MİMARLIK VE YAPILI ÇEVRE PLATFORMU

Raylı Sistem Altındaki Mutlu Alan: VIASCAPE Design ile Cep Parkı Projesi

Fotoğraflar: Shan Liang

Büyük şehirlerin gri altyapı gölgesinde kalan boş alanları, çoğunlukla ihmal edilmiş ve kendi kaderine terk edilmiş parçalardır. Shanghai’ın yoğun Xuhui ilçesinde, birbirine geçmiş köprü ve hafif raylı sistem hatlarının yarattığı bu tür bir “ölü nokta”, VIASCAPE design’ın elinde bambaşka bir anlam kazandı. “The Happy Spot Under the Light Rail” (Raylı Sistem Altındaki Mutlu Alan) olarak adlandırılan Caoxi Road Pocket Park projesi; terk edilmiş bir kentsel boşluğu, insanları bir araya getiren canlı bir kamusal alana dönüştürdü. Bu proje, yalnızca bir peyzaj tasarımı değil; aynı zamanda modern kentlerin altyapı baskısına karşı geliştirilen yaratıcı ve insancıl bir yanıttır.

Projenin Arka Planı: Gri Bir Alanda Yeşil Bir Umut

Proje, Caoxi Road ile South Kaixuan Road’un kesişim noktasının güneydoğu köşesinde, yaklaşık 6.300 metrekarelik bir alanda konumlanmaktadır. Geçmişte bu alan; düşük kaliteli kaçak yapılar, işlev dışı otoparklar ve bakımsız beton yüzeylerden oluşan, çevresine hiçbir katkı sunmayan bir gri alan niteliğindeydi.

Fotoğraflar: Shan Liang

Batısında Ren’ai Hastanesi’nin bulunması, alanın South Kaixuan Road’a olan mesafesini oldukça kısıtlamakta; bu durum dar geçişler ve zayıf mekânsal deneyimlere yol açmaktaydı. Kuzeydoğusunda ise Shanghai Metro Hattı 3, İç Çevre Yolu köprüsü ve Huming Yükseltilmiş Köprüsü’nün birbirine geçen gölgeleri, alanı kalabalık, kasvetli ve karmaşık bir yapıya büründürüyordu.

Bu üst üste binen altyapı katmanları, bölgeyi neredeyse kullanılamaz hale getirmişti. Gün boyunca alanın üzerinden geçen hafif raylı sistem gürültüsü ve gölgesi, burayı yayaların ve sakinlerin bilinçsizce kaçındığı “kentsel artık” bir bölgeye dönüştürmüştü. Peki tasarımcılar, bu zorluğa nasıl bir vizyon geliştirdi?

Tasarım Felsefesi: Kısıtlamayı Fırsata Çevirmek

VIASCAPE design ekibinin bu projede benimsediği temel yaklaşım, mevcut altyapıyı engel olarak görmek yerine tasarımın bir parçasına dönüştürmekti. Hafif raylı sistemin yarattığı gölge, sadece ışık ve gürültü sorunu değil; aynı zamanda mekânsal kimliğin kurucu bir öğesi olarak ele alındı. Bu anlayış, projenin adına da yansıdı: “Mutlu Alan”, tam da bu “sorunlu” gölgenin altında konumlanmaktadır.

Fotoğraflar: Shan Liang

Tasarım ekibi, geleneksel yaya trafiğini cep parkının içinden geçirecek şekilde güzergâhı yeniden kurguladı. Böylece hem Caoxi Road hem de South Kaixuan Road boyunca sürekli yeşil bir koridor oluşturuldu. Gingko ağaçlarından oluşan çapraz bir matris, 3 metrelik iki ayrı yaya yolunu birbirine bağlayarak hem gündelik ulaşımı kolaylaştıran hem de parkın iç kesimine davet eden bir düzenek yarattı.

Bu yaklaşımın özünde “park-şehir” kavramı yatmaktadır. Tasarım, yalnızca bir dinlenme alanı sunmakla kalmıyor; şehrin dokusuyla kesintisiz biçimde bütünleşen, araç ve yayaların bakış açısından da algılanabilir, şeffaf bir yeşil alan kimliği kazandırıyor.

Fotoğraflar: Shan Liang

Mekânsal Çözümler: Işık, Gölge ve Hareketlilik

Raylı sistem altyapısının yarattığı gölge düzeni, tasarımcılar tarafından avantaja çevrildi. Alanın farklı saatlerinde değişen ışık koşulları gözetilerek bitki seçimleri, oturma elemanlarının konumu ve gezinti güzergâhları buna göre biçimlendirildi. Gölgenin yoğun olduğu noktalarda dinlenme mekânları, ışığın süzdüğü noktalarda ise açık yeşil alanlar ve aktif kullanım bölgeleri kurgulandı.

Sokak cephesindeki yaya yollarını birbirlerine bağlayan Gingko ağacı matrisi, bir yandan maksimum dolaşım verimliliğini sağlarken öte yandan parkın iç kesimine geçişi teşvik eden rekreasyon olanakları sundu.

Alandaki “Breeze Gallery” (Esinti Galerisi) olarak adlandırılan yapı ise tasarımın en özgün parçalarından birini oluşturuyor. Bu yapı, hafif çelik konstrüksiyonuyla hem rüzgarı yönlendiren bir mimari eleman hem de şehrin yoğun dokusunda soluklanmayı mümkün kılan yarı kapalı bir geçiş alanı işlevi görüyor.

Fotoğraflar: Shan Liang

Sosyal Katılım ve Kentsel Dönüşüm

Projenin bir diğer dikkat çekici boyutu, tasarım sürecine toplumsal katılımın dahil edilmesidir. VIASCAPE design, bu bölgede yıllardır kentsel dönüşüm projeleri yürüten bir firma olarak mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarını ve alışkanlıklarını yakından tanıyor. Tasarım kararları, bu birikimin ürünü.

Tasarımın temel hedeflerinden biri, çevresindeki Jinguyuan ve Hongrunhuayuan gibi konut alanlarının sakinlerine ait olma hissi yaratan, kapsayıcı ve yeşil bir kamusal alan oluşturmaktı.

Yaşlılar, çocuklar ve günlük işe gidip gelenler gibi farklı kullanıcı profillerinin aynı mekânda bir arada vakit geçirebileceği çok işlevli bir alan kurgusu, VIASCAPE’in diğer projelerinde de karşılaştığımız bir tutarlılığı yansıtıyor. Firmanın Leshan Pocket Park projesindeki “paylaşılan mutluluk” kavramı, burada da farklı bir coğrafyada hayat buluyor.

Fotoğraflar: Shan Liang

VIASCAPE Design: Şehrin Görünmez Boşluklarını Dolduran Bir Vizyon

Shanghai merkezli VIASCAPE Design, peyzaj mimarisi ve kamusal mekân tasarımı üzerine uzmanlaşmış bir büro olarak bilinmektedir. Firmanın projelerine bakıldığında ortak bir tema hemen göze çarpıyor: “Artık” sayılan mekânları, insanların gerçekten kullandığı, benimsediği ve içinde anlam ürettiği alanlara dönüştürmek.

VIASCAPE design, Hudong bölgesinde yıllardır kentsel yenileme projeleri üzerinde çalışmakta; tasarım düşüncesini mekânsal kurulum aracılığıyla gündelik yaşamın dokusuna işlemeye çalışmaktadır.

“The Happy Spot Under the Light Rail” projesi de bu çizginin en güçlü örneklerinden biri. Bir hafif raylı sistem hattının altında kalan ve uzun yıllar boyunca ihmal edilen bir alan, dikkatli bir gözlem ve özgün bir tasarım diliyle adeta yeniden doğuyor.

Fotoğraflar: Shan Liang

Cep Parkları ve Şehir: Küçük Alanlar, Büyük Etkiler

Cep parkları (pocket parks), günümüz şehirciliğinde giderek artan bir önem kazanıyor. Büyük kentsel dönüşüm projelerinin ulaşamadığı ölçekte, küçük ve stratejik müdahalelerle mahallelerin yaşam kalitesini doğrudan iyileştirme kapasitesine sahipler. Ancak bu projenin gerçek önemi, yalnızca fiziksel dönüşümde değil; mekânın “imkânsız” sayılan bir konumda bile insani bir değer taşıyabileceğini kanıtlamasında yatıyor.

Hafif raylı sistem hatları, köprüler ve yükseltilmiş yollar; kentlerin vazgeçilmez altyapı öğeleri. Fakat bu yapılar çoğunlukla altlarındaki toprağı ve insanı görmezden geliyor. VIASCAPE’in bu projesinde gördüğümüz şey, tasarımın bu kör noktaya müdahale etmesi; gürültü, gölge ve kimliksizliği bir kamusal yaşam sahnesine çevirmesi.

Fotoğraflar: Shan Liang

İstanbul’dan Bir Ayna: Hangi Alanlar Bu Modele Ev Sahipliği Yapabilir?

İstanbul’u Shanghai’dan ayıran çok şey var; ama her iki şehrin paylaştığı bir gerçek var: köprüler, viyadükler ve raylı sistemler, geçtikleri mahallelerin altına uzun yıllar boyunca sessizce gölge düşürüyor. Mecidiyeköy Viyadüğü bu bağlamda akla gelen ilk isim. E-5 karayolunun Mecidiyeköy’ün içinden geçen yükseltilmiş bölümü, onlarca yıldır altında oluşan alanı yarım kalmış bir mekân olarak bırakmış durumda. Bir zamanlar otobüs peronlarına, seyyar satıcılara ve gayri resmi bekleyiş noktalarına ev sahipliği yapan bu gölgeli hat, küçük ölçekli ve çok işlevli bir cep parkı müdahalesiyle gerçek bir kamusal alana dönüşme potansiyeli taşıyor. Benzer biçimde Kadıköy’deki köprü altı geçiş noktaları, Bağcılar-Kirazlı metro hattı çevresindeki boş araziler ve Alibeyköy ile Kağıthane istasyonları çevresinde viyadük üzerinden geçen M7 hattının altında kalan atıl şeritler, Viascape Design modelinin İstanbul’daki potansiyel uygulama alanları olarak öne çıkıyor. Bu bölgelerin ortak özelliği: yoğun nüfus, zayıf yeşil alan dokusu ve kullanılmayan ama dönüştürülmeye uygun gri yüzeyler.

Tabii bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için yalnızca iyi bir tasarım fikri yetmiyor; belediyeler, ulaşım kurumları ve mahalle sakinleri arasındaki koordinasyon da kritik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin son yıllarda hayata geçirdiği “15 Dakikalık Mahalle” ve cep park projeleri bu yönde umut verici adımlar olmakla birlikte, altyapı altı alanların dönüştürülmesi henüz sistematik bir politikaya kavuşmuş değil. VIASCAPE Design’in Shanghai’daki yaklaşımı tam da burada bir model işlevi görebilir: büyük bütçeler ya da köklü yıkım-yapım süreçleri gerektirmeyen, mevcut koşullara yaratıcı biçimde yanıt veren, insanı merkeze alan küçük ölçekli müdahaleler. İstanbul’un viyadük altları, köprü geçişleri ve raylı sistem hatları boyunca uzanan bu “ara mekânlar”, doğru bir bakış açısıyla birer kentsel fırsat alanına dönüşmeyi bekliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir