MİMARLIK VE YAPILI ÇEVRE PLATFORMU

UNESCO-UIA Barselona 2026 Dünya Mimarlık Kongresi

28 Haziran – 2 Temmuz 2026 tarihleri arasında, UNESCO-UIA Dünya Mimarlık Başkenti unvanını taşıyan Barselona, dünyanın en kapsamlı mimarlık buluşmalarından biri olan UIA Dünya Mimarlar Kongresi‘ne ev sahipliği yaptı. Kongrenin dikkat çeken oturumlarından “Beyond Recognition: Exploring the Role of Architectural Awards”, mimarlık ödüllerinin değişen mesleki ve toplumsal beklentiler karşısındaki rolünü yeniden değerlendirmeyi amaçladı.

Dünyanın önde gelen mimarlık ödül programlarının temsilcilerini bir araya getiren oturum, yalnızca hangi projelerin ödüllendirildiğini değil, bugün mimari başarının hangi ölçütlerle tanımlandığını da sorguladı. Çünkü mimarlık pratiği, iklim krizi, kaynakların verimli kullanımı, toplumsal kapsayıcılık ve teknolojik dönüşüm gibi küresel sorunlarla birlikte yeni bir sorumluluk alanına taşınmış durumda.

Bu değişim, ödül programlarını da farklı sorularla karşı karşıya bırakıyor. Tasarım kalitesi ve teknik başarı hala önemini korurken, adaptif yeniden kullanım, döngüsel tasarım, malzeme sorumluluğu ve toplumsal etki gibi ölçütler de giderek daha belirleyici hale geliyor. Tartışmanın merkezindeki temel soru ise oldukça açıktı: Mimarlık dünyası gelecekte nasıl bir üretimi görünür kılmalı ve teşvik etmeli?

Oturum, mimarlığın yalnızca ortaya çıkan yapılar üzerinden değil, mevcut çevreyi dönüştürme kapasitesi, doğal kaynaklara yaklaşımı ve kullanıcılarla kurduğu ilişki üzerinden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu yaklaşım, ödüllerin yalnızca başarıyı tescilleyen platformlar olmanın ötesinde, mesleğin önceliklerini ve yönelimlerini şekillendiren araçlar olarak da önemli bir sorumluluk üstlendiğini ortaya koydu.

“Becoming: Architectures for a Planet in Transition” temasıyla düzenlenen UIA Dünya Mimarlar Kongresi 2026, mimarlığın geleceğine ilişkin en önemli tartışmalardan birine ev sahipliği yaptı. Mimarlık ödülleri üzerine yürütülen bu oturum da mimarlık disiplininin odağının giderek ikonik yapılar üretmekten; dönüşüm, sorumluluk ve uzun vadeli toplumsal değer yaratmaya doğru kaydığını gösterdi. Bu yönüyle tartışma, yalnızca ödül sistemlerini değil, mimarlığın geleceğini tanımlayan ölçütleri de yeniden düşünmeye davet etti.

Kongre İzlenimleri

Neslihan Mevlevioğlu
M.A. Mimar | Sürdürülebilirlik Danışmanı – İngiltere

UIA Dünya Mimarlar Kongresi 2026, “Becoming. Architectures for a Planet in Transition” temasıyla mimarlığın güncel meselelerini tartışmaya açmanın ötesinde, disiplinin geleceğine dair yeni düşünme biçimlerine de zemin hazırladı. Barselona’da yerinde takip etme fırsatı bulduğum kongre; ekolojik dönüşüm, döngüsellik, malzeme sorumluluğu, toplumsal kapsayıcılık ve mimarlığın değişen rolü üzerine uluslararası ölçekte yürütülen tartışmaları bir araya getirdi.

Kongre programı boyunca gerçekleştirilen oturumlar, sergiler ve kamusal etkinlikler; mimarlığın yalnızca yapı üretimine odaklanan bir disiplin olmanın ötesine geçerek, doğal sistemlerle kurduğu ilişkiyi, kaynak kullanımını, toplumsal etkisini ve çevresel sorumluluğunu yeniden değerlendirmeye davet etti. Programın omurgasını oluşturan “Becomings” (Oluşlar) tematik çerçevesi ise bu tartışmaları ortak bir kurgu içinde ele alarak, mimarlığın geleceğine dair çok katmanlı bir perspektif sundu.

The UIA 2026 World Congress of Architects Barcelona

Aşağıda, kongre boyunca öne çıkan temalara ve dikkat çeken oturumlara ilişkin gözlem ve değerlendirmelerimi paylaşıyorum.

Kongre, 28 Haziran’da Three Chimneys’te (Üç Baca) gerçekleşen ve özgün bir sanatsal prodüksiyon olarak tasarlanan unutulmaz bir Açılış Töreni ile başladı. Bu sürükleyici deneyim, mimarlığı ses, elektronik müzik ve performans sanatıyla bütünleştirerek mimarlığın geleceğinin karşı karşıya olduğu hem zorlukları hem de fırsatları yansıtan güçlü bir atmosfer yarattı.

Three Chimneys’in seçimi özel bir sembolik anlam taşıyordu. Bir zamanlar endüstriyel bir enerji santrali olan ve bugün iddialı bir kentsel yenileme projesinin odağında yer alan mekân, kongre boyunca ele alınan pek çok temayı somutlaştırıyordu: adaptif yeniden kullanım, ekolojik geçiş ve mevcut mekânların yeni kültürel ve kamusal peyzajlara dönüştürülmesi. Açılış töreni bu nedenle yalnızca bir kültürel performans olarak değil, aynı zamanda mimarlığın toplum içindeki dönüşen rolünün de bir yansıması olarak işlev gördü.

The UIA 2026 World Congress of Architects Barcelona

Altı “Oluş” (Becoming): Tematik Çerçeve

2026 edisyonunun belirleyici özelliklerinden biri, “Becomings” (Oluşlar) olarak bilinen altı tematik araştırma ve tartışma çerçevesi etrafında örgütlenmesiydi. Bu izlekler, katılımcıların mimarlığın evrilen sorumluluklarını inceledikleri birer mercek işlevi gördü ve geçiş halindeki bir dünya için tasarım yapmaya yönelik uçları açık, kesişen araştırmalara davet etti.

Becoming More-than-Human (İnsandan Fazlası Olmak), mimarlığın ekosistemler, biyoçeşitlilik ve insan dışı yaşam biçimleriyle ilişkisini araştırıyor; yapılı çevrelerin yalnızca insan merkezli yaklaşımların ötesine nasıl geçebileceğini inceliyor.

Becoming Circular (Döngüsel Olmak), malzeme yeniden kullanımı, rejeneratif tasarım ve kaynak yönetimine odaklanıyor; çevresel sınırlara ve döngüsel ekonomiye yönelik mimari yanıtları keşfediyor.

The UIA 2026 World Congress of Architects Barcelona

Becoming Embodied (Duyu Bütünlüğü), mimarlığın fiziksel, duyusal ve duygusal boyutlarını ele alıyor; mekanların insan deneyimini ve refahını nasıl etkilediğini inceliyor.

Becoming Interdependent (Birbirine Bağımlı Olmak), toplulukları, altyapıları, coğrafyaları ve küresel sistemleri birbirine bağlayan iç içe geçmiş ilişkileri araştırıyor.

Becoming Hyper-Conscious (Aşırı Bilinçli Olmak), verinin, teknolojinin, farkındalığın ve bilgi üretiminin geleceğin mimari pratiğini şekillendirmedeki rolünü keşfediyor.

Becoming Attuned (Uyumlanmak), mimarlığın çevresel, kültürel ve toplumsal koşullara duyarlı biçimde yanıt verme ve yerel özgüllükleri kucaklama yeteneğini ele alıyor.

“Oluşlar”, altı ayrı tema olarak işlev görmek yerine, birbirine bağlı çerçeveler olarak tasarlandı; katılımcıları çevresel sistemler, toplumsal yapılar, malzeme kaynakları ve teknolojik inovasyon arasındaki ilişkileri keşfetmeye teşvik etti. Bunlar bir arada, bugün mimarlığın karşı karşıya olduğu sorunların; giderek karmaşıklaşan küresel koşullara yanıt verebilecek disiplinlerarası düşünce ve iş birlikçi yaklaşımlar gerektirdiğine dair daha geniş bir anlayışı yansıttı.

The UIA 2026 World Congress of Architects Barcelona

Kongre temelde ekolojiye odaklanmıştı; bu da ekolojik sürdürülebilirliğe olan bağlılığı ve mimarlığın daha sürdürülebilir ve dirençli bir gezegene geçişte hayati bir rol oynaması gerekliliğini yansıtıyordu. Bir dizi ilgi çekici oturum ve panel aracılığıyla katılımcılar, geçiş halindeki bir dünya için tasarım yapmanın ne anlama geldiğini keşfetti; mimarlığın çağımızın acil çevresel sorunlarını ele alırken gerçekliği nasıl dönüştürebileceğini inceledi.

Açılış konuşmaları, tartışmalar ve panel oturumları boyunca tekrar eden temalar arasında iklim direnci, konut erişilebilirliği, biyoçeşitlilik, malzeme inovasyonu, döngüsel inşaat ve mimari pratiğin toplumsal sorumluluğu yer aldı. Kongre, mimarlığı yalnızca bina tasarlama disiplini olarak sunmak yerine, onu çok sayıda ölçekte ekolojik, kültürel ve toplumsal dönüşümü şekillendirebilecek bir aktör olarak konumlandırdı.

İnsandan Fazlası Mimarlık İçin Bir Ses

Junya Ishigami, 29 Haziran Pazartesi günü kongrenin “Becoming More-than-Human” (İnsandan Fazlası Olmak) sütunu kapsamında bir sunum gerçekleştirdi. “My Work” (Çalışmam) başlıklı oturumu, tasarımı özerk bir form olarak değil, daha geniş bir çevresel alanın parçası olarak ele alan kendine özgü mimari felsefesini keşfetmeyi vaat ediyordu.

The UIA 2026 World Congress of Architects Barcelona

Ishigami sunumunda, mekanın; strüktür, madde, atmosferik koşullar ve zaman arasındaki etkileşim yoluyla nasıl ortaya çıktığını, yapılı çevre ile onun çevresi arasındaki geleneksel sınırları ortadan kaldırarak tartıştı. Bu insandan fazlası perspektif, mimarlığı; malzeme süreçlerinin, iklimin ve çevresel dinamiklerin mekanların nasıl oluştuğunu ve nasıl yaşandığını temelden şekillendirdiği bir çerçeve olarak konumlandırıyor.

Ishigami’nin konuşması, kongrenin temel amaçlarından birini yansıtıyordu: mimarlığı yalıtılmış bir nesne olarak değil, daha geniş bir ekolojik sürekliliğin parçası olarak yeniden düşünmek. Mimarlık, peyzaj ve doğal sistemler arasındaki geleneksel ayrımlara meydan okuyan sunumu, uyarlanabilirliğin, birlikte var oluşun ve çevresel farkındalığın geleceğin mimari pratiği için temel ilkeler olarak öne çıktığı, kongre boyunca süren daha geniş tartışmaları pekiştirdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir