Mimarlıkta ütopya her zaman uzak bir geleceğe mi ait olmak zorunda? Itten+Brechbühl tarafından S AM Schweizerisches Architekturmuseum iş birliğiyle düzenlenen uluslararası öğrenci fikir yarışması UTOPIA’nın üçüncü edisyonu, bu soruyu “NOW!” teması üzerinden yeniden gündeme taşıyor. Avrupa ve Asya’daki farklı üniversitelerden gelen yaklaşık 60 proje; mimarlığın toplumsal, çevresel ve politik sorunlara geleceği beklemeden nasıl yanıt verebileceğini araştırıyor.

2026 edisyonunda öğrencilerden ideal bir geleceğin soyut tasvirlerini üretmek yerine bugünün koşulları içerisinde uygulanabilecek alternatifler geliştirmeleri istendi. Yarışmanın ortaya koyduğu temel soru oldukça doğrudan: Bir ütopya burada ve şimdi düşünülebilir, inşa edilebilir ve yaşanabilir mi?
Seçilen projeler ise bu soruya tek bir mimari model üzerinden yanıt vermiyor. Sosyal izolasyondan savaş ve güvenlik meselelerine, kamusal alanlardan kolektif yaşama ve sürdürülebilirliğe uzanan farklı konular üzerinden günümüzün koşullarını sorguluyor.
Ütopyayı Gelecekten Bugüne Taşımak
Itten+Brechbühl, UTOPIA öğrenci yarışmasını ilk kez ofisin 100. kuruluş yıldönümü kapsamında 2022’de başlattı. İki yılda bir düzenlenen yarışmanın ilk edisyonu geleceğin öğrenme biçimlerine odaklanırken 2024’te gerçekleştirilen ikinci edisyon “LESS” teması üzerinden daha az kaynakla üretme ve yaşama biçimlerini araştırdı.

Önceki yarışmalarda ortaya çıkan çalışmalar, klasik ütopya fikrinin de değişmeye başladığını gösterdi. Gelecekte kurulacak kusursuz kentlerin yerini giderek uygulanabilir, eleştirel ve mevcut koşullarla doğrudan ilişki kuran öneriler almaya başladı.
2026 edisyonunun “NOW!” teması bu yaklaşımı bir adım daha ileri taşıyor. Yarışma, mimarlığın günümüzde karşı karşıya olduğu sorunların geleceğe ertelenemeyecek kadar acil olduğu fikrinden hareket ediyor.
Öğrencilerden de uzak gelecekte gerçekleşebilecek ideal senaryolar yerine bugünün sosyal, ekolojik ve politik gerçeklikleri içerisinde harekete geçebilecek mimari fikirler geliştirmeleri istendi.
Yaklaşık 60 Proje Bugünün Sorunlarını Tartıştı
Avrupa ve Asya’daki farklı üniversitelerden gelen yaklaşık 60 çalışma, yeni kuşak mimarların güncel sorunlara yaklaşımına dair geniş bir panorama ortaya koydu.
Projelerde öne çıkan konulardan biri sosyal bağların giderek zayıflaması oldu. Dijitalleşme ve değişen toplumsal yaşam biçimleriyle birlikte artan yalnızlık ve izolasyon, birçok öğrencinin mimarlık üzerinden tartıştığı ortak meselelerden biri olarak öne çıktı.

Katılımcılar bunun karşısına yeni birlikte yaşama biçimleri, kolektif mekânlar ve toplumsal etkileşimi güçlendiren alternatifler koydu.
Sürdürülebilirlik ise yalnızca enerji tüketimi veya çevresel performans üzerinden ele alınmadı. Ekolojik, sosyal ve malzemeye ilişkin meselelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan projeler, sürdürülebilir mimarlığın toplumsal boyutunu da tartışmaya açtı.

Üç Proje UTOPIA – NOW! Ödülüne Değer Görüldü
Jüri değerlendirmesinin ardından üç proje yarışmanın ana ödüllerine değer görüldü.
Milano Politeknik Üniversitesi’nden Sibilla Pollini’nin “UTOPIA NOW: why wait?” başlıklı projesi, ütopyanın geleceğe ertelenmesi fikrini doğrudan sorguluyor. Proje, yarışmanın “NOW!” temasını başlığına taşıyarak mimari eylemin gerçekleşmesi için ideal koşulları beklemek yerine bugünün olanaklarından hareket etmeyi öneriyor.
Kazan State University of Architecture and Engineering’dan Sofia Shcherbak’ın “UTOPIA S-NOW” projesi de ödül alan çalışmalar arasında yer aldı.
Aynı üniversiteden Valeriia Burkova’nın “The Battle of Heights: WHO’S LOWER?” başlıklı çalışması ise yarışmanın üçüncü ödüllü projesi oldu. Çalışma, mimarlıkta yükseklik ve büyüklük üzerinden kurulan geleneksel değer sistemlerini tersine çeviren yaklaşımıyla yarışmanın eleştirel çerçevesine dahil oluyor.

Yalnızlıktan Savaşa Dört Farklı Yaklaşım
Ana ödüllerin yanı sıra dört proje mansiyona değer görüldü.
Academy of Fine Arts Vienna’dan Bruno Willen ile Berlin University of the Arts’tan Carl Dissmann’ın birlikte geliştirdiği “How to Fight Loneliness – Picnic as a Spatial Practice” projesi, günümüz toplumlarında giderek daha görünür hale gelen yalnızlık sorununu gündelik ve kolektif bir eylem üzerinden ele alıyor. Piknik, projede yalnızca boş zaman etkinliği değil, insanları fiziksel mekânda yeniden bir araya getirebilecek mekânsal bir pratik olarak yorumlanıyor.
Nantes University’den Markus Atarah ile Tampere University’den Risto-Matti Jönkkäri ve Lasse Pekkala’nın “TOMORROW’S TOOLS TODAY” projesi ise geleceğe ait olduğu düşünülen araçların bugünün mimarlığında nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.
Berlin University of the Arts öğrencisi Mariami Kurtishvili’nin “SOUND SYSTEMS – Building Sonic Territories” çalışması, mimarlığın görsel ve fiziksel sınırlarının ötesine geçerek ses üzerinden oluşan mekânsal bölgeleri araştırıyor.
Askeri Altyapıdan Yeni Bir Kamusal Sistem
Mansiyon alan projelerden Jeongin Park’ın “MEMENTO VIVERE, MEMENTO BELLI!” çalışması ise mimarlık, savaş, hafıza ve kolektif sorumluluk arasındaki ilişkiyi ele alıyor.
Hongik University School of Architecture öğrencisi Park, kullanılmayan askeri altyapıların yalnızca geçmişin kalıntıları olarak korunması yerine yeni bir kentsel sistemin parçasına dönüştürülmesini öneriyor. Projede sivil kullanım alanları ile savunma altyapısının bir arada düşünülmesi, güncel jeopolitik koşullar içerisinde mimarlığın güvenlik ve kamusal yaşam arasındaki konumunu sorguluyor.
Yaklaşım aynı zamanda koruma kavramını da yeniden yorumluyor. Geçmişin fiziksel izlerini değişmeden saklamak yerine onları güncel kent yaşamının aktif parçalarına dönüştüren bir koruma modeli öneriliyor.

Yeni Kuşağın Ütopyası Daha Pragmatik
UTOPIA – NOW! kapsamında ortaya çıkan projeler arasında biçimsel veya programatik olarak tek bir ortak mimarlık anlayışı bulunmuyor. Ancak çalışmaların büyük bölümünde ütopyanın tanımındaki değişim dikkat çekiyor.
Yeni kuşak için ütopya, gelecekte kurulacak kusursuz bir kent veya tamamen yeni bir toplumsal düzen tasarlamaktan çok mevcut sistem içerisindeki sorunlara doğrudan müdahale edebilecek araçlar geliştirmek anlamına geliyor.
Yalnızlık karşısında pikniği mekânsal bir pratiğe dönüştürmek, kullanılmayan askeri altyapıları yeniden değerlendirmek veya mimarlığın ölçek ve büyüklükle kurduğu ilişkiyi sorgulamak bu yaklaşımın farklı örneklerini oluşturuyor.
Bu anlamda yarışmanın ortaya çıkardığı fikirler, mimarlığın güncel krizler karşısında yalnızca geleceğe ilişkin senaryolar üreten bir disiplin değil, bugünün koşulları içerisinde harekete geçebilecek bir araç olup olamayacağını tartışmaya açıyor.
Ödüllü Projeler Basel’de Sergilendi
UTOPIA – NOW! yarışmasının ödül töreni 3 Eylül 2026 tarihinde Basel’deki S AM Schweizerisches Architekturmuseum’da gerçekleştirildi. Yarışmanın toplam ödül bütçesi 10.000 İsviçre Frangı olarak belirlendi.
Ödül alan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, 4-11 Eylül tarihleri arasında Basel’deki Domushaus’ta sergilendi. Yarışma kapsamında gerçekleştirilen panel tartışması da “NOW!” kavramını mimarlığın güncel sorumlulukları üzerinden ele aldı.
UTOPIA – NOW!, geleceğin mimarlarını geleceği tahmin etmeye çağırmak yerine bugünün koşullarına müdahale etmeye davet ediyor. Yarışmanın üçüncü edisyonunda ortaya çıkan projeler de ütopyanın ulaşılması beklenen uzak bir ideal olmaktan çıkıp toplumsal bağlar, kaynaklar, kamusal alan ve kolektif sorumluluk üzerinden bugün kurulabilecek bir mimari pratiğe dönüşebileceğini düşündürüyor.
Ödüller: Sibilla Pollini / “UTOPIA NOW: why wait?”, Sofia Shcherbak / “UTOPIA S-NOW”, Valeriia Burkova / “The Battle of Heights: WHO’S LOWER?”
Mansiyonlar: Bruno Willen ve Carl Dissmann / “How to Fight Loneliness – Picnic as a Spatial Practice”, Markus Atarah, Risto-Matti Jönkkäri ve Lasse Pekkala / “TOMORROW’S TOOLS TODAY”, Jeongin Park / “MEMENTO VIVERE, MEMENTO BELLI!”, Mariami Kurtishvili / “SOUND SYSTEMS – Building Sonic Territories”



