VIRGIN MEDIA İLE O2’NUN BİRLEŞMESİ, LONDRA’DAKİ YENİ GENEL MERKEZİN TASARIMINDA YALNIZCA İKİ ŞİRKETİ AYNI ÇATI ALTINDA TOPLAMA MESELESİNİ DEĞİL, ORTAK BİR ÇALIŞMA KÜLTÜRÜNÜN NASIL KURULACAĞI SORUSUNU DA BERABERİNDE GETİRDİ. GENSLER, BAĞLANTI, KAPSAYICILIK VE İNSAN DENEYİMİNİ MERKEZE ALAN TASARIMIYLA OFİSİ BU YENİ KÜLTÜRÜN OLUŞACAĞI BİR BULUŞMA ORTAMINA DÖNÜŞTÜRÜYOR.

Bağlantının Ötesinde: Yeni Bir Organizasyon, Yeni Bir Çalışma Kültürü
Virgin Media ve O2’nun 2021’de birleşerek Virgin Media O2’yu (VMO2) oluşturması, beraberinde yeni bir genel merkez ihtiyacını da getirdi. Ancak mesele yalnızca iki köklü şirketin çalışanlarını aynı binada buluşturmak değildi. Yeni çalışma biçimlerini destekleyecek, iki farklı kurum kültürü arasında ortak bir zemin kuracak ve VMO2’nun geleceğe dönük hedeflerini görünür kılacak yeni bir çalışma ortamı gerekiyordu. Gensler tarafından tasarlanan Londra genel merkezi, bu dönüşümü bağlantı, kapsayıcılık ve iş birliği üzerinden ele alıyor.
GENSLER, İNSANLARI YALNIZCA BİRLİKTE ÇALIŞMAYA DEĞİL; BAĞ KURMAYA, İŞ BİRLİĞİ YAPMAYA VE DAHA GÜÇLÜ BİR AİDİYET DUYGUSU GELİŞTİRMEYE TEŞVİK EDEN BİR ORTAM YARATIYOR.
Genel merkezin Paddington’daki konumu da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Londra’nın teknoloji ve telekomünikasyon açısından öne çıkan bölgelerinden biri olan Paddington, aynı zamanda hızlı tren bağlantılarıyla Birleşik Krallık’ın farklı noktalarına kolay erişim sağlıyor. Bu nedenle ofis, yalnızca burada çalışan ekiplerin değil, VMO2’nun daha geniş organizasyonundaki çalışanların da bir araya gelebileceği ortak bir merkez olarak düşünüldü. Fikir alışverişi yapmak, yeni ilişkiler kurmak ve birlikte üretmek için tasarlanan mekân, şirketin “Neler Yapabileceğini Gör” yaklaşımını da çalışma hayatının gündelik deneyimine taşıyor.

Bu ortamın nasıl şekilleneceğine yalnızca tasarım ekibi karar vermedi. Gensler; çalışan odak grupları, VMO2’nun marka ekibi ve Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (DE&I) temsilcileriyle birlikte çalıştı. Böylece proje, önceden tanımlanmış bir ofis modelinin uygulanması yerine, onu kullanacak insanların beklentileri ve farklı çalışma alışkanlıkları üzerinden gelişti.
Herkes İçin Tek Bir Çalışma Biçimi Yok
Projenin çıkış noktalarından biri oldukça basit: Herkes aynı şekilde çalışmıyor. Kimi zaman sessiz ve kişisel bir alana, kimi zaman ekip çalışmasına, kimi zaman da daha rahat ve sosyal bir ortama ihtiyaç duyuluyor. VMO2 genel merkezinde bu farklılıklar tek tip bir ofis düzeni yerine, gün içinde değişen ihtiyaçlara göre seçim yapılabilecek farklı mekânlarla karşılık buluyor.

Sessiz kütüphaneler, gösterim alanları, farklı ölçeklerde toplantı mekânları ve hospitality kültüründen esinlenen daha rahat ortamlar yan yana geliyor. Çalışan, yaptığı işe göre nerede ve nasıl çalışacağına kendisi karar verebiliyor. Esneklik burada yalnızca mobilyaların veya mekânların dönüştürülebilir olması anlamına gelmiyor; kullanıcıya kendi çalışma gününü şekillendirebilme özgürlüğü de veriyor.
Kapsayıcılık da aynı düşüncenin devamı olarak ele alınmış. Gensler, erişilebilirlik ve DE&I danışmanları ile VMO2 çalışan temsilcileriyle birlikte farklı duyusal ihtiyaçları ve çalışma alışkanlıklarını değerlendirdi. Sonuçta ortaya, herkese aynı çalışma biçimini öneren bir ofis yerine, farklı ihtiyaçların yan yana var olabildiği bir çalışma ortamı çıktı.
Marka Mekânın Parçası Olduğunda
VMO2 genel merkezinde marka kimliği, tasarım tamamlandıktan sonra grafikler ve görsel öğelerle iç mekâna eklenen ayrı bir katman değil. Gensler, Virgin Media O2 marka ekibiyle birlikte çalışarak şirketin kimliğini ve “Neler Yapabileceğini Gör” yaklaşımını doğrudan mekânsal deneyimin bir parçası haline getirdi.

Ofis bu doğrultuda Connect + Inform, Supercharge, Perform ve Transform olmak üzere dört tema etrafında kurgulandı. Spor, dijital yayıncılık, oyun, müzik ve canlı etkinlikler gibi güncel kültürün farklı alanlarından beslenen bu temalar, çalışma ortamının farklı bölümlerine kendi karakterini kazandırıyor. Böylece marka, duvarlara uygulanan grafiklerle anlatılmak yerine, çalışanların ofis içinde hareket ederken karşılaştıkları farklı mekânlar ve deneyimler üzerinden hissediliyor.
Hospitality yaklaşımının belirginleştiği karşılama alanları da bu kurgunun önemli parçalarından biri. Her katta çalışanların karşılaşabileceği, kısa süreli bir araya gelebileceği ve gündelik iletişim kurabileceği canlı alanlar oluşturulurken, bu noktaların ardından daha sakin ve odaklanmaya uygun çalışma bölümlerine geçiliyor.

Doğal gün ışığına erişim ve dışarıyla kurulan görsel ilişki çalışanların iyi oluşunu destekliyor. Organizasyon yapısının mekâna nasıl yansıdığı da özellikle düşünülmüş: Üst yönetim ayrı bir yönetici katında toplanmak yerine binanın farklı bölümlerine dağıtılmış. Üst kattaki kafe ve geniş etkinlik alanı ise çalışanların bir araya gelmesi, farklı ekiplerin karşılaşması ve ortak etkinliklerin gerçekleşmesi için bir başka buluşma noktası oluşturuyor.
GENSLER, MARKAYI TAMAMLANMIŞ BİR İÇ MEKÂNA SONRADAN EKLENEN BİR KATMAN OLARAK ELE ALMAK YERİNE, VIRGIN MEDIA O2’NUN VİZYONUNU MEKÂNSAL DENEYİMİN BÜTÜNÜNE TAŞIYOR.
Sürdürülebilirliğin Ötesinde Performans
Çevresel hedefler, tasarım kararlarından bağımsız bir başlık olarak değil, projenin bütününe yayılan bir ölçüt olarak ele alınmış. WELL Platinum ve BREEAM Outstanding sertifikalarını hedefleyen genel merkezde karbon takibi tasarım sürecinin bir parçası haline getirilmiş. Malzeme seçimleri ve uygulanan sürdürülebilirlik stratejileri sayesinde yaklaşık 630 tonluk karbon tasarrufu öngörülüyor.

Yeni olanı tercih etmek yerine mevcut olanı değerlendirmek de bu yaklaşımın bir parçası. Binadaki mevcut aydınlatma armatürleri mümkün olan yerlerde korunarak yeniden kullanılmış. Böylece çevresel sorumluluk yalnızca sertifika hedefleri ya da performans değerleri üzerinden değil, tasarım ve malzeme kararlarının ölçeğinde de karşılık buluyor.
Kurumların çalışanları yeniden ofise çekmenin ötesinde, ofisin neden var olması gerektiğini sorguladığı bir dönemde Virgin Media O2 Genel Merkezi bu soruya mekân üzerinden yanıt arıyor. Burada ofis yalnızca günlük işlerin yürütüldüğü bir yer değil; kurum kültürünün oluştuğu, farklı ekiplerin karşılaştığı, insanların birbirleriyle ve organizasyonla bağ kurduğu ortak bir zemin.
Gensler’in tasarımı bağlantı, kapsayıcılık, sürdürülebilirlik ve marka kimliğini aynı mekânsal kurgu içinde buluşturuyor. Ortaya çıkan çalışma ortamı insanları yalnızca yan yana çalışmaya değil; karşılaşmaya, paylaşmaya, iş birliği yapmaya ve daha güçlü bir aidiyet geliştirmeye teşvik ediyor. Hibrit çalışma ofisten beklentileri değiştirmeye devam ederken VMO2 Genel Merkezi, geleceğin çalışma ortamında performansın yalnızca operasyonel verimlilikle değil, insan deneyiminin niteliğiyle de ölçüleceğini gösteriyor.
Proje Künyesi
Tasarım: Gensler
Konum: Londra, Birleşik Krallık
Tamamlanma: 2024
Proje Alanı: 7.595 m²
Hizmetler: İç Mekân Tasarımı, İşaretleme ve Yönlendirme, FF&E



