GÜNÜMÜZ İÇ MEKÂNLARINI YALNIZCA TEK TEK OBJELER DEĞİL; KONFOR, MALZEME, ORAN VE YAŞAM BİÇİMLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ TANIMLIYOR. LAZZONI, MOBİLYAYI BU BÜTÜNÜN BİR PARÇASI OLARAK ELE ALIYOR; FARKLI İHTİYAÇLARA UYUM SAĞLAYAN, HER AYRINTISI DÜŞÜNÜLMÜŞ VE İÇİNDE YER ALDIĞI MEKÂNLA İLİŞKİ KURAN TASARIMLAR GELİŞTİRİYOR.

İyi tasarlanmış bir iç mekân, nadiren tek bir objeyle tanımlanır. Onu var eden; konfor ile oran, malzeme ile ışık, işlev ile gündelik yaşamın ritmi arasında kurulan ilişkidir. Evler daha kişisel ve farklı kullanımlara açık hâle geldikçe mobilyanın rolü de genişliyor. Mobilya, mekânda yer almanın ötesinde, onu nasıl deneyimlediğimizi şekillendiriyor.
LAZZONI’nin tasarım yaklaşımının merkezinde, mobilya, mekân ve insan arasındaki bu ilişki bulunuyor. Kanepeler, kişiye özel tasarlanan yataklar, yemek masaları ve depolama sistemleri, bağımsız ürünler olarak değil, ortak bir mekânsal dilin parçaları olarak ele alınıyor. Farklı ölçeklere, işlevlere ve yaşam biçimlerine uyum sağlayabilen bu dil, iç mekânın bir bütün olarak düşünülmesine olanak tanıyor.
KONFOR, İÇ MEKÂNA SONRADAN EKLENEN BİR ÖZELLİK DEĞİL, TASARIMIN BAŞINDAN İTİBAREN GÖZETİLEN BİR NİTELİK.
Modülerlik, bu yaklaşımın temel araçlarından biri. Farklı modül ve yerleşim seçenekleri, mekânın oranları ve kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda bir araya gelerek sabit düzenlerin ötesine geçiyor. Oturma alanları ölçek ve kompozisyon açısından yeniden kurgulanabiliyor; depolama sistemleri mimariyle birlikte şekilleniyor. Her bir parça, kendi işlevini korurken iç mekânın bütünü içinde süreklilik kuruyor.

Malzeme seçimi, bu bütünlüğe kişisel bir boyut katıyor. Kumaş ve deri; ahşap, lake, seramik, porselen, metal, cam ve aynayla bir araya gelerek renk kadar doku, dokunsal nitelik ve kontrast üzerinden de tasarım olanakları sunuyor. Burada seçim, yüzey alternatifleriyle sınırlı kalmıyor. Mekânın karakterini ve orada yaşayanların tercihlerini yansıtan bir malzeme dili oluşturmanın parçasına dönüşüyor.
Bu anlayış, LAZZONI’nin Londra pazarında özellikle öne çıkan Custom Spaces çözümlerinde de karşılığını buluyor. Özel ölçüye göre tasarlanan gardıroplar, duvar panelleri, raf sistemleri ve TV üniteleri; farklı hacimlere, plan düzenlerine ve kullanım ihtiyaçlarına göre biçimleniyor. İç düzenlemeler, yüzeyler, aydınlatma ve modül kurgusu, mekânın genel kompozisyonuyla birlikte değerlendiriliyor. Böylece depolama ve duvar sistemleri, mimari bütünlüğün içinde yerini alıyor.
MOBİLYA, BİR MEKÂNI TAMAMLAMANIN ÖTESİNDE, O MEKÂNDA YAŞAMA BİÇİMİMİZİ ŞEKİLLENDİRİYOR.
Kişiselleştirme ise mobilyanın kendisinden önce, mekânın nasıl ele alındığıyla başlıyor. LAZZONI’nin tasarım hizmetinde yerleşim, ölçü, malzeme ve modül kurgusu, birbirini etkileyen kararlar olarak düşünülüyor. Tasarım süreci, tek tek parçaların seçiminden, bu parçaların gündelik yaşama nasıl eşlik edeceğine uzanıyor.
İyi bir yaşam alanının niteliği, çoğu zaman bu incelikli ilişkilerde ortaya çıkıyor: odanın kullanımına doğal biçimde uyum sağlayan bir kanepe; bir araya gelinen anlara odak oluşturan bir yemek alanı; mekânı baskılamadan düzen kuran depolama sistemleri; görsel ve dokunsal nitelikleri birlikte gözetilerek seçilmiş malzemeler ve yaşam değiştikçe ona uyum sağlayabilen mobilyalar.
Konfor, bu anlamda mekâna sonradan eklenmiyor; tasarımın içinde var oluyor.

1897’de kurulan LAZZONI, bir asrı aşan zanaat birikimini çağdaş tasarımla buluşturan, dört kuşaktır varlığını sürdüren bir mobilya markası. Oturma, yemek ve yatak odası koleksiyonları ile kişiselleştirilebilir depolama sistemlerinde modülerlik, malzeme seçimi ve kişiye özel tasarım öne çıkıyor. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki uluslararası varlığını Londra’ya taşıyan marka, Tottenham Court Road’daki showroom’unda koleksiyonlarını ve kişiye özel iç mekân tasarım hizmetini Birleşik Krallık pazarına sunuyor.



