SIEMENS iş birliği ile
Rejeneratif Ofis Mimarisinin Yeni Bir Modeli

AVRUPA GENELİNDE YENİ NESİL ÇALIŞMA MEKÂNLARI, ARTIK YIKIP YENİDEN İNŞA ETMEK YERİNE MEVCUT YAPILARI DÖNÜŞTÜRME YAKLAŞIMIYLA ŞEKİLLENİYOR. PİRELLİ 35, BU DÖNÜŞÜMÜN GÜÇLÜ BİR ÖRNEĞİNİ SUNUYOR; MEVCUT BİR OFİS YAPISININ, ÇALIŞMA YAŞAMINI ZENGİNLEŞTİRİRKEN AYNI ZAMANDA KAMUSAL ALANI GÜÇLENDİREN, AÇIK VE İNSAN ODAKLI BİR KENTSEL DESTİNASYONA NASIL DÖNÜŞTÜRÜLEBİLECEĞİNİ GÖSTERİYOR.
Park ile Snøhetta’nın ortak imzasını taşıyan Pirelli 35 projesi, Milano’nun Porta Nuova bölgesindeki 1960’lı yıllara ait bir ofis yapısını; adaptif yeniden kullanım, çevresel sorumluluk ve kamusal yaşamı bir araya getiren çağdaş bir çalışma mekânı. COIMA tarafından hayata geçirilen proje, mimarlık, peyzaj ve kent arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlarken, mevcut ofis yapılarının yıkılmadan nasıl yeniden değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor.

Yıkmak Yerine Yeniden Düşünmek
Projenin iş birliği süreci de alışılmışın dışında bir tasarım yarışmasıyla başladı. İlk etapta birbirinden bağımsız öneriler sunan Park ve Snøhetta, COIMA’nın davetiyle birbirini tamamlayan yaklaşımlarını tek bir mimari vizyonda bir araya getirdi. Bu iş birliği aynı zamanda Snøhetta’nın İtalya’daki ilk projesi olma özelliğini de taşıyor.
Mevcut yapıyı yıkıp yeniden inşa etmek yerine adaptif yeniden kullanım yaklaşımını benimseyen proje, yapının büyük bölümünü koruyarak gömülü karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltırken, aynı zamanda mimari niteliğini ve çevresel performansını da yükseltiyor.
Yapıyı Kentle Buluşturmak
Projenin en belirleyici müdahalelerinden biri, bir zamanlar kapalı ve geçirimsiz bir ofis bloğu olan yapıyı açık ve erişilebilir bir kentsel odak noktasına dönüştürüyor. Yapının orta kanadının kaldırılması ve yeni kamusal avlunun üzerine asılı bir hacim yerleştirilmesiyle geçirgenlik önemli ölçüde artırılırken, daha önce birbirinden kopuk kalan kent parçaları yeniden birbirine bağlanıyor.

Yeni avlu, Milano’nun kamusal yaşamının doğal bir uzantısı olarak kurgulanıyor ve Milano Merkez Garı ile BAM – Biblioteca degli Alberi Milano arasında kesintisiz bir yaya bağlantısı oluşturuyor. Peyzaj düzenlemesi, tavandan zemine uzanan geniş cam yüzeyler ve dalgalı taş zemin, hareketi, şeffaflığı ve ofis kullanıcıları ile kent sakinleri arasındaki etkileşimi teşvik ediyor.
“Milano’nun kalbindeki Pirelli 35’i yeniden tasarlamak üzere görevlendirildiğimizde, yapıyı Milano halkına yeniden kazandırma fikrinin sunduğu ileriye dönük potansiyelden büyük heyecan duyduk.
Bu yaklaşım, Snøhetta’nın kuruluşundan bu yana benimsediği düşünce biçiminin doğal bir yansımasıdır. Kentlerde ayrışmayı azaltmak, yapıların iç mekânlarını daha geniş bir kullanıcı kitlesine açmak, kamusal aidiyet duygusunu güçlendirmek ve erişilebilirliği artırmak her zaman temel hedeflerimiz arasında yer aldı. Ortaya çıkan yapının, Avrupa kentlerinde ve özellikle Milano’da rejeneratif mimarlığın nasıl şekillenebileceğine dair güçlü bir örnek oluşturduğuna inanıyorum.”
Kjetil Trædal Thorsen, Kurucu Ortak, Snøhetta
Malzeme ve Kentsel Diyalog
Malzeme seçimi de eski ile yeniyi buluşturan bu diyaloğu güçlendiriyor. Yeni köprü elemanı ile Via Bordoni cephesinde kullanılan terracotta tonlarındaki dokulu metal kaplama, mahallenin konut ölçeğine uyum sağlarken; beton etkili yenilenmiş cephe ise Porta Nuova’nın çağdaş siluetiyle görsel süreklilik kuruyor.
“Bu dönüşüm, mimarlığın geçmiş ile gelecek, hafıza ile yenilik arasında nasıl bir köprü kurabileceğini gösterme fırsatı sunuyor. Mevcut yapı izi içinde çalışarak tamamen yeni; kente ait bir kamusal mekân yarattık.”
Michele Rossi, Kurucu Ortak, Park
Daha Düşük Karbonlu Bir Gelecek Tasarlamak
Çevresel performans, projenin tasarım stratejisinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Mevcut taşıyıcı sistem mümkün olduğunca korunurken, proje boyunca geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılıyor. Fotovoltaik çatı sistemi, su kaynaklı bir ısı pompasını besleyerek enerji verimliliğini artırırken; akıllı bina teknolojileri enerji performansını sürekli olarak optimize ediyor. Yeniden konumlandırılan cephe ise gün ışığından ödün vermeden güneş ısı kazancını azaltıyor.

Ofis Yapısının Ötesinde
Pirelli 35, yalnızca yenilenmiş bir ofis yapısı olmanın ötesinde, çağdaş çalışma yaşamına yönelik yeni bir model öneriyor. Esnek çalışma alanları, cömert kamusal mekânlar ve aktif kullanılan çatı teraslarıyla proje, daha kapsayıcı, insan odaklı ve gün boyu yaşayan bir kentsel çevre oluşturuyor.

Pirelli 35, Milano’nun dönüşümünü yansıtırken; adaptif yeniden kullanım, kamusal erişilebilirlik ve çevresel sorumluluğun bir araya gelerek geleceğin ofis mimarisini nasıl yeniden tanımlayabileceğini ortaya koyuyor.




