Hisar Okullarında Öğrenme Mekânları Farklı Ölçeklerle Yeniden Kurgulandı

İstanbul Göktürk’te bulunan Hisar Okulları okul öncesi ve ilkokul öğrenme alanları, Efficiency Lab for Architecture tarafından geliştirilen dönüşüm projesiyle yeniden ele alındı. Mevcut yapı stokunun sınırları içinde gerçekleştirilen proje, farklı öğrenme biçimlerini destekleyen çeşitli ölçeklerde mekânları bir araya getirerek okul ortamını daha esnek, kapsayıcı ve deneyim odaklı hale getirmeyi amaçlıyor.

Hisar Okulları
Fotoğraf: © Cemal Emden

Yaklaşık 3.800 m²’lik alanı kapsayan proje; okul öncesi öğrenme merkezi, ilkokul sınıfları, destek birimleri, öğrenci ortak alanları ve ofislerden oluşuyor. Efficiency Lab for Architecture tarafından geliştirilen tasarımın uygulama mimarlığını AS/OS Architecture and Design Management üstleniyor.

Hisar Okulları son otuz yılda gelişen eğitim programına karşın mevcut fiziksel çevrenin bu gelişimi desteklemekte yetersiz kalması, projenin çıkış noktasını oluşturdu. Yoğun kentsel yapılaşma nedeniyle yeni yapılar inşa etmenin sınırlı olduğu kampüste çözüm, mevcut alanların yeniden değerlendirilmesi ve dönüştürülmesinde arandı.

Kampüs İçin Uzun Vadeli Bir Dönüşüm Planı

Efficiency Lab for Architecture, tek tek mekânları yenilemek yerine öncelikle kampüsün gelecekteki dönüşümünü yönlendirecek bütüncül bir masterplan geliştirdi.

Bu yaklaşım, okulun fiziksel çevresini kısa vadeli ihtiyaçlara göre parça parça değiştirmek yerine, yıllara yayılan daha kapsamlı bir dönüşüm stratejisinin parçası olarak ele alıyor.

Okul öncesi ve ilkokul alanlarında 2026 yazında tamamlanan çalışmalar, bu masterplanın ilk aşamasını oluşturuyor.

Tasarım sürecinde okulun eğitimcileriyle gerçekleştirilen atölyeler aracılığıyla, eğitim yaklaşımını mekâna dönüştürebilecek temel kavramlar geliştirildi.

Bu kavramların başında ise “ölçeklerin senkopu” olarak tanımlanan mekânsal yaklaşım geliyor.

Farklı Öğrenme Biçimleri İçin Farklı Ölçekler

Efficiency Lab for Architecture Kurucusu Aybars Aşçı’ya göre öğrenme, farklı fiziksel ve sosyal ölçeklerde gerçekleşiyor.

Bu nedenle okul ortamının da yalnızca standart büyüklükte sınıflardan oluşması yerine, bireysel keşiften küçük grup çalışmalarına ve daha geniş sosyal etkileşimlere kadar farklı öğrenme biçimlerini desteklemesi gerekiyor.

Hisar Okulları projesinde farklı büyüklük ve karakterdeki mekânlar iç içe geçirilerek çocukların bireysel çalışma, oyun, grup öğrenmesi ve sosyalleşme arasında doğal biçimde geçiş yapabileceği bir mekânsal sistem oluşturuldu.

Okul Öncesinde “Cocoon” Yaklaşımı

Okul öncesi sınıfları, çocuk ölçeğini merkeze alan bir dizi iç içe mekân olarak yeniden tasarlandı.

Fotoğraf: © Cemal Emden

Mevcut uzun ve dar sınıf geometrisi, farklı öğrenme biçimlerini destekleyen bölgelere ayrıldı. Sınıfa girişte çocukların kişisel dolapları ve tuvaletlerinin bulunduğu bir geçiş alanı oluşturuldu.

Bu bölümün ardından zemine yakın, daha yumuşak malzemelerle tanımlanan interaktif oyun alanı geliyor.

Dairesel akustik aydınlatma elemanı ve halı, çocukların birlikte oturabileceği merkezi bir buluşma alanını tanımlarken, çevresindeki minderli nişler okuma, blok oyunları ve bireysel etkinlikler için daha küçük ölçekli ortamlar oluşturuyor.

Sınıfın mevcut kemerli penceresi ise tasarımın en belirgin öğelerinden biri olan ahşap “cocoon”un geometrik başlangıç noktasını oluşturuyor.

Pencerenin eğrisini takip eden bu ahşap hacim, daha büyük sınıfın içinde çocuk ölçeğinde daha korunaklı bir mekân yaratıyor.

Doğal malzemeler, bitkilendirme ve gün ışığıyla desteklenen cocoon, dışarıdaki öğrenme bahçesine doğrudan açılıyor.

Bu kurgu, çocuklara hem güvenli ve tanımlı bir alan hem de çevrelerini kendi hızlarında keşfedebilecekleri daha özgür bir öğrenme ortamı sunmayı amaçlıyor.

Eşikler Öğrenme Deneyiminin Parçasına Dönüşüyor

Okul öncesi sınıflarında farklı öğrenme alanları arasındaki geçişler de tasarımın belirgin unsurlarından biri.

Fotoğraf: © Cemal Emden

Koridordan sınıfa geçiş aydınlatılmış ahşap bir portal ile vurgulanırken, zeminde gerçekleştirilen oyun alanına geçiş canlı turuncu bir çerçeveyle tanımlanıyor.

Cocoon’un kıvrımlı sınırı ise sınıftan dış öğrenme alanına geçmeden önce yeni bir mekânsal eşik oluşturuyor.

Bu geçişler, çocukların farklı aktiviteler arasında hareket ederken mekânsal değişimi de algılamasını sağlıyor.

“Sınıf İçinde Sınıf”

İlkokul sınıflarında ise “classroom within a classroom”, yani “sınıf içinde sınıf” yaklaşımı benimsendi.

Mevcut uzun dikdörtgen sınıflar, farklı karakter ve ölçeklere sahip iki öğrenme alanına dönüştürüldü.

Fotoğraf: © Cemal Emden

Mavi renkli giriş bölgesi öğrencilerin dolaplarını barındırırken aynı zamanda daha informel bir öğrenme ortamı oluşturuyor.

Duvarlara entegre oturma nişleri; okuma, sohbet ve bireysel çalışma için daha küçük ölçekli alanlar sunuyor.

Kitaplıklarla bütünleşen bir eşik, bu bölüm ile ana öğrenme alanı arasındaki geçişi belirginleştiriyor.

Ana sınıfa geçildiğinde ise malzeme dili değişiyor; ahşap zemin kullanımı öne çıkarken, pencere boyunca yerleştirilen bitkilendirme elemanları sınıf ile gün ışığı ve dış peyzaj arasındaki ilişkiyi güçlendiriyor.

Koridorlardan Öğrenme Ortak Alanlarına

Projenin önemli müdahalelerinden biri de okul dolaşım alanlarının yeniden düşünülmesi.

İlkokul bölümünde oluşturulan Student Commons, koridorları yalnızca bir noktadan diğerine geçilen alanlar olmaktan çıkararak öğrenme, sosyalleşme, hareket ve oyun için kullanılabilecek ortak mekânlara dönüştürüyor.

Fotoğraf: © Cemal Emden

Bu alanlar içinde farklı geometrilere, malzemelere, dokulara ve renklere sahip çeşitli “pod”lar yer alıyor.

Podlar; okuma, küçük grup çalışmaları, iş birliği, bireysel geri çekilme ve fiziksel aktivite gibi farklı kullanımları destekleyecek biçimde tasarlanıyor.

Böylece öğrenme deneyimi sınıf sınırlarının dışına taşarak okulun dolaşım alanlarına da yayılıyor.

Mimarlık Ve Empati Arasındaki İlişki

Hisar Okulları projesinin kavramsal arka planında Aybars Aşçı’nın öğrenme ortamları üzerine yürüttüğü araştırmalar da bulunuyor.

Aşçı, “Designing for Empathy: The Architecture of Connections in Learning Environments” adlı çalışmasında fiziksel çevrenin empati gelişimi üzerindeki rolünü araştırıyor.

Fotoğraf: © Cemal Emden

Bu yaklaşıma göre mimarlık, kullanıcıları farklı bakış açılarıyla karşılaşmaya teşvik eden küçük mekânsal yönlendirmeler oluşturabilir.

Hisar Okullarında farklı ölçeklerin bir arada kullanılması da çocukların yalnızca fiziksel çevreyle değil, sosyal ve kültürel çevreleriyle kurdukları ilişkiyi destekleyen bir tasarım stratejisi olarak ele alınıyor.

Hisar Okullarının dönüşümü, yeni bir eğitim yapısı inşa etmek yerine mevcut okul alanlarını yeniden programlayarak çağdaş öğrenme biçimlerine uyarlıyor. Farklı ölçeklerde mekânların bir araya getirilmesi, dolaşım alanlarının öğrenme ortamlarına dönüşmesi ve çocuk ölçeğinin tasarım kararlarının merkezine yerleştirilmesi, okulun fiziksel çevresini eğitim yaklaşımının aktif bir parçası haline getiriyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir