor. Mesela proje tasarımda iddialı başlıyor ama uygulamada malzeme değişiyor, işletmede sistemler doğru çalıştırılmıyor, performans takip edilmiyor. Bu durumda da ortaya çıkan şey, kağıt üzerinde iyi ama gerçek hayatta zayıf bir sürdürülebilirlik oluyor.</p>
<p>Benim görüşüm şu: Önümüzdeki dönemde bu sınır daha netleşecek. Çünkü mevzuat tarafı daha fazla devreye giriyor, finans kuruluşları daha fazla veri istiyor, kiracılar ve kullanıcılar daha fazla sorguluyor. Yani “etiket” dönemi yavaş yavaş kapanıyor, “performans” dönemi başlıyor.</p>
<p>ÇEDBİK olarak bizim burada durduğumuz yer de belli. Biz sürdürülebilirlik iddiasının daha şeffaf, daha ölçülebilir ve daha doğrulanabilir hale gelmesi gerektiğini savunuyoruz. Greenwashing’i azaltmanın yolu, daha fazla denetim baskısı değil sadece, aynı zamanda sektöre doğru yöntemi öğretmek, iyi örnekleri çoğaltmak ve performans kültürünü normalleştirmek. Çünkü sürdürülebilirlik gerçekten sahada karşılığı olan bir iş olursa, greenwashing de kendiliğinden alan kaybeder.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-olmamak-artik-en-buyuk-risk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil Bina ve Şehir Çözümlerini Ön Plana Çıkarmayı Hedefliyoruz</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEDBİK]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/</guid>

					<description><![CDATA["Gelecekte yapı sektörü, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve çevreye duyarlılık ekseninde köklü bir dönüşüm sürecine girecek."]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği’nin (ÇEDBİK) gayrimenkul sektöründe sürdürülebilirliğin önemini duyurmak amacıyla her yıl düzenlediği Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi’nin 7’ncisi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı desteğiyle 22 Kasım 2024 tarihinde Swissotel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirilecek. ‘Sıfırın İnşası: İnsanca Yaşam’ temasıyla düzenlenecek zirvede ‘İnsanca Bir Yaşam için Sürdürülebilirlik’, ‘Yeşil Bina Nereye Gidiyor?’, ‘Sürdürülebilirliğin Finansmanı’, ‘Binalarda Teknoloji’, ‘Sürdürülebilir Kentler’ ve ‘Gayrimenkulde ESG’ gibi 6 kritik konu masaya yatırılacak.</strong></p>
<figure><img decoding="async" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/CEDBIK_Yonetim_Kurulu_Baskani_Mehmet_Sami_Kilic_1732096352.jpg" data-image="3sogipcl7mjd" alt="ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami Kılıç" title="ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami Kılıç"><figcaption>ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami Kılıç</figcaption></figure>
<p>Türkiye ve dünyadan önemli isimlerin katılacağı panellerde alanlarında uzman yaklaşık 40 konuşmacı, 100’e yakın kurum ve kuruluşun yanında 600’e yakın katılımcıyla birlikte ses getirecek bir organizasyon gerçekleştirilmesi hedefleniyor. </p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>1.	Bu yıl gerçekleştireceğiniz &#8221;Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi&#8221;nde ‘insanca yaşam’ faktörüne vurgu yapıldığını görüyoruz. Neden bu yıl özellikle bu konunun altı çizilmek istendi?</strong></span></p>
<p>Bu yıl zirvemizde “insanca yaşam” temasına odaklanmamızın temel nedeni, küresel sürdürülebilirlik hedeflerinin yalnızca çevresel boyutlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda insanların yaşam kalitesinin artırılmasını da vurgulamak. İklim krizinin etkileri, enerji ve su kaynaklarının azalması gibi sorunlar, artık yalnızca çevresel kaygılar değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik konuların da merkezinde yer alıyor. </p>
<p>İnsanların sağlıklı, güvenli ve erişilebilir yaşam alanlarına fazlasıyla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, sürdürülebilirlik yaklaşımlarının insana odaklanan çözümler sunması gerektiğine inanıyoruz. Bu önemli dengeyi tartışmak ve insanca bir yaşam için yeşil bina ve şehir çözümlerini ön plana çıkarmayı hedefliyoruz.</p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>2.	Zirvede hangi paneller olacak? Konuşulacak konulardan bahseder misiniz?</strong></span></p>
<p>Bu yıl ‘Sıfırın İnşası: İnsanca Yaşam’ temasıyla 7.’ncisini gerçekleştireceğimiz Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesinde insanca yaşamın sürdürülebilir temellerini ele alacağız. Sektör profesyonellerinin bilgi alışverişinde bulunacağı oturumlarımızda; ‘İnsanca Bir Yaşam İçin Sürdürülebilirlik’, ‘Yeşil Bina Nereye Gidiyor?’, ‘Sürdürülebilirliğin Finansmanı’, ‘Gayrimenkulde ESG’, ‘Sürdürülebilir Kentler’ ve ‘Binalarda Teknoloji’ gibi 6 önemli konuyu masaya yatıracağız.</p>
<p>Bu oturumlarda sürdürülebilirliğin toplumsal yaşam üzerindeki etkileri ile insanca bir yaşamın temellerini atan projelerin nasıl hayata geçirileceği, katılımcıların deneyimleri ve önerileriyle zenginleşecek. Yeşil bina ve yerleşkelere yönelik LEED, BREEAM, EDGE ve WELL gibi uluslararası sertifika sistemlerinin yanı sıra, Türkiye&#8217;nin ulusal yeşil bina sertifika sistemi Yes-TR ile ÇEDBİK tarafından geliştirilen B.E.S.T gibi yerel sertifika sistemlerine dair son gelişmelerin tartışılacağı zirvemizde, sürdürülebilir projelerin finansmanında önemli olan Taksonomi ve etki yatırımı gibi yeni yaklaşımlar ele alınacak. Diğer yandan gayrimenkul sektöründe ESG standartlarının uygulamaları ve etkileri; çağdaş şehircilik anlayışı ve stratejileri ile sürdürülebilir kentleşme için gerekli politikaların neler olabileceği de ortaya konacak. Zirvemiz, ayrıca BIM, dijital ikiz teknolojisi, yapay zeka uygulamaları ve dijital dönüşüm gibi binaların geleceğini şekillendiren teknolojik yeniliklerin tartışılmasıyla da dikkat çekecek. </p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>3.	Zirvenin katılımcıları hakkında bilgi verir misiniz?</strong></span></p>
<p>Hem çevresel hem de toplumsal sürdürülebilirlik açısından önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak olan&nbsp; zirvemizin açılış konuşmalarında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Banu Aslan, Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen ve ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı olarak ben yer alacağım. Kapanış sohbetinde ise gazeteci Ali Çağatay moderatörlüğünde Prof. Dr. Celal Şengör’den sürdürülebilirlik, deprem ve şehirlerimize dair bir keyifli bir sohbet dinleyeceğiz.</p>
<p>Oturumlara katılması kesinleşen isimler ise Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Enerji Verimliliği Daire Başkanı Murat Bayram, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Dış Kaynaklı Yatırım Daire Başkanı Esra Turan Tombak, HAS Mimarlık Kurucu Ortağı Ayşe Hasol, TÜV SÜD Akıllı Sürdürülebilir Binalar İş Birimi Müdürü Dr. Hannes Raoul Endriß, ABD Yeşil Bina Konseyi (USGBC) Başkan Yardımcısı Vatsal Bhatt, GBCI Europe Doğu Avrupa Pazar Geliştirme Direktörü Vessela VALTCHEVA-MCGee, Garanti BBVA Konut Finansmanı Direktörü Songül Yeşilçimenli, TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, Denge Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Üyesi Simla Çağın Budakoğlu, SP Mimarlık Kurucu Ortağı Sabri Paşayiğit,  EurAsia Proptech Initiative Kurucusu Mete Varas, Autodesk Ülke Müdürü Evren Arın, Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beliz Özorhon, Arup İklim ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Portföy Lideri Duygu Başoğlu, Karaoğlu Peyzaj Kurucu Ortağı Yasin Otuzoğlu, CBRE Direktörü Can Kadir Yalnızcan İPKB Direktörü Yalçın Kaya olacak.  </p>
<p><span style="color: rgb(99, 36, 35);"><strong>4.⁠ ⁠Sizce gelecekte yapı sektörü hangi yönde gelişecek? Geleceğin binalarında sürdürülebilirliğin rolü ne olacak? </strong></span></p>
<p>Gelecekte yapı sektörü, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve çevreye duyarlılık ekseninde köklü bir dönüşüm sürecine girecek. Bu dönüşüm, sektörü yalnızca karbon ayak izini azaltmakla kalmayıp aynı zamanda enerji verimliliği, çevresel etki ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik bir yapısal değişime zorlayacak. Karbon nötr binalar, enerji verimliliği yüksek yapılar, yeşil ve akıllı şehirler geleceğin temel yapı taşlarını oluşturacak ve sürdürülebilir kentleşme hedeflerinin gerçekleşmesinde öncü rol oynayacak.</p>
<p>İklim değişikliği, azalan doğal kaynaklar ve artan enerji talebi, inşaat sektörünü daha sorumlu ve yenilikçi çözümler üretmeye teşvik ediyor. Bu doğrultuda, geleceğin binalarında sürdürülebilirlik ilkelerinin tüm yapı sürecinde belirleyici bir rol oynayacağını söyleyebilirim. Yapısal tasarımdan malzeme seçimine, enerji yönetiminden su ve atık yönetimine kadar her aşamada sürdürülebilir çözümler ön planda olacak. Bu çözümler, düşük karbon emisyonlu veya karbon nötr malzemeler kullanımı, akıllı enerji yönetim sistemleri ve yenilenebilir enerji entegrasyonu gibi uygulamalarla desteklenecek.</p>
<p>Dijitalleşme ise yapı sektöründeki bu sürdürülebilir dönüşümün hızlanmasında kilit bir rol oynayacak. BIM (Yapı Bilgi Modellemesi), dijital ikiz teknolojisi, IoT (Nesnelerin İnterneti) ve yapay zeka destekli sistemler gibi ileri teknolojiler, binaların yaşam döngüsünün her aşamasında daha verimli ve çevre dostu çözümler sunulmasını sağlayacak. Bu teknolojiler sayesinde yapıların enerji tüketimi optimize edilecek, atık miktarı minimize edilecek, bakım ve onarım süreçleri daha etkin hale getirilecek ve bina performansı sürekli olarak izlenebilecek. Dijital ikiz teknolojisi, binaların sanal bir modelini oluşturarak enerji tüketimi, su kullanımı ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik veri analizleri sunarken, IoT sensörleri ise enerji verimliliği, hava kalitesi, sıcaklık ve nem gibi çevresel faktörlerin gerçek zamanlı izlenmesini mümkün kılacak.</p>
<p>Bunların yanı sıra, yapı sektöründe döngüsel ekonomi ilkelerinin de önemi giderek artacak. Kaynakları daha verimli kullanmak, atık miktarını azaltmak ve yeniden kullanım ile geri dönüşümü desteklemek, geleceğin binalarının temel prensipleri arasında yer alacak. İnşaat sektöründe kullanılan malzemelerin yeniden kullanımı veya geri dönüştürülmesi, binaların ömrü sonunda minimum çevresel etkiyle dönüştürülmesi gibi döngüsel yaklaşımlar, kaynakların korunmasını ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasını destekleyecek. Bu kapsamda, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve çevreye duyarlılık ekseninde gelişen yapı sektörü, gelecek nesillere daha yaşanabilir, sağlıklı ve dirençli yaşam alanları sunmayı amaçlayacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-ve-sehir-cozumlerini-on-plana-cikarmayi-hedefliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil Bina Sertifika Sistemlerinin Önemi ve Türkiye’deki Durumu</title>
		<link>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-sertifika-sistemlerinin-onemi/</link>
					<comments>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-sertifika-sistemlerinin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jul 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALE]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Emre Ilıcalı]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bina]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Bina Sertifikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-sertifika-sistemlerinin-onemi-ve-turkiye-deki-durumu/</guid>

					<description><![CDATA[Altensis kurucu ortağı Dr. Emre Ilıcalı, Ekoyapı Dergisi okurları için Yeşil Bina Sertifika Sistemleri’ni değerlendirdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnşaat sektörü, Türkiye ve dünyada hızlı şehirleşme ve kentsel dönüşüm projeleriyle hızla büyürken, bu büyümenin sürdürülebilirlik ve çevre dostu yaklaşımlar gerektirdiği unutulmamalıdır. Gerek enerji ve su verimliliği gerekse iç mekan yaşam kalitesini artırmada hayati bir rol oynayan yeşil binalar ise çevre üzerindeki etkilerini en aza indirecek şekilde tasarlanmış, inşa edilmiş ve işletilen binalar olarak tanımlanır.</p>
<figure><img decoding="async" title="Dr. Emre Ilıcalı" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/DR._EMRE_ILICALI_1720769258.jpg" alt="Dr. Emre Ilıcalı" data-image="cd4ifes8tlhp" /><figcaption>Dr. Emre Ilıcalı</figcaption></figure>
<p><a href="https://www.altensis.com/" target="_blank" rel="noopener">Altensis</a> kurucu ortağı Dr. Emre Ilıcalı, Ekoyapı Dergisi okurları için <a href="https://ekoyapidergisi.org/yesil-sertifika-artik-zorunlu/">Yeşil Bina Sertifika</a> Sistemleri’ni değerlendirdi. Bu sistemlerin sağladığı avantajlar, sürecin önündeki engeller, Türkiye’deki mevcut durum ve gelecekteki potansiyel hakkında derinlemesine bir bakış sunan Ilıcalı, sürdürülebilir inşaatın önemini vurguladı. İnşaat sektörü, Türkiye ve dünyada hızlı şehirleşme ve kentsel dönüşüm projeleriyle hızla büyürken, bu büyümenin sürdürülebilirlik ve çevre dostu yaklaşımlar gerektirdiği unutulmamalıdır. Gerek enerji ve su verimliliği gerekse iç mekan yaşam kalitesini artırmada hayati bir rol oynayan yeşil binalar ise çevre üzerindeki etkilerini en aza indi recek şekilde tasarlanmış, inşa edilmiş ve işletilen binalar olarak tanımlanır. Yeşil binalar, enerji ve su verimliliği, malzeme seçimi ve atık yönetimi gibi unsurlar dikkate alınarak, bina ömrü boyunca karbon emisyonlarını azaltmayı hedefler. Diğer yandan Türkiye’de ve dünya genelinde yeşil binaların benimsenmesinin iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir adım olarak görüldüğünün altını çizmek isterim.</p>
<hr />
<p><span style="color: #632423;"><strong>YEŞİL BİNALAR, ENERJİ VE SU VERİMLİLİĞİ, MALZEME SEÇİMİ VE ATIK YÖNETİMİ GİBİ UNSURLAR DİKKATE ALINARAK, BİNA ÖMRÜ BOYUNCA KARBON EMİSYONLARINI AZALTMAYI HEDEFLER.</strong></span></p>
<hr />
<p>Verileri incelediğimizde, yeşil binaların enerji kullanımında %25-30, karbon emisyonlarında %35-40 ve su kullanımında %30-50 oranında tasarruf sağladığı öngörülüyor. Türkiye’de ise, özellikle büyük şehirlerdeki yeni yapı projelerinde bu oranların giderek arttığını gözlemliyoruz. Bu noktada son yıllarda ülkemizde yürürlüğe giren mevzuatların yeşil binalara yönelik uygulamaları zorunlu hale getirdiğini anımsatmak faydalı olacaktır. Herhangi bir değerlendirme sistemi aracılığıyla yapılan belgelendirme, projenin yeşil doğasının doğrulanmasını sağlar ve daha sürdürülebilir bir bina oluşturma süreci boyunca mal sahipleri ile tasarım ve inşaat ekipleri için değerli bir eğitim ve pazarlama aracına dönüşür.</p>
<figure><img decoding="async" title="VAKIFBANK Genel Müdürlük Binası, LEED v3 New Construction" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/vakifbank_on_cephe_1720786566.jpg" alt="VAKIFBANK Genel Müdürlük Binası, LEED v3 New Construction" data-image="6sinl0baxbxl" /><figcaption>VAKIFBANK Genel Müdürlük Binası, LEED v3 New Construction</figcaption></figure>
<p>Yeşil bina sertifikasyonu, müşteriler, proje sahipleri, tasarımcılar ve kullanıcılar için sürdürülebilir inşaat uygulamalarını geliştirmenin ve tanıtmanın teşvik edici bir yolu olabilir. Bir binanın sürdürülebilir ve iyi inşa edilmiş olması için onaylanması elbette şart değildir ancak önemli bir teşvik nedenidir. Değerlendirme sistemleri, yeşil standartların takip edilmesi gereken noktaları ve inşaat şartnamelerine ne tür yeşil ürünlerin dahil edileceğini belirterek şeffaflık sağlar. LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) ve BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method), yeşil binalar için uluslararası kabul görmüş en yaygın değerlendirme sistemleridir. Dünya Bankası’nın bir kuruluşu olan IFC (International Finance Corporation) tarafından geliştirilen EDGE (Excellence in Design for Greater Efficiencies) sistemi de bir yazılım uygulaması, uluslararası bir stan dart ve yeşil bina sertifikasyon sistemidir. Ayrıca, ülkemizde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın geliştirdiği YES-TR sisteminin yeni yeni aktif hale geldiğini de vurgulamak isterim.</p>
<p><span style="color: #3f3151;"><strong>TÜRKİYE’DE YEŞİL SERTİFİKALI BİNALARIN SAYISI HER GEÇEN GÜN ARTMAKTADIR</strong></span></p>
<p>Türkiye’de yeşil sertifikalı binaların sayısı her geçen gün artmaktadır ki bu durum sürdürülebilir yapılaşma yolunda ilerlediğimizin önemli bir göstergesidir. 2024 Haziran sonu itibarıyla ülkemizde 650 adet sertifikalandırılmış ve 1.200’e yakın süreci devam eden bina bulunmaktadır. Ülkemizin gayrimenkul sektörünün büyüklüğünü göz önünde bulundurdu ğumuzda, bu rakamların oldukça düşük kaldığı bir gerçektir.</p>
<figure><img decoding="async" title="SEV Çekmeköy Kampüsü, LEED v4 BDC: Schools" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/SEV_Cekmekoy_Kampusu_1720769303.jpg" alt="SEV Çekmeköy Kampüsü, LEED v4 BDC: Schools" data-image="o1occo2plf6r" /><figcaption>SEV Çekmeköy Kampüsü, LEED v4 BDC: Schools</figcaption></figure>
<p><span style="color: #3f3151;"><strong>MEVCUT MEVZUAT, BİRÇOK KRİTİK YEŞİL BİNA ÖGESİNİN UYGULANMASINI ZORUNLU KILIYOR</strong></span></p>
<p>İlk sertifikalı yeşil bina projelerinde bilfiil görev almış biri olarak, o dönemden bu döneme konuya bakış açısında ve süreçlerde ciddi farklılıklar olduğunu söyleyebilirim. Başlangıç aşamasında mevcut kriterlerin yerine getirilmesinde teknik zorluklar ön plana çıkarken, günümüzde teknik anlamda herhangi bir sorun yaşanmıyor. Mevcut mevzuat, birçok kritik yeşil bina ögesinin uygulanmasını zorunlu kılıyor. Ayrıca, Paris İklim Anlaşması ve AB Yeşil Mutabakat süreçle rinin getirdiği uluslararası zorunluluklar ve yeşil finansmana erişim ihtiyacı da yeşil bina sertifika sistemlerinin lehine olan gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<hr />
<p><span style="color: #632423;"><strong>İLK SERTİFİKALI YEŞİL BİNA PROJELERİNDE BİLFİİL GÖREV ALMIŞ BİRİ OLARAK, O DÖNEMDEN BU DÖNEME KONUYA BAKIŞ AÇISINDA VE SÜREÇLERDE CİDDİ FARKLILIKLAR OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİM. BAŞLANGIÇ AŞAMASINDA MEVCUT KRİTERLERİN YERİNE GETİRİLMESİNDE TEKNİK ZORLUKLAR ÖN PLANA ÇIKARKEN, GÜNÜMÜZDE TEKNİK ANLAMDA HERHANGİ BİR SORUN YAŞANMIYOR.</strong></span></p>
<hr />
<p>Tüm bu gelişmeler ışığında, yeşil bina sertifika sistemlerine olan ilginin çok daha artmasını bekliyoruz. Ancak, daha önce de ifade ettiğim gibi ülkemizdeki yeşil bina sayısı hala yeterli seviyede değil. 2009-2019 arasında ülkemizdeki yeşil sertifikalı binaların sayısı, hızlı bir şekilde artmış olsa da son yıllarda yıllık bazda daha yavaş ilerliyor. Bunun temel sebepleri arasında ise ekonomik gelişmelere bağlı olarak gayrimenkul sektöründeki yavaşlamayı gösterebiliriz. Yeşil bina sertifikalarının öncü sistemler olduğu unutulmamalı. Bu sertifikaları almak isteyen binaların yerel mevzuatın ötesinde bir çaba ortaya koyması, bu sistemlerin sürekli kendilerini geliştirmesi ve güncellenmesi gerekiyor. Bir diğer deyişle doğru olan, bina standartlarımızın sürekli güncellenerek yeşil binaya giden yolda temeli sağlam kurması ve sonrasında bu temel üzerine daha fazlasını yapmak isteyen gayrimenkul projelerinin bu uluslararası sistemleri uygulayarak sertifikalarını almasıdır. Her bina sertifika alacak diye bir anlayış sakıncalı olabilir. Zira her binanın yapabildiği bir sistem, aslında sektörel geliştirme ve inovasyonu teşvik etmeyecektir.</p>
<figure><img decoding="async" title="'İFM Ziraat Kuleleri, LEED v3 New Construction" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/ziraat_1720786365.jpg" alt="'İFM Ziraat Kuleleri, LEED v3 New Construction" data-image="yfru19cskmgn" /><figcaption>İFM Ziraat Kuleleri, LEED v3 New Construction</figcaption></figure>
<p><span style="color: #3f3151;"><strong>KARŞIMIZA ÇIKAN TEHLİKE İSE YEŞİL BİNAYA GİDEN SÜRECİN YATIRIMCILAR TARAFINDAN HAFİFE ALINMASIDIR</strong></span></p>
<p>Yukarıda bahsettiğim üzere, son yıllarda Türkiye’de binalarla ilgili sürdürülebilirliğe yönelik standartlar oldukça ilerledi. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği ve Otopark Yönetmeliği gibi genel mevzuatın yanında, belediyelerin imar yönetmelikleri ve bazı yerlerde plan notlarındaki talepler, yeşil bina kriterlerinin birçoğunu belli seviyede de olsa zorunlu hale getiriyor. Aslında bu gereklilikler, daha önce belirttiğim yeşil bina sertifika sistemlerinde de karşılık buluyor. Bu sebeple, yerel standartları hassasiyetle uygulayan ve doğru planlamayla ek bazı çalışmalar yapan gayrimenkul projelerinin uluslararası yeşil bina sertifikalarını belli seviyelerde almasının önünde ciddi bir engel olmadığını düşünüyorum. Son dönemdeki mevzuatların zorunlu hale gelmesiyle, yeşil binaya giden yoldaki ek maliyetlerin oldukça azaldığını söylemek yanlış olmayacaktır.</p>
<hr />
<p><span style="color: #632423;"><strong>KARŞIMIZA ÇIKAN TEHLİKE İSE YEŞİL BİNAYA GİDEN SÜRECİN YATIRIMCILAR TARAFINDAN HAFİFE ALINMASIDIR. BU SÜREÇ, TEKNİK DANIŞMANLIK, MÜHENDİSLİK VE SERTİFİKASYON ÇALIŞMALARINI KAPSAR. DOĞRU BİR DANIŞMANLIK VE MÜHENDİSLİK HİZMETİ ALINMASINI GEREKTİRİR.</strong></span></p>
<hr />
<p>Karşımıza çıkan tehlike ise yeşil binaya giden sürecin yatırımcılar tarafından hafife alınmasıdır. Bu süreç, teknik danışmanlık, mühendislik ve sertifikasyon çalışmalarını kapsar. Bir binaya dair birçok farklı disiplinin olduğu gerçeği doğru bir danışmanlık ve mühendislik hizmeti alınmasını gerektirir. Sertifika, inşaat bittikten sonra alındığı için danışman seçiminde uzun vadeli ve kaliteli hizmet verebilecek firmalara yönelinmesi gereklidir. Yanlış danışman seçimi sebebiyle, örneğin iki sene süren bir bina tamamlandıktan sonra yapılacak denetleme aşamasında birçok sorun yaşanmakta ve sertifika alınamamaktadır. Bunun yanı sıra, bazı durumlarda danışmandan veya işverenden kaynaklı yanlış, eksik veya yanıltıcı bilgi ve belge paylaşımı, bu projelere ait sertifikaların sonradan iptal edilmesiyle sonuçlanabilir. Bu noktada, kurum olarak hizmet kalitesine azami önem verdiğimizi ve çalıştığımız her projede bir iç denetleme mekanizması kurarak, yeşil bina sertifikasyon sürecine dair olası riskleri en aza indirmeye çalıştığımızı rahatlıkla söyleyebilrim.</p>
<figure><img decoding="async" title="Lütfü Kırdar Şehir Hastanesi ( LEED v3 New Construction &amp; EDG)" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/kartal_hastane_1720786404.jpg" alt="Lütfü Kırdar Şehir Hastanesi ( LEED v3 New Construction &amp; EDG)" data-image="by06yso5g9fp" /><figcaption>Lütfü Kırdar Şehir Hastanesi ( LEED v3 New Construction &amp; EDG)</figcaption></figure>
<p><span style="color: #3f3151;"><strong>YEŞİL BİNA SERTİFİKASYON SÜREÇLERİNDE ŞEFFAFLIĞIN ARTTIRILMASI MÜMKÜN OLACAKTIR</strong></span></p>
<p>Tüm bunlara ek olarak, önümüzdeki dönemde Başkan Yardımcısı olduğum ÇEDBİK ve LEED sertifikasını veren kurum olan GBCI ile ortak bir çalışma yaparak, Türkiye’de yeşil bina sertifikasyon sistemlerinin denetlenmesiyle ilgili yeni bir platform oluşturma planımız olduğunu paylaşmak isterim. Bu sayede, yeşil bina sertifikasyon süreçlerinde şeffaflığın arttırılması ve kaliteli hizmetin ön plana çıkarılması mümkün olacaktır. Yatırımcıların “mış gibi” yapmaktan kaçınması ve bu konuların ciddiyetini kabul ederek azami önem göstermelerinin ise denetlemeden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde, finansmana erişim zorluklarının yanında yatırımcılar hem regülasyon riskleri hem de kurumsal itibar problemleriyle uğraşmak zorunda kalacaklar.</p>
<figure><img decoding="async" title="Atatürk Fen Lisesi ( LEED v3 Schools)" src="https://ekoyapidergisi.org/wp-content/uploads/2026/02/Ataturk_fen_lisesi_1720786463.jpg" alt="Atatürk Fen Lisesi ( LEED v3 Schools)" data-image="fmgws2am24ue" /><figcaption>Atatürk Fen Lisesi ( LEED v3 Schools)</figcaption></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekoyapidergisi.org/yesil-bina-sertifika-sistemlerinin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
