MİMARLIK VE YAPILI ÇEVRE PLATFORMU

Alper Derinboğaz: Mimarlık, Mevcut Olanla Yeni Bir İlişki Kurma Pratiği

Mimarlıkta sorumluluk bugün yalnızca yeni yapılar üretmekle değil, mevcut olanı nasıl dönüştürdüğümüz, hangi kaynakları koruduğumuz ve yapılı çevreyi değişen iklim koşullarına nasıl uyarladığımızla da yeniden tanımlanıyor. Salon Architects Kurucusu Alper Derinboğaz ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; “stewardship” kavramından mevcut yapıların yeniden kullanımına, malzeme seçiminden pasif iklim stratejilerine ve mimarın değişen rolüne uzanan bir çerçevede sorumlu mimarlığın bugün ne anlama geldiğini konuştuk.

Alper Derinboğaz: Salon Architects Kurucusu

Alper Derinboğaz, mimarlık, araştırma ve çevresel sistemler kesişiminde çalışan Salon Architects’in kurucusudur.

Farklı coğrafyalarda kültürel, kamusal ve araştırma odaklı projeler yürüterek, ofisin yaklaşımını veri, iklim ve mekânsal zekâ etrafında geliştirir.

Mimarlıkta “sorumluluk” kavramı sizin için ne ifade ediyor? Mevcut yapılarla çalışma, dönüşüm ve yeniden kullanım bağlamında bu kavram sizce nasıl yeniden tanımlanıyor?

Salon olarak bizim için “stewardship” (sorumluluk), yalnızca teknik bakım ya da estetik koruma sınırlarını aşan; politik, tarihsel ve ekolojik bir aracılık pratiğidir. Mimarlık, coğrafya ve çevresel sistemler arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma projesi olan Geospaces monografisi kapsamında, yapılı çevre ile doğal dünya arasındaki yapay ayrımı temelden onarmamız gerektiğine inanıyoruz.

Mevcut yapılarla çalışma bağlamında sorumluluk, durağan ve nostaljik bir “koruma” anlayışından ibaret değildir. Aksine, mevcut yapı stokunu jeolojik bir katman, dinamik bir kentsel “metabolizma” olarak ele alıyoruz.

Stewardship, devralınan bu yapıları günümüzün iklimsel gerçeklerine ve dönüşen sosyo-kültürel ekosistemlere uyarlamak; onları donmuş birer artefakt yerine aktif organizmalar olarak işler kılmak anlamına gelir. Mimarlık, bir yapının ömrünün çevresiyle kurduğu kesintisiz bir diyalog olduğunu kabul etmelidir.

Mevcut bir yapıya müdahale ettiğimizde, aslında var olan bir zeminin üzerine yeni zamansal ve mekânsal katmanlar ekleriz. Bu durum, topoğrafya ve çevresel tarih üzerine incelikli bir kavrayış gerektirir. Böylece mekânları, çağdaş kentsel yaşamın karmaşıklığını absorbe edebilecek şekilde yeniden kurgularken, onların taşıdığı temel hafızayı da koruyabiliriz.

Sorumlu mimarlıkta malzeme seçimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeniden kullanım, mevcut malzemenin korunması ya da yeni müdahaleler söz konusu olduğunda mimarın rolünü nasıl konumlandırıyorsunuz?

Malzeme seçimi çoğu zaman yalnızca biçimsel ya da estetik bir karar değildir; ham çevresel verilerden derin sosyolojik etkilere uzanan karmaşık bir etkileşim ağının yönetimidir. Mevcut malzemelerle çalışmak ya da mevcut bir yapının sınırları içinde üretmek güçlü bir kısıt oluşturur ve nitelikli mimarlık doğası gereği bu tür kısıtlar içinde gelişir.

Bu sorumlu mimarlık çerçevesinde mimar, izole bir “yaratıcı” olmaktan çıkarak stratejik bir “küratör”e evrilir. Rolümüz; mevcut kaynakları orkestre etmek, pasif iklim stratejilerini devreye almak ve doğal dinamikleri yönlendirmektir.

Örneğin, İzmir Büyükşehir Belediyesi projesindeki yaklaşımımızın yanı sıra, New York’taki Pratt Institute’ta yürüttüğümüz araştırmalarımızda da mekânsal kurgunun mikro-iklimsel tepkiler üretmesini sağlamaya odaklanıyoruz. Isıl kütle, nefes alabilirlik ve yerel bağlamla ilişki kurabilen malzemeleri önceliklendirerek, mekânsal kaliteden ödün vermeden karbon ayak izini azaltmayı hedefliyoruz.

Yeniden kullanım ve yeni müdahaleler söz konusu olduğunda, mimarın eski ile yeni arasındaki kesişimde eleştirel bir pozisyon alması gerekir. Biz yalnızca yüzeyleri tanımlamıyoruz; aynı zamanda kaynakların yaşam döngüsünü kürate ediyoruz. Mevcut malzemelerin barındırdığı enerji ve kültürel hafızayı gözetirken, günümüzün ekolojik krizleriyle başa çıkabilecek ileri mekânsal zekâyı da bu yapıya entegre etmek gerekiyor.

Gerçek anlamda stewardship, malzeme müdahalelerinin yalnızca mekânı doldurmakla kalmayıp, çevresel dengeye aktif olarak katkı sağladığı noktada ortaya çıkar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir