Hindistan’ın Indore kentinde tasarlanan Prestige University binası, basamaklı kütle organizasyonu ve yeşil teraslarıyla eğitim yapısını iklimle uyumlu bir peyzaj mimarisine dönüştürüyor.

Sizinkini bilemem ama bu habere konu olan yapı, benim hayalimdeki kampüs fikrine çok yakın. Hindistan Indore’deki Prestige Üniversitesi için tasarlanan yeni akademik yapı, kampüs mimarisini tekil bir bina fikrinden çok katmanlı bir mekânsal peyzaj olarak ele alıyor. Tasarım, geleneksel Hint mimarisinde görülen basamaklı su yapılarından esinlenen kademeli bir kütle organizasyonu üzerine kurulmuş. Kat kat teraslarla şekillenmiş. Yaklaşık otuz bin metrekarelik kapalı alana sahip yapı; yönetim birimleri, oditoryum, seminer salonları, kütüphane ve sosyal alanları bir araya getiriyor. Ancak programın tamamı tek parça bir blok içinde çözümlenmek yerine, farklı kotlara yayılan platformlar ve teraslar aracılığıyla parçalı bir topografya şeklinde kurgulanmış.. Bu yaklaşım, büyük ölçekli eğitim yapılarında sık görülen kapalı ve monolitik kütle anlayışını kırarak daha geçirgen bir kampüs deneyimi oluşturuyor.

Basamaklı Teras Sistemi
Yapının en karakteristik özelliğini oluşturan basamaklı teras sistemi, dolaşım ve açık alan kullanımını mimarinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Çatı seviyelerinde oluşturulan geniş yeşil yüzeyler öğrenciler için buluşma, dinlenme ve açık hava etkinlikleri için kullanılabilir mekânlar sunuyor. Böylece yapı yalnızca iç mekânlardan oluşan bir eğitim binası olmaktan çıkarak, üzerinde yürünebilen ve farklı seviyelerde deneyimlenen bir peyzaj yüzeyine dönüşüyor. Plan kurgusunda yeralan avlular ve kontrollü açıklıklar, iç mekânların gün ışığıyla aydınlatılmasını sağlarken doğal havalandırmayı da destekliyor. Bu strateji aslında, yılın büyük bölümünde yüksek sıcaklıkların görüldüğü bölgesel iklim koşullarına uyum sağlamayı hedefliyor.

Pasif iklimlendirme yaklaşımı sayesinde hem iç mekân konforu artırılıyor hem de enerji tüketimi azaltılıyor. Malzeme seçiminde kullanılan tuğla yüzeyler ise yapının yerel mimari bağlamla ilişki kurmasını sağlarken aynı zamanda sıcak iklimde ısı kontrolüne katkıda bulunuyor. Teraslar, merdivenler ve açık dolaşım alanlarıyla şekillenen kademeli organizasyon, kampüs yaşamını yalnızca sınıflar içinde değil yapının tüm katmanlarına yayılan bir sosyal mekân ağı olarak yeniden yorumluyor. Sizce de oldukça motive edici değil mi?


