Finlandiya’nın batı kıyısındaki Pietarsaari’de, ormanlık bir peyzajın içinde konumlanan Lagmansgården Reform School, eğitim, bakım ve konaklama işlevlerini kurumsal bir yapıdan çok ev hissi veren bir çevre içinde bir araya getiriyor. Anttinen Oiva Architects tarafından tasarlanan ve 2025 yılında tamamlanan proje, yoğun koruyucu bakıma ve özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar ve gençler için güvenli, sakin ve destekleyici bir yaşam ortamı oluşturmayı amaçlıyor. Ahşap taşıyıcı sistemi, doğal ışıkla kurduğu güçlü ilişki ve çevredeki ormanla bütünleşen yerleşimiyle Lagmansgården Reform School, mimarlığın iyileştirici çevre üzerindeki rolünü sürdürülebilirlik yaklaşımıyla birlikte ele alıyor.

Finlandiya devletine ait Senate Properties tarafından yaptırılan proje, 2020 yılında düzenlenen davetli mimari yarışmada Anttinen Oiva Architects’in “Ihop” adlı önerisinin seçilmesiyle başladı. Yarışma değerlendirmesinde işlevsellik, güvenlik, ev hissi ve mekânların terapötik niteliği temel kriterler arasında yer aldı.
Lagmansgården Reform School’da Ev Hissi Veren Bir Kurgu
Lagmansgården Reform School’un programı klasik bir eğitim yapısından daha karmaşık. Kompleks; okul ve konaklama birimlerinin yanı sıra öğrenme alanları, dinlenme ve rekreasyon mekânları, idari bölümler, ortak mutfak ve yemek salonunu içeriyor. Dört yaşam birimine dağıtılan toplam 20 konaklama odası, genç kullanıcıların gündelik yaşamlarını daha küçük ölçekli topluluklar içinde sürdürebilecekleri biçimde düzenleniyor.
Projenin temel hedeflerinden biri, kurumsal yapı algısını mümkün olduğunca geri çekmek. Bu nedenle büyük ve tekil bir kütle yerine tek katlı, daha küçük ölçekli yapı parçaları tercih ediliyor. Okul yapısı ile konut birimleri L biçiminde bir araya gelerek batıya ve çevredeki peyzaja açılan ortak bir avlu tanımlıyor. Bu düzen, farklı işlevleri birbirine bağlarken kullanıcıların gün içinde iç ve dış mekân arasında kolaylıkla hareket edebilmesini sağlıyor.

Mimariyi Şekillendiren Yüz Yıllık Orman
Lagmansgården Reform School’un tasarımındaki belirleyici unsurlardan biri mevcut doğal çevre. Proje alanındaki yaklaşık yüz yıllık çam ve ladin ormanı, yapının yerleşiminden iç mekânların yönlenmesine kadar birçok tasarım kararını etkiliyor.
Sınıflar sakin orman manzaralarına yönelirken ortak kullanım alanları geniş ahşap çerçeveli cam yüzeylerle güneş alan avluya açılıyor. Yaşam birimlerinin merkezindeki oturma ve yemek alanları da doğrudan çevredeki ormanla görsel ilişki kuruyor. Böylece doğa yalnızca binayı çevreleyen bir peyzaj unsuru değil, günlük yaşamın ve mekânsal deneyimin sürekli hissedilen bir bileşeni hâline geliyor.
Anttinen Oiva Architects’in yaklaşımında doğal ışık, peyzaj ve malzeme kullanımı kullanıcıların sakinlik ve güven duygusunu destekleyen araçlar olarak değerlendiriliyor. Yapının küçük ölçeği ve dış mekânla sürekli bağlantısı, özellikle geleneksel kurumsal bakım yapılarında karşılaşılabilen kapalı ve kontrolcü atmosferden uzaklaşmayı amaçlıyor.

Pohjanmaa Yapı Geleneğinin Çağdaş Yorumu
Lagmansgården Reform School’un mimari karakteri Finlandiya’nın Pohjanmaa bölgesindeki geleneksel yapı kültüründen referanslar taşıyor. Sade yapı kütleleri, uzun saçaklar ve küçük ölçekli avlu düzeni bu yerel mimari geleneğin çağdaş karşılıkları olarak projeye aktarılıyor.
Cephede kullanılan düşey ahşap elemanlar da bölgenin geleneksel çıtalı ahşap kaplamalarının modern bir yorumu niteliğinde. Açık renkli kenetli metal çatı ise teknik sistemleri büyük ölçüde gizleyerek yapının yalın geometrisini sürdürüyor.
Bu yaklaşım, geleneksel mimariyi biçimsel olarak tekrar etmek yerine yerel yapı kültürünün ölçek, malzeme ve çevreyle ilişki kurma prensiplerini güncel bir yapı sistemi içinde yeniden yorumluyor.

CLT Yapı Sistemi İç Mekânda Görünür Kalıyor
Ahşap, Lagmansgården Reform School’da yalnızca bir yüzey malzemesi değil, mimari ve taşıyıcı sistemin temel bileşeni.
Okul yapısının taşıyıcı sistemi büyük ölçüde çapraz lamine ahşap (CLT) elemanlar ve lamine ahşap kolonlardan oluşuyor. Spor salonunda geniş açıklıklar lamine ahşap kirişlerle geçilirken, yaşam yapılarında ahşap karkas duvarlar, lamine kolonlar ve CLT paneller bir arada kullanılıyor.

CLT yüzeyler mümkün olan noktalarda kapatılmadan görünür bırakılıyor. Böylece strüktür aynı zamanda iç mekânın malzeme karakterini oluşturuyor. Kontrplak yüzeyler ve ahşap detaylarla birlikte doğal bir iç mekân atmosferi yaratılırken renk paletinde çevredeki ormanın daha sakin tonlarından yararlanılıyor.
Yapıda cam yüzeylerin de taşıyıcı sistemle bütünleşmesi dikkat çekiyor. Ahşap çerçeveli cam duvarların taşıyıcı eleman olarak kullanılması hem yapım aşamalarının azaltılmasına hem de iç ve dış mekân arasında daha kesintisiz bir görsel ilişki kurulmasına katkıda bulunuyor.

Dayanıklılık ile Ev Hissi Arasında Denge
Bir reform okulunun kullanım koşulları, sıradan bir eğitim veya konut yapısından farklı dayanıklılık ve güvenlik gereksinimleri getiriyor. Lagmansgården Reform School’da tasarım ekibinin temel meselelerinden biri, bu teknik gereksinimlerin mekâna kurumsal ve sert bir karakter kazandırmasını engellemek oldu.
Kullanılan yüzeylerin yoğun kullanıma dayanıklı olması beklenirken, malzemelerin doğal karakteri korunuyor. Masif ahşap yüzeylerde zaman içinde oluşabilecek küçük izler ve darbeler dahi tasarımın bozulması olarak değil, yapının yaşanmışlığının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Özellikle konaklama odalarında kullanılan boyalı ve kontrplak yüzeyler dayanıklılığın yanı sıra genç kullanıcıların kendi mekânlarını kişiselleştirebilmelerine de olanak tanıyor. Mobilyalar da değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilecek esneklik ve sağlamlık kriterleri üzerinden seçiliyor.

Kullanıcılar Tasarım Sürecine Katılıyor
Lagmansgården Reform School’un dikkat çekici özelliklerinden biri de kullanıcı katılımının tasarım sürecine dahil edilmesi.
Personel ve genç kullanıcılar, yarışma sonrasında devam eden tasarım geliştirme sürecine katkıda bulundu. Gençler yalnızca renk ve mekân kararlarında görüş bildirmekle kalmadı; bazı ortak alan mobilyalarının üretimine de doğrudan katıldı. Yaşam birimlerindeki sehpalardan bazıları öğrenciler tarafından tasarlanıp üretildi.
Bu yaklaşım, kullanıcıların içinde yaşayacakları mekân üzerinde söz sahibi olmasını tasarımın bir parçası hâline getiriyor. Özellikle bakım ve eğitim yapılarında mekânsal aidiyet, kişiselleştirme ve kontrol hissinin kullanıcı deneyimi açısından taşıdığı önem düşünüldüğünde, katılım projenin sosyal boyutunu güçlendiren unsurlardan biri oluyor.

Düşük Karbonlu Ahşap Yapı
Lagmansgården Reform School’un sürdürülebilirlik yaklaşımında kompakt yerleşim, ahşap kullanımı, enerji verimli sistemler ve düşük inşaat emisyonları birlikte değerlendiriliyor. Proje, Senate Properties tarafından tamamlandığı döneme kadar gerçekleştirilen en düşük karbonlu yapı projelerinden biri olarak tanımlanıyor.
Yapıların ısıtılması jeotermal sistemle sağlanırken enerji kuyuları yaz döneminde taze havanın soğutulması için de kullanılıyor. Enerji sistemini sahadaki güneş enerjisi üretimi tamamlıyor.
Projenin yaşam döngüsü karbon ayak izi okul yapısında 14,07 kg CO₂e/m²/yıl, konaklama yapısında ise 13,05 kg CO₂e/m²/yıl olarak hesaplandı. Her iki değer de Finlandiya’da ilgili yapı kategorileri için belirtilen referans sınırların altında kalıyor.
Ahşap Artıkları Yeni Mobilyalara Dönüşüyor
Malzeme verimliliği yapım sürecindeki daha küçük ölçekli kararlara da yansıyor. CLT elemanların üretiminden kalan parçalar atık olarak değerlendirilmek yerine yeniden kullanılarak açık alan mobilyalarına ve giriş çevresindeki banklara dönüştürüldü.

Bu yaklaşım, ahşabın düşük karbonlu yapı malzemesi olarak kullanılmasının ötesinde üretim sürecindeki malzeme kayıplarının da azaltılmasını sağlıyor.
Projenin yapım modelinde yerel üretim kapasitesinin desteklenmesi de önceliklerden biri oldu. İşlerin farklı paketlere ayrılması orta ölçekli bölgesel firmaların ihalelere katılmasını mümkün kılarken, uygulamanın önemli bölümü yerel yüklenici ve taşeronlar tarafından gerçekleştirildi.
Sanat Günlük Yaşamın İçine Yerleşiyor
Lagmansgården Reform School’un iç mekânlarında sanat da gündelik yaşamın parçası olarak ele alınıyor.
Finlandiya Devlet Sanat Komisyonu tarafından sipariş edilen Camilla Vuorenmaa imzalı “All I Want” adlı altı parçalı çalışma, okulun farklı bölümlerine dağıtılıyor. Ahşap paneller üzerine oyma ve boyama teknikleriyle gerçekleştirilen eserlerde kuş figürleri ve basketbol dünyasına gönderme yapan öğeler kullanılıyor.
Yapının mimari malzemesi olan ahşabın sanat eserlerinde de devam etmesi, mimari ile sanat arasında doğal bir bağ kuruyor. Eserlerin tek bir galeri alanında toplanmak yerine gündelik kullanım mekânlarına dağıtılması ise sanatın kullanıcıların günlük deneyiminin parçasına dönüşmesini sağlıyor.



