MİMARLIK VE YAPILI ÇEVRE PLATFORMU

Ahşap Yapı Gerçekten İklim Dostu mu?

Hermann Kaufmann’ın proHolz Zuschnitt için kaleme aldığı yazısından derlediğimiz bu yazıda ahşap yapının iklim korumasına katkısını, karbon depolama kapasitesini ve sürdürülebilir ormancılığın sınırlarını değerlendirelim.

Görsel: Kengo Kuma and Associates (Yusuhara Ahşap Köprü Müzesi)

Ahşap, atmosferdeki karbondioksiti güneş enerjisiyle bünyesinde biriktiren, enerji yoğun endüstriyel süreçlere ihtiyaç duymadan doğada yetişen nadir yapı malzemelerinden biri. Bu temel gerçek, onu çimento, çelik ve tuğlaya karşı çevresel açıdan üstün bir alternatif olarak konumlandırıyor. Ancak son yıllarda yükselen yeni bir doğa anlayışı, insanın ormana yaptığı her müdahaleyi bir tür tahribat olarak değerlendirmeye başladı. Ağaç kesmenin ekolojik açıdan savunulabilir olup olmadığı sorusu, ahşap yapıya yönelik uzun süredir süregelen iyimserliği sarsmaya başlıyor.

Bu tartışmayı kışkırtan isimlerden biri de mimar ve üniversite profesörü Dietmar Eberle oldu. Eberle, Avusturya’nın Der Standard gazetesine verdiği bir röportajda iklim ısınmasına aktif katkıda bulunmak isteyenlerin ahşap ev yapması gerektiğini, çünkü ormanların emisyonların yüzde yirmisini absorbe ettiğini ve çok sayıda ahşap ev inşa edilmesinin bu absorpsiyon kapasitesini azaltacağını öne sürdü. Bu tez ilk bakışta mantıklı görünse de, sorgulanmadan kabul edilmesi ahşap yapının uzun süredir kanıtlanmış iklim koruma katkısını göz ardı etmek anlamına geliyor. Zira bilimsel literatür, ahşap inşaatın iklim korumasına kayda değer bir katkı sağladığını güçlü verilerle ortaya koyuyor.

Orijinal makale, TU Münih eski profesörü Hermann Kaufmann tarafından proHolz Zuschnitt dergisinin 91. sayısında (Aralık 2023) yayımlanmış ve Detail dergisi tarafından da paylaşılmıştır. Makalenin tamamına proholz.at ve detail.de üzerinden ulaşılabilir.

Görsel: Crown Copywriter

Genç Ormanlar Daha Fazla Karbon Bağlıyor

Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü’nün (KIT) araştırma ekibi, 1981 ile 2010 yılları arasındaki küresel orman yaşı verilerini biyosfer ve ağaç büyüme modelleriyle birleştirerek önemli bir sonuca ulaştı: orta ve yüksek enlemlerdeki ormanlar, tropik ormanlardan daha güçlü bir iklim freni işlevi görüyor. Bu etki özellikle genç ağaçlarda belirgin. Doğal bozulmalar veya hasat sonrası ağaçlandırma yoluyla yenilenen ormanlar, tropik yağmur ormanlarından veya Sibirya’nın el değmemiş ormanlarından daha fazla karbondioksit bağlıyor. Bu bulgu, 2019 yılında PNAS (Proceedings of the National Academy of Sciences) dergisinde Thomas A. M. Pugh ve ekibinin imzasıyla yayımlandı.

Bu sonuç, yüzyıllardır süregelen orman işletmeciliği yaklaşımının temel mantığını doğruluyor: olgunlaşmış ağaçları keserek genç ağaçlara yer açmak ve elde edilen malzemeyi köylerde ve kentlerde uzun ömürlü bir karbon deposuna dönüştürmek. Ancak Kaufmann, bu prensibin sınırsız bir onay olarak yorumlanmaması gerektiğinin de altını çiziyor.

Görsel: Seagate Structures

Avrupa’da Ormancılığın Karanlık Yüzü

Orta Avrupa’nın katı orman yasalarına sahip bölgelerinde durum görece kontrol altında olsa da, Doğu ve Kuzey Avrupa’da kereste üretimi hâlâ büyük ölçüde tıraşlama yöntemiyle yapılıyor. Bu, doğaya duyarlı bir yöntem olmaktan uzak ve haklı olarak eleştiriliyor. Bunun yanı sıra ladin monokültürleri sorunu da devam ediyor.

İklim değişikliğinin etkisiyle ladin, düşük rakımlı bölgelerden yavaş yavaş çekiliyor. Bu durum, ormancılık sektörünü iklime uygun gelecek ormanları oluşturma gibi devasa bir görevle karşı karşıya bırakıyor. Ancak aynı zamanda önümüzdeki on yıllarda orman dönüşümü ve artan doğal afetler nedeniyle endüstriyel olarak değerlendirilmesi gereken büyük miktarda ahşap malzemenin ortaya çıkacağı anlamına da geliyor.

WWF Ne Diyor?

Tartışmanın önemli aktörlerinden WWF, dünya genelinde yaygınlaşan orman tahribatını sert bir dille eleştiriyor ve daha fazla ekonomik ormanın koruma altına alınmasını talep ediyor. Ancak aynı zamanda ahşap yapı konusunda net bir destekleyici tutum sergiliyor.

WWF’nin 2022 tarihli “Alles aus Holz” (Her Şey Ahşaptan) raporunda, beton üretiminin son derece enerji ve kaynak yoğun olduğu, ahşabın ise yakılmak yerine yapılarda kullanıldığında karbondioksiti uzun vadeli olarak bünyesinde tuttuğu vurgulanıyor.

Bununla birlikte, biyolojik çeşitlilik ve iklim koruması için ormanların korunması gerektiği düşünüldüğünde, gelecekte tüm evlerin ahşaptan inşa edilemeyeceği de belirtiliyor. WWF’nin önerisi: uzun ömürlü ürünleri ve yeniden kullanıma yönelik tasarımı ön plana çıkaran, uzun vadeli sürdürülebilir tedarik kapasitelerini gözeten bir ahşap kullanım stratejisi.

Uzun süre kullanılan ahşap yapılar çok daha doğa dostu kabul ediliyor. © Jakob Schoof

Gerd Wegener: Ormanlar Kültürel Ekosistemlerdir

TUM School of Life Sciences’ın eski Ahşap Bilimi ve Ahşap Teknolojisi kürsü başkanı Gerd Wegener de benzer bir çerçeve sunuyor. Wegener’e göre kültür ve ekonomi ormanlarımız, yüzyıllardır insanlar tarafından bakılan ve şekillendirilen, yani kültürlenmiş ekosistemlerdir. Sürdürülebilirlik, ekolojik çeşitlilik, iklim koruması ve enerji, kaynak ve malzeme dönüşümü gibi zorluklar karşısında, ormanlara hem yaşam ve ekonomik alan hem de hammadde deposu olarak büyük önem düşüyor.

Wegener, toplum ve siyasetin yenilenebilir kaynaklarla dekarbonize bir ekonomiye geçişi ciddiye alması durumunda, sürdürülebilir ve doğaya yakın ormancılığın küresel ölçekte yüksek toplumsal değer görmesi gerektiğini savunuyor. Değişmeyen iğne yapraklı ağaç monoekonomisi, büyük tıraşlama alanları ve yalnızca ekonomik güdülerle yürütülen hasat yöntemlerinin bu hedefle bağdaşmadığını vurguluyor.

Türkiye’de Ahşap Yapının Yeni Dönemi

Kaufmann’ın Avrupa perspektifinden ele aldığı tartışma, Türkiye için de doğrudan karşılık buluyor. Ülke, ahşap yapı alanında uzun bir geleneksel mirasa sahip olmasına karşın, modern mühendislik ahşabı uygulamalarında Avrupa’nın gerisinde kaldı. Bu tablo 2024 itibarıyla değişmeye başladı.

En önemli kırılma noktası, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve 29 Mart 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanan Ahşap Binaların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmelik. 1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenleme, Türkiye’de ilk kez taşıyıcı ahşap yapı elemanlarının tasarım, hesaplama ve yapım esaslarını standart bir çerçeveye kavuşturdu. Yönetmelik yalnızca geleneksel hafif çerçeve sistemleri değil, dünya genelinde çok katlı ahşap yapıların temelini oluşturan çapraz lamine ahşap (CLT) sistemlerini de kapsıyor. TS EN 1912 standardı çerçevesinde Türkiye’ye özgü karaçam, göknar, sarıçam, kızılçam, sedir ve ladin türlerinin yapısal kullanımına izin verildi. Deprem bölgelerindeki uygulamalar için Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile uyum da zorunlu kılındı. Bakanlık, yönetmeliğin sahada doğru uygulanabilmesi için bir “Tasarım Örnekleri Kılavuzu” da hazırladı.

Osmaniye Deprem Konutları

Yönetmeliğin yanı sıra, ahsapyapi.org platformu üzerinden yürütülen kapsamlı bir proje de dikkat çekiyor. CLT gibi ileri ahşap teknolojilerini kullanarak Türkiye inşaat sektöründe ahşabın payını artırmayı hedefleyen bu girişim, üç bileşenli bir strateji izliyor: yasal ve düzenleyici engellerin kaldırılması, pilot projeler yoluyla maliyet ve finansal engellerin aşılması, bilinçlendirme ve kapasite geliştirme faaliyetleri. Proje kapsamında toplam 8.400 m² büyüklüğünde 6 pilot ahşap yapı hayata geçirilecek. Uzun vadeli hedef, 2029 yılına kadar Türkiye genelinde 0,58 milyon m² ek ahşap yapı inşaatına yön vermek. Projenin iklim hedefleri de iddialı: 2029’a kadar 165.715 ton doğrudan sera gazı emisyonu azaltımı ve dolaylı olarak 2,4 milyon ton emisyon tasarrufu öngörülüyor. Tüm bu çalışmalar, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki 2053 net sıfır emisyon hedefiyle doğrudan ilişkili.

Ahsapyapi.org

Akademik alanda ise Türkiye Yapı Malzemeleri Çevresel Performans Veri Tabanı yaklaşık 200 farklı yapı malzemesinin 24 farklı çevresel performans değerini barındırarak, ahşap dahil tüm malzemelerin yaşam döngüsü analizlerine (LCA) zemin hazırlıyor. Ülkeye özgü LCA hesaplama araçları üzerindeki çalışmalar hâlâ devam ediyor.

Kaufmann’ın yazısındaki temel mesaj, yani ahşap yapının gerçek iklim katkısının sürdürülebilir ormancılık ve uzun ömürlü yapı tasarımıyla koşullu olduğu ilkesi, Türkiye bağlamında özel bir önem taşıyor. Ülkenin 22,7 milyon hektarlık orman varlığı, yerli ağaç türlerinin yapısal potansiyeli ve yeni yönetmelik altyapısı, ahşap yapının ölçeklenmesi için güçlü bir zemin sunuyor. Ancak bu potansiyelin karbon depolama avantajına gerçekten dönüşmesi, CLT ve tutkallı lamine ahşap (glulam) üretim kapasitesinin geliştirilmesine, sertifikalı sürdürülebilir ormancılık uygulamalarının yaygınlaştırılmasına ve yapı elemanlarının yeniden kullanımını merkeze alan tasarım yaklaşımlarının benimsenmesine bağlı.

Yapısal Uzun Ömür İlkesi

Kaufmann’ın yazısından çıkan genel değerlendirme, ahşap yapıya olumlu bir bakış açısı sunuyor; ancak hem ormancılıkta hem de yapı sektöründe gelecekte dikkat edilmesi gereken gelişmelere yönelik güçlü bir talep de içeriyor.

Yapı sektöründe malzemenin uzun ömürlülüğü en üst ilke olmalı. Bu da mimarları ve mühendisleri, ahşap yapı elemanlarının yeniden kullanımını merkeze alan yeni konstrüksiyon yaklaşımları geliştirmeye zorluyor. Ahşabın ömrünü yalnızca birkaç on yılla sınırlayan yıkım ve yakma döngüsü yerine, yapı elemanlarının birden fazla yaşam döngüsü boyunca kullanılabilmesini hedefleyen tasarım stratejileri, ahşap yapının iklim katkısını katlamalı olarak artırıyor.

Görsel: Alison Brooks Architects Ltd (The Smile)

Kaufmann’ın vurguladığı gibi, önümüzdeki on yıllarda orman dönüşümü ve iklim kaynaklı felaketler nedeniyle büyük miktarda ahşap malzeme ortaya çıkacak ve bunun endüstriyel olarak değerlendirilmesi gerekecek. Ahşap yapı, bu malzemenin uzun vadeli bir karbon deposuna dönüştürülmesini garanti eden, aynı zamanda fosil enerjiyle üretilen malzemelerin ikame edilmesini sağlayan tek yöntem. Bu veriler çok sayıda bilimsel çalışmayla destekleniyor. Ahşap yapının aktif bir iklim koruma aracı olduğu, tartışmasız bir gerçek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir