
Mimarlık, çoğu zaman sabit olan şeyle ilgilenir. Temel atar, duvar örer, çatı kurar. Ama ya zemin sürekli değişiyorsa? Ya yapı yükseldikçe su da yükseliyorsa ve evin komşusunun kapısı artık kanoyla ulaşılan bir sahil olmuşsa?
Peru’nun Iquitos kentinin Belén mahallesi, tam olarak böyle bir coğrafyada var oluyor. Her yıl Ocak ile Haziran arasında Itaya Nehri yükselir; sokaklar su yoluna, yapıların altları lağıma, insanların taşıma aracı ise kayığa dönüşür. Bu “amfibik” gerçeklik içinde, Lima merkezli Espacio Común derneği, 2025 yılı Mayıs ayında yüzer geçici mimari alanında son yılların en etkileyici örneklerinden birini inşa etti: Muyunafest 2025’in Ana Yüzen Sahnesi. Muyunafest 2025 bu bağlamda yerel mimarinin örnek bir temsili olarak karşımıza çıkıyor.
Belén: Yıllık Taşkının Şekillendirdiği Bir Mahalle
Yüzer geçici mimariyi anlamak için önce Belén’i tanımak gerekiyor. Iquitos, Peru Amazon’unun kalbinde, Amazon, Nanay ve Itaya nehirlerinin beslediği büyük ovalarda yer alan ve kara yoluyla ulaşılamayan dünyanın en büyük şehirlerinden biri. Yaklaşık 472.000 kişilik bu kentsel alanda Belén mahallesi özel bir yer tutuyor: her yıl taşan nehir, mahallenin büyük bölümünü aylarca suyun altında bırakıyor. Belén’deki yaşam suyun etrafında şekilleniyor; evler ve işyerleri kazıklar üzerine inşa edilmiş çünkü düzenli yağışlar aylarca süren sellere yol açıyor. Aileler hareket etmek için kano kullanıyor, ama kanoya erişimi olmayanlar bunun yerine büyük plastik kaplar kullanıyor.
Mahalle nüfusunun büyük bölümü Peru Amazon’unun kırsal kesimlerinden göç etmiş; Kukama, Yagua ve Bora gibi çeşitli yerli gruplardan geliyor. Bu topluluğun gündelik mimarisi, insan yapımı yapılarla nehrin ritmi arasındaki amfibik uzlaşmanın ürünü. Yüzer geçici mimari bu bağlamda salt bir tasarım tercihi değil; yerin kendisini ciddiye alan bir zorunluluktur.

Muyunafest: Ormanların Sesi Olan Bir Film Festivali
Bu tür etkinlikler, Muyunafest 2025‘in çevresel sorunları gündeme getirmesi ve çözümler önermesi açısından son derece önemlidir. Sadece bir etkinlik olmanın ötesinde, topluluk için bir kimlik oluşturma ve sürdürülebilir yaşam pratiklerini teşvik etme amacını taşıyor. Muyunafest 2025, toplumsal dayanışmayı artırmayı hedefleyen çeşitli atölye çalışmaları ve sunumlar sunarak katılımcılara ilham veriyor.
2024’ten bu yana MuyunaFest, dünyanın yağmur ormanlarının savunulmasına adanmış yüzer bir film festivali olarak bu bağlamda gelişmeye başladı. İki hafta boyunca mahalle, görsel-işitsel eğitim, toplu buluşmalar ve kamusal programlama için bir platform haline geliyor; nehrin kendisi ise projeksiyon ve buluşma alanı olarak yeniden biçimleniyor.
Festivali yaratan isim, “muyuna” sözcüğünün kendisi. Muyunafest adındaki muyuna, Quechua dilinde “güçlü nehirlerde oluşan girdap” anlamına geliyor. Bu girdap imgesi yalnızca festivale ad olmakla kalmadı; yüzer geçici mimari projesinin biçimsel çekirdeğini de oluşturdu. Festival, orman savunucularının kendi koşullarında hikâyeler anlatma hakkını sahiplenerek kamusal alanı, kültürel kimliği geri kazandırmayı; sinema, topluluk ve iklim eylemini bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Tasarım: Girdaptan Doğan Dairesel Platform
Muyunafest Ana Sahnesi, Espacio Común tarafından tasarlanan ve büyük bölümü balıkçı ve tekne yapımcılarından oluşan yerel ustalar tarafından inşa edilen ortak bir altyapı olarak kurgulandı; bu kişiler nehri ve ritimlerini içlerinden bilerek tanıyorlar. Başlangıçta “muyunalar” olarak bilinen nehir akıntılarından ilham alan dairesel yüzer platform olarak tasarlanan yapı, nehrin davranışına ilişkin bilgileri temel alarak yerel inşaatçılarla yakın iş birliği içinde uyarlandı.

Yapı, 70’ten fazla yüzer topa kütüğü üzerinde taşınan 14 metre çapında dairesel bir platform etrafında örgütlenmiş. Üzerinde, sahneyi şekillendiren ve havaya yedi metre yükselen bir sinema perdesini taşıyan yamuk bir çerçeve yükseliyor. Bütün düzenek, sabit destekler veya nehir tabanıyla temas olmaksızın serbestçe yüzüyor; suyun hareketine sürekli adapte oluyor.
Yüzer geçici mimari açısından bu tercih son derece önemli: yapı nehri dönüştürmek için değil, onunla birlikte düşünmek için tasarlandı. Projenin geometrisi muyunadan, yani nehirlerin buluşma noktasında oluşan ve Kukama kozmolojisinde dünyalar arasındaki bir geçiş olarak anlaşılan girdaptan esinleniyor. Bu referans hem dairesel planı hem de platformun mekânsal organizasyonunu bilgilendiriyor; bir araya gelme, performans ve projeksiyon için bir alan oluşturuyor.
İnşaat Süreci: Elektriksiz, Makinasız, Birlikte
Festival süresince, katılımcılar Muyunafest 2025‘in sağladığı platformda seslerini duyurabilmekte ve kendi hikayelerini paylaşabilmektedirler.
İnşaat sistemi, su seviyesi gözlemlenerek ve yerel bir usta inşaatçıdan teknik girdi alınarak belirlendi. Tüm süreç elle yürütüldü: makine yok, elektrik yok, yalnızca temel aletler, ipler, çiviler ve suda ya da dengesiz yapılar üzerinde dengede duran bedenler.
Bu süreç, yüzer geçici mimari kavramını salt biçimsel bir tercih olmaktan çıkarıp toplumsal bir üretim pratiğine dönüştürüyor. Tasarım mimari araçların oranlar, görüş hatları ve yapısal bağlantıları çözmek için kullanıldığı bir ortamda, farklı pratik biçimleri arasında bir alışveriş oluşturarak flotasyon, denge ve demirlemede deneyimli balıkçı ve tekne yapımcılarının deneysel bilgisine dayanarak kararlar aldı.
İnşaat, yerel inşaatçıların uzmanlığına dayanan elle yapılan tekniklerle iki haftada tamamlandı; pek çoğu, dalgalanan su koşullarında inşaat yapmaya alışkın balıkçı ve tekne yapımcılarıydı. Yüzer geçici mimarinin bu versiyonu, mimarın tek başına üreten değil topluluğun bilgisini mekânsal bir çözüme dönüştüren bir aracı olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor.
Dolayısıyla, Muyunafest 2025’in katkıları, sadece bu festival ile sınırlı kalmayacak, gelecek nesillere de ilham verecektir.

Festival Deneyimi ve Yapının Dönüşümü
Festival süresince her akşam 50’den fazla kano platformun etrafında bir araya gelerek perdeye yönelik yüzen bir izleyici kitlesi oluşturdu. Nehir geçici olarak işlevini değiştirdi; altyapıdan kamusal alana dönüşerek açık gökyüzü altında film gösterimleri ve performanslara ev sahipliği yaptı.
Yüzer geçici mimari burada kalıcı olmayan ama geçici de sayılamayacak bir nitelik kazandı. Festival sonrasında yapı yaklaşık altı hafta daha yerinde kaldı; komşu okul için yüzen bir meydan, açık hava sınıfı ve iskele olarak hizmet etmeye devam etti. Su seviyeleri çekilirken proje son aşamasına girdi: sökme. Malzemeleri yerel olarak yeniden dağıtıldı ve kullanıldı; mevsimler arası döneme uyarlanmış yürüyüş yolları ve patikalar oluşturuldu.
Bu son aşama, yüzer geçici mimarinin en etkileyici boyutu. Yapı söküldüğünde yok olmadı; dönüştü. Aynı kütükler, aynı kirişler, aynı ağlar mahallenin başka bir ihtiyacına yanıt vermek üzere yeniden hayat buldu.
Espacio Común: Lima’dan Amazon’a Katılımcı Mimarlık
Espacio Común, Peru merkezli ve kentsel alan, oyun, kadın emeği ve çocuklukla ilgilenen konulara odaklanan bir mimarlık derneği. Ekip, yalnızca ziyaretçi olarak değil; bu mahalle ile ortak karar verme ve emek aracılığıyla ilişkileri güçlendirerek, yöntemleri geliştirerek mevcut kültürel pratiklerle uzun soluklu bir meşguliyet geliştirerek çalışıyor.
Espacio Común’ün bu projesini diğer geçici mimari örneklerinden ayıran şey, tasarım kararlarının hiçbirinin masada değil sahada alınmış olması. Nehrin seviyesini bilen balıkçı, topa kütüğünün yükünü hesaplayan tekne ustası, okul önündeki alanı her gün kullanan mahalle sakinleri; bunların tamamı tasarımın ortak yazarı. Yüzer geçici mimari ancak bu ortak yazarlıkla gerçek anlamını kazanıyor.
Su Yükselirken Mimarlık Ne Yapar?
Muyunafest 2025 Ana Yüzen Sahnesi, yüzer geçici mimarinin ne olabileceğini kökten yeniden tanımlıyor. 70 topa kütüğü, el aletleri ve balıkçıların suyu okuma bilgisiyle inşa edilen 175 metrekarelik bu platform; yalnızca bir sahne değil, bir topluluğun kendi nehriyle kurduğu kalıcı diyaloğun geçici ama güçlü bir ifadesi.
Espacio Común’ün bu projede gösterdiği şey son derece yalın: yüzer geçici mimari, pahalı teknolojiye ya da karmaşık mühendisliğe değil, yerelin bilgisine, güvenine ve ortaklaşa üretime ihtiyaç duyar. Ve nehir yeniden yükseldiğinde, belki de aynı kütükler başka bir sahneye, başka bir mekâna dönüşür. Mimarlık böylece hem geçici hem de kalıcı olur: biçimi değişir ama ruhu akar.



