Pera’da açılan Shiva Zahed Gallery, İranlı sanatçılar için uluslararası sahneyle temas kurabilecekleri nadir fiziksel alanlardan birini oluştururken, jeopolitik gerilimler bu yapının sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor.

İstanbul’da açılan bu yeni galeri, klasik anlamda bir sergi mekânından çok daha fazlasını üstleniyor. Konumu ve odağı, onu yalnızca sanatın sergilendiği bir yer olmaktan çıkarıp, iki farklı coğrafya arasında kurulan bir geçiş alanına dönüştürüyor. Özellikle İranlı sanatçılar için fiziksel erişim ve görünürlük meselesinin giderek zorlaştığı bir dönemde, bu tür bir mekânın varlığı doğrudan bir altyapı işlevi görüyor. Buradaki asıl mesele ise mekânsal tasarımın ötesine geçiyor. Galeri, üretim ile dolaşım arasındaki kopukluğu kısmen de olsa onaran bir ara yüz gibi çalışıyor. Sanatçıların işlerini uluslararası izleyiciyle buluşturabildiği, küratöryel ilişkiler kurabildiği ve üretimlerini sürdürebildiği bir zemin oluşturuyor. Bu yönüyle mekân, sadece fiziksel değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik bir geçiş noktası haline geliyor.
Bağlam Üreten Bir Platform
Açılış sergisi de bu çerçevede okunuyor. Farklı kuşaklardan sanatçıları bir araya getiren yapı, yalnızca işleri yan yana getirmiyor; aynı zamanda bu üretimlerin arkasındaki koşulları da görünür kılıyor. Böylece galeri, nötr bir sergileme yüzeyi olmaktan çıkıp, bağlam üreten bir platforma dönüşüyor. Ancak bu yapı son derece hassas bir zeminde duruyor. Bölgesel politik gerilimler, seyahat kısıtlamaları ve ekonomik belirsizlikler, bu tür girişimlerin sürekliliğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle galeri, kalıcı bir sistemden çok, sürekli yeniden kurulması gereken bir dengeye işaret ediyor.
Mekânsal olarak bakıldığında ise yapı, klasik “beyaz küp” yaklaşımını sürdürse de, işlevi bu tanımı aşıyor. İçerideki sergileme düzeni kadar, dışarıyla kurduğu ilişki de önem kazanıyor. Mekân, yalnızca sanatın sergilendiği bir hacim değil; sanatın hareket edebildiği, dolaşıma girebildiği bir eşik haline geliyor. Bu galeri, bir yapıdan çok bir bağlantı biçimi. Ve bu bağlantı, mimarlığın da dahil olduğu daha geniş bir sistem içinde, kırılgan ama gerekli bir rol üstleniyor.


