Art+Loom ve Katrien Van Der Schueren: Heykelsi Formlar Dokumaya Dönüşüyor

Art+Loom x Katrien Van Der Schueren
Fotoğraf: Art+Loom

Art+Loom, Los Angeles merkezli sanatçı Katrien Van Der Schueren ile gerçekleştirdiği yeni iş birliğinde heykel, malzeme ve dokunsallık üzerine kurulu bir sanat pratiğini halı tasarımına taşıyor. Altı parçadan oluşan koleksiyon, Van Der Schueren’in özgün eserlerinden yola çıkarak geliştirilen el dokuması tasarımlarla sanat nesnesi ile işlevsel ürün arasındaki sınırı araştırıyor.

Bloom, Curio, Sundays, Rise, Circle ve Life adlarını taşıyan koleksiyon, sanatçının farklı ölçek ve malzemelerde ürettiği heykelsi kompozisyonların yün ve ipek aracılığıyla yeniden yorumlanmasına dayanıyor. Amaç, var olan eserleri düz bir yüzeye aktarmaktan çok, onları tanımlayan kabartı, hareket, katman ve düzensizlik hissini yeni bir malzeme üzerinden devam ettirmek.

Art+Loom ile Katrien Van Der Schueren arasındaki iş birliği, tekstil tasarımının dekoratif bir tamamlayıcıdan daha fazlası olabileceği fikrinden hareket ediyor. El işçiliği, farklı hav yükseklikleri ve yüzey oyma teknikleriyle geliştirilen halılar, zemini yalnızca kaplayan bir yüzey olmaktan çıkararak iç mekânda üç boyutlu ve dokunsal bir öğeye dönüştürüyor.

Heykelden Tekstile Uzanan Bir Malzeme Araştırması

Belçika doğumlu, Los Angeles merkezli Katrien Van Der Schueren’in üretim pratiği heykel, mimari müdahale, aydınlatma ve işlevsel tasarım arasında hareket ediyor. Sanatçı, çalışmalarında malzemenin yalnızca biçim üretmeye yarayan bir araç değil, kendi karakteri ve geçmişi olan aktif bir bileşen olduğu fikrine odaklanıyor.

Ahşap, taş, kil, alçı, reçine, metal ve kenevir gibi farklı malzemelerle çalışan Van Der Schueren, yüzeyleri katmanlama, oyma, ekleme ve çıkarma yöntemleriyle biçimlendiriyor. Ortaya çıkan işler çoğu zaman bağımsız heykel ile mimari mekâna yanıt veren yerleştirme arasında konumlanıyor.

Art+Loom x Katrien Van Der Schueren
Fotoğraf: Art+Loom

Art+Loom iş birliğinde ise bu üç boyutlu dil tekstil yüzeyine aktarılıyor. Marka, sanatçının altı özgün eserini seçerek bunları yün ve ipekten üretilen el dokuması halılara dönüştürdü.

Bu dönüşüm sırasında özgün çalışmaların yüzeyindeki düzensizliklerin, yükseklik farklarının ve hareket hissinin korunması temel tasarım kararlarından biri oldu. Böylece koleksiyon, heykelin dokunsal niteliğini tekstil üretiminin olanaklarıyla yeniden kuruyor.

Altı Eser, Altı Yeni Yüzey

Koleksiyonda yer alan Bloom, Curio, Sundays, Rise, Circle ve Life, farklı biçimsel karakterlere sahip olsa da aynı malzeme ve üretim anlayışı içinde birleşiyor.

Tasarımlarda belirgin geometrik öğeler, organik geçişler, kabartılı yüzeyler ve tonal farklılıklar bir araya geliyor. Bazı kompozisyonlarda biçimler yüzeyden yükselirken, bazı bölümlerde oyma ve farklı hav yükseklikleri daha derin bir relief etkisi oluşturuyor.

Böylece halı, üzerine desen basılmış düz bir tekstil ürünü olarak değil, yüzeyinin fiziksel özellikleriyle algılanan üç boyutlu bir tasarım nesnesi olarak ele alınıyor.

Van Der Schueren’in özgün işlerinde görülen hareket ve biçim ilişkisi de koleksiyon boyunca korunmaya çalışılıyor. Kompozisyonların tamamı geleneksel dikdörtgen halı sınırına bağlı kalmıyor; bazı tasarımlar biçimin kendi geometrisine göre şekillenen daha serbest kenarlara sahip.

Bu özellik, koleksiyonun heykelsi karakterini güçlendirirken halı ile yerleştirildiği mekân arasındaki ilişkiyi de daha görünür hale getiriyor.

Fotoğraf: Art+Loom

Dokunsallık Tasarımın Merkezinde

Koleksiyonun üretiminde geleneksel el düğümleme teknikleri kullanılıyor. Farklı hav yükseklikleri, yüzey oyma işlemleri ve malzeme geçişleri sayesinde halılarda katmanlı bir yüzey etkisi yaratılıyor.

Bu yaklaşım özellikle Van Der Schueren’in çalışmalarında önemli bir yere sahip olan dokunma hissinin tekstil ortamında devam ettirilmesini sağlıyor.

Sanatçı, üretim pratiğini malzemelerin “duygusal dili” üzerinden tanımlıyor. Art+Loom ile gerçekleştirilen iş birliğinde de bu dilin yalnızca görsel bir kompozisyon olarak değil, fiziksel olarak hissedilebilen bir yüzeye dönüşmesi amaçlanıyor.

Yün ve ipeğin farklı karakterleri bu noktada tasarımın bir parçasına dönüşüyor. Malzemelerin ışığı farklı biçimlerde yansıtması, hav yüksekliği ve dokuma yoğunluğundaki değişimler, aynı yüzey içerisinde ton ve derinlik farkları yaratıyor.

Sonuçta tasarımın algısı bakış açısına, ışığa ve kullanıcının yüzeyle kurduğu fiziksel ilişkiye göre değişebiliyor.

Sanat ile İşlev Arasında

Art+Loom, koleksiyonu geliştirirken halının yalnızca dekoratif bir aksesuar değil, özgün bir sanat eseri olarak değerlendirilebileceği fikrinden hareket ediyor.

Bu yaklaşım, Katrien Van Der Schueren’in heykel ile işlevsel nesne arasındaki sınırları sorgulayan pratiğiyle de örtüşüyor. Sanatçının üretimleri bağımsız heykellerden mimari müdahalelere ve aydınlatma elemanlarına kadar uzanırken, yeni koleksiyon bu araştırmayı zemin yüzeyine taşıyor.

Fotoğraf: Art+Loom

İş birliği böylece sanat eserinin birebir çoğaltılmasına dayanan bir ürün geliştirme modeli yerine, bir üretim dilinin başka bir malzeme ve teknik aracılığıyla yeniden yorumlanmasını öneriyor.

Heykelde hacim oluşturan çıkıntı ve boşluklar, tekstilde hav yüksekliği ve carving teknikleriyle karşılık buluyor. Sert malzemelerde görülen oyma ve katmanlama etkisi ise ipliğin daha yumuşak ve esnek karakteri üzerinden yeniden kuruluyor.

Bu dönüşüm, aynı biçimin farklı bir malzeme içinde nasıl yeni bir karakter kazanabileceğini de görünür hale getiriyor.

El İşçiliği Ortak Bir Dil Kuruyor

Art+Loom kurucusu Samantha Gallacher, Van Der Schueren’in çalışmalarında özellikle biçim, kompozisyon ve zanaata yaklaşımın marka için belirleyici olduğunu ifade ediyor.

İki tarafın üretim anlayışını bir araya getiren ortak noktalardan biri el işçiliğine verilen önem. Van Der Schueren’in heykellerinde malzemeyle doğrudan kurduğu ilişki, Art+Loom’un geleneksel dokuma teknikleri üzerinden geliştirdiği üretim süreciyle buluşuyor.

Fotoğraf: Art+Loom

Bu nedenle koleksiyondaki halılar, sanat eserlerinin yalnızca görsel görüntülerini aktarmak yerine üretim sürecinin fiziksel izlerini de korumayı hedefliyor.

Yüzeylerdeki küçük düzensizlikler, derinlik farklılıkları ve el işçiliğinden kaynaklanan değişimler, seri üretim ürünlerinde ortadan kaldırılması gereken kusurlar olarak değil, tasarımın karakterini oluşturan unsurlar olarak değerlendiriliyor.

Van Der Schueren de iş birliğinde önemli olanın bir görüntüyü kopyalamak değil, özgün çalışmaların hareketini, dokusunu ve küçük kusurlarını korumak olduğunu vurguluyor.

İç Mekânda Toplanabilir Bir Sanat Nesnesi

Art+Loom’un çağdaş sanatçılarla gerçekleştirdiği iş birlikleri, geleneksel olarak iç mekânın tamamlayıcı unsurlarından biri olarak görülen halıyı farklı bir konuma taşımayı amaçlıyor.

Katrien Van Der Schueren koleksiyonu da zemini bir sergileme yüzeyine dönüştüren bu yaklaşımın devamı niteliğinde.

Halıların işlevsel niteliği ortadan kalkmıyor; ancak kompozisyon, malzeme ve üretim biçimi onları mekân içerisinde güçlü bir görsel ve dokunsal odak noktasına dönüştürüyor.

Bu yönüyle koleksiyon, sanat ile tasarım arasındaki ayrımın giderek daha geçirgen hale geldiği güncel iç mekân anlayışıyla da ilişki kuruyor. Bir nesnenin aynı anda hem kullanılabilir hem de özgün bir sanat pratiğinin devamı olabileceği fikri, altı tasarımın ortak noktasını oluşturuyor.

Koleksiyondaki her halı, Van Der Schueren’in heykelsi dilini taşısa da tekstilin kendine özgü davranışı nedeniyle özgün eserinden farklı bir deneyim sunuyor. Yumuşak yüzey, ışıkla değişen ipek detaylar ve farklı hav yükseklikleri, kompozisyonları yeni bir fiziksel bağlama taşıyor.

Fotoğraf: Art+Loom

Malzemenin Hafızasını Korumak

Van Der Schueren’in sanat pratiğinde hafıza, malzeme ve insan ilişkisi önemli bir yer tutuyor. Sanatçı, farklı malzemelerin sahip olduğu karakteri bastırmak yerine üretim sürecinin bir parçası olarak kabul ediyor.

Bu yaklaşım, yeni koleksiyonun yüzeylerinde de okunabiliyor. Biçimlerin tamamen kusursuz ve homojen hale getirilmesi yerine, özgün çalışmaların düzensiz ve elle üretilmiş niteliği korunuyor.

Art+Loom ile gerçekleştirilen iş birliği bu anlamda bir çeviri süreci olarak okunabilir: heykelin hacmi dokumaya, sert yüzeyler yumuşak ipliklere, oyulmuş katmanlar ise farklı hav yüksekliklerine dönüşüyor.

Ancak bu dönüşüm sırasında özgün eserlerin temel karakterini oluşturan hareket, derinlik ve malzeme hissi kaybolmuyor; aksine yeni üretim tekniği içinde farklı bir biçimde görünür hale geliyor.

Bloom, Curio, Sundays, Rise, Circle ve Life’tan oluşan altı parçalık koleksiyon, böylece halıyı yalnızca mekânı tamamlayan dekoratif bir katman olarak değil, mimari iç mekânla fiziksel ve görsel ilişki kuran bir tasarım nesnesi olarak ele alıyor.

Art+Loom ve Katrien Van Der Schueren iş birliği, çağdaş sanatın malzeme araştırmasını geleneksel tekstil zanaatıyla bir araya getirirken heykelsi bir fikrin farklı bir ölçekte ve farklı bir kullanım bağlamında nasıl yaşamaya devam edebileceğini araştırıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir