MİMARLIK VE YAPILI ÇEVRE PLATFORMU

İstilaya Başkaldıran Mimari: Aranyani Pavillion

Koruma bilimcisi ve kreatif direktör Tara Lal tarafından hayata geçirilen Aranyani, insan ile doğa arasındaki kopan bağları yaratıcı sanatlar ve koruma kapsamında yenden inşa etmeyi amaçlayan bir kolektif bilincin ürünü.

Aranyani Pavilion
Fotoğraf: Lokesh Dang

Adını antik Hindistan’ın kutsal metinlerinden Rigveda’da yer alan orman tanrıçasından alan Aranyani Pavilion, toplumun doğayla kurduğu bağı derinleştirmeyi ve ekolojik farkındalık odaklı güncel tartışmaları merkezine almayı hedefliyor. Bölgenin en iddialı ekolojik sanat ve mimarlık Pavilionlarından biri olarak öne çıkan strüktür, 4 Şubat 2026’da Yeni Delhi’deki Sunder Nursery’de kapılarını açtı. Kuruluş, her yıl düzenli olarak tekrarlayacağı bu program kapsamında ekolojik araştırmaları mekânsallaştırıyor; mimariyi bir araç olarak kullanarak restorasyon bilimini somut bir ifadeye dönüştürüyor ve kentsel alanda ekolojik tartışmalara zemin hazırlıyor.

Koruma bilimcisi ve kreatif direktör Tara Lal tarafından hayata geçirilen Aranyani, insan ile doğa arasındaki kopan bağları yaratıcı sanatlar ve koruma kapsamında yeniden inşa etmeyi amaçlayan bir kolektif bilincin ürünü.

Fotoğraf: Lokesh Dang

Kuruluş, her yıl düzenli olarak tekrarlayacağı bu program kapsamında ekolojik araştırmaları mekânsallaştırıyor; mimariyi bir araç olarak kullanarak restorasyon bilimini somut bir ifadeye dönüştürüyor ve kentsel alanda ekolojik tartışmalara zemin hazırlıyor.

Sacred Nature (Kutsal Doğa) başlığını taşıyan bu ilk edisyon, Aranyani’nin kurucusu Tara Lal tarafından kavramsallaştırıldı. Tasarım sürecini ise ekolojik düşünce ile yerel malzemeleri harmanlayan, hafif ve dijital zanaat ürünü strüktürleriyle tanınan Tanil Raif ve Mario Serrano Puche liderliğindeki T__M.space üstlendi. Yeni Delhi’nin merkezindeki Sunder Nursery bahçelerinde konumlanan ve içine doğru sarmal bir yürüyüş rotası sunan enstalasyon, ilhamını Hindistan’ın kutsal korularından (sacred groves) alıyor. 

Modern koruma yasalarından çok önce, yerel toplulukların koruması altında erken dönem biyolojik rezerv işlevi gören bu antik alanlar, inançlar ve toplumsal gelenekler sayesinde biyolojik çeşitliliği ve su kaynaklarını güvence altına almıştır. Söz konusu korular, günümüzde alt kıtadaki topluluk odaklı koruma çalışmalarının ilk modelleri ve en önemli biyoçeşitlilik merkezleri arasında kabul ediliyor.

Fotoğraf: Lokesh Dang

Kutsal geometri ve hareket ilkelerinden beslenen pavyon, ziyaretçilerini sürekli değişen ışık, gölge, doku ve ses katmanlarından oluşan kesintisiz bir rota boyunca yönlendiriyor. Yapı, adeta yaşayan bir ormanın ritmini taklit eden, içe dönük bir keşif yolculuğunun mimari yansımasını sunuyor. Bu mekânsal deneyim; yer ve göğün sembolik buluşmasını simgeleyen taş monolitlerin geleneksel ritüel merkezlerini anımsatacak şekilde, merkezdeki bir kutsal alanla zirveye ulaşıyor. Projenin teknik uygulaması Guillaume Lecacheux yönetimindeki The Works tarafından hayata geçirilirken, ses tasarımları ise Gaurav Raina ve Komorebi imzası taşıyor.

Fotoğraf: Lokesh Dang

Malzeme Üzerinden Mimariyi Sömürgecilikten Arındırmak
Pavyon, mimari kurgusu üzerinden doğaya ve biyoçeşitliliğe yönelik sömürgeci yaklaşımları masaya yatıran bir diyalog zemini açıyor. Sarmal strüktür, 18. yüzyılda Portekiz ve İngiliz sömürge ticaretiyle Hindistan’a getirilen, günümüzde 13 milyon hektardan fazla alanı istila ederek ülke ormanlarının neredeyse yarısını tehdit eden Lantana camara (Ağaç minesi) çalılarının ileri dönüştürülmesiyle inşa edildi. Doğal malzeme inşaatında uzmanlaşan Ekarth Studio, bu istilacı bitkiyi kafes formunda işleyerek yapısal bir mimari elemana dönüştürdü. Bu iskeletin üzerinde ise yenilebilir, tıbbi ve kültürel açıdan önem taşıyan 40’tan fazla yerli bitki türünün bir araya geldiği, yaşayan bir üst örtü (kanopi) mikro-habitat oluşturuyor. Alt katmanda istilacı lantana, üst katmanda ise yerli türleri katmanlaştıran pavyon; Hindistan’ın sömürgeci ekolojik geçmişiyle yüzleşirken bir yandan da yenilenmeye işaret ederek restorasyon kavramını doğrudan yapısal kimliğine entegre ediyor.

Aranyani Kurucusu Tara Lal, projeyi şu sözlerle özetliyor: “İnsan ile doğa arasındaki mesafenin hiç olmadığı kadar açıldığı bir dönemdeyiz. Ekolojik krizlerin kökeninde, bizi topraktan, yerel ve kadim bilgilerden ve dolayısıyla birbirimizden koparan sömürgeci geçmişler ve sistemler yatıyor. Aranyani Pavyonu, bu kopuşu onarmak; ekolojiyi soyut bir kavram olarak değil, içinden geçtiğimiz, hissettiğimiz ve ait olduğumuz bir deneyim olarak yaşatmak adına bir davettir. İstilacı ve yerli türleri bir arada kurgulayarak, yalnızca ekosistemleri değil, onları var eden ilişkileri de nasıl yeniden inşa edebileceğimize dair küresel ve yerel bir diyalog alanı yaratmayı hedefliyoruz.”


Tanıl Raif, Londra merkezli mimari araştırma ve tasarım stüdyosu T__M.space‘in kurucu ortaklarından olan Kıbrıslı Türk mimardır. Özellikle sürdürülebilir mimarlık, ekolojik düşünce, yerel malzemelerin kullanımı ve dijital zanaat metodolojilerini bir araya getiren yenilikçi projeleriyle tanınmaktadır. London Turkish Architects Association (LTAA) Onur Üyeleri arasında yer alan Raif, tasarımlarında mimarinin çevreyle kurduğu bağları sorgulayan ve derinleştiren çağdaş strüktürler üzerine odaklanmaktadır.

LTAA, Onur Üyesi Tanil Raif’in “Aranyani Pavilion” Projesini Sunuyor

London Turkish Architects Association’ın (LTAA) temel misyonlarından biri, mimarları temsil etmek ve hem genç hem de tanınmış yeteneklerin uluslararası görünürlüğünü artırmaktır. Bu doğrultuda, LTAA’nın en yeni onur üyelerinden Tanil Raif’in kurucusu olduğu T__M.space’in tasarladığı, dikkat çekici bir proje olan Aranyani Pavilion’u paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.

Ekoloji ve yapının geleceği üzerine diyaloglara ev sahipliği yapmak amacıyla tasarlanan pavyon; sanat, mimarlık ve çevresel düşüncenin güçlü bir kesişim noktasında konumlanıyor. Geçici bir enstalasyonun ötesine geçen proje, teorik söylemi somut bir mekânsal deneyime dönüştürerek ekolojik anlatıları mimari dili, malzemesi ve etkileyici formu aracılığıyla görünür kılıyor.

Aranyani Pavilion, geleceğin yapılı çevresine dair daha duyarlı, katılımcı ve çevresel farkındalığı yüksek tasarım yaklaşımlarının önemini ortaya koyuyor. Bu yaklaşımın yakın gelecekte daha geniş ölçekte benimsenmesini ve daha sık uygulanmasını umut ediyoruz.

Proje hakkında daha fazlasını makalede keşfedebilir; Eylül 2026’da gerçekleşecek LTAA Ambassadors of Design’ın 2. edisyonunda Tanil Raif’ten projeyi daha kapsamlı dinleyebilirsiniz.

Kaan Öncüoğlu – LTAA

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir