
Brisbane’in 2032 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na hazırlanırken geçirdiği dönüşüm, kentin yeni konut ve karma kullanım projelerinde de görünür hale geliyor. Aria Property Group tarafından geliştirilen Sanctuary South Brisbane, beş yeni yaya geçidi, iki restore edilmiş miras yapısı, kamusal bir park, ticari alanlar ve üç konut kulesinden oluşması planlanan bütüncül bir kentsel yerleşim öneriyor.
7.200 m²’lik bir alana yayılan proje, South Brisbane’in kültür bölgesindeki Melbourne Street üzerinde konumlanıyor. Kamusal alan ve zemin kat kurgusu Richards + Spence, ilk konut kulesi Sanctuary Residences’ın mimarisi ve iç mekânları Bates Smart, peyzaj tasarımı ise Subtropic Design tarafından geliştirildi.
Sanctuary’nin tasarım yaklaşımının merkezinde, yüksek yoğunluklu konut üretimini sokak seviyesinde kamusal yaşam, mevcut kent dokusu ve subtropikal peyzajla bir araya getirmek bulunuyor.

Zemini Kamusal Yaşama Açmak
Sanctuary South Brisbane, birbirinden bağımsız yapılar topluluğu yerine tek bir kentsel yerleşim olarak ele alınıyor.
Projede araç erişimi ve servis alanlarının parselin arkasına taşınmasıyla, zemin seviyesinin büyük bölümü yayalara ayrılıyor. Böylece Melbourne Street boyunca üç aktif cephe, beş yeni yaya geçidi ve bunları birbirine bağlayan yeşil avlular oluşturuluyor.
Yaklaşık 3.000 m² büyüklüğündeki kamusal alan sisteminin omurgasını Melbourne Lane oluşturuyor. Parselin bir ucundan diğerine uzanan bu yaya aksı, restoran ve mağazaları konut lobisi ve kamusal parkla birbirine bağlıyor.
Richards + Spence’in yaklaşımı, projeyi yeni bir kent parçası gibi ele alırken zemin katın gündelik yaşamla ilişkisini güçlendirmeye odaklanıyor. Yapıların ölçeği ve malzeme paleti de çevredeki mevcut kentsel dokuya doğrudan referans veriyor.

240 Bin Tuğlayla Kurulan Kentsel Süreklilik
Projede betonla birlikte yaklaşık 240 bin kırmızı tuğla kullanılması planlanıyor.
Bu malzeme tercihi, South Brisbane’in tarihsel tuğla üretimiyle ilişkili geçmişine gönderme yapıyor. Bölgedeki erken dönem kamusal yapılar ve depolarda kullanılan demir oranı yüksek yerel kilin oluşturduğu karakter, Sanctuary’nin cephe ve zemin dilinde yeniden yorumlanıyor.
Tuğlanın subtropikal iklim koşullarına dayanıklı olması ve zaman içinde yeniden kaplama gerektirmeden yaşlanabilmesi de malzeme seçiminde önemli bir kriter olarak öne çıkıyor.
Sanctuary’nin kentsel hafızayla ilişkisi yalnızca yeni malzeme seçimleriyle sınırlı değil. Alandaki iki mevcut yapı korunarak yeni programa dahil ediliyor.
1951 tarihli Art Deco Bond’s Sweet Factory, iki katlı bir restorana dönüştürülürken yapının iki yanında Bond’s Lane ve Little Bond’s Lane oluşturuluyor. Eski Malouf’s meyve dükkânı ise Malouf Terrace’a açılan gün boyu kullanılabilecek bir yeme-içme mekânı olarak yeniden işlevlendiriliyor.

Subtropikal Peyzaj Kentsel Mekânı Şekillendiriyor
Sanctuary’nin kamusal alanlarında peyzaj, yapıların çevresine sonradan eklenen bir unsur olarak değil, yerleşimin temel organizasyon araçlarından biri olarak ele alınıyor.
Subtropic Design tarafından geliştirilen peyzajda, South Brisbane’in Avrupa yerleşimi öncesindeki yağmur ormanı ekolojisine referans veren ağaç eğreltileri, kuş yuvası eğreltileri, yerel sarılıcı bitkiler ve alt katman bitkileri kullanılıyor.
Yoğun bitkilendirme, yaya geçitlerinde özellikle Brisbane yazlarında gölgeli ve daha serin mikroiklimler oluşturmayı amaçlıyor.
Bu yaya ağının devamında yer alan Sanctuary Park ise dalgalanan çayırlar, çiçekli yerel türler ve kademeli oturma alanlarından oluşan kamusal bir kent çayırı olarak tasarlanıyor.
Toplamda 13.738 ağaç ve bitkinin yer alacağı projede yeşil alan oranının yaklaşık yüzde 76 olması hedefleniyor. Bu oran, yoğun bir kent içi proje için dikkat çekici ölçekte bir peyzaj varlığı yaratıyor.
Brisbane İklimine Göre Tasarlanan Konutlar
Yerleşimin ilk konut kulesi olan Sanctuary Residences, Bates Smart tarafından Brisbane’in sıcak ve subtropikal iklim koşullarına göre geliştiriliyor.
43 katlı yapıda toplam 231 konut yer alacak. Konutlarda 2,9 metre tavan yüksekliği, derin gölgeli balkonlar, açılabilir çift camlı yüzeyler ve doğal havalandırmayı destekleyen koridorlar öne çıkıyor.

Her konutun girişinde manyetik olarak açık tutulabilen ve perfore güvenlik paneliyle birlikte çalışan kapılar bulunuyor. Bu düzenleme, konut kapılarının güvenlik korunarak açık bırakılabilmesine ve doğal hava akışının koridorlardan konutlara taşınmasına olanak tanıyor.
Bates Smart ayrıca her iki katta bir limon mersini ağaçları kullanarak bitkilendirmeyi yalnızca zemin seviyesinde değil, yapı boyunca sürdürüyor.
Mimari yaklaşım, bina içinde ilerleyen kullanıcının peyzajla ve dış ortamla ilişkisini kesmemeyi amaçlıyor. Peyzajlı ön avludan lobiye, doğal havalandırılan koridorlardan konutlara kadar uzanan dolaşım, kullanıcıların sürekli olarak hava ve yeşille temas edebileceği bir deneyim olarak tasarlanıyor.
Tamamen Elektrikli Bir Konut Yapısı
Sanctuary Residences tamamen elektrikli bir bina olarak planlanıyor.
Konutlarda indüksiyonlu pişirme sistemleri kullanılacak; çatı seviyesinde güneş enerjisi sistemi yer alacak. Su soğutmalı merkezi soğutma sisteminin ise Aria’nın verilerine göre en yüksek soğutma enerjisi ihtiyacını yüzde 30’a kadar azaltması hedefleniyor.
Tüm araç park alanları elektrikli araç kullanımına hazır olacak. Bunun yanında sakinlerin ortak kullanabileceği elektrikli otomobiller, e-scooterlar ve bisiklet bakım atölyesi de ulaşım altyapısının parçası olarak tasarlanıyor.
Bu kararlar, binanın enerji performansını yalnızca yapı kabuğu üzerinden değil, kullanım ve mobilite alışkanlıklarıyla birlikte değerlendiren daha geniş bir sürdürülebilirlik yaklaşımına işaret ediyor.

Konuttan Daha Fazlasını Sunan Ortak Alanlar
Sanctuary Residences’ın dikkat çekici özelliklerinden biri, ortak kullanım alanlarının konut kulesinin farklı seviyelerine dağıtılması.
Toplam 4.600 m²’den fazla ortak alan yedi kata yayılıyor.
Zemin kattaki Residents’ Retreat; salon, avlu bahçesi ve sanat koleksiyonunu bir araya getiriyor. Beşinci kattaki Sanctuary Club ise concierge hizmeti, çalışma alanları, yaratıcı stüdyo, ses yalıtımlı müzik odası, performans laboratuvarı ve bakım odalarıyla daha çok özel bir kulüp mantığında kurgulanıyor.
Üst katlarda yer alan çift kat yüksekliğindeki Wellness Club ve Bathhouse; sauna, sıcak ve soğuk mineral havuzları, reformer pilates alanı, spor salonu, golf simülatörü, sinema ve farklı sporlara göre yeniden programlanabilen interaktif zeminli kapalı spor alanını bir araya getiriyor.
- katta konuklar için rezervasyonla kullanılabilecek üç süit bulunurken, yapının üst bölümü üç kat yüksekliğindeki Rooftop Club ile tamamlanıyor. Buradaki hilal biçimli lagün havuzu, dinlenme alanları, özel yemek salonu, şarap mahzeni ve gömme oturma alanlarıyla birlikte tasarlanıyor. En üst seviyede ise Sky Bar ve yıldız gözlem platformu yer alacak.

2032 Öncesinde Dönüşen South Brisbane
Sanctuary South Brisbane’in ilk aşaması olan Sanctuary Residences’ın 2029’un ortası ile sonu arasında tamamlanması planlanıyor. Daha geniş yerleşimin ise 2032 Brisbane Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları öncesinde aşamalı biçimde kullanıma açılması hedefleniyor.
Proje, yüksek yoğunluklu konut mimarisini yalnızca bina ölçeğinde çözmek yerine, kamusal alan, miras, peyzaj ve iklimle birlikte ele almasıyla öne çıkıyor.
Beş yeni yaya geçidi, restore edilen mevcut yapılar, yoğun bitkilendirme ve sokak seviyesinde oluşturulan kamusal alanlar, konut kulesinin kentten kopuk bir nesne yerine çevresindeki mahalleyle ilişki kuran daha geniş bir kentsel sistemin parçası olmasını amaçlıyor.
Sanctuary South Brisbane bu yönüyle, Brisbane’in 2032’ye doğru geçirdiği hızlı dönüşüm içinde yüksek yoğunluklu konut üretiminin kamusal yaşam ve subtropikal kent kültürüyle nasıl yeniden ilişkilendirilebileceğine dair yeni bir model öneriyor.



